İslami Yenilenme: Makaleler 1

·
Okunma
·
Beğeni
·
218
Gösterim
Adı:
İslami Yenilenme: Makaleler 1
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
166
Format:
Karton kapak
ISBN:
9944162937
Kitabın türü:
Çeviri:
Adil Çiftçi
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ankara Okulu Yayınları
Müslümanlar körü körüne Batı'ya teslim olmadan ya da, yine gözleri bağlı ona sırt çevirmeden gerekli özgüveni geliştirebilirlerse, en önemli vazifeleri gelecek için rehber edinmek maksadıyla, Kur'an'ı incelemek için sağlam bir yöntem geliştirmek olacaktır. Şu kesinlikle açıktır -ve on sekizinci asrın İhyacılığından beri kavranmış ve gittikçe de daha fazla kavranmaktadır- ki, Müslümanların, hukuk veya kelam alanında ortaya koydukları, mevcut halleriyle onlara bugün için kapsamlı bir rehberlikte bulunamaz. Tabii bu literatürde, özellikle hukukla ilgili eserlerde bir sürü değerli şey de vardır. İşte bu gittikçe artan kavrayıştan dolayıdır ki, son iki asırdır içtihat hakkında çok şey duyulmaktadır. Fakat bu içtihat, şimdiye kadar olduğu gibi parçacı ve rastgele değil, sistematik, kapsamlı ve uzak hedefli olmalıdır. Dahası, şu da anlaşılmalıdır ki, burada içtihattan söz edildiğinde, herkesten daha fazla imtiyazlı bir zihnin Müslümanlara 'Yolu' ebediyen gösterecek tek bir yanılmaz hükmünden bahsedilmemektedir. Bir fazilet ve bilgi abidesinin her konuda nihâi bir içtihatta bulunacağını düşünmek sadece safça değil son derece tehlikelidir de. İçtihat, düşünen kafaların çoğulcu bir çabası olmalıdır. Başta teşekkül asırları olmak üzere, sonraki dönemlerde İslâm'ın gelişimi konusundaki umumi bilgisizliğimizden dolayı, kendileriyle beraber yaşadığımız sosyal, siyasî ve ekonomik kurumları neredeyse Kur'an'ın kendisinden daha kutsal addeder olmuşuz.
(Tanıtım Bülteninden)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kur'an'a göre bu dünyada (şu veya bu açıdan) başta / önde bulunmak ebediyen devam etmez. Çünkü iktidarda ve refah içinde bulunan insanlar er veya geç takvayı kaybederler ve 'yeryüzünü bozmaya, fesad çıkarmaya' başlarlar; böylece de onların sahneden kalkmaları kaçınılmaz olur.
〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰
Toplumun sıradan üyeleri ile onların dini-ahlâki önderleri arasındaki mesafe, İslam'ın sosyal ve siyasî eşitlikçiliğinin yerine gelebilmesi için en aza indirilmek zorundadır.
〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰
" Miras aldıkları önyargılardan başka, Batılıların Peygamber'i anlamadaki zorlukları onun Mekkeli ve Medineli kariyerini iki ayrı -esasında tamamen bağlantısız- dönem olarak görmelerinden kaynaklanmaktadır. Mekke döneminde o, Batılı yazarlara göre gerçek anlamda ilham alan bir şahsiyet; acı çeken ve ezilen bir peygamber olarak görünmektedir. Bu durumda o İsa'nın Hıristiyan imajını çağrıştırmaktadır. Fakat Medine'de o, savaş yapar, kanun koyar, yargılar ve yönetir. Aynı zamanda, birçok hanımla evlenerek Batılıların gözünde sıradan bir insan konumuna gelir. Bu ikili şema, sadece Mekke ve Medine'de aynı içtenlik ve güçle Peygamber'e vahyedilen Kur'an tarafından tekzip edilmekle kalmayıp, Peygamber'in kendisinin ruhsal geçmişine yakından bir göz atmakla da çürütülebilir.
〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰
" Her şeyden önce şu bilinmelidir ki, İslâm modernizmi sekülerizm ile aynı şey değildir. Oldukça çok sayıda Batılı sosyal bilimci, özellikle de siyaset bilimciler, kısmen cahillikten; geniş ölçüde de, şüphem bu yönde, öyle görmek istedikleri için ikisini özdeşleştirmektedirler. Onlar her türlü modernleştirme/ modernleşme çabasının sekülerleşme olduğunu farz ederler; İslam söz konusu olduğunda bu tamamen gerçek dışıdır. Bir Müslüman modernist her parçasıyla, her tarafıyla Islâmî'dir. Dahası, Islâm'ın hayatın bütün alanlarına tatbik edilebilir olduğu ve belirli dinî ibadetler, aile hukuku ve Kur'an'ın bazı cezaî hükümleri ile sınırlandırılmayacağı fikirini açık bir tarzda (yeniden) ortaya koyan bizzat Müslüman modernist olmuştur. Ulema bunun aksi bir uygulamaya koyulmuş ve böylece de yarı seküler haline gelmişti. Gerçek olan, İslâm modernizminin İslam liberalizmini temsil ediyor olmasıdır; o modern Batı'dan önemli liberal sosyal değerleri alıp, bu değerlerin gerçekliği veya doğruluğu hakkında deliller göstermek maksadıyla Kur'an'ı yorumladılar; yoksa sosyal bilimcilerin deyip durdukları sırf onları 'meşrulaştırmak/ haklı göstermek' için değil. Çünkü bu, Kur'an ve Peygamberin mirasını yeniden anlama sürecinde söz konusu olan ve mesele ile doğrudan ilgili olan şey, sadece Müslümanın aklı değil, daha da fazla, onun inancıdır. Böyle bir durum karşısında 'haklı göstermenin' ne anlama geldiğini anlayamamaktayım. Müslüman modernist kesinlikle, Batılı sosyal değerlerin hepsini birden kabul etmez. Çok önemli olan bazı değerleri tamamen reddeder. O, kadının toplumsal hayata katılımını savunurken, mesela yeni seks/ cinsiyet ahlakının Batı'da yaptığı tahribata gözlerini kapamaz; aile kurumunun harap edilişine de kör değildir. "
〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰
"Birçok Müslüman düşünürün yaptığı ve böylece de gelişmeyi engellediği bir hata vardır. İçtihat üzerinde o kadar vurguya rağmen, içtihadın yeni problem ve durumlara şamil olup Kur'an ve Sünnet'in ihtiva ettiklerine şamil olmadığı şeklindeki hukuk kaidesi son derece yanlış anlaşılarak ve yorumlanarak Kur'an'ın 'kapsamış olduğu' hiç bir meselede, mesela bir kadının şahitliğinin değeri meselesinde, daha fazla bir şey yapılamayacağı anlamına alınmıştır. Toplumsal durumların aynı kalmayıp değişmeye devam ettiğini anlamak ve kabul etmek durumundayız. Bu sebeple hukuk sadece Kur'an'ın ahlâkı gayeleri ve prensipleri ışığında değil, aynı zamanda toplumsal durumdaki değişme açısından da yorumlanmalıdır. Terk edilemeyecek veya değiştirilemeyecek olan şeyler bizzat Kur'an'ın hedefleri ve prensipleridir. Dahası bunlar toplumsal değişmeyi kontrol etmeli ve yönlendirmelidir; zira aksi takdirde bazı toplumsal değişmeler sağlıklı olmayacaktır."
〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İslami Yenilenme: Makaleler 1
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
166
Format:
Karton kapak
ISBN:
9944162937
Kitabın türü:
Çeviri:
Adil Çiftçi
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ankara Okulu Yayınları
Müslümanlar körü körüne Batı'ya teslim olmadan ya da, yine gözleri bağlı ona sırt çevirmeden gerekli özgüveni geliştirebilirlerse, en önemli vazifeleri gelecek için rehber edinmek maksadıyla, Kur'an'ı incelemek için sağlam bir yöntem geliştirmek olacaktır. Şu kesinlikle açıktır -ve on sekizinci asrın İhyacılığından beri kavranmış ve gittikçe de daha fazla kavranmaktadır- ki, Müslümanların, hukuk veya kelam alanında ortaya koydukları, mevcut halleriyle onlara bugün için kapsamlı bir rehberlikte bulunamaz. Tabii bu literatürde, özellikle hukukla ilgili eserlerde bir sürü değerli şey de vardır. İşte bu gittikçe artan kavrayıştan dolayıdır ki, son iki asırdır içtihat hakkında çok şey duyulmaktadır. Fakat bu içtihat, şimdiye kadar olduğu gibi parçacı ve rastgele değil, sistematik, kapsamlı ve uzak hedefli olmalıdır. Dahası, şu da anlaşılmalıdır ki, burada içtihattan söz edildiğinde, herkesten daha fazla imtiyazlı bir zihnin Müslümanlara 'Yolu' ebediyen gösterecek tek bir yanılmaz hükmünden bahsedilmemektedir. Bir fazilet ve bilgi abidesinin her konuda nihâi bir içtihatta bulunacağını düşünmek sadece safça değil son derece tehlikelidir de. İçtihat, düşünen kafaların çoğulcu bir çabası olmalıdır. Başta teşekkül asırları olmak üzere, sonraki dönemlerde İslâm'ın gelişimi konusundaki umumi bilgisizliğimizden dolayı, kendileriyle beraber yaşadığımız sosyal, siyasî ve ekonomik kurumları neredeyse Kur'an'ın kendisinden daha kutsal addeder olmuşuz.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Merve Sarıkaya
  • Cengizhan06
  • Tuğrul Tereci
  • HZ.İNSAN
  • Hilal Başak
  • Okuyan Bulut
  • Mahmut Celal Özmen

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%33.3 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%33.3 (1)