II. Abdülhamid Döneminde Türk Kadınlarının Hayatından Sahifeler

Haremli Sufrajetler

Demetra Vaka
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 40 dk.
Sayfa Sayısı:
200
Basım Tarihi:
17 Aralık 2025
Yayınevi:
Pinhan Yayıncılık
ISBN:
9786259252643
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·200 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 16:57
Haremli Sufrajetler, Demetra Vaka’nın kaleminden çıkan ve Osmanlı’nın son döneminde kadınların hayatına farklı bir pencereden bakmamızı sağlayan oldukça ilgi çekici bir eser. Kitapta özellikle II. Abdülhamid döneminde Osmanlı toplumunda yaşayan kadınların günlük hayatı, düşünceleri ve içinde bulundukları sosyal yapı anlatılıyor. Harem hayatı, gelenekler ve kadınların toplumdaki yeri üzerine yapılan gözlemler dönemin atmosferini daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor. Yazarın anlatımı sade ve akıcı. Okurken bir yandan tarihsel bir dönemi keşfederken bir yandan da o dönemin kadınlarının nasıl bir hayat sürdüğünü düşünmeden edemiyorsunuz. Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri, Osmanlı kadınlarına dair Batı’da oluşmuş bazı kalıpları sorgulatan ve farklı bir bakış açısı sunması. Benim için bu kitap hem öğretici hem de oldukça keyifli bir okuma oldu. Osmanlı’nın son döneminde kadınların hayatını bu kadar yakından görmek çok ilgimi çekti. Okurken gerçekten keyif aldım ve sayfaların nasıl ilerlediğini anlamadım. Tarih ve kadınların toplumsal hayatına ilgi duyanlar için güzel ve akıcı bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Haremli SufrajetlerDemetra Vaka · Pinhan Yayıncılık · 202523 okunma
Puan vermedi
“Kocamın başka karıları olması beni üzüyor mu? Hayır, çünkü o benim efendim ve ben onun kölesiyim. Ama aşk? Aşk, kalbin bir köşesinde saklı kalır; dışarıda gösterilmez.” Kitabın en acı alıntılarından biri bile değil aslında … Sufrajet ne ola derseniz ; ABD ve İngiltere’de kadınların seçme seçilme gibi demokratik haklarını kazanmak için çaba veren radikal kadın hakları sunucularına verilen isimdir. Elbette Atamız bunu bize uzun zaman önce armağan etmişti. Yazar Demetra Vaka, Büyükada’da doğan Rum kökenli bir yazar ve batılı anlayış ve bakış açısı ile haremin içine adeta gözcülük eder çünkü anlattıkları haremde yaşayan kadınların anlattıklarıdır. Vaka , haremin dışardan bir şehvet evi, eğlence merkezi olarak görünse de aslında kendi içinde isyan eden baş kaldıran adeta haklarını kazanmak isteyen Sufrajetler gibi bir yapılanma olduğunu söyler. Kapı kapı dolaşıp Harem kadınları ile uzun sohbetler eden Demetra , onların günlük hayatlarını, evlilik anlayışlarını, köleliği, çok eşitliği ve kadın- erkek ilişkileri üzerine çarpıcı bakış acıları getirmektedir. Biraz nostaljik, biraz sorgulayıcı ve biraz oryantalist izler taşıyan samimi bir dönem belgeseli tadında ve o dönemi anlatan neredeyse en birincil kaynak diyebiliriz. Kadın tarihi ile ilgilenen tarihin kendisi ile ilgilenen herkese gönülden tavsiyedir okurken zaman zaman öfkelensem de maalesef bunlar tarihimizin acı gerçekleridir okumanız gönülden tavsiyedir Okudukça anlam bulan hayatlara
