Yatılı okulda küçük yaşta hayatları kesişen Öykü ve Firuze’nin hikayesini buluyoruz satırlarda. Ortaokulun başlangıcından üniversite yıllarına kadar süren, kırılgan, kızgın, naif, samimi bir dostluk hikayesi onlarınki. Birbirlerine yoldaş olarak büyüyen, her türlü zorluğa beraber göğüs geren, ayrı iki bedene ama aynı ruha sahip çocuklar. Asıl hikaye yatılı okulda olmalarına neden olan etmenlerde. Yine benzer geçmişler, aile çıkmazları, anne-baba sorunları, travmatik olgular. Yani söylemesi ve anlatması kolay olan ama derininde can acıtan, yürek burkan konular.
Üniversite sınavından sonra bu iki yoldaş bir yol ayrımına giriyor. Firuze aniden ortadan kayboluyor. Öykü aylarca, yıllarca dostunu arıyor ama hiçbir şekilde ulaşamıyor, haber alamıyor. Tam 20 yıl sonra bir gün hiç ummadıkları bir anda, tahmin edemeyecekleri bir şekilde karşılaşıyorlar. Peki neredeydi bunca zamandır Firuze? Öykü’yü görünce ne yaptı? En önemlisi de onlar artık aynı kişilermiydi? Birbirlerini bıraktıkları gibi bulabildilermi? Geçmiş ve günümüz şeklinde gelişen konularda, karakterlerin geçmişle yüzleşmesini ve hesaplaşmalarını okuyor, gizem perdesini aralıyor, öngöremediğimiz sırlara vakıf oluyoruz.