Müthiş bir kitap #roxanegay #kafes
Fidye için kaçırılıp bir kafes içine hapsedilen Mireille’nin neler yaşadığını dehşet içinde okudum.
Mireille’nin gözler önüne serdiği bu sarsıcı hikayeyi okurken sık sık duygu patlamaları yaşadım…Öylesine etkilenmiştim ki uzun süre kendimi bu maceradan kurtaramamıştım…#kitap #books #martıyayınları #roxanegay #kafes Kafes
Kafes Beklediğim kitap buydu ama yazarın isminde kararsız kalınca bu kitabı tecih ettim. Konusu fidye için kaçırılmış olan genç bir annenin kaçırılma süreci boyunca çektiği fiziksel ve psiklojik acıları anlatıyor. Konusuna göre güzel kurgulanmış akıllıca bir psikolojik travma hikayesi bekliyordum. Ama kitap sanki sırf yazılmak için yazılmış. Bir çok yerde olay akışından bağımsız gereksiz ayrıntılar var. Ayrıca karakterler ve olaylar üzerinde neredeyse hiç detaylı düşünülmemiş. Sonuna kadar zar zor okudum kitabı.
Fazla dram unsuru ben de geri tepiyor. Kitabı bitirince miri'nin yaşadıklarina değil de kocasına daha çok üzüldüm. Kitabı iki bölüme ayıracağım. Kaçirilmadan önceki bölümlerde kocasi ve mirinin ilişki dinamiklerinin anlatıldığı bölümlerde çok sıkıldım. Bence miri acayip derecede egolu, kibirli ve dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü sanan biri, bu yüzden de kaçirildiktan sonra bu nazinin kaprisinin ailesinden baska kimseye geçmediğini gördükten sonra hepten tozuttu. Kaçırılmadan önce zaten kocasina çok saygisizca davranan biriydi. Vallahi adamin bunu kurtarmak için harcadiği emeğe yazık. Hep böyle simarik kiz çocuğu tavirlari filan. Öf ana karakterinin kezban olduğu kitaplara tahammul edemiyorum. Kacirilişindan sonraki sürec için yapacağim yorum daha farkli. Yasadiklarina, yapmak zorunda kaldiklarina üzüldüm. Bu sürecten sonra da özüne dönüş basladi ve olgunlasma eğilimi gösterdi. Çiftliğe sigindiği ve kaynanasiyla olan bölüm, birbirlerini destekledikleri sahneler çok güzeldi. Haiti hakkinda pek bilgim yoktu. Biraz arastirma yaptim. Bilgi sahibi olmami sağladı. Asla yasamam dediğim yerlerin liste başinda suudi arabistan var 2. Siraya haitiyi yerlestirdim. Iraği 3 e cektim. Yazarin hikayeciligi çok güzel, dil ve anlatimi da hoş bir kitap. Sonu da güzeldi. Kitapla ilgili tek sorun mirinin kendisi de değil kafa yapisi, böyle bir insanla arkadaslik bağim olsun istemem zengin kibri var çünkü... kitabin ana karakterinden irrite olursam ve yazar da kocaya yapilan tüm kezbanliklari ask bu iste gibisinden desteklerse sevemem yani... pek sevmedim bu kitabi, kurgusu da bir dağinik lakin yazar kendisini biraz daha geliştirirse iyi yazar olur ondan. Umarim devam eder. Ben mirinin yasadiklarindan çok pislik içinde top oynamaya çalisan, yaşamaya çalisan çocuklara üzüldüm
Okuduğum en etkileyici kitaplar arasına girdi ve inanılmaz güzel bir anlatıma sahip...Konusu kısaca adam kaçırma,fidye,taciz,şiddet,zengin fakir restleşmesi,insan hayatının önemsizliği,evliliğin anlamı,ailenin önemi,vs diye devam edebilirim...Kitap (+)18 anlatıma sahip öğeler içeriyor bunu göze alıp okunmalı ve ağır psikolojik dramlar içeriyor okurken yutkunup biraz hazmetmekte zorlanacağınız taciz,tecavüz,hakaret ve işkence içeriyor...Ama bana sorarsanız size şiddetle bu kitabı okumanızı öneririm...Feminist bir düşünceye sahipseniz sizi ateşleyecek bir kitap...Bir kadının hayatı nasıl altüst olur iliklerimize kadar yaşayacaksınız...Yüksek dozda insanlık dramı içeriyor...Bu kitabı bir marketten tamamen şans eseri satın aldım ve bir solukta okudum uzun bir süre etkisinde kaldım...Yazara hayran kaldım anlatımı oldukça akıcı ve sizi nereden vuracağını biliyor..Kitabı bir bayan olarak okudum siz ister bayan ya da erkek olarak bu kitabı okuyun emin olun muhakkak sizi de derinden etkileyecek ....Mutlaka okuyun hatta kitap hakkında yorumunuzu paylaşın...Hayata ve insana dair yeni kitaplarla buluşmak dileğiyle keyifli okumalar dilerim......
