Merhabalar
Bugün sizlere satırlarını okurken kendinizden bir şeyler bulacağınız, kahvenizin yanına bir güzel eşlik edecek hikaye kitabı ile geldim. İçerisinde yer alan öykülerde bazen dostluk, aşk, sevgi bazen hüzün ve anılara dalıp gideceğiz.
Su gibi tabirini yaşadığım bu akıcı üslup ile yazarın kaleminin takipçisi olacağım kesinleşti, gönülden tavsiye ederim.
En sevdiğim öykü; tahammülü az biri için iyi bir sohbet arkadaşı olan Sazende ablanın arkadaşı oldu, bir diğeri ise Mavi adlı öyküydü ki anda olan güzelliklerin fark edilmesi ve gözümüzden kaçan güzelliklerin gösterilmeye çalışılması hoştu. Günebakan tarlası öyküsünde, baktığı yerde geçmişini ve dedesini anımsayan güzel insanın "Böyledir mutluluklar hep birden üşüşür başımıza." sözü ise beni düşünmeye sevk etmedi değil.
"Uzamak için güneş ışığı büyümek için sevgi isterler" diyor dede, çiçekler için. Günebakan çiçekleri de aslında tıpkı insanlar gibi...
~
#alıntı
~
Bir şeyler kafamızı meşgul etmiyor değildi, kafamızı meşgul eden şeylere cevap aramıyorduk. Bu bizi gamsız yapar mıydı?
~
Yaşlı değildi ama genç de hissetmiyordu.
Dünya için verilen en büyük armağanın hissedebilmek olduğuna inanmıştı onlarca yıl boyunca.
Ölümün ağırlığını idrak edene kadar.
Oysa kastettiği yalnızca mutluluk değildi.
Hüzün de, acı da, keder de... Hem belki bütün bunlar sanrıydı, insan yalnızca çektiği acıyla büyümek için vardı aslında...
~
Ölümün alışkanlıklarımı elimden alabileceği ihtimalini düşünüyorum günlerdir. Galiba hayat, onlar. Yanımıza yakıştıramadığımız uğursuz, bütün düzeni altüst etmek için eşikte bekliyor şimdi. Ama benden sonra da birilerinin doğacağını ya da yaşamaya devam edeceğini biliyorum. Bu yüzden, öleceğim fikri, hayatın devam edeceği gerçeği kadar yormuyor beni. Hayatın bensiz devam edebileceği gerçeğine