Invisible

Paul Auster

Puan

7.710 üzerinden
310 kişi
Puan vermedi·264 syf.·
Beğendi
·
2022 26. kitabı
Merhaba arkadaşlar, yazarı ilk defa okudum. Çok akıcı, sade hiç yormayan bir dile sahip. Seviyorum böyle yazarları. Görünmeyen, yayımlandığı dönemde dünya eleştirmenleri tarafından yılın en iyi kitapları arasında gösterilmiş ve yazarın en önemli romanı olarak da tanıtılmış. 1967 başlarında New York'ta başlayan roman iç içe geçmiş dört bölümden oluşmakta. Kurgu içinde kurgu ve farklı anlatıcıların olması kitabı ilginç kılmış. Birinci bölüm yazarın kendisi tarafından yazılmış. Üniversitede okuyan Adam Walker şair olmak istemektedir. Rudolf Born isimli üniversite hocası ve onun kız arkadaşı Margot ile tanışır. Rudolf, Walker 'e hayatının fırsatını verir. Bir dergi çıkaracaklardır tam da Adam' ın istediği şeydir. Bu arada Rudolf birkaç günlüğüne Paris'e gider, Margot ile Adam beraber olurlar beş gün boyunca, hoca sepetler Margot'u ihanet ettiği için. Gece yarısı bir parkta gezerlerken önlerine silahlı bir dilenci çıkarsa da bıçaklanarak öldürülür. Adam karanlık yanları olduğunu düşündüğü hocaya, dergiyi çıkarmayacağını söyler, böylece yolları ayrılır Rudolf ile uzun yıllar görüşmezler. 68 kuşağının savaş hezeyanları, Vietnam Savaşına katılan Amerika gençlerinden de bahsedilir. Bunlar ilk bölüm olan ilkbaharda anlatılır. İkinci bölüm yaz ise sarsıcı ve serttir biraz. Cinsellik ön plana çıkmıştır ve ensest bir ilişki anlatılmakta. Bu nedenle kitabı eleştirenler ve beğenmeyenler de var ancak bu sürpriz değil, kitabın arka kapağında bahsedilmektedir. Adam ablası Gwyn ile bir yazı birlikte geçirir. Otuz sekiz günlük bir zaman. New York'ta yüksek lisans yapmaya gelen abla kardeşinin evine yerleşir. Aralarında ensest bir ilişki başlar. Ne kadar korkunç ve iğrenç bir şey. Ve ne yazık ki bu bizim toplumda kanayan bir yara, çoklarının başına gelmekte kimileri korkudan, kimileri
GörünmeyenPaul Auster · Can Yayınları · 20201,140 okunma
Mide bulantısına sebep bir kitap
1/10
·252 syf.··
2026 33. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 01:04
Dünya çirkin bir yer değil, çirkinleştiren çok şey var. Bunlardan biri de sanatçılar. Güzellik tartışılmaz denir, lakin şunu demiyoruz güzel- çirkin tartışılmaz. Kastedilen şu: güzel aslında belirlenmiş onlar arasındaki zevkleri tartışmıyoruz. Bu kabul, gelelim benim tatışmak istediğime, sanat ve sanatçı… Sanat estetik bir duyuş ve onu ortaya estetik bir kaygıyla ortaya koyuşsa, bu kadar çirkin eser neden var??? Bu Paul Austet’den okuduğum son kitap olacak çünkü dünyamızı çirkinleştiren, ruhlarımıza zarar veren her şeye karşıyım. Not: Okumayın!
GörünmeyenPaul Auster · Can Yayınları · 20121,140 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Paul Auster
Puan vermedi·264 syf.··
Beğendi
·
2021 24. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mart 2021 19:04
Yüz yüze baktıgımız orurup bir şeyler içip sohbet ettigimiz bir kaç anı biriktirip bir daha görmek istemedigimiz hayatımızın yada göremedigimiz hayatın içinden çarpıcı bir hikaye aslı da görünmeyen. Görünen kısmı herkes tarafından bilinse de görünmeyen gölge kısmının auster öyle edebi nir dilde işlemiş ki. Karakterin yaşadıgı şeylere bir taraftan inanırken bir taraftan da acaba kurgu mu diyorsunuz. Bir raraftan adam şahit oldugu bıcaklama olayının vicdan yükünün agırlıgını son ana kadar yaşarken ablasıyla yaşadıklarının normal bir şey oldugunu ikisi arasında ki yalınlıgı okurken hiç yadırgamamış olmak beni bambaşka bir bakışla karakterleri analiz etmeye sürükledi. Bu esere okumuş olmak benim için çok keyifliydi.
İnsan ve Duygular
GörünmeyenPaul Auster · Can Yayınları · 20201,140 okunma
Görünen her zaman gerçeği görünmez kılar!
8/10
·252 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
