Herkesin hayatında sırları mutlaka vardır. Hiç kimseye Söylemediği kendi kalbinde olan.
Kayıp kitabı; trafik kazasında ölen ünlü zengin bir işadamı geride sadece mirasını mı bıraktı? Tabii ki de hayır bir de sırlarla gizemlerle dolu bir defter.
Ve defterin kızının eline geçmesiyle Sırlar gün ışığına çıkıyor. Hangi sır edebiyate kadar gizli kalmıştır ki bu hayatta.
Peki ne anlatıyor bu gizli sırlarla dolu defter merak eden okurlar kayıp kitabı ile Sırlarla dolu dünyanın kapılarını aralayabilir.
Sırlar kapısı aralanırken insan nasıl da şaşırıyor değil mi bazen canımız, sevdiğimiz dediğimiz kendimize bir nefes kadar yakın hissettiğimiz kişiyi aslında hiç tanımadığımızı nefes kadar yakın olanın ne kadar da uzak olduğunu gerçekler bir tokat gibi için çarpabiliyor maalesef insanın yüzüne.
Ustaca kurgulanmış sade akıcı polisiye olan romanı ben severek okudum. Gençler okurken daha çok beğenecek eminim ve en büyük temennimiz polisiye, macera, Gizem, korku türünde yazarlarımızın çoğalması dileğiyle keyifli okumalar dilerim.
Kitabın konusu ne kadar zekice olsa da bazı bölümlerde çelişkiler var. Beğenmedim diyemem ama cümle kurulumları oldukça basit ve insana sürekli aynı kelimeler tekrarlanıyormuş gibi geliyor. Yinede polisiye roman sevenler için önerilebilir.
Ben bir türk yazarın bu denli cinayet, suç romanı yazmasına hayran kaldım. O kadar akıcı, sürükleyici anlatımla yazmış ki... bayıldım! Yazarın okuduğum ilk romanı, ama şüphesiz diğerlerini de fırsat buldukça okuyacağım, lütfen sizde okuyun. Film gibi bir roman derler ya, hakikaten öyle...
ilk okuduğum polisiye romanlarında biriydi avukatlık hayali kurmama sebeb oldu bu kitap.
içine gelirsek
katil kesinlikle tahmil edilesiydin. Yani en azından ben tahmin ettim. Konu gerçekten sıradışıydı. Okurken "Vay anasını adam bunu nasıl kurgulamış be" demişimdir onlarca kez. bazı bölümlerde derin betimleme varsa bazım bölümlerdede yoktu. Ama herşeye rağmen kendini okutturuyor insana.
Ve son olarak kitabın +15 yada +18 olduğunu belirtmek isterim.
Osman Aysu kayıp / 2019 yılında kütüphaneden büyük bir heyecan ile alıp, yarısında bıraktığım bir kitap. Osman Aysu ile Tavşan uykusu kitabı ile tanıştım evet o kitabı FBI ve siyasi güçlü adamların hırslarını konu almıştı veSevmiştim başlarda sadece polisiye yazıyor sandığım Osman aysu nun kayıp kitabını da okudum ve basit cümleler ile kurguyu bizlere aktardığı için beğenemedim.
Trafik kazası sonucu ölen çok ünlü ve zengin bir adamın ardından bıraktığı gizli bir defter. Bu defterde öldürdüğü kadınların hepsini not almış. Toplam beş tane cinsel cinayet işlemiş ve hepsini mükemmel bir şekilde örtbas etmiş. Bu defterinde kızı tarafından bulunması sonucu olaylar devam ediyor. Kitabın kahramanı bir avukat. Ölen adamın kızını seviyor ve bir anda kendini tüm olayın içinde buluyor. Sonra da ölen adamın şirketinin baş avukatı oluyor.
Olayların seyri bambaşka ilerliyor ve sonunda hiç tahmin edilemeyecek bir durum vuku buluyor. Beni sinir eden bir durum... Vefat eden adamın kızı, kitapta avukata aşıkmış gibi gösteriliyor ve iç dünyasına inildiğinde de bu şekilde söyleniyor fakat olaylar aşırı garip ilerliyor. Bunu bir mantık hatası olarak görüp puan kırdım çünkü okuyucu karakterin iç dünyasını görüp zaten bir şeylerin bilincinde oluyor ama bize aktarılanın aksine bir sonuç çıkıyor.
Her neyse içeriğinde +18 kısımlar fazlasıyla var ve bunlar çok normal bir şekilde anlatılıyor. beni bu durum rahatsız etti bu yüzden de puan kırdım
Kitaplarını merak ettiğim ama bir türlü okuma şansı vermediğim bir yazardı. Cnr Kitap Fuar'ında fazla yayınevi olmayınca bende artık bir şans vermek istedim.
