Kitabı kapattığımda hissettiğim şeyi adlandırmak gerekirse, sevimli bir kitap diyebilirim sanırım.
Kendini Tanımak.. Yazması basit, yapması çok zor. Mesela bir elmayı tanıyabilir insan. Çeşitlerini, hatta rengine göre tadını bile tahmin edebilir mesela.. 1 kez tatmış olması da yeter bunun için. Öyle her gün her gün yemesi gerekmez. Ya da bir robotik mekanizmanın nasıl işlediğini kavramak 1 Youtube videosuna bakar. Ama her gün içinde olduğu kendisini bazen 80 yıl geçer de tanıyamaz. Çok acayip. Başkalarını tanıdığı iddiasındadır bir de utanmadan. Ulan sen daha kendini tanıyamamışın 10957 gündür, demezler mi adama mesela? Kendini tanımamış, beni tanıdığını söylüyor, hadi ordan..
Peki ya elmayı nasıl tanıyor? Belki de insanın kendisinin dışındaki her şey 1 elma kadardır. Bilemiyorum biraz iddialı da bir tez bir yandan. Ama neden olmasın ki, hayat biraz da böyle absürt bir şey zaten... Onlar elma sen armutsun, karıştırmamak lazım. O yüzden dönelim hemen kendimize...
"V.Kendini Yargılamak" kısmını çok sevdim. Herkesin yargıcı kendi içsesidir, diyor. Başkalarını karıştırmayın gibisinden demiyor ama. Vicdanlı ol diyor. Objektif ol diyor. Elmaya yaptığın gibi yap diyor biraz da. Bir de ceviz giriyor sonra olaya. Acıyorsun cevize. Hayatımda ilk defa cevize saygı duymak değil de acımak hissettim. Ne kadar acizmiş meğer. Anne ben ilkel miyim? diye düşündüm. E biraz öyle maalesef. Hep dünden iyi ama yarından kötüsün. Gerçi bunun bile garantisi yok...
Belki de kendini tanımak bazı önkabulleri benimsemekten geçiyordur. "Cevize yazık" gibi bir önkabul olabilir mesela. Ben burdan devam, eğer başarılı olursam yorumu güncellerim. Ama deadline veremiyorum, belki 10 belki de 349043803028 gün sürer kim bilir..