Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 46 dk.
Sayfa Sayısı:
168
Basım Tarihi:
27 Ekim 2005
İlk Yayın Tarihi:
1972
Yayınevi:
Dünya Aktüel
ISBN:
987975304304x
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Öylesine hayattan kareler
9/10
·136 syf.··
2024 14. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2024 19:31
Hayatın en mütevazı ve sıradan hallerini böyle güzel, sıcacık, okunası öykülere çevirmek sihirbazlığını çok az yazarda gördüm. Kalemi bir parça Füruzan'ı anımsattı. Okurken kendinizden ve yaşamınızdan izler buluyorsunuz. Kiralık dairenin dökülen tavanı dert oluyor size, yatalak babanın suskunluğu yüreğinizi yakıyor. Bir misyon, amaç ya da beklentiyle değil sadece anlatmak için yazmış Selçuk Baran. Anlattıkça rahatlayan biri edasıyla.. Çok şey söylemeye gerek yok aslında. Okuyun ve tanışın bu yüreği güzel, kalemi güzel, üslubu güzel yazarla..
Edebiyat
HaziranSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020598 okunma
6/10
·134 syf.··
2022 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2022 02:28
Selçuk Baran ile tanışmak için resmen can atıyordum, sürekli önüme çıkan ve övülen bir yazar kendisi. Ya aslında dilini çok sevdim yazarın, ama nedendir bilemiyorum öykülerini beğenemedim sanırım. Yanlış hatırlamıyorsam yazarın ilk öykü kitabıymış "Haziran". Ben pek fazla öykü okuyucusu değilim, yani romanı tercih ederim. Sevmemem de belki bundan kaynaklıdır, belki de ilk kitabı olmasından. Kararımı tam olarak verebilmem için elimde olan diğer kitaplarını da okuyacağım. Açıkçası diğer kitaplarını daha fazla merak ediyorum. Tanışma kitabı için iyi bir tercih yaptığımı söyleyemem :D Bazı öykülerde "Yazar bunu niye yazmış ki ya?! Ne anlatmak istedi ki şimdi?" diye sorguladım resmen çoğu kez. Ama olsun, yeni bir yazarla tanışmış oldum. Diğer kitaplarını okumayı merakla bekliyorum. Hazırda 3 tane daha kitabı var bende neyse ki. Bu kitabını sevemedim ama diğerlerinden ümitliyim, daha doğrusu sevmek istiyorum.
HaziranSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020598 okunma
8/10
·136 syf.··
2024 51. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2024 15:19
Haziran, yazarın ilk eseri olmasına rağmen içerisinde ilk eserlere mahsus toyluğu barındırmıyor. Zaten yazarın kendisi de bu kitaptan “Haziran, ilk kitabım olmasına karşın bir gençlik ürünü değildir.” diye bahsetmiş. Diğer kitaplarında da olduğu gibi insan yalnızlığını, yaşama karşı duyulan umutları, umutsuzlukları duru bir şekilde anlatmış Selçuk Baran. Hayatıyla ilgili okuduklarıma dayanarak kendisinin ince bir ruha sahip olduğunu düşünüyorum. Zaten bunu yazdıklarından anlamak da mümkün. Okumaya devam edeceğim kesinlikle.
HaziranSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020598 okunma
9/10
·136 syf.··
2021 64. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2021 16:04
Selçuk Baran'dan okuduğum ilk kitap Haziran, onun da yayınlanan ilk kitabıymış. Yazarların ilk kitapları genelde umulanı vermez, geleceğe dair bir şeyler vaat eder belki ama yine de beklentimizi karşılamaz. Fakat Haziran kesinlikle öyle değil, ustaca yazılmış yirmi bir hikayeden oluşuyor. Olayların değil durumların ve karakterlerin hissettiklerinin, iç seslerinin ön planda olduğu hikayeleri seven herkesin hoşuna gidecektir eminim. Süsten uzak, yalın ve sade ama bir o kadar derin cümleler var içinde; yalnızca birkaç cümlenin güzelliğinden ibaret değil tabi ki bütünüyle bakınca başarılı bir anlatımın olduğunu görmek mümkün. Her öykü başlı başına bir insanı, bir dünyayı anlatıyor hem de hiç sıkmadan, sakinlikle ifade ediyor onların iç dünyalarını. Ben özellikle "ceviz ağacına kar yağdı", "kent kırgını" ve "ıslık" hikayelerini çok sevdim. Okurken kimin olduğunu bilmesem, bir yazara ve onun kalemine benzetecek olsam kesinlikle Oğuz Atay derdim; yazarlar biraz olsun kendinden bir şeyler katıyorsa yazdıklarına, Oğuz Atay ve Selçuk Baran'ın ruhu birbirine çok ortak bence. Diğer kitaplarını da keyifle okuyacağımı düşünüyorum. Kitabın son cümleleri belki de kitabın özeti mahiyetinde: "Uyusam, uyusam... Hiç uyanmasam. Çünkü biliyorum, yapacağım hiçbir şey kalmadı artık. Ne kadar yorulsam boş. Ama yeterince yaşanmadan da ölünmüyor ki!"
HaziranSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020598 okunma
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2021 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2021 02:00
Her zaman olduğu gibi iyi bir yazarla geç tanıştığım için pişmanlık duyuyorum. Öncelikle 1970'te yazılmış bir kitap olduğu için kitaba bir tık tutunamam sanmıştım fakat yazarın kalemi beni çok etkiledi. Hikayelerin konusu buram buram eski kokarken yazarın kalemi bir o kadar da modern. 21 öyküden oluşuyor. Konuk Odaları, Kavak Dölü, Anne, Analar ve Oğullar benim dönüp tekrar ve tekrar okuduğum ve okuyacağım öykülerden oldu. Her öykünün başında ve sonunda bir tutunamayan ile başbaşa kalıyoruz. Öykülerdeki duygular o kadar tanıdık geliyor ki eminim okuyan herkes kendine ait satırlar bulacaktır.
HaziranSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020598 okunma
8/10
·136 syf.··
2021 20. kitabı
Selçuk Baran'ın ilk öykü kitabı ve benimde kendisiyle ilk tanışmam. Bu kadar geç keşfettiğim için üzgün olduğum yazarlar arasına girmiştir kendileri. Kitap yalnızlık, mutsuzluk, umutsuzluk, çaresizlik, geç kalınmışlık, hayal kırıklıkları, küçük sevinçler, küçük beklentiler içindeki yorgun düşmüş karakterlerin ruhsal yolculuğuna çıktığımız, şiirsel bir dille yazılmış yirmi bir öyküden oluşuyor. Selçuk Baran okunmalı, okutulmalı, hatırlanmalı, unutulmamalı. "Sokaktan adamlar geçiyordu. Alınlarında belki de geçen hafta batmış bir güneşten arta kalan yarım aydınlık... Ve çevrelerini saran akşam sisine doğru yok olan sahipsiz gövdeler. Bir sahipleri olması gerekmez miydi ama? Bu kadar acının bir sahibi olmalıydı hiç değilse... Çünkü yürürlerken bir yerlerinde, bir kemik sızlıyor gibiydi."
HaziranSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020598 okunma
8/10
·136 syf.··
2022 77. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2022 00:00
İlksöz: Sevdik bir kere. Genelde bir ya da birkaç kitap okuduktan sonra karar veririm bir yazarın tüm kitaplarını okumaya. İnsan bırak bir kitabını, bir hikâyesini bile okumadan 'ben bu yazarın tüm kitaplarını okuyacağım' der mi? Ender de olsa diyoruz işte biliyorsunuz siz de. (Bazen bir alıntı okutmuyor bize bilmediğimiz bir kitabı). Selçuk Baran'la nasıl bir bağ kurduk bilemem. Bazen bir fotoğraf ya da bir hikâye adı bile yetiyor işte. Bizim de o bir fotoğraf ya da bir hikâye adı beni bu yolculuğa çıkardı. Dedim oku, bütün hikâyelerini, romanlarını oku. Basım sırası yapıp yola koyulduk seyyah misali. (İsteyen olursa diye Öykü Haziran (1972) Anaların Hakkı (1977) Kış Yolculuğu (1984) Tortu (1984) Yelkovan Yokuşu (1989)  Arjantin Tangoları (1992) Roman Bir Solgun Adam (1975) Bozkır Çiçekleri (1987)  Güz Gelmeden (ölümünden sonra, 2000)) Haziran'la başladı yolculuğumuz, Haziran'da biten bir yolculuğun üstüne. İlk hikâyelerden değdi yüreklerimiz. Bazen yalnızların, unutulmuşların dili oldu, anlattı, dinledim empati yapmama gerek kalmadan. Hüznü tutuşturdu ellerime, 'aman yanmasın ellerin' diyerek. O hüznü daha da tutuşturduğumu görünce ellerimde, buruk buruk gülümsedik birbirimize. Kimsenin görmediği, başını çevirdiği şeyleri anlatırken o şiirsel cümlelerle 'sıkılırsan geç istersen, ilk anda kopmayalım birbirimizden' dedi, benim onlara olan ilgimi hiç bilmeden. 'Umutsuz öykülerle boğmak istemem seni ama elimde değil' dedi biraz da üzgün üzgün. Hepimiz o umutsuzluğa demir atmışız da bakma işte yine de açıldığımız kadar açılıyoruz denizde, dedim, kendimizi kandırarak, uzaklaştıkça o çıpayı unuturak. 21 öykü içinden daha çokça sevdiklerim: İhtiyar Adam ve Küçük Kız, Konuk Odaları, Kent Kırgını, Analar ve Oğullar, Leylak Dalları. En yakın zamanda ilk romanı ile devam
HaziranSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020598 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2021 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2021 17:31
Yaşam sonsuzdur çünkü. Onu küçültmek gerekir. Sınırlar çekerek, kilitleyerek, örterek...Avucumuzda kalan kırıntıları didikleyip bin parçaya bölerek... Bölüp küçülttükçe zenginliğimizi çoğalttığımızı sanarak. #selçukbaran #haziran Baran'ın kalemiyle #solgunadam kitabıyla tanışmıştım. Okuduktan sonra ilk olmayacağını ve devamının geleceğini de okurken belirtmiştim. Baran'ın edebiyata girişi 1972 sonrasına dayanır. "Ceviz Ağacına Kar Yağdı" toplu öykülerinin yer aldığı kitap 2020 yılında üç kitap olarak tekrar basıldı. Bunlardan ilki geçtiğimiz hafta Okuma Atölyemiz'in konuğu olan "Haziran" kitabıydı. Yazarın öykü kitapları ve üç romanı daha var. Kitap, yirmi bir öyküden oluşuyor. Öykülerinin merkezinde "insan" ve "insan" a ait her şey var. İnsan psikolojisini irdeleyen çok sağlam metinlerin yanı sıra, insanların insanlar arasındaki yalnızlığı da var. Toplumsal olayları doğrudan anlatmayı değil de, bunları bireyler üzerinde bıraktığı etkileri, yarattığı travmaları o sıkışmışlığın onları neye dönüştürdüğünü; arka planda da bu atmosferin esintilerini görmemiz mümkün. Karakterlerin mutsuzlukları, sevinçleri, bekleyişleri, umutsuzlukları