Zengin bir ailenin kızı olan Mireille , baba evine yaptığı yolculuğun güzel geçeceğini düşünür, minik bebeklerini okyanusla tanıştırmak ve mutlu bir aile pikniği yapmak için yola çıkmaya hazırlanırken silahli bir çetenin saldırısına uğrarlar, kocası darp edilir, kendisi de kaçırılır. Bundan sonra bu tür kaçırmaların fakir bir ülke olan Haiti de normal olduğunu, adeta bir ticaret haline geldiğini okuruz. Zengin baba kendince sebeplerle istenen yüksek fidye için pazarlık etmeye kalkışınca işler çığrından çıkar ve Mireille için kabus dolu günler başlar. Okurken dehşete kapıldım, ürperdim, sinirlendim. Kadın olmanın zorluklarını düşündüm ve kitap bitince o kadar üzgündüm ki uyuyamadım. Anlatım çok gerçekçi , kurgu etkileyiciydi.
... Üç farklı Haiti vardı: Amerikalıların bildiği, Haitililerin bildiği, Haitililerin ve benim bildiğimi sandığım Haiti...
... O ana kadar Michael dünyanın ne kadar büyük olduğunu , kendisininse dilini bilmediği, kadınların gündüz vakti ailelerinin yanından çalındığı bir ülkede ne kadar küçük bir yer kaplad
ığını anlayamamıştı.
... İnsan kaçırmak ticari bir işti,yoğun bir pazarlık sürecinin sonunda bir anlaşmaya varılması gerekiyordu ama kurtulacaktım.
... Komutan işini bitirince yatağın kenarına oturup gözümü uzaklara diktim. '' Keşke beni öldürseydin, '' dedim.
Bir zamanlar hayatım peri masalları gibiydi. Sonra bir gün, sevdiğim her şeyden koparıldım. Artık sonsuza kadar mutlu bir hayatım olmayacaktı. Günlerce ölümü yaşadıktan sonra, o gün gerçekten öldüm. Ben artık yaşayan bir ölüyüm.
... Kız çocukları erkeklerin olduğu bir dünyada asla güvende değil. Dolayısıyla güçlü olmayı öğrenmeleri gerekiyor.
Kitap,Haiti ye ailesini ziyarete giden Amerika'da yaşayan Avukat (Miri)Mirielle'nin çocuğunun ve kocasının yanından fidye için kaçırılmasını anlatıyor.Normalde Haiti'de kaçırılan zengin insanlar fidyeler ödenince hiç zarar görmeden serbest bırıkılıyormuş ama Miri'nin Babası ilkeleri uğruna,güya direkt öderse tüm ailesini kaçırıp sürekli fidye isterlermiş, fidye ödemeyi reddeder. Miri;Fidye ödenene kadar yani 13 günlük boyunca kendisini kaçıranlar tarafından,özellikle kendine komutan diyen lanet bir adam tarafından hem babasının fidyeyi ödememesi yüzünden hem de sivri dili yüzünden defalarca tecavüze ve çok kanlı ve detaylı anlatılan işkencelere maruz kalır. Ardından babası artık pes ederek fidyeyi öder ve Mirielle,son kez yine tecavüze uğradıktan sonra serbest bırakılır. Esareti biten Miri özgürlüğüne kavuşur ama kendisini daha büyük bir esaretin içinde bulur.Çünkü yaşadığı tüm olaylara katlanmak için kendisini zihninde yarattığı kafese Miri'yi kapatıp,öldü gibi davranarak yeni kimlik oluşturmuş ve kurtulsa bile Eski Miri olamamıştır. Kurtulduktan sonra yıllarca içindeki Miri'yi bulup,yeniden hayata tutanmaya çalışan Miri,bu süreçte aynı zamanda da kocası ve oğlunu da yavaş yavaş tanımaya çalışarak eski hayatına dönmeye çalışmış ama hiçbir şey eskisi gibi olmamıştır...