Haremli SufrajetlerDemetra Vaka · Pinhan Yayıncılık · 202523 okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Haremli Sufrajetler / Demetra Vaka Büyükada doğumlu bir İstanbul Rum’u olan yazar Demetra Vaka’nın anlatımı ve gözlemci rehberliğinde çıktığım bu yolculuk,yüksek duvarların ardındaki toplumsal uçurumları ve kadın kalbindeki ince sızıları barındırıyor. Varlıklı bir ailenin kızı olarak dünyaya gelen ancak babasının vefatıyla maddi zorluklar yaşayan Demetra Vaka,Abdülhamit’in izniyle Amerika’ya bakıcı olarak gitmiş; bu deneyimiyle de Batılı kadınlar ile Osmanlı kadınları arasındaki derin farkları eserine taşımıştır. Ancak yazarın anlatımında,göz ardı edemeyeceğim düşünce çelişkileri mevcut. Bir yanda Avrupa’yı modernliğin zirvesi olarak görüp Osmanlı kadınlarını küçümserken,diğer yanda haremdeki kadınların özgürlükçü uyanışlarından rahatsızlık duyup bu geleneksel düzenin değişmemesini arzulaması ve hatta bunu da modern bulduğu Avrupa kadınlarının olumsuz davranışlarından kıyaslamalarla birlikte,örnekler vererek yapması tam bir paradokstu ya da bu ne perhiz olayı… Hele ki İstanbul’un Yunanlar için kanayan bir yara olduğunu ve bir gün geri alınacağı hayalini satır aralarına gizlemesi,beni şaşırttığı kadar "oldu canım" dedirtip kibirine karşı gülümsetti… Yazarın bu üstenci tavrını bir kenara bırakıp sayfaları çevirdiğimizde,o dönemlerde "Genç Türkler" rüzgarıyla esen özgürlük hayalleri ile ağır harem kapıları arasındaki sessiz ama güçlü mücadeleye konuk oluyoruz. Çok eşliliğin bir korunma alanı değil,aksine sessiz bir hapishane olduğu gerçeği,Demetra’nın misafir olduğu paşa haremlerindeki hanımefendilerin hüzünlü diyaloglarında birleşiyor. Bazı paşa eşlerinin bu durumu tamamen kabullenmiş olması,hatta kendi istekleriyle kocalarını evlendirmeleri ne kadar sarsıcıysa; o dönem atılan her ürkek adımın,kadın dayanışmasının ve eğitimin sihirli gücünün bugün yürüdüğümüz aydınlık
Haremli SufrajetlerDemetra Vaka · Pinhan Yayıncılık · 202523 okunma
Puan vermedi
Osmanlı'daki harem hayatına merağım hep vardı. Özellikle Muhteşem Yüzyıl’la birlikte bu merak benim için bir ilgi alanına bile dönmüştü. Üniversitede okurken bulduğum ilk fırsatta İstanbul'a gidip Topkapı Sarayını gezdim. Şansıma o yıl harem halka açıldı. Tabi dizide gördüğümüz entrikalar, izlediğim belgesellerdeki o şaşalı hayatı yakından görünce aşırı mutlu oldum. Ama Ceren Sungur’la tanıştıktan sonra tarihe olan ilgim resmen nirvanaya ulaştı diyebilirim. Onun sayesinde tarihi kitaplar da benim sevdiğim türler arasına yerleşti. Haremli Sufrajetler de tam olarak bu merakın sayesinde hayatıma girdi ve iyi ki girdi! Gerçekten çok beğendim. Kitap zaten 200 sayfa ve akıcı bir dil ile yazıldığı için 2 günde bitti. Kitapta bahsedilen konu, Osmanlı hareminin sandığımızdan çok daha farklı bir yüzü. Haremi sadece entrika ve ihtişamın döndüğü kapalı bir alan olarak değil estetiği, dili ve entelektüel birikimi olan kadınların yaşadığı bir yer olarak da anlatıyor. Mesela en hoşuma taraflarından biri misafirliğe gelene direk hamam sefası hazırlanması Öyle normal bir hamam gelmesin aklınıza. Gül yapraklarıyla bezenmiş sular, soğuk ikramlıklar, şarkı söyleyen cariyeler. Ve hitap şekilleri de efsane:) “Açmamış gül gonca dalım”, “yaseminim”, gibi zarif hitaplar:) Bu kadınlar anlatıcının zamanında edindiği çocukluk arkadaşları. Simdi hepsi bir paşayla evli ve zengin.. Ve bu kadınlar birkaç dil bilen, enstrüman çalan, şiirle ve felsefeyle ilgilenen kadınlar. Avrupa düşüncesini takip etmeleri, hatta Arthur Schopenhauer ve Immanuel Kant gibi isimleri okuyor olmaları, haremin düşündüğümüzden çok daha entelektüel olduğunun da kanıtı:) Bu kadinlardan bazıları çok eşliliği sorgularken bazıları da kafeste gibi yaşamaya karşı çıkan ve kamusal alanda var olmak isteyen kadınlar. Yani kadın
