·
Okunma
·
Beğeni
·
861
Gösterim
Adı:
Kafirun
Baskı tarihi:
Ekim 2013
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050811667
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
Kafirun
Kafirun
"Bana bak devrâmel kafa, sen alkımın altından geçebilin mi la?"
"Alkım ne?"
"Ebemguşâ!"
"Ebemguşâ mı? O ne?"
"Gökkuşâ!"
"Gökkuşâ ne?"
"Ebeyinki..."
Güldü Mahmut. Kıkır kıkır güldü.
Kırşehir, 1961. Bir mahallenin sokaklarında yaşanan küçük ama kocaman hayatlar. İki İsmet'in ismet sahibi olmakla, 27 Mayıs darbesinin üzerinden geçtiği halkın, insaniyeti siyasete kurban etmemekle imtihanı. Komünist Doktor Hikmet ile Nur talebesi Hikmet Usta'nın kesişen yolları.Çeteneci Kel Tayır Emmi, Hikmet Usta'nın cezbeli karısı Çerkes Havva Bacı, Komünist Doktor'un Anası Münire Hanım, büyük Çerkes sürgünün kahrıyla ciğeri parçalanmış hasta Nenej, sıracalı sidikli Mahmut, ayağı topal eli çot Deli Memmed ve her biri ustalıkla işlenmiş bir sürü karakter...

Ahmet Tezcan, Kâfirûn'da 1960'lı yılların Kırşehir'inden esaslı bir Türkiye portresi çıkarıyor. Bütün şaşırtıcılıklarına rağmen gerçekliğinden bir an bile şüphe duyulmayan karakterleri, isteseniz de kitabı elden bıraktırmayan bir olay örgüsü ve dikkat çekici bir dil ustalığıyla bir araya getiriyor.Kâfirûn, acıların, yoksunlukların ve yoksullukların içinden yükselen bir "iyilik" romanı.
(Tanıtım Bülteninden)
272 syf.
·8/10 puan
Ahmet Tezcan belki yirmi yıldır takip ettiğim bir yazar. Geçmişte Dördüncü Kuvvet Medya başlığıyla medya eleştirilerini çok okudum. Belli başlı bir kitabını okumamıştım. Öğrendim ki zaten bu da onun ilk belli başlı kitabıymış. “Alkımın Altından Kimse Geçemez” üçlemesinin ilk kitabı. Okumadığım ikinci kitabı Sarı’da böyle yazıyor. Üçüncüsü henüz çıkmadı.

Kitabın kendisinde okumadım. Ama yorumlarda gördüm ki yazar burada kendi hayatından kesitler anlatıyor. Kendi hayatı ekseninde bir dönemi yazıyor. 60’lı yılları anlatıyor. Bediüzzaman’ın vefat ettiği, Menderes’in asıldığı, Risalelerin ve “ne olur ne olmaz” denilerek tüm Osmanlıca eserlerin naylonlara sarılıp toğrağa saklandığı Osman Bölükbaşı’lı yılları.

Kitap akıcı bir üsluba sahip. Yer yer argo, yer yer “Batıl şeyleri iyice tasvir, safi zihinleri idlaldir.” gerçeğine uygun cümleler de var. Romancı işte, hayatın içinde olan bazen en mahrem konuları da es geçmiyor, geçemiyor.

Kitapta iki İsmet, iki de Hikmet var. “İsmetlerden bir tanesi, mahallede ‘acer gelin’ diye bilinen ama bizim mahallenin yosması diyebileceğimiz, fingirdek bir kadındır. Diğer İsmet ise, arka planda olan ama siyasi ihtirası bütün memleketin üstüne bir gölge gibi çökmüş olan İsmet Paşa’dır.” “İki İsmet’in hikayesi şiddetin ve şehvetin hikayesidir.” “Şiddet ve şehvetin panzehiri olan uhuvvet ve muhabbet ise Hikmetler ile ortaya çıkıyor.” Birisi Nurcu Çerkes Hikmet Usta, diğeri kominist Doktor Hikmet. İki hikmet her ne kadar zıt kutuplar gibi dursalar da aslında sosyal olaylara bakışı bir o kadar yakındır. Sadece birisi Allah diyor, kader diyor; diğeri determinizm diyor, her şeyi akla vuruyor. (Determinizm: Evreninin işleyişinin, evrende gerçekleşen olayların çeşitli bilimsel yasalarla, örneğin fizik yasaları ile, belirlenmiş olduğunu ve bu belirlenmiş olayların gerçekleşmelerinin zorunlu olduğunu öne süren öğretidir. Yani öğretiye göre her şey belirlenmiştir ve değişmesi mümkün değildir. Vikipedi.) Hikmetler “Birbirinden farklı iki insan değiller. Aslında birbirine çok benzeyen insanlar. Bir insanın aynada kendisine bakması gibi bir şey bu. Bunun sebebi de köklerin aynı olması. İki Hikmet’ten bahsediyoruz. Ortada bir komünist Doktor Hikmet, bir de Nurcu Hikmet var. Fakat komünist Doktor Hikmet’in içinde de iki Hikmet var. Biri komünist olmadan önce son derece dindar olan Hikmet, diğeri de o dindar Hikmet’i bir türlü unutamayan ve onun argümanlarını siyasi ideolojisine taşımaya çalışan Hikmet.”

