(MUKADDİME)
Bu kitabı neden okudum? Benimle uzaktan yakından ilgisi olmayan, bulunduğum ve yaşantımı sürdürdüğüm konum itibariyle de bu okumalara girişmemem, uzak durmam, uzaktan teşhis koymam gerekirken bu tehlikeli(!) alana neden ayak bastım?
Bilmeliyim. Kısa ve net cevabı budur bu sorularımın. Neye karşı olduğumu bilmeliyim, inandığım dine dayanarak yeni bir dünya kurmam gerektiğine inanıyorsam, pergelin sabit noktasını sağlam akideye, hareket etmekle muttasıf noktasını ise farklı dünyalara açmalıyım. Neye niçin inandığını bilmeyen, kendi inançlarına sözlü saldırıda bulunsa cevap vermekten aciz kalacak olan, karşı tarafın yönelttiği soruyla afallayanlardan olmamak için çağı tanımalıyım. Çünkü iyi biliyorum ki ‘tanımaz isem tanımlanırım!’
Batı, müspet ilimlerin şu an tepesinde, elinde ve yüzünde bir buhran belirtisiyle beraber zulmettiklerinin kan izlerini taşıyor. Teknik onu öylesine kamçıladı ki kendini kaybetti ve şu an sağa sola saldırmaya devam ediyor. Peki neden? Doğu aşağıdan ona doğru bakmak dahi istemiyorken bu zorba adamın oradan yaptığı zulümlere karşı aşağıdan neyi niçin yaptığını bilmeden cahil cesaretiyle deli dolu konuşmak mıdır bu zorbayı alt etmek? Bu mu benim evrensel diye savunduğum dinimin bana öğretisi? Hayır, bu çağda yaşayan gencim ben, ama çağı yaşamamalıyım, yaşarsam inandıklarımı anlamamışımdır çünkü. Artık bırakalım kısır tartışmaları, Allah Teâlâ’ya inancı olmayanlar meal okuyarak dini anladıklarını zannededursunlar; söylediği saçmalıklara, hevasını put kılışına sen neden kendi araçlarıyla karşılık vermiyorsun Mümin kardeşim? Mücerret aklı merkeze koyana karşı mücerret akılla savaşmalı. Kaleme karşı kurşun sıkamazsın, ama kalemini en keskin kurşun kılabilirsin. İşte, felsefe okuyorsam ve bir müddet okuyacaksam bu sebepten okuyacağım.