Casus, polisiye-gerilim türünde sürükleyici ve başarılı bir romandır. Baş kahramanımız Samim isminde yirmi yıl önce MİT'ten emekli olmuş yetmiş yaşında birisidir. Eski bir KGB ajanının ülkede olduğu düşünülüyor ve Samim Beyden de onu teşhis etmesi isteniyor ve maceramız bu şekilde sürüp, ilerideki gelişmelerde okuyucuyu merakta bırakıyor yazar. Osman Aysu, nefes nefese, soluksuz okuyabileceğiniz bir roman kaleme almış. Okumanızı tavsiye ederim. Casus yazarın okumuş olduğum ikinci kitabıydı.
Osman Aysu'nun "Casus" isimli romanını iki yıl önce okumuştum. Hatırladığım kadarıyla polisiye türünde kitabını okuduğum ilk ve tek (henüz) Türk yazar kendisi. Ben gerçekten çok beğenmiştim bu kitabı. Sürükleyici ve merak ettirici bir eser.
Kitapta emekli olmasının üstünden yirmi yıl geçmiş bir MİT ajanının, yıllar önce kendisine işkence eden KGB ajanıyla karşılaşmasıyla değişen hayatını anlatıyor. MİT ajanı Samim Vardar'ın geçmiş ve bugün arasında gidip gelen hayat hikâyesi ve bu yaşlı ajanın duyguları okuyucuya çok güzel aktarılmıştı. Özellikle tasvirler benim çok hoşuma gitti çünkü ne sıkıcı derecede uzun ne de amatörlük derecesinde kısaydı. Kurguyu hayal etmenizi kolaylaştıracak ölçüde ayarlanmıştı.
Kitabın özellikle son 30 sayfası çok güzeldi. Heyecanlı bir yapıya sahip olduğum için en çok bu kısmı beğendim. Gözlerimi ayırmadan okumuştum. Bu nedenle eğer polisiye seviyorsanız bu kitaba bir şans vermenizi tavsiye ederim.
Okumayı düşünen herkese keyifli okumalar diliyorum.
Solyanka. Samim Vardar’ın yaşamında en çok eziyet gördüğü, anılarında yaşattığı ve asla unutamadığı o karanlık yer. 72 yaşına dahi geldiğinde MIT ona birini, Igor Kariagin’i teşhis etmesi için görev verdiğinde ve adamı teşhis ettiğinde anıları gözünde canlandı. Bu yaşta bir insan neden kendi işkencecisini teşhis ediyordu ki, amaç neydi, bu planda kendi mevkisi ne olacaktı? Teşkilatın bu işteki yeri neydi? Cevapsız kalan tüm sorular burada yanıtını bulacaktı işte ve Samim, o kişiyi tespit etmişti. Yıllar sonra buna neden olansa Igor’un yine aynı yöntemi kullanarak bir MIT elemanını öldürmesiydi. Aynı zamanda kendisinin KGB’den ayrılıp CIA tarafına geçmesi ve 1992’de de CIA tarafından öldü diye gösterilmesi hususu mevcut. Böyle olunca da işler haliyle kızışacaktı tabi ve öyle de oldu.
Kovalamaca sürerken aslında olaya o yaşıyla dahil olan Samim, bir insanın hayatını etkileyecek en kötü şeye yakalanmıştı. Hepimizin içini gıdıklayıcı bu tanıma sanırım hepimiz katılıyoruz: Şüphe. Samim acaba Igor olarak tanımladığı kişinin gerçekten Igor olduğuna emin miydi? İşte bu her şeyi tersine çevirebilecek bir durumdu.
Sabah sabah “ne kitaptı be” diyerek bitirdim. Hem kısa, hem seri hem de yalın. Aradığım her şey var ve finalini de beğendim. Eh, herkese günaydın bana iyi uykular. Esen kalın efendim..
