Sahaf severlerin vazgeçilmez yazarlarından olan Arthur Hailey, Hastane isimli romanında, yine büyük bir araştırma, bilgi ve birikim eseri olarak okuru ilk sayfasından son cümlesine dek kendine hayran bırakmayı başarıyor.
Hastanemizin ismi Üç Eyalet Hastanesi. Üç Eyalet Hastanesi, eskiden tıptaki yeniliklere ve gelişmelere ayak uyduran ve bulunduğu eyaletin en önemli hastanelerinden biri olarak nam salmışken, zamanla çalışan personelin savsaklamasından ve gevşekliğinden ötürü bütün cazibesini kaybetmiştir. Yönetiminde yapılan değişiklik neticesinde yeniden eski günlere kavuşmayı özleyen hastanedeki olaylar zinciri akıcı bir anlatımla okura aktarılmakta.
Ameliyatlar, doğumlar ve otopsiler arasında oradan oraya koştururken doktorlar, hemşireler, stajyerler, asistanlar ve diğer sağlık personelinin yoğun telaşına ve kendi dünyalarındaki çekişmelerine şahit oluyoruz kitabın sayfalarını her çevirişimizde.
Bilim ve tekniğin sürekli ilerlemesi ile buna ayak uydurmak zorunda kalan hastanemizde klinikleri ve uzmanlık alanını geliştirmek durumunda olan doktorlarla gelenekçi ve yenilikçi savaşı gibi çatışmalara da tanıklık ediyoruz.
Özellikle ameliyatların oldukça detaylı anlatımı okura sahneyi yaşıyormuş hissi vermekte. Sözgelimi on dokuz yaşında ve evlenme hazırlığında olan genç bir hemşire adayının kanserin yol açtığı kangren nedeniyle bacağının kesilmesi; tecrübesine güvenen bir doktorun aşırı özgüveni sonucu henüz bir haftayı doldurmamış prematüre bir bebeğin, kan değişimi, ameliyatı ve tüm çabalara rağmen hayata tutunamayışı; eski, bakımsız ve değiştirilmesi gereken bulaşık makinelerinde yıkanan bulaşıklar yüzünden hastanede baş gösteren tifo salgını ile mücadele gibi olayları film izlercesine okuyoruz.
Son olarak kendimle ilgili bir not düşmek istiyorum. 1982-83