Kur'an'ın bütün bu hitap tarzlarında erkeğin kadına öncelenmesi, kuşkusuz Arap dilinin sentaktik ve morfolojik yapısından kaynaklanmaktadır. Dilin (lisan) insan ve toplumun hayat felsefesini yansıtan bir ayna olduğu ve Hz. Peygamber'e
gelen vahiylerde de ilkin belli bir topluma belli bir dille hitapta bulunulduğu gerçeği göz önüne alındığında, Kur'an'ın dil sistemindeki ataerkilliğin bu boyutunun dinsel değil, dilsel bir olgunun tezahürü olduğu anlaşılır. Dolayısıyla Kur' an, Roger Garaudy'in ifadesiyle, "evrensel mesajını yedinci yüzyılın Araplarına ilan eder. Yani Ortadoğu'nun 'ataerkil' geleneğinden olan bir topluluğa ... Kadının esas itibariyle erkekten aşağı görülmesini kutsal bir inanç gibi benimseyen İbrani soyunun temsilcisi bir halka ... Saint Paul'ün (Aziz Pavlus), aşın derecede kadın düşmanı Hıristiyanlığının anlayışındaki bir kavme ... Kısacası, erkeğin hakimiyetine bağlı kabileci geleneği içinde hayatını sürdüren Arap Yanmadası'nın Araplanna ... "
(Roger Garaudy, İslam ve İnsanlığın Geleceği, çev. Cemal Aydın, İstanbul 1995, s. 191)
Kuran'ın kız çocuklarına bakışı:
Kur'an, miladi yedinci yüzyılda hayli kalabalık bir tanrılar/ tanrıçalar panteonuna sahip olan Arapların kendi kız çocuklarına yönelik bakış açılarını şöyle betimlemiştir:
Onlardan birine kız [çocuğu] müjdelendiği zaman, öfkeden yüzü kapkara kesilir. Kendisine verilen haberin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir ve [bu sırada kara kara düşünür]: Onu aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun yoksa toprağa mı gömsün! Bakın ki verdikleri hüküm ne berbat bir hüküm!
( Nahl 16/58-59.)
Öte yandan evliliği, bir tür kölelik ve esaret olarak gören Gazali, kadının ev merkezli yaşantısında riayetkarlığına gereken adabı da şu şekilde özetlemiştir:
"Kadın evinin en kuytu yerinde oturup