Samim Vardar, 20 yıl önce emekli olmuş bir MİT ajanıdır. Her şeyden uzak, sakin bir hayat sürerken, bir gün, kendisine 30 sene önce işkence eden bir KGB ajanını teşhis etmesi istenir. Samim Vardar yıllar önce öldüğü sanılan Igor Kariagin'i görür görmez tanır. Ancak gelişen olaylar bu durumu basit bir teşhisten çok daha farklı noktalara taşır.
Osman Aysu, polisiye gerilim romanlarını ustalıkla kurgulayan bir yazar. Casus romanında da bunu yapmayı başarmış. Temposu düşmeyen, kendini merakla okutan bir eser ortaya koymuş. MİT, KGB, gizli tıp deneyleri üçgeninde güzel bir macera okumak isteyenlerin oldukça beğeneceği bir eser.
Bu kitabı 3 yıl önce okumuştum ve 4 saat de bitirdim inanırmısınız. Çok sürükleyici bir kitap. Başladımmı bırakası gelmiyor insanın. Ama sonunu beğenmedim. Böyle bitmemeliydi daha devamı olmalı dediğik kitaplardan biridir.
Osman AYSU, eserlerinin tamamı baştan sona sürükleyici konu seçimi usta dil bilgisi eseri hakkında önceden hazırlığı ile muhteşem yapıtlara imza atıyor her eseri apayrı güzel Vahşi Tutku bir klinikte şeytanın aklına gelmeyecek işlerin yapıldığına şahit olacağınız enfes eser.Osman Aysu istihbarat teşkilatları konusunda engin bilgisi ile de şaşırtacak..
CASUS
Osman Aysu,
Yakamoz Yayınevi; İstanbul, 2008,
280 sayfa
Aysu'nun bu romanına 8 puan veriyorum...Yazarımıza ait sayısı elliyi bulan romanlar arasında SOĞUK TAŞLAR başlıklı olandan sonra okuduğum ikinci kitabı... Roman öyle pek sürükleyici filan değil; kitabı iki günde devretmiş olmamın sürükleyiciliğiyle bir ilgisi yok. Evet iki günde bitti zaten 280 sayfalık bu roman. Kitabın alttan ve üstten giyotin kesimi -yani karton kapak ile sayfalar arasındaki kot farkı- sıfır fakat karton kapak sayfa eninden iki hatta bazı yerlerde 2,5 - 3 mm. fazla... Bu kesim biçimi kitaba ayrı hava vermiş, güzel olmuş.
Aysu'nun bu romanına 8 puan veriyorum, dedim ama yine hocalarımdan intikam alırcasına 7,5 üzerinden 8 puan veriyorum. Öyle icap etti...Niye mi? Kendime göre sebeplerim var. Örnek veriyorum:
CASUS romanındaki Samim Vardar'ın yaşı Osman Aysu ile aynı..! Niçin?
Hem CASUS'ta hem SOĞUK TAŞLAR'da günümüzde kullanılmayan veya hiç anlaşılmayan kelimeler kullanılmış...Niçin?
Roman kahramanlarının ağzından pek çok açıklamalar yapılmış ve olayların içyüzü izah edilmeye çalışılmış...Niçin? (Yazar okuyucuların zekâsını hafife mi alıyor?)
Kaynak soru: Yazar'ın kendi yazdığı romanları arasında en sevdiği roman hangisi?
Bir kaynak soru daha: Yazarımız'ın kendi yazmadığı hâlde en çok beğendiği ilk üç roman,,, ne diyeceğimi şaşırdım şimdi... Vardır okuduğu romanlar eminim, demek istediğim kendi yazdığı tür romanlara benzeyen romanlar vardır...İşte bunların arasından beğendiği ilk üçünü bildirebilir mi?
