Jack London’ın bu muhteşem eserine geçmeden önce 40 yıllık kısa ömrüne onlarca macera ve 50 den fazla eser bıraktığını söyleyerek başlayayım. Bu kitapların birçoğunu hayatının yaklaşık 17-18 yılında yazmıştır. Jack London kitaplarını okuyanlar bilir. Kitapları edebi yönden inanılmaz güçlüdür. Toplumsal gerçekçi bir tarzı vardır ve bildiğim kadarıyla eserleri yabancı dillerde en çok çevrilen yazarlar arasındadır. Onun hakkında ne söyleyip yazsak sanırım eksik kalır.
Öncelikle Jack London’ın hayatını okuyun derim. Jack London daha 14 yaşında fabrikada 18 saatlere kadar çalışan bir işçi, istiridye, balina avcılığı yapan bir korsan, farklı ülkeleri gezen maceraperest, serserilikten hapis yatan biri, militan düzeyde olmasa da bir sosyalist ve bir alkolik…
Bu kitabı da tam olarak Jack London’ın alkolle olan ilişkisini anlatan anı diyebileceğimiz kurgu romandır. Kitabın yayınevlerine göre farklı adları vardır. Bir alkoliğin Anıları, John Barleycorn, İntihar gibi başlıklarla yayınlanmıştır.
Gelelim eserimize, benim okuduğum yayınevinde kitabın adı İntihar’dı. Jack London’ın içkiyle olan ilişkisiyle başlamak istiyorum. Çok ilginç bir şekilde Jack London içkiden nefret eden birisiymiş. Daha çocukken babasının içki aldırmak için gönderdiği yerden dönerken merakla içmesiyle içkiyle (John Barleycorn'la) tanışmış ve nefret etmesine rağmen hayatından hiç çıkaramamış. İlginç bir şekilde de kısacık yaşamına sığdırdığı maceralara da içki neden olmuş. Kimilerine göre ölümüne de içki sebep olmuş.
İncelememe Jack London’ın John Barleycorn adını verdiği içkiyle olan ilişkisini kitaptaki alıntılarla devam edeyim.
Jack London’a göre John Barleycorn yani alkol, hayalcinin hayal kurmasına, yaşayanın yaşamasına izin vermez. O, doğumu ve ölümü mahveder, varlığın paradoksunu buğular içinde