Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 56 dk.
Sayfa Sayısı:
139
Basım Tarihi:
1976
Yayınevi:
İnkılâp ve Aka
ISBN:
9789751050748
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Hepsinden Acı: Bir Servet-i Fünun Hikayesi
8/10
·139 syf.··
2021 12. kitabı
Osmanlının son döneminde aile yapısı ve toplum kuralları hakkında fazlaca satır arası öğrenebileceğimiz bir diğer son dönem Osmanlı kitabı. İçinde birbiri ile bağlı veya bağlantısı olmaksızın toplumun bazı kesişmelerindeki ilginç kişileri anlatan öyküler ile dolu. Tabii tek bireyler üzerine değil toplumun içinde bulunduğu bitkinlik ekonomik ve siyasi çöküş üzerine de çokça bilgi var. Ama bu bilgileri saf bir şekilde almıyor o dünyanın içine girerek görüyorsunuz. -spoilerımsı- Birinde parası pulu olmayan genç yaştaki bir yazarı, birinde istemediği biri ile evlendirilmeye çalışılan çocukluğunu kaybetmemiş bir kızı bir ötekinde ise çocuk ile dadı arasındaki ilişkiyi ve aklını kaçırmış yaşlı bir kadının yanında oturup onun hikayesini dinliyorsunuz. -spoilerımsı bitti- Eğer bir 100-150 yıl önce yaşasak ne durumda ne vaziyette olacağımızı merak ediyorsanız bu kitap veya o döneme ait öbür bazı kitaplar size yardım edebilir. Şahsen bulunduğum zamanın ve çağın o kadar da kötü olmadığına ikna olmuş vaziyetteyim ama bu okumuş olduğum bir sürü kitabın sonucu. Tabii ki bir bakış açısı için bu kitap tek başına yeterli olmaz. Ama umarım size küçükte olsa tanıtabilmişimdir kitabı. Halid Ziya Uşaklıgil gibi çok güzel romanlar yazan birinin öykü kitabını okumak yazarı farklı metin türlerinde görerek daha iyi tanımamıza yardımcı olacaktır eminim ki.
Hepsinden AcıHalid Ziya Uşaklıgil · İnkılâp ve Aka · 197618 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Halid Ziya UşaklıgilYazar · 62 kitap
Halid Ziya Uşaklıgil, Servet-i Fünûn ve cumhuriyet dönemi Türk romancı ve yazardır. Bazı edebi yazılarını Hazine-i Evrak dergisinde Mehmet Halit Ziyaeddin adıyla yayımlamıştır. Servet-i Fünun edebiyatının en büyük nesir ustası kabul edilir. İlk büyük Türk romanı olarak kabul görmüş Aşk-ı Memnu'nun yazarıdır. Aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nun Sultan Reşat devri Mabeyn Başkatibi (1909-1912), ve Ayan Meclisi üyesidir. İstanbul'un Eyüp semtinde doğdu. Babası halı tüccarı Halil Efendi, Uşak'tan İzmir'e göçmüş varlıklı bir ailedendi. Halit Ziya, o sırada İstanbul'a yerleşmiş olan Halil Efendi ile Behiye Hanım'ın üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Mahalle mektebindeki ilk eğitiminin ardından Fatih Askeri Rüştiyesi'ne devam etti. 93 Harbi'nin başlaması ile Halil Efendi'nin işleri bozulunca aile, İzmir'e yerleşti ve Halit Ziya öğrenimini İzmir Rüştiyesi'nde sürdürdü. Ardından İzmir'de Ermeni Katolik rahiplerinin çocukları için kurulmuş yatılı bir okula devam ederek Fransızcasını geliştirdi; Fransız edebiyatını yakından tanıdı. Fransızca çeviri denemeleri yaptıktan sonra henüz öğrenci iken ilk yazılarını yayımlamaya başladı. Önce İzmir çevresinde kendini tanıttı. Bazı edebi yazılarını İstanbul'da Hazine-i Evrak adlı önemli bir dergide "Mehmet Halid" adıyla yayımladı. Son sınıfta iken okuldan ayrıldı, babasının kâtibi olarak iş yaşamına başladı. Aynı yıl, Bıçakçızade Hakkı ve Tevfik Nevzat adlı arkadaşlarıyla Nevruz adlı bir dergi yayımlamaya girişti. 10 sayı kadar yayın hayatında bulunan ve İzmir'in ilk edebiyat dergisi olan bu dergide çeviri şiir ve hikâyeler, mensur şiirler, bilimsel yazılar yayımladı. Babasının yanındaki işi edebiyat merakı ile bağdaştıramadığından farklı bir iş aradı. İstanbul'a giderek hariciyeci olmak için başvurdu; başvurusu kabul edilmeyince İzmir'e döndü. İstanbul'da bulunduğu süre içinde Fransız edebiyat tarihi ile ilgili olarak uzun süredir yazmak istediği kitabı yazdı. Garbdan Şarka Seyyale-i Edebiye: Fransa Edebiyatının Numune ve Tarihi adlı kitabı 1885'te 84 sayfa olarak basıldı. Bu eser, onun basılan ilk kitabıdır ve Türkçede basılmış ilk Fransız edebiyatı tarihi olma özelliği taşır. İzmir'e döndükten sonra İzmir Rüştiyesi'nde Fransızca öğretmenliği yaptı, öğretmenliğe devam ederken Osmanlı Bankası'nda çalışmaya başladı. İzmir İdadisi'nin açılmasından sonra öğretmenliğe bu okulda devam etti; Fransızcanın yanısıra Türk edebiyatı dersleri verdi. Milli mücadele döneminde genellikle Ahmet Cevdet’in İkdam Gazetesi’ne yazılar gönderdi. Çoğunlukla dil ve edebiyatla ilgili yazılar yazdı. Cumhuriyet döneminde kendisini tamamen edebiyata verdi. Cumhuriyetin ilk yıllarında devletin şekillenmesini uzaktan izledi ve fazla eser vermedi. 1930’larda yazı hayatına büyük bir canlılıkla döndü. Cumhuriyet ve Son Posta gazetelerinde yazıları yayımlandı. Özellikle hatıra tarzında yazılarıyla edebiyat dünyasında aktüel bir isim haline geldi. Dil devrimi’ne gönülden inanan yazarın I. Türk Dili Kurultayı’nda (26 Eylül 1932) sunduğu, Türkçenin geçirdiği evreleri ve dil sevgisini sanatkârane bir üslûpla dile getiren bildiri çok ses getirdi.[3] Bazı eserlerini sadeleştirdi ve Latin harfleriyle yeniden yayımladı. 1937’de Tiran elçiliğinde görevli oğlu Halil Vedat’ın 33 yaşında intihar etmesi üzerine büyük bir yasa girdi. Acısını, yazmakla hafifletmeyi seçti. Her türlü tedaviyi reddettiği uzun bir hastalığın ardından 27 Mart 1945’te öldü. Bakırköy mezarlığında oğlu Halil Vedat’ın yanına gömüldü.