İnsan Kurdu

·
Okunma
·
Beğeni
·
895
Gösterim
Adı:
İnsan Kurdu
Baskı tarihi:
Ekim 2014
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750830297
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
İnsan Kurdu
İnsan Kurdu
İnsan Kurdu, göç ettiği kasabada kendisine yeni bir hayat kurmaya çalışırken isteği dışında suça yönelen bir köy çocuğunun, Ali'nin trajik hikâyesi. Sinemasal dili ve kurgusuyla değişik bir roman.

Gidiyorlardı. Evet, bu besbelli bir şeydi. Nereye gidiyorlardı, Ali de bilmiyordu. Düşünmemişti. Kasabaya dönülmezdi. Artık kasaba yoktu. Dağlardan gideceklerdi. Sakallı, 'Üç sıradağ ötesi deniz…' demişti. Üç sıradağ ötesi, demek denizdi. Kaç gün, kaç gece sürerdi yol, bunu sakallı da bilmiyordu. Ama, üç sıradağ aşılırsa denize varılacaktı. Ali, ömründe denizi görmemişti. Denize varırlarsa kasabadan uzaklaşacaklardı. Bir vardılar mı denize, onları bir daha kimseler bulamayacaktı. Hangi babayiğit üç sıradağ aşıp artlarından gelecekti? Kimin aklına düşerdi? Hiç kimsenin...
(Tanıtım Bülteninden)
160 syf.
Sonu başından belli olan bir roman ancak kendini muazzam bir merak içinde okutuyor.
Kasabada işçilik yapan köylü Ali’nin hikayesi. Burada kasabanın yapısını, dağ köylerinde yaşayan insanları, eşkıyaları, ağaları yazar bir bir gözlerimizin önüne getiriyor. Kasabada aynı köyden olan insanların birbirlerine destek olması gerekirken nasıl kıskançlıklar içinde olduklarını görüyoruz. (Ali’nin inşaat ustası köylüsünün Ali’nin inşaat işlerinde çalışıp usta olmasını istememesi gibi. O köyden bir tek kendisi usta olsun, bütün işleri o yapsın mantığı…)

Bir film izlermiş gibi tek tek bütün olayları yalın, sade ve akıcı bir dille sunuyor yazar bize. Ali’nin kasabanın fahişesi olan Gülizar’ın kızına aşık olması ve evlenmesi sonrasında Gülizar’ın bu işi bırakıp normal bir hayat sürmek istemesi, ancak kasabalıların adeta namus bekçisi kesilip onları rahat bırakmaması her türlü zorbalığı, pisliği yapmaları (Bunları yapanların ise bir zamanlar Gülizar’ın kapısında kuyruk olmaları da ayrı bir mesele) Artık eski hayatından vazgeçip normal bir hayat sürmek istese de kasabalılar tarafından rahat bırakılmama durumu geçmişin bir şekilde peşinden geldiğinin göstergesi.

Sonrasında Ali ve Zeynep’in dağ taş demeden denize ulaşma hikayesi var. Dağ köylerindeki insanların yardım severliği, iyi yürekliliği ise köylü milletin efendisidir sözünü getirdi aklıma. Zora düşmüş insanlara hiçbir şey sormadan el uzatan kaç insan kaldı ki şimdi…

Yolları Eşkıya Murat Ağa ile bir şekilde kesişiyor. Murat Ağanın eşkıyalığı kötülükten değil iyilikten. Köylerde ağaların köylülere eziyet etmesi, topraklarını ellerinden almasına dayanamayıp o ağaların hepsinin dersini veren bir karakter olarak sunuyor yazar bize Murat ağayı.

Denize ulaşmayı umuda yolculuğun simgesi olarak aldım ben. Gerçekten de öyle. Ancak sonunda bir adım atabilse denize ulaşacak olan Ali maalesef o denize ulaşamadan teslim olmayı seçer.

Kitabın basım yılı 1959. Yazar o dönemin toplumsal yapısını da çok iyi işlemiş. Köy, kasaba yokluk, işsizlik, ağalar, tutucu bir yapı vs...

Kitap film izlermiş havasında demiştim zaten kitabın filmi de varmış. Buyurun (https://www.youtube.com/watch?v=NSQgdQNAJeM )
160 syf.
·1 günde·7/10
heceleri birleştirip okumaya yeni yeni başladığım da bu yazarın '' Bir küçücük aslancık varmış'' kitabını iliştirdiler elime. Bu sebepledir ki Tarık Dursun K. hayatımda her zaman, farklı bir noktada olacak. Zira şu anki okuma alışkanlığımı ona borçluyum. O çocuk kitabından sonra Tarık Dursun okumamıştım. Uzun yıllar sonra eski bir dostla karşılaşmak gibiydi bu kitap. Sıkılmadan okudum ve gözümün önünde beliren imgeler oldukça sarsıcıydı. Kırmızı pazartesi ve kuyucaklı yusuf'u okurken ve bir daha asla böyle bir kitap okuyamam heralde dediğim ne varsa, hepsini yeniden bu kitapla yaşadım.
160 syf.
·5 günde·6/10
Kitabın ilk baskısı 1959 yılı. o dönemin şartlarıyla köyden kasabaya göçmüş Ali bir türlü tutunamadığı fabrika işçiliğinden atıldığında ona inşaat bekçiliği işini veriyorlar, orada tanıştığı Çolak ile alem yapmak için gittikleri bir evde hanımın kızına abayı yakan Ali kızla evlenmeyi kafaya koyuyor ve evleniyor. Kasabalı buna çok bozuluyor çünkü kendi eğlencelerine mani bir durum bu. Böylece eve baskın yapan kasabalı kadını ve kızını kaçırıyor. Ali izlerini sürüp karısını adamların ellerinden alırken iki kişiyi vuruyor ve Ali ile karısının dağları aşıp denize ulaşmaya çalıştıkları yolculuk başlıyor.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsan Kurdu
Baskı tarihi:
Ekim 2014
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750830297
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
İnsan Kurdu
İnsan Kurdu
İnsan Kurdu, göç ettiği kasabada kendisine yeni bir hayat kurmaya çalışırken isteği dışında suça yönelen bir köy çocuğunun, Ali'nin trajik hikâyesi. Sinemasal dili ve kurgusuyla değişik bir roman.

Gidiyorlardı. Evet, bu besbelli bir şeydi. Nereye gidiyorlardı, Ali de bilmiyordu. Düşünmemişti. Kasabaya dönülmezdi. Artık kasaba yoktu. Dağlardan gideceklerdi. Sakallı, 'Üç sıradağ ötesi deniz…' demişti. Üç sıradağ ötesi, demek denizdi. Kaç gün, kaç gece sürerdi yol, bunu sakallı da bilmiyordu. Ama, üç sıradağ aşılırsa denize varılacaktı. Ali, ömründe denizi görmemişti. Denize varırlarsa kasabadan uzaklaşacaklardı. Bir vardılar mı denize, onları bir daha kimseler bulamayacaktı. Hangi babayiğit üç sıradağ aşıp artlarından gelecekti? Kimin aklına düşerdi? Hiç kimsenin...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 14 okur

  • Mazlum
  • Burcu Bergen
  • Şilan Taşpunar
  • Dila Manga
  • Yusuf Kadri Şirinkan
  • Ferya Fertelli
  • Selman Ç.
  • Berna ozdemir
  • sıla
  • Sezen

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%20 (1)
8
%0
7
%20 (1)
6
%20 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0