Roman bir dönemi her şeyiyle anlatıyor. Kalemin ve kelâmın suç olduğu dönemi, delisiyle velisiyle; kahvesiyle mahallesiyle anlatıyor. Mahallede olan hiçbir şey gizli kalmıyor. Gençlik aşkları, sarhoşlar ve sarhoşların ailelerine ettiği zulümler. Ölümler. Öldürmeler ve intiharlar.

Ve anneler. En çok da anneler. “Anasızlık, babasızlığa hiç benzemiyordu. Babası ölen hiç büyümüyordu, ama anası ölen, onun son nefesiyle birlikte çocukluktan çıktığını, bir anda büyüdüğünü, büyüyüp soğuk bir karanlıkta tek başına kalakaldığını görüyordu.”

Ve de babalar: “Anaların ağlayışı da kendileri gibi güzeldi. Ama babaların ki öyle değildi. Babalar ağlarken kayalar yerinden oynayıp yuvarlanıyor, ağaçlar kökünden sökülüp devriliyor gibiydi. Ürkütücü bir şeydi babaların ağlayışı.”

Güzel bir romandı. En çok Hikmetlerin birbirlerinin annelerini anne olarak kabul etmeleri, birbirlerini aynı annenin iki çocuğu gibi görmeleri bölümünü çok beğendim. Kırmızı ve yeşil de olsalar muhabbet müthiş bir şey. Halit’in kardeşi Deli Mehmet’i döverkenki merhameti. Sonrasındaki halleri. Ve Havva annenin Halit’i tesellisi de güzeldi. Kel Tahir'in bütün vücuduna kına yakıp, gözyaşları içerisinde don paça Hikmet Usta'nın evine gitmesi de yine güzel bir sahneydi. Bu hızla Sarı'yı da sanırım en yakın zamanda okurum.

İşte romanda altını çizdiğim bir kaç satır:
Devir öyle bir devir ki, mektebine âlim giren zalim çıkıyor, mapushanesine cahil giren âlim çıkıyor.
*
Sevdası baştan tütene, yâr sopası gül dalıymış meğer.
*
Sevda, sır ile olurdu o günlerde. Hele bir de karşılıksızsa, yahut imkansızsa, hayat aynası kırılmadan sevda sırrı dökülmezdi.
272 syf.
·Beğendi·9/10 puan
AHMET TEZCANIN OKUDUĞUM İLK KİTABI, İSMET İNÖNÜ, ADNAN MENDERES VE SAİD NURSİNİN DÖNEMİNDE YAŞANANLAR ANLATILIYOR...ANCAK BU KİTABI DAHA OKUNULASI KILAN BULUNDUĞU ŞEHİRİN ŞİVESİYLE YAZILMIŞ OLMASI...HOŞ OLMUŞ..
288 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Hayat ileriye doğru yaşanır,geriye bakınca anlaşılır"

Bugünden 60'lı yıllara Anadolu hayatına gidip; insanlara dokunabiliyorsunuz... Toplumun acı gerçeğini olduğu gibi yaşadığı İsmetler'le ; Toplumda olması gereken,istenen,özlenen,hayal edilen yaşamları Hikmetler'le anlatırken kullanılan dil sanki bir seslendirme yapılırcasına yazan yazarımıza, teşekkür ederim...İyiki varsınız.
Yasaklamanın,ötekileştirmenin,hakikatin göründüğünden farklı oluşunu,anlamaya çalışmanın anlaşılmak kadar yarınlara yansımalarını, düşündüren,ülke siyasetini ve günlük hayatın anlatımının beraber yürütüldüğü,neticede,bizden birinin bize bizi anlattığı akıcı bir kitap...
Not:İntenetten araştırma yapınca aslında kitabın bir üçlemenin birinci kitabı olduğu,ikincisi 'Sarı' üçüncü daha yayınlanmamış...
Görmüyorsan yürek yangınımı
Sinaya git
Musa şahit
Tur’a sor

Tecellisi aşkın ne imiş gör
Nedir sevda?
Ne süveyda?
Nur’a sor
Görmüyorsan yürek yangınımı
Sina'ya git
Musa şahit
Tur'a sor

