·
Okunma
·
Beğeni
·
347
Gösterim
Adı:
İsa'nın Portresi
Baskı tarihi:
Aralık 2008
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051110585
Kitabın türü:
Çeviri:
Belma Dehni
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
İsa'nın portresi, uğruna ölümcül bir rekabetin içine giren insanlara ne getirecek?. İsviçre'nin olağanüstü güzellikteki doğal manzarası, dağları, gölleri ve yemyeşil ormanları... Bankacılık sektörünün nabzının attığı Zürich caddelerinde başlayan doludizgin bir macera, giderek artan bir heyecan kasırgası... Çok özel bir yerde muhafaza edilerek bir şekilde günümüze dek korunan ve İsa'nın tek gerçek portresi olan tablo benzerlerinden çok farklıdır ve inanışa göre ona bakan kişiye sonsuza dek yaşama şansı vermektedir. Bu ilginç özellik onu ele geçirmek isteyenler arasında kıyasıya bir mücadeleye sebep olur
304 syf.
·10 günde·Beğendi·6/10
Davinci tarzi severlerin keyifle ojuyacagi mistik pokisiye bir roman
304 syf.
"da Vinci Şifresi" furyasının başladığı yıllarda, piyasada bu tip kitaplar bulmak hiç de zor değildi. Hatta gözünüzü kapatıp, raflarda elinizi rastgele bir kitabın üzerine koyduğunuzda, sırlı, şifreli, ezoterik, tarihi gizem içeren bir kitaba denk gelme olasılığınız hayli yüksekti. O dönemden kalma birkaç kitap da benim kütüphanemde yer etti haliyle, ben de bir kısmını eriteyim bari dedim ve kitabı böylece okumuş oldum.
MS 1. yüzyılda, Pontius Pilatus adlı bir Romalı vali, göreve yeni geldiği bölgede Yahudilerle anlaşmazlığa düşer. Bu dönem, Hz. İsa'nın peygamber olduğu dönem aynı zamanda. Yahudilere önderlik eden ve Romalıların tanrılarına itimat etmeyen Hz. İsa, bir süre sonra Romalılar için tehdit halini alır ve tutuklanması istenir. Sonrası pek çoğumuzun bildiği gibi, fakat işin arka planında dönen entrikalar ve bu olayın temelinin sadece dine dayalı değil aynı zamanda iktidar hırsına dayalı olması, kitapta güzel bir şekilde işlenmiş.
Kitapta bölümler bizi bazen 2006 yılına, bazen de MS 1. yüzyılda, bu olayların yaşandığı döneme götürüyor. Her ne kadar, İsa'nın portresi etrafında dönen olaylar, haliyle 2006 yılında geçiyor olsa da ben, tarihi kısmın anlatıldığı bölümleri daha çok beğendim. Nedenine birazdan geleceğim.
Ana karakterlerimiz Malloy, Kate ve Ethan. Önce Ethan'dan başlayayım, çünkü gözlerimi kamaştırdın be evlat. O nasıl bir performanstır? Tamam, çıplak elle tırmanış performansın iyiydi, tam sukoyverecekken iyi toparladın (aslında orada bile nalları diksen normal karşılanırdı, çünkü oradan maçı çevirmen pek de insan işi değildi), kitapçı dükkanındaki performansın ise nispeten daha kabul edilebilirdi (gerçi dışarda yine nalları dikerdin de iyi yırttın, yazar sana epey kıyak geçmiş olmalı) ama çatışmalardaki o halin neydi be? Bir adama mermi bu kadar mı teğet geçer? Kafasının üstünden, omzunun yanından, ordan burdan... Yok artık dedim yani. Üstünde sağlam bir muska taşıyor olmalı. Kate ise kitabımızın cazibeli ve bir o kadar da yetenekli hatunu. Muskalı Ethan'ı o yetiştirmiş. O da ipsiz tırmanıcı. Gölgesinden hızlı silah çekiyor. Ben kitaplarda böylesi mükemmel adamları ve mükemmel kadınları sevmiyorum ve özellikle de böyle maytap malzemesi yapıyorum, incelememi okuma gafletine düşen okurlar bana kızmasınlar. En sevdiğim kısımlardan biri daha, bu mükemmel kadın ile mükemmel adam birbirlerine aşıklar. Ha bu arada, hakkını yemeyelim, bu bizim mükemmel kadın, vurulup ölümün kıyısından döndü. Gerçi ölümün kıyısından dönüp, anında kendini toparlaması da en az muskalı sevgilisi kadar ilgi çekici ve abartılıydı. Ulan millet uyku mahmurluğunu üzerinden atmak için kaç dakika zaman harcıyor, hatun Azrail'in kapısından dönmüş, görev aşkıyla zıplayıp kalkıyor ve hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor. İlginç... Malloy ise nispeten daha kabullenilebilir şeyler yaşadı diyelim. Tabii onun da burnunun dibinden uçup kaçan mermiler oldu, olmadı değil. Anlaşılan yazar, ana karakterlerine bir ana şefkatiyle davranmış.