Kitap, baş karakterimiz üniversite öğrencisi genç şair Adam Walker'ın “Onun elini ilk kez 1967 baharında sıktım” cümlesi ile başlıyor. Elini sıktığı kişi ise bir partide alakasız bir şekilde yanına gelen soruları ve konuşmasıyla Walker’ı etkisi altına alan Columbia Üniversitesi’nde siyasal bilimler profesörü; Rudolf Born ve beraberindeki ilginç sevgilisi Margot. Genç şairimizin hayatı bu tesadüfi tanışma sonrasında hiç tahmin etmediği bir yöne doğru savruluyor. Aralarında cinselliğe dayalı başlayan ilişki, roman ilerledikçe Walker’ın ablası ile Born’un üvey kızını da içine alan çarpık, sarsıcı, karmaşık gibi görünen ancak okudukça netleşen ilişkiler ve olaylar ağına dönüşmeye başlar. Kitap dört bölümden oluşuyor. İlk üç bölümde Walker’ın hayatında ki üç döneme tanık oluyoruz: ilkbahar, yaz ve sonbahar. Dördüncü ve son bölümde ise Rudolf ve üvey kızı Cecile arasındaki tuhaf ilişkiye tanık olup Cecile’in anılarındaki Walker’ın peşine düşüyoruz. Her bölümü birbirinden farklı kılan önemli detay ise anlatıcıların sürekli değişmesidir. Paul Auster’in “yazmak” ve “yazarlık” üzerine hünerlerini sergilediği romanın ilk bölümü günlük tarzında Adam Walker’ın ağzından anı türünde yazılan bir roman iken, ikinci bölümde Walker kendi mahremini yani görünmeyen tarafını açtığı bölümü yazar arkadaşı James Freeman’a gönderir ve anlatıcıyı değiştir der. Okuyucu sonraki bölümleri üçüncü tekil şahıs ağzından anlatılan bir roman okumaya başlar. Araya giren Adam Walker’in mektupları ve Cecile Juin’in günlüğü ile anlatım kimi okuyucu için karışık bir hal alabilir. Bu nedenle çok ara vermeden okunması tavsiye ederim. Çünkü özellikle diyaloglar arası geçişlerde bir orkestra da müzik aletlerinin seslerinin birbirine karışması gibi kimin konuştuğu anlaşılmayabilir. Kitabın asıl vurgu yaptığı
Edebiyat
GörünmeyenPaul Auster · Can Yayınları · 20121,140 okunma
8/10
·252 syf.··
2018 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2018 00:00
Okuduğum ilk Paul Auster kitabı idi ve hakkında hiçbir bilgim olmadan başladım kitaba. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kitapla ilgili duygularım karmaşık, aynı kitap gibi bölümlere göre duygularım değişiyor ve hala net bir fikre sahip olmuş değilim. İlk üç bölüm Adam Walker'ın son bölüm ise Cecile'in hikayesini içeriyor. Kitap ilk olarak çok güzel başladı ve sayfalar nasıl aktı bilmiyorum, merakla sayfaları çevirirken ikinci bölüm başladı. İkinci bölüm ise olayların akışı tamamen değişti ve kitap yeni bir boyut kazandı, yazar da bu duruma uygun olması için sanırım kitabı 'sen' anlatımı ile sunuyor. İkinci bölümde yaşananların bir çoğunu (ensest ve cinsel ilişkiler üzerine olan kısımları özellikle) kişisel olarak rahatsız edici buldum, ancak yazar bu konularda biraz uç noktaları zorlayarak bir kurgu oluşturmuş, bunu göz önünde blundurarak okumak gerekiyor diye düşünüyorum. Üçüncü bölümde ise 'o' anlatımınıa geçiliyor ve hikaye bu sefer başka bir yöne kayıyor ancak sunum sadece dil yönünden farklı değil, yazar bazı yerleri ayrıntılı bir şekilde sunarken bazı yerleri çalakalem yazmış. Sanırım yazardaki bu değişimler insan zihninde olayların ne kadar değişik boyutlar kazanabildiğine değinmek ve mümkün olduğunca okura sunmak. Son bölüm ise her ne kadar ana öyküden uzak gibi dursa da bir çok gizemin ortaya çıkmasını ve olayların bambaşka bir boyuttan ele alınmasını sağlıyor. Kitabın başı ile sonu birbirinden ne kadar uzak dursa da sonunu sevdim, yazar kitapta kendine özgü bir tarz yakalamış ve sonuna da bunu yansıtmış bence. Daha önce <i>üsturmaca</i>nın bu kadar net ve iyi işlendiği bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum, yazarın kendine has tarzı beni etkiledi. Bu kitapta işlediği tüm konulardan hoşlanmasam da her daim aynı tarz şeyleri okuyarak zihni daraltmaktan
Edebiyat
GörünmeyenPaul Auster · Can Yayınları · 20121,140 okunma