Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 13 dk.
Sayfa Sayısı:
78
Basım Tarihi:
1989
Yayınevi:
Adam Yayınları
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·78 syf.··
Beğendi
·
2017 98. kitabı
"İşte gene yollara düştüm Hem yalnızım, hem değilim." Kitaba bu mısralarla başlamayı tercih etmiş olan Melih Cevdet Anday, kitabı sadece kendi yazmadığını samimiyetimize güvenerek belirtmiş. Çünkü bu kitabı okurken Macbeth'le, İkarus'la, Timur'la karşılacaksınız. Daha şanslı olanlar, kendini bulacak. Şair kitabın açıklama bölümünde diyor ki: "Anlam dünyası bomboştur ve orada gözün hiçbir yeri yoktur. Biz bu boşluğu tam öğrenirken kaçırmışızdır. Şimdi şiirle yoklamaya çalışıyoruz onu." İçerisindeki şiirsel düzyazılar tamamen bu doğrultuda yazılmış. Günümüzde basımı belki yok, lakin toplu şiirler ya da bütün şiirler adı altında basılan kitapları sevmiyorsanız benim gibi, ikinci el olarak sahaflarda denk gelebilirsiniz.
Şiir
GüneşteMelih Cevdet Anday · Adam Yayınları · 198935 okunma
10/10
·78 syf.··
2025 55. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2025 00:00
Okurken sanki her şeyin ağır ağır çözülüp kaydığını hissediyorum; sanki dünya, ışığın içinde eriyor da biz, geriye kalan gölgemize tutunmaya çalışıyoruz. “Çünkü saatler dardır, her şeyi almaz” diyor Anday işte bu dizeyle başlıyor insanın zamanı kavrayamama hâli. Saatler dar, dünya dar, hatta varlık bile dar. Her şey sığmaz hayata; fazlası taşar, yok olur, çözülür gider. Şiirdeki “güneş” sıradan bir ışık değil, varlığın sınavı gibi. Onun altında her şey çözülüyor; mısırlar, bahçeler, kuşlar, çocuklar, tekneler… Doğa sanki yavaş yavaş yanıyor ama sessizce. Bahçıvan dilsizdir; kaygısını anlatmaz ama yağmursuzluğun yükü omzundadır. Zamanın akışı, doğanın döngüsüyle birleşiyor: büyüme, kuruma, bekleyiş, çözülme. Anday’ın dizelerinde doğa, bir dış manzara değil; insanın iç evreninin yansıması. O “güneş”, hem dışarıda doğan yıldız, hem de içimizde yanan bir zamandır. Her dizede bir sessizlik duvarı örülür. Kuşlar uçmaz, çocuklar uzakta oynar, bir keçi geçer, bir araba el sallar. “Belki tanıdık, belki değil.” Zaman burada bile akmaz; bir “belki”de takılıp kalır. Bu “belki”, insanın süreksizliğinin yankısıdır. Anday’ın “süreksizliğin eşanlamı” dediği şey, hayatın ta kendisidir. Güneşin altında her şey bir süre vardır; sonra çözülür, bir yana kayar, yerini sessizliğe bırakır. Şiirin ilerleyen bölümlerinde evin içindeyiz: ocaktan çorba kokusu geliyor, köpek, kedi, kitaplar, mavi bir şişe, donmuş bir gül. Bütün bu eşyalar, insanın yaşantısının sessiz tanıkları gibi. Zaman, bu eşyalar arasında kalın bir toz gibi birikiyor. Anday burada yaşamın en sıradan anlarını bile metafizik bir yoğunlukla dolduruyor. Sıradanlık, şiirin içinde bir tür kutsallığa dönüşüyor. Çünkü o sıradanlık da güneşin altında çözülmeye mahkûm. Ve şiirin sonunda Breughel’in bir tablosu çıkar karşımıza:
Şiir
GüneşteMelih Cevdet Anday · Adam Yayınları · 198935 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Melih Cevdet AndayYazar · 68 kitap
