Ferhat ile Şirin, birbirine kavuşamayan iki aşığın masalını konu alan bir anlatı. Yazar, çok eski bir aşk masalını şiir tadında anlatmış bizlere. Nakış ustası Ferhat'ın Şah'ın yeğeni Şirin Sultan'a olan aşkını anlatmaktadır. Ferhat'ın Şirin'in aşkı için dağları delmesi anlatılmakta. Ferhat'ın karşısına birçok engel çıkar. Kocaman dağ engelini yener ancak kurnaz insanoğlunun onun karşısına çıkardığı engeli yenemez.
Ferhat ile Şirin, sade ve şiirsel anlatımıyla okunmaya değer bir eser olarak görülmelidir...
Şirin; güzeller güzeli şah yeğeni, Ferhat’ın sevdasına dağlar deldiği kız.⠀
Ferhat; ülkenin en genç nakkaşı, Şirin’in aşkına yanıp kül olduğu genç adam. ⠀
⠀
Kıskançlığın bu dünyada bulunan ve insanın karşısındakine gizliden gizliye en çok zarar veren, aşkın da her şeyi yenmek için gerekli olan en güçlü duygu olduğunu tekrardan gördüm bu kitapta. Aşkın en güzel halini ama hasetin, bencilliğin en fena halini gördüm ki sonunu bilmeme rağmen hep bir umut ile bekledim Ferhat ve Şirin’in kavuşmasını. Bildiğim sona geldiğimdeyse buruk bir şekilde kapattım kapağı ama Ferhat’ın Şirin’e olan sevdasını okurken o sevdayı iliklerime kadar hissetmiş olmam kitabı baş ucu kitabım yapmama yetip de arttı.⠀
Ferhat artık ötelerin ötesindeydi... Şirin’e ulaşınca Ferhat’ın ölüm haberi, yüreği yerinden oynadı Şirin’in, zaman lâl kesildi onda. Her şey sustu bir an onun dünyasında. Ağıtsı bir feryat duyuldu sonra. Bu ağıt tarih boyunca onları, Arranlıları, hatırlatacak bir ağıttı. Yankılanıp durdu tarihin aynasında onların bu ağıtı. Sevinç ile hüznü bir arada yaşadı Arran şehri. Suya kavuşmanın sevinci ve aşık Ferhat'ın ölüm hüznü… Şirin Sultan dayanamadı bu ayrılığa ve Ferhat’ın mezarına uğradı yolu çok geç olmadan. Kapandı mezarına Ferhat’ın ve düştü toprağa Şirin Sultan… İki mezar yan yana yatmaktadır o gün bugün. İki mezarın başında iki taş, parçalanan Bisütun dağından.
İşte bildiğimiz Ferhat ile Şirin hikayesinden bir parça verdim yukarıda. Çok güzeldi. Bu hikayeyi eminim ki her okuyan böyle bir aşk ister hayatında. Ama çok zor… Herkese tavsiye ederim. Hep duyduğunuz Ferhat ile Şirin hikayesini bir de okuyun bakalım…
"Bir hikaye söyle denildi. Toprağın sesini duymakta mısın? Peki,külüngün sesini. Dinle gümm... Gümmm.."
Şiir tadında bir anlatım ve uzun zaman bildiğimiz Ferhat ile Şirin efsanesinin bence farklı hali. Etkileyici. Sadece 95 sayfa ile hissedilen Ferhat ile Şirin'in çaresizliği. Keyifle okuyacağınız bir anlatım olmuş. Sevgiler.
"Kalplerin mülkiyeti ondadır, insanların kalbine sen hükmedemezsin."
"Ferhat dağa baktı bir an, içinden Şirin dedi "aşk hû" dedi, eğildi. "Emriniz başım üstüne Şah'ım."
Yoğun tempolu geçirdiğim şu günlerde, bir yandan okumaya gayret gösteriyorum ve kütüphanede uzun zamandır duran bu kitabıma elim gitti. İnce oluşuna aldandım, az ama öz bir kitap.
Ferhat'ın Şirin'e duyduğu aşkın karşısında dağlar bile dayanamayıp erimişken, zehirli düşünceli, kıskanç insanlar aşka engel olmuş. Beni en çok etkileyen kısmı ise Cüneyd'den bahsedilen, savaşan askerlerden ve onları bekleyen nişanlılarından söz edilen kısımdı.
Etkileyici, sade, şiirlerle içinize dokunan bir anlatım. Ben çok keyif alarak okudum. Okumayanlara tavsiye ediyor, iyi okumalar diliyorum.
Ferhat İle Şirin
Ötelerin ötesinde ama geçmişten gelen bir ötelerin ötesinde yaşayan Ferhat …
Şah Mehmene Banu’nun Şirin adında güzeller güzeli bir yeğeni varmış.Şirin Şah Mehmene’den güzelmiş.Şah Mehmene Banu nefsine ve kıskançlığına esir düşmemek için Şirin’e dillere destan bir , sütunlarla süslü, yıldızların astrolojik dizilimi ile bezenmiş bir köşk yaptırmış.
“Birini sevmek isteyipte sevemiyorsan, onun için dua et ve onun için güzel işler yap.Kalbinin yumuşadığını göreceksin.” Sözünü dinlemiş.
Köşkün sunum günü babası ile Ferhat iltifatlara mazhar olurken ; Ferhat ile Şirin için zaman durmuş.Gitgide olay örgüsünde Ferhat’ın saraya su getirmesi istenmiş, getirmiş.
Gölgesi şehrin üstüne hayalet gibi düşen dağ , sanki gerindi.
Bisûtun dağından su getirilmesine rağmen Şirin Ferhat’a verilmemiş.Ferhat’ın yardımına Hürmüz Şah yetişmiş.Şah’ın karısı ile başlayan hüzünler silsilesi ve yitirilen yaşamlar..
Lakin hikaye örgüsü buradan sonra dallanıp budaklanıyor ve herkesin bildiği gibi iki aşık hikaye sonunda can veriyor.
Evet değer.Gerçek aşka ulaştıran her hüzne değer… Hüznün değdiği yere aşkın merhameti iner.
Şerh kalp ile imiş böyle hikayelerde ve kalp, söz ile konuşmazmış efendim.
Ferhat’ın Şirin için dağları deldiği aşkını okumayan olsa da bilmeyen yoktur herhalde. Yazar tarafından şiirsel bir dille anlatılmış aşk hikayesi okurken yormuyor, akıcı bir şekilde ilerliyor.
Fatma Şengil Süzer
1970 Eskişehir doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Eskişehir’de tamamladı. Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunudur. Şiir ve öyküleri Dolunay, Albatros, İkindi Yazıları, Kardelen, Dergâh ve Hece dergilerinde yayımlandı. Vahiy sürecinde kadınların rollerini ele alan Kadın Oradaydı adlı kitaba Hz. Fatma’nın yaşam öyküsü ile katkıda bulunmuştur. Çocuklar için yazdığı Gelincik Şarkısı, Almancaya çevrilmiş ve Das Klatschmohn Lied adıyla basılmıştır.
Yapıtları
Su Siyah (1997)
Ferhat ile Şirin: Aşk Hû (2000)
Avlunun Uğultusu (2002)
Gelincik Şarkısı (2006)
Söyle Sessizlik (2013)