Yolculuk hikâyesi ve umut arayışı. Hepimizin içinde bir umut vardır fakat o orda öylece durur fısıldar zaman zaman ve biz duymamaya başlarız zamanla, bir reaksiyon göstermeyiz, kendi düzenimizden konforlu alanımızdan çıkmak zannedildiği gibi kolay bir şey değildir. Biliyoruz ki o umudun peşine düşmek güç gerektir cesaret gerektirir özgüven gerektirir. Karakterimiz de tam da böyle bir karakter. Gülfeza içimizdeki bir yerlere dokunuyor. Bu topraklardan çıkmış bir kadın. O kadar sahici ki o kadar gerçek gibi ki Gülfeza 'yı yadırgayamadım öylece zihnime kalbime yerleşti sevabıyla günahıyla. Hayran kaldım uğruna savaştığı davasından bir an bile olsa geri durmamasına mücadelesinden taviz vermeyişine cesaretine korkularına rağmen güçlü durmasına. Çünkü korkularımızdır bizi güçsüz kılan. Kızdım ve de sonrasında anladım ki haksızlık ediyorum anladım Gülfeza'ya acıdım. Gülfeza beni o kadar çok duygu yelpazesi içine soktu ki şaşırdım kaldım.
Kitabı sanki bir film izlermiş gibi okudum. Yolculuk hikayelerinin ayrı bir tadı lezzeti oluyor bambaşka bir diyara bambaşka bir serüvene atılacakmış gibi hep bir bilinmezlik ve o bilinmezliği merakla bekleme hâli. Bu duyguyu çok seviyorum. Bu kitap da böyle bir yolculuk hikâyesi içinde umut arayan ve onun peşine düşen ve tabi ki içinde kalp ağrısı yaşatan yaşatacak olan bir kitap.
Bu kitabı benim canım eşim yazdı bir kadın karakteri bu kadar iyi analiz etmesine hayran kaldım. Seninle o kadar çok gurur duyuyorum ki sevgilim kaleminin gelişimine şahit olmak ve bunun bir eser olarak çıkması ve okuyacak olanların olduğunu bilmek bambaşka hissettiriyor. Gurur ve onur. İki kelimeyle hislerim bu yönde. Kalemine, yüreğine, hayal gücüne, ilhamına, zihnine, dimağına sağlık. Tebrik ediyorum