Melih Cevdet Anday (13 Mart 1915, İstanbul - 28 Kasım 2002, İstanbul), şair, tiyatro oyunu, roman, deneme, makale yazarı. Lise arkadaşları Orhan Veli ve Oktay Rifat'la birlikte ortaya çıkardıkları Garip Akımı ile Türk şiirindeki yenilenmeyi başlatmıştır. Kolları Bağlı Odysseus ile kendine özgü felsefi şiir akımını başlatmış, Garip Akımı`ndan ayrılmıştır. UNESCO'nun Courrier dergisi, 1971 yılında onu Cervantes, Dante, Tolstoy, Unamuno, Seferis ve Kawabata düzeyinde bir edebiyat adamı olarak gördüğünü açıklamıştır. İstanbul'da doğan Melih Cevdet Anday'ın çocukluğu Kadıköy Bahariye'de geçti. Ortaokula kadar İstanbul'da eğitim gördü. Liseyi ise Ankara'da, Gazi Lisesi'nde tamamladı. Lisede okuduğu sırada, Orhan Veli ve Oktay Rifat ile tanıştı. Liseyi bitirdikten sonra bir süre Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Daha sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ne kaydoldu. Ancak Devlet Demiryolları'nda memur olarak çalıştığı için öğrenimine devam edemedi. Çalıştığı kuruluş tarafından sosyoloji öğrenimi görmek için Belçika'ya gönderildi. Ukde isimli şiiri 1936'da Varlık Dergisi'nde yayımlandı. Bunun ardından şiirleri Ses, Yaprak, Yeditepe, Papirüs, Yeni Ufuklar, Yeni Dergi, Soyut, Ataç, Dönem, Yön gibi dergilerde yayınlandı. Orhan Veli ve Oktay Rifat ile birlikte 1941 yılında Garip isimli şiir kitabını çıkardı. Hasan Âli Yücel'in tavsiyesi ile Milli Eğitim Bakanlığı Neşriyat Müdürlüğü'ne memur olarak atandı. 1946 seçimleriyle birlikte bakanlığın el değiştirmesi sonrasında önce yeniden askere alındı, sonra Konya'ya atandı. Ancak bu atama daha sonra geri alındı. Anday, bir süre sonra bu görevinden ayrılarak İstanbul'a döndü. 1953-1954 yılları arasında Akşam Gazetesi'nin edebiyat ve sanat sayfasını hazırladı. Fikirleri sebebiyle işten çıkarıldı. Doğan Kardeş Yayınları'na geçti ve çeviriler yaptı. Buradaki görevinden de aynı sebeple ayrılmak zorunda kaldı. 1958'den itibaren Tercüman, Büyük Gazete, Yeni Tanin ve İkdam'da kendi adıyla ve çeşitli takma adlarla denemeler ve makaleler yazdı, tefrika romanlar yayınladı. 1960'ta Nadir Nadi'nin desteğiyle Cumhuriyet'te köşe yazıları yazmaya başladı. Bu gazetedeki yazılarını 1997'ye kadar sürdürdü. 1956'da yayınladığı Yanyana isimli şiir kitabı, 142. maddeye aykırı olduğu gerekçesiyle 1964'te yasaklandı. Anday gerek şiir kitaplarıyla, gerekse daha sonraları yöneldiği roman ve tiyatro alanlarındaki yapıtlarıyla birçok ödül aldı. Anday, İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nde diksiyon, özel bir tiyatro okulunda mitoloji dersleri verdi. 1964-1969 yılları arasında TRT'de yönetim kurulu üyeliği, 1979-1980 yıllarında da Paris'te eğitim müşavirliği görevlerinde bulundu. Solunum ve böbrek yetmezliği tanısıyla Marmara Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi'ne kaldırılan Melih Cevdet Anday, 28 Kasım 2002'de 87 yaşındayken vefat etti. Büyükada mezarlığında toprağa verildi. Takma Adları Anday, eserlerinde kendi adı haricinde şu takma adları da kullanmıştır: Yaşar Tellidede, Niyaz Niyazoğlu, A. Mecdi Velet, M. C. A., H. Mecdi Velet, Yaşar Tellidere, Gani Girgin, Zater, Yaşar Tellioğlu.