Haremli SufrajetlerDemetra Vaka · Pinhan Yayıncılık · 202523 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 47. kitabı
“Sufrajet; 20. yüzyıl başlarında (özellikle Birleşik Krallık ve ABD'de) kadınların seçme ve seçilme hakkını elde etmesi için mücadele eden radikal ve aktivist kadınlara verilen isimdir.” Osmanlı vatandaşı Rum bir kadın olan Demetra Vaka, bir dönem Amerika da yaşadıktan sonra doğduğu topraklar olan İstanbul’a kısa bir ziyarette bulunuyor. Bu ziyaret sırasında Müslüman Türk arkadaşları ile görüşüyor. Onlarda misafir oluyor. Bizde bu kadınların ağzından kedi hayat hikayelerini dinliyoruz. Bu hikayelerin her biri bize Osmanlı kadınlarının yaşam biçimlerini, düşünce yapılarını, eğitimlerini, hırslarını, kültürel gelişimlerini gösteriyor. Dönemin düşünce yapısını anlatan Demetra’nın bazı yerlerde Osmanlı kadınını eleştiren ve küçük gören bazı yerlerde ise onları yücelten anlatımına şahit oluyoruz. Osmanlı kadınlarının gizli örgütler kurarak hak ve eşitlik arayışı içinde oluşlarını okuyoruz. Burada Avrupalı özellikle Fransız yazarların etkisinde kaldıklarını görüyoruz. Demetra Osmanlı tebaası olsa da kendini bizden görmüyor. Uzun yıllar burada yaşamasına, çok sevdiği arkadaşları, saygı duyduğu insanlar olmasına rağmen asla kendini Osmanlı kadınları ile bir tutmuyor. Kendini batılı Osmanlı kadınlarını ise şarklı olarak aktarıyor. Kitabı okurken bir ikileme düşüyorsunuz. Önsöz bizi bu konu da zaten uyarıyor. İyi ki önsözü okumuşum. Çok açıklayıcı olmuş. Ben kitabı çok sevdim. Osmanlıda sadece sarayda harem olmadığını, dönemin paşalarının da kendine ait haremleri olduğunu, bu haremdeki kadınların hayatları masalsı bir dille anlatılmış.
Haremli SufrajetlerDemetra Vaka · Pinhan Yayıncılık · 202523 okunma
10/10
·200 syf.··
2026 1. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 23:09
Haremli Süfrajetler’i okurken açıkçası biraz şaşırdım. Kitabı okumaya başladığım andan itibaren, bana göre çarpıcı olan yerleri sürekli paylaştım; fakat bir noktadan sonra kitabı paylaşacağım için bundan vazgeçtim. Osmanlı kadınlarını daha geri planda, daha sessiz hayal ediyordum ve itiraf etmek gerekirse ilk hikâyelerde sinirlerimin bozulduğu yerler oldu. Kitap ilerledikçe, sonlara doğru kadınların aslında ne kadar aktif olduklarını; yazdıklarını, dergiler çıkardıklarını, bir araya gelip hak aradıklarını görüyorsunuz. En çok şu his kaldı bende: Biz aslında bu hikâyeyi hiç bilmiyormuşuz. Sanki kadın mücadelesi hep dışarıdan gelmiş gibi öğretilmiş ama öyle değilmiş; burada da ciddi bir hareket varmış. Okuması çok akıcı. Bitmemesi için yavaş yavaş, sindire sindire okudum. Kitap, okudukça üzerine durup düşünmenizi, kapağını kapatıp bir nefes alma ihtiyacı hissettiriyor. Çünkü okuduklarınız gerçekten sindirilmesi gereken şeyler. Kitap bittikten sonra şunu düşündüm: Bugün “yeni” sandığımız birçok şey aslında varmış. Şiddetle tavsiye ederim.
