“Neslihan fazla düşünmedi. Şayet aşağıya çakılırlarsa sımsıkı sarıldı. Genç kadın bu sıcak temasla yaşam arzusunu bir kere içinde hissetti. Ölmemesi gerektiğini, mutluluğa tam kavuşacağı sırada böyle bir imkânsızlığı aşmasının şart olduğuna inandı. Ayrıca Feridun onu sıkışıp kaldıkları labirentten çekip çıkaracak kadar da güçlüydü.”
Osman Aysudan Mükemmel bir kitap daha, bir solukta okunacak bir kitap, nefes kesen bir macera filmleri aratmayacak bir kurgu bu sefer biraz daha farkli bir konu ama ben cok beğendim. İçinde yarım kalan bir aşkın tamamlanması ve yine gizli servislerin ve tabiki mafyanın bulundugu nefes kesen bir kovalamaca ingilterede baslayip sonrasında rusya oradan Türkiye de devam eden kovalamaca ve Danimarkada devam eden olayların sonu biraz dramatik ve guzel bir şekilde Türkiye de biten bir son
Herkese tavsiye edebilirim
Gizemli kişiler, belirsiz geçmişler, derinleşen sırlar, kimlik oyunları..
Küçük bir sır veya masum görünen bir olayın nasıl hızla büyüyüp tüm karakterlerin hayatını yutacak bir felakete dönüşebileceğini anlatan bir gerilim hikâyesi. Osman Aysu, roman boyunca hem sıradan insanların taşıdığı gölgeleri hem de tehlike karşısında ortaya çıkan gerçek yüzleri kaleme almaktadır. Olay örgüsü başlangıçta sade görünür; fakat her yeni bilgi, her yeni hamle kartopunun yokuş aşağı hızlanması gibi gerilimi ve macerayı büyütür.
Okuduğum baskıdan kaynaklı oldukça fazla yazım hataları mevcuttu. Kesinlikle güncel baskı okunmalı eğer okunacaksa. Yazarla ilk tanışma kitabımın böyle olmasını istemezdim açıkçası. Kalemine gelecek olursak yazarı daha öncesinde okuduğum yorumlara göre beğenilmişti lakin ben bu eserinde aradığım gerilimi pek alamadım. Ayrıca konusu da güzel düşünülmüş lakin ele alış şekli pek beni tatmin etmedi.
Bilim insanı Feridun Yalaz karakteri de tam bana işlemedi. Diğer yan karakterlerde aynı şekilde. Pek beni tatmin eden bir eser olduğunu söyleyemeyeceğim. Belki farklı eserlerinde bu durum değişir.
Genç bilim adamı , çok önemli bir buluş yapmış, tüm dengeleri alt üst edecek bir projeye imza atmıştı.
Ancak ABD'de başladığı bilimsel çalışmalarını tamamlayamadan ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.
Önce Londra'ya oradan da Moskova'ya kaçan peşindeki mafyayla ne işi olabilirdi ki?
aşk, intikam, tutku ve gerilim dolu, nefes nefese okuyacağınız bir roman...
Yurt dışında kartopu projesi ile ünlenen bir bilim adamı ve projenin beraberinde getirdiği sıkıntılar anlatılıyor. Karakterimizin Norveç, İngiltere, Türkiye arasında seçim yapması gerekiyor. Bu arada peşine takılan mafyadan kurtulmak için oradan oraya savrulurken bir de eski sevgilisinden yardım istemesi ilginçti. Film tadında akıcı bir polisiye. Yazarla ilk tanışmam oldu; başka kitaplarını da okuyup değerlendirme yapmam gerekir diye düşünüyorum.
Osman Aysu`nun okuduğum ilk kitabı oldu. Hikaye bakımından gerçeklikten uzak olsa da sürükleyici bir kitap. Yazarın kalemi daha önce okuduğum polisiye kitaplar seviyesinde değil. Yine de özellikle son 100 sayfayı keyifle okuyarak bitirdim. 10/6
Feridun Yalaz adında bir Türk bilim adamı Amerika`da başladığı bilimsel çalışmaları sırasında çok önemli bir buluş gercekleştirmesine rağmen bu çalışmayı bitiremeden Amerika`yı terk etmek zorunda kalıyor. Amerika`dan İngiltere`ye oradan Moskova`ya ve hikayemizin de başladığı yer olan Karadenizin serin sularında boğuştuktan sonra gözlerini İstanbul `da bir hastanede açıyor. Bu olay sonrasında Feridun`un Amerika`dan kaçmasına sebebiyet veren kişinin Kenan Sofuoğlu adındaki İstanbul yeraltı dünyasının kralı olduğu öğreniyoruz. Amerika`da sevdiği kadının ölümüne sebebiyet verdiği gerekçesi ile bir intikam hırsına düşmüş psikopat bir herif. Sonrasında İstanbul`da kaç kovala sürerken, Feridun`un kalbinde kalan eski sevgilisi Neslihan sahneye çıkıyor, Feridun`u evine alıyor, saklıyor. Feridun Neslihan ile beraber karar verip mutlu bir ömür geçirmek istediğine inanarak birlikte Norveç`e Norveç vatandaşı olarak gidiyorlar. Norveç Oklav Enstitüsü Feridun`un çalışmalarına çok önem verdiği için bir günde vatandaşlık çıkartıyor. Norveç`te 2,3 gün geçmişken Kenan ve adamları geliyor. Kenan bir AVM`de elinde silahla sağa sola ateş ederek Feridun`u vurmaya çalışıyor sonra Norveç polisi Kenan`ı vuruyor. En sonunda ise ve bence en garip olan olay da Kenan ve arkadaşlarının geldiği özel uçak ile geri dönüyorlar. Bunu da ölen mafya babası Kenan`ın adamları teklif ediyor. :) KartopuOsman Aysu
Kartopu ; aşk, intikam, tutku ve gerilim dolu bir polisiye roman, o kadar sürükleyici bir kitaptı ki yirmi dört saatte nefes nefese okudum.