Tecellisi aşkın ne imiş gör
Nedir sevda
Ne süveyda
Nur'a sor

Öptüğüm ölümümdü gözlerinde
Azrail'e
İsrafil'e
Sur'a sor

Yeter kanıt değilse şayet sana
Mahşeri bekle
Bir melekle
Huzur'a sor
Devletin dilinde irtica ve komünizm,vatana ihanet ile eş anlamlıydı.Bu ikisinde de birinci dereceden suç unsuru;kitap yazmak ve okumak idi.. Baskınlarda ilk bakılan yer bodrumdan,ahırlar değil kitaplıklardı.Emniyet depolarında silah,uyuşturucudan çok kitaplarla mecmualar,Devletin mapusanesinde ise katillerle hırsızlar değil,yazarlar ve okurlar tutuluyordu.
Ahmet Tezcan
Sayfa 142 - Meydan Yayıncılık 2012
Sıçradığın yerden bakınca,düştüğün yer görünmüyor.Düştüğün yerde sıçradığın yeri unutuyorsun.
Unutuyor musun?Hakikaten? Unutabiliyor musun?
Sıkıntılı bir şeydi bu.
Suya bakıpta kendi aksini görememek gibi.
Yahut...
"MERECEL BAHREYNİ YEKTEKIYAN
BEYNEHUMA BERZEHUN LA YEBGIYAN"
(RAHMAN SURESİ 19/20)
Rahman suresi'ndeki gibi...
Tatlı su,acı su...Hayvaniyet,insaniyet...Üst bilinç,alt bilinç...
Ahmet Tezcan
Sayfa 169 - meydan yayıncılık
Ağzında sormuk şekeri, kulağında Hapaje ile ninesinin kucağında uyuyakalan Mahmut, gözlerini açtığında, kendisini ya oturma odasındaki sedirde yahut Saliha'yla paylaştıkları yer yatağında bulurdu. Her defasında gündüzün bir anda nasıl gece olduğuna, nene kucağından nasıl buraya geldiğine, ağzındaki şekerin tadına ve uyurken gördüğü düşlere bayılırdı.
Her zaman her şeye şaşıp kalmak, çocukluğun ruhuydu belki de.
Kız kısmının işine oğlan kısmının aklı erse dünya da pekâlâ tersine dönebilirdi. Belki ateş yakmaz, su boğmaz, bıçak kesmezdi o zaman.
Hikmet Usta seferden dönüp de anasının Yusuf Usta nezaretinde defnedildiğini öğrendiğinde, Mahmut da onun ağlayışına bakıp ağladı. İlk defa babasını ağlarken görüyordu. Anasını çok görmüştü ağlarken ama onunkine hiç benzemiyordu bu. Anaların ağlayışı da kendileri gibi, güzeldi. Ama babalarınki öyle değildi. Babalar ağlarken kayalar yerinden oynayıp yuvarlanıyor, ağaçlar kökünden sökülüp devriliyor gibiydi. Ürkütücü bir şeydi babaların ağlayışı.
Sevda, sır ile olurdu o günlerde. Hele bir de karşılıksızsa, yahut imkansızsa, hayat aynası kırılmadan sevda sırrı dökülmezdi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kafirun
Baskı tarihi:
Ekim 2013
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050811667
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
Kafirun
Kafirun
"Bana bak devrâmel kafa, sen alkımın altından geçebilin mi la?"
"Alkım ne?"
"Ebemguşâ!"
"Ebemguşâ mı? O ne?"
"Gökkuşâ!"
"Gökkuşâ ne?"
"Ebeyinki..."
Güldü Mahmut. Kıkır kıkır güldü.
Kırşehir, 1961. Bir mahallenin sokaklarında yaşanan küçük ama kocaman hayatlar. İki İsmet'in ismet sahibi olmakla, 27 Mayıs darbesinin üzerinden geçtiği halkın, insaniyeti siyasete kurban etmemekle imtihanı. Komünist Doktor Hikmet ile Nur talebesi Hikmet Usta'nın kesişen yolları.Çeteneci Kel Tayır Emmi, Hikmet Usta'nın cezbeli karısı Çerkes Havva Bacı, Komünist Doktor'un Anası Münire Hanım, büyük Çerkes sürgünün kahrıyla ciğeri parçalanmış hasta Nenej, sıracalı sidikli Mahmut, ayağı topal eli çot Deli Memmed ve her biri ustalıkla işlenmiş bir sürü karakter...

Ahmet Tezcan, Kâfirûn'da 1960'lı yılların Kırşehir'inden esaslı bir Türkiye portresi çıkarıyor. Bütün şaşırtıcılıklarına rağmen gerçekliğinden bir an bile şüphe duyulmayan karakterleri, isteseniz de kitabı elden bıraktırmayan bir olay örgüsü ve dikkat çekici bir dil ustalığıyla bir araya getiriyor.Kâfirûn, acıların, yoksunlukların ve yoksullukların içinden yükselen bir "iyilik" romanı.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 78 okur

  • Rabia Şimşek
  • biasr
  • esrasoylu
  • Yasin
  • Songül Akay
  • Elbeyi Nazmi Uçan
  • Anne oguz
  • Helinur elçi
  • GİZEM BULUT
  • Dilber ay

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.7 (5)
9
%27.3 (6)
8
%18.2 (4)
7
%4.5 (1)
6
%9.1 (2)
5
%0
4
%0
3
%4.5 (1)
2
%0
1
%0