Kitabın dili oldukça sade ve akıcı , Mireille’nin geçmişine dair olayların anlatıldığı ve işkence bölümleri arasındaki geçişler kısa olması okumayı oldukça kolaylaştırıyor.Ama Mireille’nin geçmişine dair olayların anlatıldığı bölümler aşk dolu,romantikken, işkence ve tacizlerle dolu esaret yaşamının anlatıldığı bölümler oldukça sert ve rahatsız edici olduğundan okurken çok zorlandım.Özellikle Komutan'ın Miri'ye ilk ve son yaptığı tacizleri okurken dişlerimi sıkmaktan dişlerimin kanattığı kapağı
Kitabı okurken, insanların olaylar karşısındaki duruş ve düşüncelerini empati yapmaktan kendimi alamadım. Mireille' nin sergilediği tutum ve yaşadığı korkunç işkence ve taciz karşısında kimse delirmeden duramaz bence. Babasının fidye için pazarlık yapması da ayrı bir sorun. Haiti den nefret ettim. Psikolojik bir savaş ve hayatta kalmak için verilen mücadele akıcı bir dil ve espirili sözlerle okuyucuya sunulmuş. Değişik bir konu olduğu için okunmalı.
ABD'de yaşayan ve Haitili bir avukat olan Mireille ,kocası ve oğlu ile Haiti’ye ailesinin yanına tatile gider..Haiti de kaçırma olayları sıkça yaşanmaktadır , fakat yapılan pazarlıklarla ve fidye nin ödenmesiyle anlaşma sağlanmaktadır.Mireille fidye için silahlı bir çete tarafından kaçırılır ve varlıklı babasından yüklüce bir fidye talep edilir . Ancak Mireille nin babası bu parayı vermeyi reddeder ve işler gittikçe karışır.
Mireille, tam 13 gün süren esareti boyunca, vücudu kadar ruhunu da dağlayan bir acımasızlığa dayanmak zorunda kalır. Tek bir çıkış yolu bulur oda tüm kimliğini bir kenara bırakarak artık hiç kimse olmaktır.Fakat bu hiç kimse olma hali yaşadığı taciz ,şiddet , eziyet arttıkça tüm benliğini esir alır.
,“Bir zamanlar hayatım peri masalları gibiydi. Sonra bir gün, sevdiğim her şeyden koparıldım. Artık sonsuza kadar mutlu bir hayatım olmayacaktı. Günlerce ölümü yaşadıktan sonra, o gün gerçekten öldüm. Ben artık yaşayan bir ölüyüm.”( KAFES)
Kitabın dili akıcı , bölümler arası geçişler kısa , Mireille’nin geçmişine dair olayların anlatıldığı bölümler bir pembe dizi tadında ancak işkence ve tacizlerle dolu esaret yaşamının anlatıldığı bölümler oldukça sert ve rahatsız edici . Bir menzile gittiğinizi düşünün 20 m. Depar atıyorsunuz 20 m düşük tempoda yürüyorsunuz . Kitap bu hızla giderken Mireille ‘ nin serbest kalmasıyla 2. Bölüme giriş yapılıyor ve gerçek kimliğinden uzaklaşıp yarattığı kimliğin .kafesinden çıkmaya çalışan , ölmeden ölüm yaşatılmış bir kadının, hayata dönme mücadelesini merakla takip ediyoruz.
Kafes sarsıcı , rahatsız edici etkileyici bir psikolojik gerilim kitabı.
Fidye için kaçırılıp on üç gün boyunca bir kafes içine hapsedilen Mireille'nin neler yaşadığını, tüylerim ürpererek dehşet içinde okudum.
Mireille'nin, gözler önüne serdiği bu sarsıcı hikayeyi okurken sık sık duygu patlamaları yaşadım.
Müthiş bir kitaptı, çok etkilendim. .