Başkalarını Eğitirken Kendilerini Unutanlar

Er Riaye

Haris El Muhasibi
Tahmini Okuma Süresi:
14 sa. 17 dk.
Sayfa Sayısı:
504
Basım Tarihi:
2022
İlk Yayın Tarihi:
2020
Yayınevi:
Debir Yayınları
ISBN:
9786056998546
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·504 syf.··
2025 12. kitabı
·
63 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2025 13:46
Kitap hakkında yaptığı değerlendirmesinde Prof. Hülya Küçük Haris el-Muhasibi'nin tasavvufu için şöyle demektedir: "Kur'an ve hadise dayanan amele vurgu yapar. Muhasibi insanın kendi kendine yapacağı sorgulamanın önüne geçecek hiçbir uygulamanın olamayacağını söylemeyi de ihmal etmez. Zaten onun el-Muhasibi diye anılmasının sebebi, nefis muhasebesi konusundaki titizliği ile tanınmış olmasıdır." Kitap sekiz kısımdan oluşuyor; Allah'ın Kitabı Riya Kitabı Kendi nefsini ve kardeşlerini tanıma kitabı Nefsi tanıma/ nefse karşı uyanık olma/ uyarılar kitabı Kibir (tekebbür) kitabı Aldanma Kitabı Hased (çekememezlik) kitabı Müridin Eğitim kitabı ( Muhasibi "mürid" kelimesini, tasavvufun "tarikatler dönemindeki manasına değil, Allah'ı isteyen, kalbinde O'nun sevgisini, hukukuna riayeti yerleştiren kimse" manasına kullanmaktadır.) Beğenerek okuduğum bir kitaptı. Bazen o kadar ayrıntıya girilmişti ki, bahsedilen hasletlerin yalnızca bir alimde bulunabileceğini düşündüm. Sonra fark ettim ki,o bazı hususları ben yaşamım ile basitleştiriyorum ve aldanıyorum. Vakit vakit çok derin hesaplar yaptığını düşünsemde kendi nefsim üzerinde biraz düşününce bu durumların bazılarının bende de bulunduğunu, perde arkasında gizlediğimi ve böyle düşünerek aslında kendimi aldattığımı düşündüm. Nefsini ciddi bir hesaba çekmek isteyenler için eşsiz bir eser. Rabbim okuyacak olanlara faydalı kılsın ve bütün Müslümanlara merhamet etsin. Muhakkak O, Gafur ve Rahim olandır.
Er RiayeHaris El Muhasibi · Debir Yayınları · 202231 okunma
Puan vermedi·504 syf.··
2025 1. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2025 04:20
Çok beğenerek okuduğum bir kitap. Yer yer muhasebenin dibine vurduğunu, hatta deyim yerinde ise kılı kırk yardığını ve bunu gereksiz yaptığını düşünsemde biraz yoklayınca bazı olumsuz hasletlerin kendi nefsimin içinde gizli durduğunu fark ettim. İnsan kötü bir ameli yapar pişman olur sora tekrar yapar mecbur kaldığına inanır sonra tekrar yapar ve artık uygun kılıf hazırdır. Ben yapmasam başkası zaten yapacaktı : ) ... İnsan en çok kendini aldatır aslında. Ve bu kitap tüm aldanışların ardında kendimiz için gizlediğimiz yalan gerçeklikleri (bahaneleri) görmemize yardımcı bir eser kanaatimce. Bazı yerlerinde anlamaktan acze düştüğüm oldu, tekrar tekrar okumak zorunda kaldığım paragraflar ama yabancısı olduğunuz bir adresin sokağında bir kaç tur fazladan atmak insana pek bir şey kaybettirmez zannımca. Bazı hususlar öyle işlenmiş öyle ayrıntılara girilmiş ki sanki yaaa bu kadar ayrıntı içinde yaşamak imkansız gibi hissettim. Ama sonra anladım ki beni yoran üzen detaylı ayrıntılar değil kendi hayatımı alelade yaşamaya alışmışlığım. Ciddi bir nefis muhasebesi yapmak isteyenler için emsalsiz bir eser. Mizana varmadan ağırlıklardan kurtulmak için dahi dengeyi daha olumlu kurmak için müracaat edilecek işinin ehli bir muhasebeci : ) rabbim okuyacak olanlara istifadeli kılsın. Amin.
Er RiayeHaris El Muhasibi · Debir Yayınları · 202231 okunma