Haremli SufrajetlerDemetra Vaka · Pinhan Yayıncılık · 202523 okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 00:00
"HAREMLİ SUFRAJETLER" “Kadınlar, kader ortaklarımız ve çalışan dostlarımız! Bugün buraya erkek tiranlığının etrafımıza ördüğü kalın duvarda küçük bir delik daha açmak için toplandık. Doğası gereği kadın, yönetmek için yaratılmıştır. O sezgisi, şefkati, özverisi ve annelik içgüdüsüyle, yeryüzünün en yüce varlığıdır. Vahşi doğanın erkeğe verdiği tek şey ise güçtür! Bunun sayesinde kadınları kendine tabi kılmıştır. Artık başkaldırıp zincirlerimizi kıralım! Hep birlikte ayağa kalkıp bizi hâkimiyeti altına alan bu kaba güce meydan okuyalım! Hayat veren bizsek yasa koyan ve yöneten de biz olmalıyız. Erkek egemenliğine son!” Büyükada’nın iğde kokulu sokaklarında başlayan, New York’un gürültülü caddelerinde devam eden ve yeniden İstanbul konaklarının kalın perdeli odalarına uzanan bir öykü… 1877 yılında Büyükada’da doğan Demetra Vaka, İstanbul Rumlarından, orta sınıf ve varlıklı bir burjuva ailesinin kızıdır. Ancak babasının erken ölümüyle birlikte hayatın sert yüzüyle tanışır. Onu bekleyen “görücü usulü” bir evliliği reddeder ve dönemin birçok kadını için neredeyse imkânsız sayılacak bir yol seçer: Amerika’ya göç. Burada gazetecilik yapar, yazar kimliğini inşa eder ve hem Doğu’ya hem Batı’ya ait olmanın verdiği çift yönlü bakışı kazanır. 1901 yılında İstanbul’a, çocukluğunun şehrine döndüğünde karşısına çıkan manzara sarsıcıdır. Bir zamanlar birlikte büyüdüğü arkadaşları artık zengin paşaların konak ve saraylarındaki haremlerde yaşamaktadır. Osmanlı haremleri… Yüzyıllardır ya egzotik bir masalın, ya da tek boyutlu bir esaret anlatısının içine hapsedilmiş, çoğu zaman gerçek kadın hikâyelerinin üzeri örtülmüş bir dünya. Yazarın anlattığı harem, tek tip bir mutsuzluk ya da tekdüze bir esaret alanı değildir. Aksine, çelişkilerle doludur. Yazarın kitabında anlattığı kadınlar
Edebiyat
Haremli SufrajetlerDemetra Vaka · Pinhan Yayıncılık · 202523 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Demetra VakaYazar · 0 kitap
Demetra Kenneth Brown (28 Şubat 1877 – 17 Aralık 1946) Yunan asıllı Amerikalı bir yazardı. Brown, Marmara Denizi'ndeki Bouyouk Ada adasında Demetra Vaka olarak doğdu. Erken yaşamı Türk halkıyla yakın temas halinde geçti . Düzenlenmiş bir evlilikten kaçmak için evden kaçtı ve bir akrabasının ailesiyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri'ne geldi. New York'taki Yunan gazetesi Atlantis'in kadrosuna katıldı, ancak altı ay sonra gazeteciliği bıraktı ve 1901'de kısa bir süreliğine Türkiye'ye yaptığı ziyaret dışında 1903'e kadar Comstock Okulu'nda (New York) Fransızca öğretmeni oldu. 1904'te romancı Kenneth Brown ile evlendi ve kısa süre sonra yazmaya başladı. 1909'da yayınlanan ikinci kitabı Haremlik, geniş ilgi gördü. Bu kitap, Türk kadınları üzerine 10 çalışmadan oluşuyordu. Doğu'nun Çocuğu (1914), yazarın kendi çocukluğunun hikayesini anlatır. Brown 1946'da öldü. Eserler şunları içerir: Birinci Sekreter (1907), kocasıyla işbirliği içinde Türk Kadınlarının Hayatından Bazı Sayfalar (1909) Dükün Bedeli (1910), kocasıyla işbirliği içinde Finella Peri Diyarında (1910) İslam'ın Gölgesinde (1911) Sultanın Pençesi (1916) Balkanların Kalbi (1917) Alman Entrikalarının Kalbinde (1918), Kral Konstantin ile yapılan görüşmelerden doğmuştur.