1000Kitap Logosu
İpek

İpek

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
8.2
45 Kişi
126
Okunma
42
Beğeni
1.228
Gösterim
112 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 3 sa. 10 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Can Yayınları · Eylül 2017 · Karton kapak · 9789750735752
Orijinal adı
Seta
İpek, günümüz İtalyan edebiyatının büyük ustalarından Alessandro Baricco’nun, dünyanın dört bir yanındaki okuru fethetmiş olan romanı. Şiirimsi bir anlatımla insanın en büyük sorunlarından birini dile getiriyor: mutluluk arayışını. Yıl 1861; Güney Fransa’nın Lavilledieu kasabasından Herve Joncour, karısı Hélène’le mutlu bir yaşam sürmekte, geçimini de ipekböceği alım satımıyla sağlamaktadır. Günün birinde ipekböceği satın almak için dünyanın öbür ucuna, Japonya’ya gitmesi gerekir. Bu yolculukta Joncour için asıl tehlike haydutlar ya da Japonya’da süren içsavaş değil, Japon ipek kralının gözdesi olan müthiş güzel bir çocuk-kadına tutulmak olur. Kız, onunla hiç konuşmasa da, bakışlarıyla, davranışlarıyla genç adamı baştan çıkarır. Joncour genç kadının cazibesi ile karısının bencillikten uzak aşkı arasında bocalar. Bu iki niteliğin aynı anda, aynı kişide var olabileceğini anladığında ise artık hayatı eskisi gibi olmayacaktır.
8.2
10 üzerinden
45 Puan · 8 İnceleme
112 syf.
·
Beğendi
·
9/10 puan
#1001kitap~~~
Herve Joncour 32 yaşında, ipekböceği alıp satan 1i ve eşi de"HELENE" dir.( Efsane karakter) Herve Joncour, Avrupa'daki böcekleri sarsan salgınlar nedeniyle, ipekböceği yumurtası almak için Akdeniz'i aşıp Suriye ve Mısır'a kadar gider, ve hatta daha sonraları Japonya ya gidip gelmeye başlar... "Japonya eski kafalı bir ülkedir, biliyor musunuz? Yasaları da eski kafalıdır: Ölüm cezasını gerektiren 12 suç vardır derler. Bu suçlardan 1tanesi de hizmetinde çalıştığın kişinin aşk mektubunu götürmektir..." Japon yolculuğunda Joncour için asıl tehlike haydutlar ya da Japonya’da süren içsavaş değil, Japon ipek kralının gözdesi olan müthiş güzel 1 çocuk-kadına tutulmak olur. Kız, onunla hiç konuşmasa da, bakışlarıyla, davranışlarıyla genç adamı baştan çıkarır. Joncour genç kadının cazibesi ile karısının bencillikten uzak aşkı arasında bocalar. Bu 2karakterin aynı anda, aynı kişide var olabileceğini anlar ama artık hayatı eskisi gibi olmaz... "Hiç1zaman yaşayamayacağın 1 şey için özlemden ölmek nedir bilir misin" diyor, kitabı özetliyor, büyük gelen yazgisiyla, tek 1ruzgarla binlerce oluşan dalga gibi, mutsuzluğun tuhafligiyla, savaşın acı yüzüyle, dünyanın sonunu görüyor yaşadıklarıyla ama yaşam oyle değişik ki, bazen söze gerek kalmıyor, bazen de iğrencliğimizi farkettiyor.... "İpek" Barrico dan okuduğum ilk kitap, iyiki oku demişsin ey kitap dostu, kesinlikle çok sevdiklerim arasına girdi... Ölmeden önce okunması gereken #1001kitap arasında olup, kesinlikle tavsiyemdir, çok çok severek okudum...
İpek
8.2/10
· 126 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
48
Tayfun
İpek'i inceledi.
112 syf.
