Gurbetteki Kadın I

7,0/10  (1 Oy) · 
3 okunma  · 
0 beğeni  · 
31 gösterim
Hafızamdan geçen hayaller arasında, onu en iyi canlandıran birini, şunu seçiyorum: Yang - Çe nehrinin (Gök Irmak) kıyısındaki, geri, karanlık yüzlü bir Çin şehrinde yetiştirdiği, Amerikan usulü bir bahçenin ortasında duruyor. Olgunluğunun en verimli bir çağında, dinç, dimdik, hali tavrı şanlı, hareketleri serbest ve çevik bir kadın.Kavurucu yaz güneşinde, ayakta duruyor. Boyu orta, ne uzun, ne kısa; yere sağlam, kendine güvenirce bir basışı var. Elinde bir îide kazığı tutuyor, çünkü deminden-beri bahçede çalışıp didinmede. Aleti tutan eli, beyazlatılmaya çalışılmamış, türlü türlü işlerin izini taşıyan, ama yine de biçimi güzel kalmış, parmakları şaşılacak derecede ince uzun, uçları nazik ve narin, esmer, iyi, gayretli bir el.

Güneş, o çok sıcak memleketlere has yakıcılığı ile üstüne devrilip saldırıyor ama, o başını dimdik tutuyor, korkusu pervası yok; gözleri - koyu kaslar altında yaldız serpintili fındık rengi gözler- bu kızgın ışıkta apaçık duruyor, nurlu cilalarına hiç karartı gelmiyor. Siyah, sık, kısa kirpiklerin arasından, keskinlemesine ve dosdoğru bir bakış.
Kitaptan)
Necmettin Zafer 
22 Eki 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · 7/10 puan

“Gurbetteki Kadın” romanı mutsuz bir kadının biyografisini anlatıyor. Bu kadın ise yazarın ön annesi Caroline Stulting Sydenstricker'dır. Aslında bu roman kendinden önceki bir romanın devamı niteliğinde. O roman da yazarın babasının biyografisidir. Türkçeye çevrildiyse hangi isimle çevrildiğini bilmiyorum ama bu kitabı okuduktan sonra babanın biyografisini daha çok merak etmeye başladım. Bu bana tam bir biyografi romanı gibi gelmedi. Daha çok merkezinde bir anne olan bir aile romanını çağrıştırıyor. Şu ayrıntı dikkatimi çekti ki Buck ne zaman romanın merkezine bir kadını koysa romandaki hava inanılmaz değişiyor. Bunun sebebini bu romandan sonra biraz daha iyi anladığımı düşünüyorum. Öyle bir annenin hayatına şahitlik etmiş birinde bu kadar derin duygular yeşermesi olağan bir şey. Bu roman da son derece duygu yüklü, içten ve şiirsel bir anlatıma sahip; büyüleyici resmen.

Keşke Buck'ın annesi son derece güzel ve rahat bir ömür sürmüş deseydik. Caroline bu dünyada bir insanın çekebileceği her türlü çileyi fazlasıyla çekmiş, yazar da tüm bunları hiç abartmadan, olduğunu gibi bizlere anlatıyor. Her şeyden önce evlendiği kişiyle taban tabana zıt düşüncelere sahiptir. Eşiyle bir paranın iki farklı yüzü gibidirler. Baba ailesini hayatı boyunca ihmal etmiş ve onlardan yabancılaşmış, tüm yaşamını sadece inançsız insanların ruhlarını kurtarmaya adamış, her konuda eşini yalnız bırakmış, hiçbir konuda ona destek olmamış vurdumduymaz, gamsız bir adam. (Bendeki izlenimi bu yönde) Yazar kitapta bu saydıklarım dışında babasıyla ilgili çok fazla bilgi vermiyor; biraz da bu yüzden babasının biyografisini merak ediyorum. Kitap boyunca insan anneyi ne kadar takdir ederse babadan da bir o kadar nefret ediyor. Yaşanan olaylar karşısında o kadar ilgisiz, duyarsız, taş kalpli bir babanın insanların ruhlarını kurtarabileceğine inanmak okuru güldürmeye yetecektir doğrusu.

Çin'e misyoner olarak giden aile, 19 ve 20 yüzyıl Çin kültürüne ve yaşam tarzına dair pek çok önemli bilgiyi bizlerle paylaşıyor. Eşi gibi insanlara vaaz vermek yerine Caroline, kendini Tanrı'ya değil de ekseriyetle insanlara hizmet etmeye adamış, iyi bir insan olmaya çalışan, Çinli komşularının fiziksel ihtiyaçlarını karşılamış, onların bebeklerine bakmış, onların dertleriyle dertlenmiş bir kadındır. Üstelik çok küçük yaşlarda dört çocuğunu kendi elleriyle toprağa vermiştir. Çin onun hayatında yalnızca çocuklarını bağrında saklayan bir toprak parçası değil aynı zamanda bir vatan olmuştur. Çin'i Amerika'dan daha fazla benimsemiştir. Çine vatanım demiştir.

Bu roman ülkemizde bir de "Sürgün" adı altında yayımlandı. Kötü bir tesadüf ki her iki romanı da satın almışım. "Gurbetteki Kadın"la başladığım okuma sürecini “Sürgün” romanıyla tamamladım ve "Sürgün" ün çevirisini çok daha güzel buldum. Okuyacaklara tavsiyem bu kitaptır. Hiç düşünmeden Buck'ın en iyi üç kitabından biri olarak gösterebilirim bu romanı.