Yazar Hakkında

Haris El MuhasibiYazar · 27 kitap
Muhtemelen 165 (781) veya 170 (786) yılında Basra’da dünyaya geldi. Rebîa kabilesinin Aneze koluna mensuptur. Nefis muhasebesi hususundaki titizliğinden dolayı “Muhâsibî” diye tanınmıştır . Hâris el-Muhâsibî, İslâm Dünyâsı’nın siyâsî ve düşünce yaşamı olarak paramparça olduğu, her ikisinde de otorite mücâdelesinin verildiği karışık bir zamanda Dünyâ’ya gelmiştir. İkinci İslâm halîfesi Ömer bin Hattab’tan sonra Osman bin Affan ve Ali bin Ebî Tâlib’in şehit edilmeleriyle başlayan siyâsî karışıklık sâdece siyâsî bölünmelere değil, aynı zamanda mezheplerde ve düşüncede bölünmelere sebebiyet verdi. Dördüncü halîfe ve taraftarlarına düşman olan Emevîler, üçüncü halîfe Osman ve taraftarlarına düşman olan Şiîler, önceleri Ali’ye taraftar olup sonra Amr bin el-As’la anlaşmasından dolayı ona da düşman olan Hâricîler ve herhangi bir gruba düşmanlığı olmayan Ehl-i Sünnet gibi pek çok fikrî cerayanlar oluşmuştu. El-Muhâsibî’nin doğduğu Basra, Mu’tezile okulunun da kurulduğu yerdir. O zamanlar özellikle kader ve insan irâdesinin özgürlüğü meselesinde farklı farklı inanç ekolleri türemişti. Kaderci olan Cebrîye, aynı zamanda Emevî iktidârının desteklediği bir mezhepti. Mu’tezileyse Abbâsi iktidârı zamânında desteklenmiştir. Hasan El-Basrî ekolünden gelen Ehl-i Sünnet, yâni Sünnî inanışıysa Ebu Hanîfe (H. 150), İmam Mâlik (H. 179), İmam Şâfiî (H. 204) ve İmam Ahmed bin Hanbel (H. 150) ile temel ilkelerini belirleyip sistematikleştirilmişti. Ebu Hanîfe ve Ahmed bin Hanbel, bulundukları devrin iktidarları tarafından değişik işkencelere mâruz kalmış ve nihâyetinde şehit edilmişlerdir. Hicrî 3. asır, Mu’tezile mezhebinin ve Şiîliğin Abbâsi hilâfeti tarafından rağbet gördüğü yıllardır. Abbâsi halîfesi El-Me’mun, hocalarını Mu’tezile ve Şiî seçmişti. Hocalarının telkinleriyle minberden Şiîlerin düşman olduğu peygamberin arkadaşıMuâviye hakkında lânetler okutmuş, halkı ve âlimleri Mu’tezile olmaya zorlamıştır. Ahmed bin Hanbel ve birkaç âlim dışında herkes bu baskılara boyun eğmek zorunda kalmıştı. Aynı baskılar El-Mu’tasım zamânında da devam etmiş, bu devirde Ahmed bin Hanbel Sünnîlik’in bayraktârı olmuştur. Hicrî 219 yılında Ahmed bin Hanbel’e Kur’ân’ın mahluk olduğunu söyletmek için 30 kırbaç vurdurmuş, kendisinden sonra gelen El-Vâsık’sa Kur’ân’ın mahluk olduğunu kabul etmeyen Ahmed bin Nasr-ul Huzâî’yi öldürtmüştür. Ahmed bin Hanbel’in de ev hapsinde tutulmasını emretmiştir. Sonuçta bu çağ günümüze kadar etkisini sürdüren olayların vukû bulduğu bir çağdır. Hâris el-Muhâsibî’nin annesinin Sünnî, babasının ise Kaderî olup aralarında bu nedenle fikrî tartışmaların olduğu söylenmektedir. Buradan el-Muhâsibî’nin kültürlü bir ailede yetiştiği sonucu çıkarılabilir. Zâten o zamanlar Kadercilik aristokrat kesim tarafından kabul görüyordu. Bir rivâyete göre Hâris, insanların etrâfını sardığı bir halde Bağdat sokaklarının birinde babasının yakasına yapışıp Annemi boşa! Onun dîni ayrı, senin dînin ayrı! diye bağırmıştır.Buradan kendisinin çocukken de annesinin tarafında, yâni Sünnî olduğu çıkartılabilir. Hâris el-Muhâsibî’ye babasından büyük miktarda bir para mîras kalmış, ancak bu mîrâsı takvâya uygun görmediğinden ve mesleği tasavvuf olduğundan almamıştır.