CASUS romanını 27 eylülü 28 eylüle bağlayan gece saat 1:30 sularında devrettim. 25 Eylül akşamı öylesine -gerçekten öylesine- elime aldığım bu romanı, Osman Aysu'nun okuduğum ilk romanı olan SOĞUK TAŞLAR'dan daha iyi buldum. Her iki romanında da belirgin kahramanlar yaratmamış
bu kitabı lisede okudum bende osman aysu tutkusunu başlatan kitaptır.tam özetini hatirlamiyorum ama çok etkisinde kaldığımi bir gece de bitirmiştim herkese osman aysuyu şiddetle tavsiye ederim
Yıllar evvel lisede bir arkadaşımın masasının altında öylece dururken bulup, alıp inceleyip birkaç sayfasında tur attıktan sonra elinden düşüremeyip bir solukta bitirdiğim polisiye romandır. Harikulade akıcı, son derece zevklidir. Karakterlerin gelişimi, olay örgüsü ve bağlantılar derken her anlamda tatmin edecek bir kitaptır. Alın okuyun.
Osman AYSU kitapları sürükleyiciliği, bilen bilir...
Osman AYSU, eserlerinin tamamı baştan sona sürükleyici konu seçimi usta dil bilgisi eseri hakkında önceden hazırlığı ile muhteşem yapıtlara imza atıyor...
Osman Aysu, Türkiye’de polisiye-gerilim türünde romanları ile en bilinen yazarlardan biridir. İstanbul’da doğmuş ve İstanbul’da büyümüştür. Soyu Osmanlı’dan gelen ailesi de 3 asırdan beri İstanbul’da yaşamaktadır. İlk ve orta öğretimini İstanbul’da tamamlayan yazar üniversite eğitimini de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde devam ettirmiştir.
Öğrenimini tamamlayan yazar, uzun süre avukatlık mesleğini icra etti. Bu sürede Mike Hammer ve Philip Marlowe gibi yabancı polisiye roman yazarlarının eserlerinin müdavimi olan yazar, yerli polisiye roman bulamamanın sıkıntısını yaşamıştır.
1955 yıında Haydarpaşa Lisesi'ni tamamlamasının ardından, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1961 yılında mezun olmuştur. 1972’de başlayarak altı yıl kadar serbest avukatlık yaptıktan sonra ilk kitabını 1994 yılında yayımlamıştır.
Sorumluluk sahibi bir Türk olarak yabancı kaynaklara mahkûm kalmamak için suç edebiyatını ele almayı gerek görmüştür. Bu süre zarfında beş altı polisiye roman yazmıştır. İlk kitap taslağından birini okuyan eşinin tavsiyesi ile kitaplarını yayınlatmaya başlamıştır.
Tüm eserleri mesleğinin ve merakının da etkisi ile suç edebiyatından olmuştur. Eserlerinde akıcılık özelliğine önem veren yazar, bunun okurun sıkılmadan kitabı okuyabilmesi, yarıda bırakmadan merakla kitabın sonuna gelebilmesi için önemli olduğunu düşünür. Yazar sezgilerinin de etkisi ile gerek yaşanılan ya da gelecekteki olayları tahmin ederek eserler yazabildiğini dile getirmektedir. Buna örnek olarak Cellât kitabını gösterir. Susurluk kazasının başka bir görünümü olduğunu iddia eder ve yaşadığı çağın olaylarını dikkatle gözlemleyen her insanın, çevresinde neler olup bittiğini ve yakın gelecekte neler olabileceğini kolaylıkla kestirebileceğini söyler.
Türkiye’de polisiye-gerilim romanlarının öncüsü sayılan yazar günümüze kadar birçok eser üretmiştir. Bu eserler ile kendisinden sonra gelenlere de örnek teşkil eder. Yazarın kitaplarının başlıca karakterlerini dedektifler, casuslar ve ajanlar oluşturur.
Yazar, günümüzde daha ince hesaplanmış olayları ve suçları içeren, psikoloji ağırlıklı polisiye romanlarını yazmaya devam etmektedir. Yazar, eserlerindeki bu sıçrayışı ?birinci kategori eser yazma? olarak tanımlar.
Gençliğinde gazeteci olmak isteyen yazar, muhabirliğin yazarlık için ön aşama olduğunu düşünür. Polis muhabirlerinin, mesleklerindeki gözlemleri ve deneyimleri ile ileride iyi bir polisiye yazarı olabileceklerini söyler.