birbirine benzese de insanı başka bir perspektiften ele alıyor. Çarpık toplumda şekillenen bu karakterler kendilerine adeta yabancılaşmış. Özellikle kadınların geleceğe dair kırılma anları sizi olduğunuz yere mıhlamakla kalmıyor; onların dünyasını algılamakta güçlük çektiğiniz anlar da olabiliyor. Umudun simgesi olan doğa ve mekanlar âdeta büyüleyiciMevsimler, yağmur, saksılarda yetişen çiçekler, gökyüzü ve deniz bu karakterlerin ruh halini anlamanıza vesile oluyor Aynı zamanda verdiği bir röportajda, "Haziran" kitabının ilk öykü kitabı olmasına rağmen, bir gençlik ürünü olmadığını, çünkü belli bir yaşanmışlık ve dünya görüşünde gerekli olan
HaziranSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020598 okunma
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2020 81. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2020 03:10
" Bilmiyorum, anlamıyorum.Ben de mi değiştim yoksa? Umudum tükendi,bitti.Onun yerine bir türlü kavrayamayacağım yabancı, semsert bir acı geldi, yerleşti. Ama ağlamıyorum. İnsafsız mor lekelerle dolu,çıplak, üşümüş bacakları geliyor aklıma. Utanıyorum,ağlayamıyorum. Korkmuyorum da.Filiz'in incecik omuzları kadar güçlendi mi yoksa yorgun, yaşlı yüreğim?Bitimini göremediğim karanlıklara aynı umursamazlıkla bakabilecek miyim?" Sanırım,bu dönem yazarların öykü ve romanlarını,kalemlerini seviyorum ben. Selçuk Baran da '68 ve sonrasında Türk edebiyatında kendine iyi bir yer etmiş fakat günümüzde pek de tanınmayan kadın yazarlarımızdan. Okuduğum "Haziran" kitabı yazarın ilk kitabı ve içinde 21 öykü var. 1973 TDK öykü ödülü'nü kazanmış. Anaların hakkı,Kış yolculuğu,Bozkır çiçekleri ve Tortu yine merak ettiğim kitapları. Öykülerin hemen hepsi ortak temada buluşmuş.Y.alnızlık ve umutsuzlukla örülü - bir çatının altında toplanmış - kendi iç dünyaları olan insanlar.Geçim sıkıntısı içinde orta direk memur aileler,geç kalınmış,ulaşılamamış hayaller ,bir bakıma anlaşılamayan zor hayatlar...
HaziranSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020598 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2021 8. kitabı
Ah imkanım olsa da çevremdeki herkesi Selçuk Baran'ın kalemi ile tanıştırabilsem diyorum her bitirdiğim kitabının ardından. Bugün de 1972 yılında yayımlanan Haziran isimli öyküsü kitabı ile geldim. Kendi imkanları ile yayınlattığı bu öykü kitabı, 1973 yılında Türk Dil Kurumu Öykü ödülünü almış. Sanırım Selçuk Baran'ın öykülerini benim için farklı kılan, okurken kendini buram buram hissettiren o yaşanmışlık duygusu. Bir öyküde kendinizden bir şeyler buluyorsunuz, bir diğerinde belki bir tanıdığınızdan. Yani kısacası "bizden" acılar, "bizden" yalnızlıklar, "bizden" umutlar var her bir satırda. Çünkü Baran'ın kendi de tüm bu duyguları yaşamış, hissetmiş, hayatı boyunca bir nevi o satırlarındaki yalnızlığı kendi deneyimlemiş bir yazar. Öykülerinde bir diğer hoşuma giden unsur da, yazıldığı dönemi çok güzel yansıtıyor olması. Öykülerin içinde gezerken kendiniz bir anda 70'lerin dünyasında buluyorsunuz. Dönemin hem sosyoekonomik durumu, hem de politik havası kendini hissettiriyor satırlarda. İçinde 21 öykü bulunan bu kitapta kendinizden bir şeyler bulacağınızdan eminim :)
HaziranSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020598 okunma

Yazar Hakkında

Selçuk BaranYazar · 14 kitap