·
2 günde
·
7/10 puan
Sabırla dut yaprağı atlastan kumaş döner. Hiç merak ettiniz mi neden elma, armut yaprağı değil de dut yaprağı. Çünkü ipekböcekleri en çok beyaz dut yaprağını sever ve bu yaprakları yedikten sonra salgılayarak en güzel kumaşları bizlere sunarlar. Gerçek bir ipek kumaş insanda hiçlik duygusu yaratır. Teninize, elinize ya da herhangi bir yerinize temas ettiğinde o hiçliğin sizi sardığını ve mutlu ettiğini anlarsınız. Çünkü bilirsiniz ki o ipek yoktan var oluşun bir sebebi olan “hiçliği” barındırmaktadır. Hikâye 1861 yılında 32 yaşında olan Fransa’nın Lavilledieu adlı kasabasında Herve Joncour’un başından geçen olayları anlatmaktadır. Asıl mesleği orduda asker olan bu güzel abimiz, küçük bir yönlendirme ile ipekböceği işine dalar ve bu dalış dünyayı gezmesine neden olur. “Mayıs ayının ilk günlerinde yumurtalar açılıp, bir tırtıl sallıyorlardı dışarı. Dut yapraklarından oluşan otuz günlük çılgınca bir beslenmeden sonra, bu kez bir kozanın içine kapanıyordu tırtıl, aradan iki hafta geçince de kelebek olup deliyordu kozayı ve arkasından bin metre ham ipek iplik ve yüklüce Fransız Frank’ından oluşan bir servet bırakarak uçup gidiyordu...” Bir adet ipekböceği ortalama yüz yirmi yumurta bırakır ve her geçen nesilde sayısız ipek böceğine sahibi olabilirsiniz. İki yüz adet ipekböceğine sahipseniz eğer, bu işe de gönül vermek isterseniz aylık yedi bin Türk lirası kazanma şansınız çok yüksektir. Arıcılık sektöründen sonra en büyük ve en kazançlı yetiştiriciliklerden birisidir. Konunun geçtiği zamanlarda Avrupa ve Afrika’da bir salgın baş gösterir ve Herve sağlam ipekböceği yumurtalarını satın almak için “dünyanın sonu” olan Japonya adasına seyahatleri başlar. “Japonya’ya gitmek üzere yola çıktı. Metz yakınlarında Fransız sınırını aştı, Württemberg ve Bavyera’dan geçerek Avusturya’ya girdi, trenle ilkönce Viyana’ya, sonra Budapeşte’ye, oradan da Kiev’e ulaştı. At sırtında iki bin kilometre giderek Rus bozkırlarına geçti. Ural’ları aştı, Sibirya’ya girdi, kırk gün daha yol gittikten sonra Baykal gölüne ulaştı. Orada yaşayanlar “deniz” diyorlardı bu göle. Amur Irmağını izleyerek, Okyanus’a ulaşana dek Çin sınırı boyunca ilerledi. Okyanus’ geldiğinde Sabirk limanında on bir gün bekledi, sonra Hollandalı bir kaçakçı gemisine binip, Japonya’nın Batı kıyısındaki Capo Teraya’ya ulaştı. Yürüye yürüye, dolambaçlı yollar izleyerek, İşikava, Toyama, Niigata’dan geçti ve Fukuşima’ya gitti, oradan da Şirakava’ya vardı, kentin çevresinden dolanıp doğuya gitti, iki gün bekledi, sonunda siyahlar giymiş bir adam geldi ve gözlerini bağlayarak…” Yazarın arı dili ve konunun sürükleyici sadeliği gerçekten kitabın devamlılığını çok iyi şekilde devam ettiriyor. Sonunda ise gerçekten bir sürpriz ile karşılaşıyorsunuz. Asıl amaç aslında elimizde olanların kıymetini asla bilmediğimiz bir yere götürüyor yazar bizi. Neden hep başka türlü arayış içerisine girer de yanımızda asıl bizim için değerli olanları görmeyiz? Neden bunun farkına iş işten geçtikten sonra varırız? Kitabın hardal renkli sayfaları ve 1996 ilk basım olması ise benim için ayrı bir güzellikti. Severek okudum ve zevk aldığımı bilmenizi isterim. Okunulası ve tavsiye edilebilesi bir eser. Sevgi ile kalın. “ Baldabiou, yirmi yıl önce kasabaya gelip, doğruca belediye başkanının ofisine giden ve geldiğini bildirmelerine fırsat vermeden içeri dalıp, yazı masasının üzerine günbatımı rengi ipek bir eşarp koyan ve başkana şu soruyu soran adamdı: - Bu nedir biliyor musunuz? - Kadın işi. - Yanıldınız. Erkek işi: para. Belediye başkanı onu kapı dışarı etmişti o zaman. Bunun üzerine Baldabiou gidip nehir kıyısına bir ipek eğirme yeri, ormanın arkasına ipekböceği yetiştirmek için bir depo, Vivier’e giden yolun başına da Azize Agnese’ye adadığı küçük bir kilise inşa ettirmişti. Yaklaşık otuz kişiyi işe almış, İtalya’dan her yanı tekerlek ve çark dolu esrarengiz, ahşap bir makine getirtmişti; yedi ay boyunca da hiç konuşmamıştı. Sonra yeniden gitmişti belediye başkanının yanına ve tam otuz bin franklık kocaman banknotları sırayla önüne dizmişti. - Bunlar nedir, biliyor musunuz? - Para. - Yanıldınız. Bunlar sizin hıyar olduğunuzun kanıtıdır. …”
İpek
8.2/10
· 126 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
53
Gncokuyor
İpek'i inceledi.
