Girit'im Benim

Kritimu

Sabâ Altınsay
Tahmini Okuma Süresi:
8 sa. 10 dk.
Sayfa Sayısı:
288
Basım Tarihi:
Eylül 2004
Yayınevi:
Can Yayınları
ISBN:
9789750704246
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·288 syf.··
2019 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2019 19:46
''Bin dokuz yüz yirmi üç yılının yirmi üç kasım sabahı, Hanya Limanı'ndaki çınar ağaçlarının dili olsaydı, o günü ''mahşeri'' diye tarif ederlerdi.'' O sene, mübadele senesi. Lozan'da imzalanan sözleşme gereği Yunanistan Krallığı ile Türkiye arasındaki, yurttaşların din esası üzerine zorunlu göçü. Nasıl bir şeydir düşünebilir misiniz? Doğup büyüdüğünüz topraklardan, bir kenenin vücuttan söküldüğü gibi çıkartılıp, hiç bilmediği yerlerde, tanımadığı insanlarla yaşamaya mecburiyeti. Bunca yıl can cana, yan yana yaşadığın, sırtını yasladığın insanlara düşman olmak. Geçmişini, bir daha asla geri dönmeyecek şekilde, ardına bile bakmadan bırakıp gitmek. Ben düşünmedim. Okuduklarım yeterice acı verdi bana çünkü. Saba Altınsay'ın kitabını sitede nerdeyse hiç okuyan yok. Alıntı veya inceleme ekleyen de. Okumak isteyenlere faydalı olmasını umduğum bir inceleme eklemek istiyorum. Yazarın kullandığı dil ve gün içinde konuşulan bazı Rumca kelimeler kitabına katması, benim kitaba adaptasyonumu hızlandırdı ve birden içinde buldum kendimi. Yalın bir dil ve betimlemelerin derinliğiyle sanki Girit değil kendi mahallemde gibi, konu, komşu, eş, dost, yaşadıklarımızı anlatıyor hissine kapıldım. Yalnızca okumadım, bu kitabın içinde yaşananları gördüm aynı zamanda. Yazarın cümleleriyle Girit havasını içime çektim. Müslüman-Hıristiyan, Türk-Rum ayrımı olmaksızın nasıl dostça bir yaşam sürüldüğünü, ama aynı zamanda geçmiş olayların da akıllarda kazınmasıyla her an tetikte bekleyen bir yer halkı. Çok zor. Gerçekten, yaşananların hafızalardan silinmemesi gerekiyor. Konusu yalnızca tarih mi? derseniz, hayır. Kuyumcu İbrahim, genç, bıçkın ve herkesin gözünün üzerinde olduğu bir delikanlı. Girit'in bütün kızları ona vurgun, ama o gönlünde yalnızca birine yer ayırmış. Cemile'sine. Bir an önce
KritimuSabâ Altınsay · Can Yayınları · 200454 okunma
7/10
·288 syf.·
2025 18. kitabı
Her şeyi ardında bırakıp gitmenin zorluğuyla.. Çünkü yaşam yaşadıklarımızın yanı sıra yaşadığımız yerdir de, bir tepe, ova , dağ, bayır nereye ne anlam yüklemişsek.. Varlığımızı hissettiğimiz insanlar bir noktada parçamız olan o insanlar. Ve inşa ettiğimiz ev, koca dünyada kendimize, ailemize sunduğumuz o minik görece güvenli alan. işte orası vatan, orada yaşamış olanın her şeyiyle. Vatan topraklarından kopmanın acısıyla... işte böyle bir hikaye
KritimuSabâ Altınsay · Can Yayınları · 200454 okunma
8/10
·288 syf.··
2020 47. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2020 20:49
Hep düşünürüm. İnsan, yapıştığını sandığı o noktadan farklı noktalara hareket edebileceğini, bu hareketin ona farklı bakış açıları vereceğini bilse, üzerine yapışıp sıkı sıkıya tutunduğu ırk, cinsiyet, renk, millet, dil, din, siyasetten sıyrılıp özünde sadece ve sadece insan olduğunu düşünse... Düşünebilse.... . . Tüm dünyayı sömürenlerin, Balkanlar'da, ulusların özgürlüğü için ortalığı karıştırdığı, Osmanlı'nın güçsüzlüğünden yararlanıp istediklerini yaptırdığı yıllar. Balkanlar gibi Girit'te karışmaya başlamış. Türk'üm, Rum'um, müslümanım, hristiyanım yerine Girit'liyim diyenlerin, birbirleri ile yaşayıp gidenlerin artık eski huzuru yok. Osmanlı'nın ilgisizliğinden bıkan Türkler de, hiçbir zaman kendini Yunanlı görmeyen Rumlar da artık Giritli değiller. Yönetimsel boşluklar, adaya dışardan gelenlerin kışkırtmaları, Girit'in o ortak değerlerini, farklı kültürlerin birarada yaşama zenginliği ve güzelliğini yok etmeye başlamış. İşte adadaki bu değişimin hem siyasi, hem tarihi ama çokça da kendini Giritli olarak görenlerin sosyal yaşamındaki etkilerini, İbrahim Yarmakamakis'in hikâyesinde buluyoruz. Hem anne, hem de baba tarafı  Balkanlar'dan göç etmiş birisi olarak içim burkularak okudum kitabı. Olayları, kişileri kendi ailemle ilişkilendirdim hep. Dolayısıyla fazlaca etkileyici bir okuma oldu. Hele son sayfaya gelince... .