Tapınak Şövalyeleri, kitapta geçen konulardan biri. Portrenin yolculuğu sırasında onlara da bağlanan bir yönü var. Ve bir şekilde Oscar Wilde da işin içine giriyor, bir selam da ona çakılıyor. "Dorian Gray'in Portresi" kitabının çıkış noktası ile ilgili güzel bir anekdot da var kitapta.
Eee, beğenmediğin kitaba niye bu kadar şey yazdın diye sorarsanız, sormayın. Kitabın aksiyonu, gizemli yanı vs. hep bir eksik geldi bana. Heyecanı yok denecek kadar az ve merak unsuru da kitabın akışı boyunca canlı kalamıyor maalesef. Bazı konular, sırf "biraz da bundan olsun" dercesine eklenmiş. Fazla beklentiye girerek okumayın diye yazdım bu kadar şeyi derim belki. Yalnız, finaldeki o detay, hayal gücünüzle tamamladığınızda, ilginç bir son vadediyor. Hakkını vermek gerek.
Ne demişti Voltaire: "İsviçreli bir bankacının pencereden atladığını görürseniz, onu takip edin. Kesinlikle aşağıda para bulmuş demektir."
"Şekerci dükkanına girmiş bir çocuğu, yarın alırız diye kandırıp oradan çıkartabilir misin?"
Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında, İsviçre'de polis olmak haddinden fazla sıkıcıydı. Zürich'te ayda bir kez cinayet olayıyla karşılaşılıyordu. Nadiren gerçekleşen bir cüzdan hırsızlığı söz konusu olduğunda, polis kurbana özür mektubu yollayarak çaldırdığı paranın sigortadan banka hesabına yatırıldığını haber veriyordu. Arabaları çalındığında İsviçreliler hiç telaşlanmıyordu. Çünkü rapor tutulması için polise verdikleri dilekçe sayesinde sigortadan anında paralarını alacaklarını biliyorlardı. İsviçre polisi zamanının çoğunu kırtasiye işleriyle geçiriyordu. Marcus bunun çok sıkıcı bir şey olduğunu, son yıllarda diğer ülkelerdeki hareketliliğe ayak uydurmak ve İsviçre'nin de benzer sorunlar yaşadığını göstermek için olur olmaz suç olayları yaratıldığını söyledi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İsa'nın Portresi
Baskı tarihi:
Aralık 2008
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051110585
Kitabın türü:
Çeviri:
Belma Dehni
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
İsa'nın portresi, uğruna ölümcül bir rekabetin içine giren insanlara ne getirecek?. İsviçre'nin olağanüstü güzellikteki doğal manzarası, dağları, gölleri ve yemyeşil ormanları... Bankacılık sektörünün nabzının attığı Zürich caddelerinde başlayan doludizgin bir macera, giderek artan bir heyecan kasırgası... Çok özel bir yerde muhafaza edilerek bir şekilde günümüze dek korunan ve İsa'nın tek gerçek portresi olan tablo benzerlerinden çok farklıdır ve inanışa göre ona bakan kişiye sonsuza dek yaşama şansı vermektedir. Bu ilginç özellik onu ele geçirmek isteyenler arasında kıyasıya bir mücadeleye sebep olur

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • diğdem
  • Orhun Uzun
  • Mevlüt Okan HAZİNEDAROĞLU
  • Hilal Karakoç
  • Post Mortem
  • Fatih Orhun Uzun
  • MaGeLLaN
  • fikret eroglu
  • Atıl Kurt
  • tuğçe tansel

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.7 (1)
9
%0
8
%16.7 (1)
7
%33.3 (2)
6
%16.7 (1)
5
%16.7 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0