Genç Türk bilim adamı Feridun Yalaz, önemli bir buluş yapmış ve bu proje üzerinde çalışan ülkelerin dikkatini çekmiştir. Amerika çalışmaya başlayan genç bilim adamını macera ve korku dolu günler beklemektedir. Özel hayatında yaşadığı bazı talihsizlikler ünlü mafya lideri Kenan Sofuoğlu'nu da peşine takmasına sebeb olur. Amerika'dan önce Londra'ya sonra da Moskova'ya kaçmak zorunda kalan Feridun'un Rus mafyası ile ne işi olabilir?
Genç bilim adamı Türkiye ve Norveç'te neler yaşayacak?
MI6 ajanlarından kurtulabilecek mi?
Hepsi ve daha fazlası kitapta mevcut.
Polisiye okumayı sevenlere tavsiye ederim.
Benden bu kadar. Sağlıcakla ve kitapla kalın.
Bir çırpıda okuyabileceginiz mükemmel bir kitap gerilim aksiyon ne dilersin bu kitapda mevcut.
Kenan sofuoğlu , Neslihan
Rusya moskava , Norveç(oslo,bergen)
Türkiye (karadeniz kıyısı kefken)
Osman Aysu, Türkiye’de polisiye-gerilim türünde romanları ile en bilinen yazarlardan biridir. İstanbul’da doğmuş ve İstanbul’da büyümüştür. Soyu Osmanlı’dan gelen ailesi de 3 asırdan beri İstanbul’da yaşamaktadır. İlk ve orta öğretimini İstanbul’da tamamlayan yazar üniversite eğitimini de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde devam ettirmiştir.
Öğrenimini tamamlayan yazar, uzun süre avukatlık mesleğini icra etti. Bu sürede Mike Hammer ve Philip Marlowe gibi yabancı polisiye roman yazarlarının eserlerinin müdavimi olan yazar, yerli polisiye roman bulamamanın sıkıntısını yaşamıştır.
1955 yıında Haydarpaşa Lisesi'ni tamamlamasının ardından, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1961 yılında mezun olmuştur. 1972’de başlayarak altı yıl kadar serbest avukatlık yaptıktan sonra ilk kitabını 1994 yılında yayımlamıştır.
Sorumluluk sahibi bir Türk olarak yabancı kaynaklara mahkûm kalmamak için suç edebiyatını ele almayı gerek görmüştür. Bu süre zarfında beş altı polisiye roman yazmıştır. İlk kitap taslağından birini okuyan eşinin tavsiyesi ile kitaplarını yayınlatmaya başlamıştır.
Tüm eserleri mesleğinin ve merakının da etkisi ile suç edebiyatından olmuştur. Eserlerinde akıcılık özelliğine önem veren yazar, bunun okurun sıkılmadan kitabı okuyabilmesi, yarıda bırakmadan merakla kitabın sonuna gelebilmesi için önemli olduğunu düşünür. Yazar sezgilerinin de etkisi ile gerek yaşanılan ya da gelecekteki olayları tahmin ederek eserler yazabildiğini dile getirmektedir. Buna örnek olarak Cellât kitabını gösterir. Susurluk kazasının başka bir görünümü olduğunu iddia eder ve yaşadığı çağın olaylarını dikkatle gözlemleyen her insanın, çevresinde neler olup bittiğini ve yakın gelecekte neler olabileceğini kolaylıkla kestirebileceğini söyler.
Türkiye’de polisiye-gerilim romanlarının öncüsü sayılan yazar günümüze kadar birçok eser üretmiştir. Bu eserler ile kendisinden sonra gelenlere de örnek teşkil eder. Yazarın kitaplarının başlıca karakterlerini dedektifler, casuslar ve ajanlar oluşturur.
Yazar, günümüzde daha ince hesaplanmış olayları ve suçları içeren, psikoloji ağırlıklı polisiye romanlarını yazmaya devam etmektedir. Yazar, eserlerindeki bu sıçrayışı ?birinci kategori eser yazma? olarak tanımlar.
Gençliğinde gazeteci olmak isteyen yazar, muhabirliğin yazarlık için ön aşama olduğunu düşünür. Polis muhabirlerinin, mesleklerindeki gözlemleri ve deneyimleri ile ileride iyi bir polisiye yazarı olabileceklerini söyler.