Kitabı genel hatlarıyla beğendiğimi söyleyebilirim. Ben sadece daha fazla polisiye ön planda olur diye tahmin etmiştim ama daha çok gizem üzerinde durulmuş. Anlatım dili sade gayet anlaşılır bir biçimdeydi. Kurgusu güzeldi. Süper miydi? Değildi ama okurken zevk aldığım bir kitap oldu. Yazarı okumaya devam edeceğim bakalım diğer kitapları nasıl olacak.
İyi okumalar.
Aşırı güzel bi kurgusu var okurken asla ama asla sıkılmadım çok akıcı ve merak sevenler için çok güzel bi kitap tam anlamıyla ters köşe oldum diyebilirim
Kitapta Osman Aysu'nun diğer bir çok kitabında olduğu gibi betimleme ve aynı yerleri sık tekrarlaması gibi bir sıkıcı yönü var. Buna rağmen kitap akıcılığından ödün vermiyor ve kendine çekiyor diyebilirim. Okunulabilir. :)
İyi bir polisiye romanı. Akıcı, sürükleyici, merak uyandırıcı, müthiş kurgu. Okurken herkesten şüphe ediyorsunuz ve bir tahmin de bulunuyorsunuz ama sonunda yanılıyorsunuz beklemediğiniz bir şey oluyor ve sonra bir acaba daha geliyor.
Osman Aysu, Türkiye’de polisiye-gerilim türünde romanları ile en bilinen yazarlardan biridir. İstanbul’da doğmuş ve İstanbul’da büyümüştür. Soyu Osmanlı’dan gelen ailesi de 3 asırdan beri İstanbul’da yaşamaktadır. İlk ve orta öğretimini İstanbul’da tamamlayan yazar üniversite eğitimini de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde devam ettirmiştir.
Öğrenimini tamamlayan yazar, uzun süre avukatlık mesleğini icra etti. Bu sürede Mike Hammer ve Philip Marlowe gibi yabancı polisiye roman yazarlarının eserlerinin müdavimi olan yazar, yerli polisiye roman bulamamanın sıkıntısını yaşamıştır.
1955 yıında Haydarpaşa Lisesi'ni tamamlamasının ardından, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1961 yılında mezun olmuştur. 1972’de başlayarak altı yıl kadar serbest avukatlık yaptıktan sonra ilk kitabını 1994 yılında yayımlamıştır.
Sorumluluk sahibi bir Türk olarak yabancı kaynaklara mahkûm kalmamak için suç edebiyatını ele almayı gerek görmüştür. Bu süre zarfında beş altı polisiye roman yazmıştır. İlk kitap taslağından birini okuyan eşinin tavsiyesi ile kitaplarını yayınlatmaya başlamıştır.
Tüm eserleri mesleğinin ve merakının da etkisi ile suç edebiyatından olmuştur. Eserlerinde akıcılık özelliğine önem veren yazar, bunun okurun sıkılmadan kitabı okuyabilmesi, yarıda bırakmadan merakla kitabın sonuna gelebilmesi için önemli olduğunu düşünür. Yazar sezgilerinin de etkisi ile gerek yaşanılan ya da gelecekteki olayları tahmin ederek eserler yazabildiğini dile getirmektedir. Buna örnek olarak Cellât kitabını gösterir. Susurluk kazasının başka bir görünümü olduğunu iddia eder ve yaşadığı çağın olaylarını dikkatle gözlemleyen her insanın, çevresinde neler olup bittiğini ve yakın gelecekte neler olabileceğini kolaylıkla kestirebileceğini söyler.
Türkiye’de polisiye-gerilim romanlarının öncüsü sayılan yazar günümüze kadar birçok eser üretmiştir. Bu eserler ile kendisinden sonra gelenlere de örnek teşkil eder. Yazarın kitaplarının başlıca karakterlerini dedektifler, casuslar ve ajanlar oluşturur.
Yazar, günümüzde daha ince hesaplanmış olayları ve suçları içeren, psikoloji ağırlıklı polisiye romanlarını yazmaya devam etmektedir. Yazar, eserlerindeki bu sıçrayışı ?birinci kategori eser yazma? olarak tanımlar.
Gençliğinde gazeteci olmak isteyen yazar, muhabirliğin yazarlık için ön aşama olduğunu düşünür. Polis muhabirlerinin, mesleklerindeki gözlemleri ve deneyimleri ile ileride iyi bir polisiye yazarı olabileceklerini söyler.