Selçuk Baran, Türk öykü ve roman yazarıydı. 1960'lı yılların sonundan 1990'lı yılların başına kadar öykü, roman, oyun gibi farklı türlerde eserler verdi. Eserlerinde bireyin iç dünyasını ele aldı. Edebi yaşamı boyunca hiçbir edebî veya siyasî toplulukta yer almadı. Öyküleri ve romanları ile birçok edebiyat ödülüne değer görüldü. 1933 yılında Ankara'da doğdu. Babası ziraat teknisyeni Talat Veziroğlu, annesi Halide Hanım'dır. Çocukluğu Ankara'da geçti. Edebiyat sohbetlerine ev sahipliği yapan, şiir söylenen bir ev ortamında büyüdü. On beş yaşında günlük tutma ile başlayan yazma merakı ömür boyu sürdü. Ankara Kız Lisesi'nin ardından Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde eğitim gördü. Hukuk alanında yüksek lisans yapmak üzere Almanya'ya gitti. Berlin'de başladığı yüksek lisansı sırasında Almancasını geliştirdi ve Alman hukuku üzerine çalışmalar yaptı, edebiyata odaklanmak istediğinden iki yıl sonra programı tamamlamadan geri döndü. Almanya'dan Türkiye'ye dönüşü sırasında gemide tanıştığı opera sanatçısı Ayhan Baran ile 3 Nisan 1957'de evlendi. Çiftin Ayda ve Işıl adlı iki kız çocukları oldu. 1958 - 1968 yılları arasında, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne bağlı Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü'nde kurs müdürü olarak çalıştı. İş çıkışlarında büroda kalıp yazma uğraşısını sürdürdü. 1968'den itibaren görevinden ayrıldı; yazarlık ve ev hanımlığını sürdürdü. Yayımlanan ilk öyküsü, 1968'de Yeditepe'de çıkan Çocuğun Biri'ydi. 1972'de ilk öykü kitabı olan ve 21 hikâyeden oluşan Haziran yayımlandı. Kitap, ertesi yıl TDK Öykü Ödülü'ne değer görüldü. Edebi yaşamı boyunca öykülerini Türk Dili, Oluşum, Argos, Papirüs, Hisar, Varlık, Yeni Edebiyat, Yeditepe gibi dergilerde yayımlamayı sürdürdü. İkinci öykü kitabını 1977'de yayımladı ve dokuz öykü içeren Anaların Hakkı adlı bu kitap ile 1978 Sait Faik Hikâye Armağanı'na değer görüldü. Bir Solgun Adam (1975) romanı 1974, Bozkır Çiçekleri romanı 1979 yılı Milliyet Roman Yarışması'nda mansiyon kazandı. Evliliklerinin üçüncü yılından itibaren eşinin hayatına başka kadınların girmesi sonucu gelgitli bir evlilik yaşamı oldu; Ayhan Baran'ın İstanbul Operası'nda çalışmak istemesi üzerine 1984'te İstanbul'a taşındılar. Evlilikleri 1987'de boşanma ile sonuçlandı. Selçuk Baran, edebi çevrede “Baran” soyadı ile tanındığı için bu ismi kullanmayı sürdürdü. 1987 - 1993 yılları arasında TRT İstanbul Radyosu için radyo oyunları yazdı. Kış Yolculuğu kitabındaki bir öyküsünü oyun olarak düzenledi. Türkân Hanım'ın Ölümü isimli oyun, Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından 1990-1991 sezonunda sahnelendi. Roald Dahl'ın Charlie'nin Büyük Cam Asansörü isimli kitabının çevirisini yaptı. Yazar, alkol bağımlığı nedeniyle birkaç defa alkol tedavisi gördü. 1993'te Ankara'ya dönen Baran, kendisini başarısız bir yazar olarak kabul ettiğinden eline bir daha kalem almamaya karar verdi. Daha önce çalışmış olduğu Hukuk Fakültesi Bankacılık Enstitüsü'nde 1995'ten sonra yayın müdürü olarak görev aldı. 1996'da Porselen Bebek adlı çocuk romanını yayımladı. Geçirdiği mide kanamasının ardından 4 Kasım 1999'da öldü. 1987 yılında yazdığı Güz Gelmeden (2000) adlı romanı ölümünden sonra yayımlanmıştır. Büyün öyküleri, Ceviz Ağacına Kar Yağdı (2008) adı altında toplanmıştır.