ELVEDA RUMELİ
“Bu dünyada ebedi bir acı yok. İnsan unutmasa bile zamanla alışıyor.”
Hasan, Nazmi efendi, Hüseyin, Azize hanım, Hayriye, Meliha, Hidayet, Münevver, Abdullah, Ethem kahya, Hatip Salim, Berber Necmi, Kara Ahmet, Recep bey, Fatma hanım, Emine, Boris Nikolov, Eksper Aleksandır, Kabil, Kazancı Hristo, Ormancı Marko, Lütfiye, Mümin, Rıfat, Tıbbıyeli İzzet Muhsin (Con İzzet), Nesibe, Fikriye, Dimitır, Rüstem efendi, Mukaddes, Ali Osman hoca, Talat, Rüstem ve Celil Zahit Efendi ile yıllar öncesine gittik. Başka karakterler de var ama ben en çok önemli olanlarını yazdım. Molla ağalar ve Koca Mehmetler ailesi arasında yaşanan tatsızlıklar, kötü olaylar ve savaş anlatılmış. Özellikle Hasan karakteri baş rolde, onun yaşadığı ayrılık, mutluluk, hüzün ve acılar kaleme alınmış. Bu eseri çok erteledim, savaş içerikli diye fazla ön yargı ile bakmışım ancak tahmin ettiğim gibi değilmiş. Eserde savaş içeriği fazla değildi.
Eserin bir bölümünde Azize ve Hayriye hanımın Emine’yi yakınının cenazesine salmaması, ailesine duydukları kini ondan çıkarmış olmaları beni de derinden etkiledi. Emine’nin o anki durumuna çok üzüldüm… Bunun üzerine Emine’nin ilenci “Bana bu acıları yaşattınız ya Allah da size ayrılık göstersin.” diye söyledikten sonra ‘Kolera Yıllarında Hac Yolculuğu’ bölümünde yaşananlar ve sonrasında Azize hanıma gelen haber sonrası ister istemez ilahi adalet dedirtiyor… İnsanoğlu ettiğini yaşamadan ölmüyor…
Yazarımız diğer eserlerindeki gibi yine akıcı bir dille yazmış eserini. Bir film gibi… İki ailenin yaşadığı acılar, hüzünler, ayrılıklar üzerine gelen mutluluklara bile sevinememeleri… Hasan’ın 18 yıl İstanbul’da okuyup memleketine gelmesi ve oraya çiftçilik ile ilgili yenilikleri getirtip kabul ettirmesi sonucu işlerinin daha iyiye gitmesi Nazmi efendiyi