Güncelliğini yitirmeyen hapishane konusu öteden beri toplumsal, siyasi ve ceza sistemi açısından tartışılmaya devam edilmektedir. Hukuksuz bir şekilde özgürlükler kısıtlanması sona ermediği gibi yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı da tam olarak sağlanmış değildir. Bu nedenle tutuklama ve hapishane bir sorun olarak varlığını korumaktadır. Mevcut sorunlara ilişkin bir kısım yasal düzenlemeler yapılsa bile ne yazık ki temel sorunlar çözümünde önemli bir ilerleme sağlanamamıştır. Bu kitapta, hapishanelerin tarihsel gelişimini, farklı cezalandırma yöntemleri, hapishanelerde var olan sorunların çözüm yolları, hapishane kavramının karikatür, edebiyat ve tasavvuf (yaratılış mitleri, şamanizm ve tasavvuf bağlamında düşüş, mahrumiyet ve hapis) gibi farklı alanlarda ki karşılıkları akademisyen, araştırmacı, hukukçu ve sanatçılar tarafından ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır. Bu konu ile ilgili yetkili kişilerin görüşlerine başvurulması da çalışmaya katkı sağlamış.
Ayrıca birçok yazar ve sanatçının ikinci adresi olan cezaevlerinde yazdıkları şiirler ve yaşadıkları, siyasi görüş ayrımı yapılmaksızın kitabın son bölümünde incelenmiş. Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Necip Fazıl Kısakürek, Atilla İlhan, Ahmet Arif, Can Yücel,Osman Yüksel Serdengeçti..bunlardan sadece bir kaçı.
Cezaevinin insan yaşamı üzerindeki değiştirici-dönüştürücü etkisi, olumlu ve olumsuz alışkanlıkları kazandırması,
M. Foucault, Dostoyevski ve ünlü yazarların görüşleri doğrultusunda ele alınıyor.Bu durumu, Dostoyevski “Zindan iyi bir sabır okuludur” şeklinde yorumlamıştır. Bu değişimin nasıl olduğuna dair kitaptan bir alıntı “ Radikal sol, cinselliğe ve bireyselliğe yönelirken ; İslamcı kesimde de, tasavvufa doğru bir yöneliş gözlenir. Bu yeni değişimin ortak paydası yenilmişlik, içe dönüş, öz