112 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Yumurtalarını dut yaprakları üzerine bırakan kelebek yumurtladıktan üç dört gün sonra ölür. Baharda taze dut yaprakları üzerindeki yumurtalardan çıkan larvalar devamlı dut yaprağı yiyerek büyür İyice büyüyüp de hücrelerine yerleşince üst dudağındaki delikten iplik halinde zamk gibi bir sıvı çıkararak kozasını yapmaya başlar. Bu ibret verici hikaye bize yoktan var oluşu hiçlik döngüsünü fısıldar. BARİCCO, İpek adlı hikayesinin başahramanı Herve Joncour'u bu metafor eşliğinde, bir İpek telin sarkacında sunar bize. Herve Joncour, ipekböceği tüccarıdır 1860'lı yıllarda Avrupa'da başgösteren salgın sebebiyle ipekböceği yumurtalarını bulmak üzere Fransa'dan Japonya'ya gider o yıllarda Japonya dünyanın sonunda yer almaktadır yolculuğun seyri şöyledir: "Japonya’ya gitmek üzere yola çıktı. Metz yakınlarında Fransız sınırını aştı, Württemberg ve Bavyera’dan geçerek Avusturya’ya girdi, trenle ilkönce Viyana’ya, sonra Budapeşte’ye, oradan da Kiev’e ulaştı. At sırtında iki bin kilometre giderek Rus bozkırlarına geçti. Uralları aştı, Sibirya’ya girdi, kırk gün daha yol gittikten sonra Baykal gölüne ulaştı. Orada yaşayanlar “deniz” diyorlardı bu göle." Bu kısım kitabın önemli bir leitmotifidir her yolculukta, bu motifteki bir kavram değişir.Bu değişim kahramanın içsel yolculuğunun da seyrini okura hissettirir.Okurken sıradaki sır nedir heyecanı, üslubu yumuşacık, şiirsel bu kitabın serin bir deniz dalgası niteliğindedir, vurur geçer.Japonya vurgusu önemli bir detaydır, uzaktır dünyanın sonundadır ve egzotiktir.Burada kahramanı bekleyen onu alabora eden rutinini bozan duyguyla beraber okur da kendi mutluluk algısını ve arayışını gözden geçirir. Bu kısacık hikayede yan karakterler de çok etkileyicidir tam bir vefa ve gerçek sevginin timsali, güzel sesine ironik sessiz teslimiyetiyle Helene'den ve Baldabiou'nun gizemli kişiliğinden etkilenmemek mümkün değil. : "Tuhaf bir acı bu. - Hiçbir zaman yaşayamayacağın bir şey için özlemden ölmek." Kitabın kalbi olan bu alıntının duygusallığı ile önerim.
İpek
8.2/10
· 126 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
12
Yağmur Şire
İpek'i inceledi.
112 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Aslında uzun ve çok etkileyici bir öykü "Ipek" fazlasıyla etkileyici. Bir ipek tüccarı olan Hervè Joncour'un hayat öyküsü. Fransa'dan Japonya'ya uzanan ipek kozası hikayesi. Her bölüm kısa kısa yazılmış, kısa ve net diyaloglar ve düşünceler var. Joncour'un ne hissettiği son derece yalın ve zarif ifade edilmiş. O kadar naif bir kitap ki. Italyan yazar Alessandro Baricco çok kendine has bir yazım stiline sahip. Belki de benim yabancı olduğum bir tarzdır ancak kısa cümlelerde muazzam duygular ifade etmiş. Kitabın içersinde çok sık geçen tekrarlar var. Bunların arasındaki ufak farkları fark ettiğinizde yazarın zamanın, algının, hayatın ve duyguların değişimini bu kadar basitçe ama vurgulu olarak hissettirdiğine hayret ediyorsunuz. Değişen her kelime, ilerleyen zamanın habercisi. Gerçekten çok etkileyici bir kitap. Şiddetle tavsiye ediyorum.
İpek
8.2/10
· 126 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
2