·
Okunma
·
Beğeni
·
148
Gösterim
Adı:
Güneşte
Baskı tarihi:
1989
Sayfa sayısı:
78
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Herhangi bir sözcüğün işitimsel imgesini, anlıkta ona karşılık düşen kavramla buluşmadan yakalamak ve anlamak bir tansıktır, bütün tansıklar gibi şiirle eşdeğerlidir. Bilmediğimiz bir yabancı dilin işitimsel imgeleri bizde bu tansığı yaratamaz. Ama bilmediğimiz bir yabancı dilin onomatopeleri yaratabilir.
Ne var ki onomatopeyi dil saymak yanlış olur, dil ile doğa arasında, daha çok doğaya yakın bir ses topluluğudur o. Dil doğadan çıkmamıştır, çünkü en arı kültürdür. Böyle olmasından ötürü de içeriğinden kolayca soyutlanabilir. Hiçbir sözcük, simgelediği nesneden birşeyler taşımaz kendinde. Nesnelerle sözcükler birbirlerinden kesinlikle ayrılmışlardır, böyle olduğu için de yanyana yaşamak zorundadırlar. Nesneleri anlamanın olanağı yoktur. Herhangi bir otu topraktan çıkarıp bakın, onu elinizden atacaksınızdır, başka bir şey yapamazsınız; çünkü ot kendi kavramını bilmez ve dil söylemek için değil, işitmek içindir. Herşey kulakta oldu bitti. Rimbaud, yıldızların hafiften fru-fru ettiklerini duymuştu: Öyle ise ne dediklerini de anlamıştır. Anlamak nesneleri yansıtmakla gerçekleşir. Anlam dünyası bomboştur ve orada gözün hiçbir yeri yoktur. Biz bu boşluğu tam öğrenirken kaçırmışızdır. Şimdi şiirle yoklamaya çalışıyoruz onu.
78 syf.
·Beğendi·8/10
"İşte gene yollara düştüm
Hem yalnızım, hem değilim."

Kitaba bu mısralarla başlamayı tercih etmiş olan Melih Cevdet Anday, kitabı sadece kendi yazmadığını samimiyetimize güvenerek belirtmiş. Çünkü bu kitabı okurken Macbeth'le, İkarus'la, Timur'la karşılacaksınız. Daha şanslı olanlar, kendini bulacak.

Şair kitabın açıklama bölümünde diyor ki: "Anlam dünyası bomboştur ve orada gözün hiçbir yeri yoktur. Biz bu boşluğu tam öğrenirken kaçırmışızdır. Şimdi şiirle yoklamaya çalışıyoruz onu." İçerisindeki şiirsel düzyazılar tamamen bu doğrultuda yazılmış.

Günümüzde basımı belki yok, lakin toplu şiirler ya da bütün şiirler adı altında basılan kitapları sevmiyorsanız benim gibi, ikinci el olarak sahaflarda denk gelebilirsiniz.
Uyuduk mu eşit oluruz
Ne tutku, ne gurur, ne umut
Üşüyorsan ısıtır seni.
Birçoğu ölüme benzetti,
Belki de rüya görmek, dedi Hamlet
Ya Don Quijote ne demek istedi:
Ölsen ölünmüyor, yaşasan yaşanmıyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Güneşte
Baskı tarihi:
1989
Sayfa sayısı:
78
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Herhangi bir sözcüğün işitimsel imgesini, anlıkta ona karşılık düşen kavramla buluşmadan yakalamak ve anlamak bir tansıktır, bütün tansıklar gibi şiirle eşdeğerlidir. Bilmediğimiz bir yabancı dilin işitimsel imgeleri bizde bu tansığı yaratamaz. Ama bilmediğimiz bir yabancı dilin onomatopeleri yaratabilir.
Ne var ki onomatopeyi dil saymak yanlış olur, dil ile doğa arasında, daha çok doğaya yakın bir ses topluluğudur o. Dil doğadan çıkmamıştır, çünkü en arı kültürdür. Böyle olmasından ötürü de içeriğinden kolayca soyutlanabilir. Hiçbir sözcük, simgelediği nesneden birşeyler taşımaz kendinde. Nesnelerle sözcükler birbirlerinden kesinlikle ayrılmışlardır, böyle olduğu için de yanyana yaşamak zorundadırlar. Nesneleri anlamanın olanağı yoktur. Herhangi bir otu topraktan çıkarıp bakın, onu elinizden atacaksınızdır, başka bir şey yapamazsınız; çünkü ot kendi kavramını bilmez ve dil söylemek için değil, işitmek içindir. Herşey kulakta oldu bitti. Rimbaud, yıldızların hafiften fru-fru ettiklerini duymuştu: Öyle ise ne dediklerini de anlamıştır. Anlamak nesneleri yansıtmakla gerçekleşir. Anlam dünyası bomboştur ve orada gözün hiçbir yeri yoktur. Biz bu boşluğu tam öğrenirken kaçırmışızdır. Şimdi şiirle yoklamaya çalışıyoruz onu.

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Sefa Dere
  • Zeynep Gökçe Özdemir
  • Bey Böyrek
  • Uğur
  • Hüseyin Sabuncu
  • Ahmet Leman

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%50 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0