KritimuSabâ Altınsay · Can Yayınları · 200454 okunma
Hayata İsyan Sebebi Kitaplar; 009
10/10
·288 syf.··
2020 56. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2020 05:31
Bir; Kitap bitti ama ben de bittim, kitabının sonuna geldik. Bu kitabın beni bu kadar etkileyeceğini beklemiyordum. Ben genel olarak azınlık/göçmen kitaplarına ayrı bir ilgi duyuyorum, bu kitap janranın okuduğum en iyilerinden biri diyebilirim. Girit'in karıştığı dönemlerde doğan İbrahim'in hayatını okuyoruz aslında; evliliğini, ölümlerini, doğumlarını, göçmeleri. Dünya kadar acıyı hiçbir ajitasyona kaçmadan anlatıyor yazar, ve yumru oturuyor boğazınıza. Dönemin siyasal atmosferinden bahsediyor ama politikaya girmiyor. En güzeli de bu sanırım, insan anlatıyor. Savaşlar, politikalar, nefretler üretilirken bir yerlerde, hiçbir şeyden habersiz, bu sonuçlardan direk etkilenen zavallı hayatları anlatıyor. Şimdiki gibi değil tabii, herkes birbirini ayrıştırma, parmak sallama meraklısı değil, kimse kimsenin etnisitesini hakaret olarak kullanmıyor o zamanlar, Hanya birbirini koruyor. hatta olay çıkarmak için ana karadan insan getirtiliyor bu yüzden. Ama ne yaparsın hayatında Girit'i görmeyenler veriyor kararı. Ne yazsam az gerçekten. yazdığı her sayfacanlı canlı gözünüzün önüne geliyor. Hele o göçmeye geri sayımda.. Kalbim ağzımda, bende bekledim sanki, o gemiye bende binecektim. Sonsözü okuyunca anladım aslında bu kitabın nasıl bu kadar derin olabildiğini. Herhangi bir sahneyi demagojiye kaçmadan nasıl bu kadar derine işletebildiğini. Kitabın içinde geçen ve beni en çok etkileyen bir paragrafla bitireyim yorumumu ve herkese de tavsiye edeyim tabii kitabı. (kapağı çok güzelmiş, neden değiştirdinizki sonradan? Benim ki çirkin kapaklı, bu asker yok bende. ) ''Fakat, işte bu noktada zihnim bulanıyor. Biz, şimdi kendi istiklalimiz için harb etmeke haklıysak, istiklali için Osmanlı ile harb eden Giritli Hıristiyanlar haksız mı idi?''
KritimuSabâ Altınsay · Can Yayınları · 200454 okunma
Kıbrıs, Girit Olmayacak!
9/10
·288 syf.··
2023 52. kitabı
Roman Osmanlı Devleti’nin zayıfladığı, topraklarını kaybetmeye başladığı yıllarda Girit’te yaşanan gelişmeleri anlatır bizlere. Girit’teki Müslüman ve Hıristiyan halklar yüzyıllarca bir arada yaşamıştır, dilleri dillerine karışmış, gelenekleri zamanla birbirine benzemiş, tam anlamıyla bir kaynaşma gerçekleşmiştir; ama bu durumlar bile gün gelip düşmanlığa dönüşmesini önleyememiştir. Bu kitap Giritli bir Türk ailesinin adadan kopuşunu bizlere ustaca anlatmaktadır. Müslüman ve Hıristiyan haklar arasında yani Türkiye ve Yunanistan arasında Lozan Barış Antlaşması sonrası yapılan mübadele (1923) Türkler adayı gemilerle terk ederler. Romanda Girit’teki karışıklık ortamını ne kadar çok dış kuvvetlerin etkisi söz konusu olsa da Hıristiyan halkı toplanmasına onları galeyana getiren, beyinlerini yıkayan kişi de kilisenin başrahibi Metropolit olmuştur. Kıbrıs'ta da aynı oyunlar oynanmış burada da başı Makarios çekmiştir. Türk halkı direnmiş ve Türkiye'nin de desteğiyle bu oyunlar bozulmuştur. Sözlerime şu satırlarla son vermek istiyorum: Kıbrıs Yunan olmaz Türk Mücahit duramaz Ya Türk Kıbrıs var olur Ya Mücahit yaşamaz!
Edebiyat
KritimuSabâ Altınsay · Can Yayınları · 200454 okunma
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2025 84. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2025 19:30
Mübadil bir ailenin üçüncü kuşağı olan Saba Altınsay'ın aile hikayesine tanıklık edeceğiniz, Girit'in bir dekor değil bir karakter olduğu, güçlü betimlemelerle yazarın kalemine hayran olacağınız  bir eserle geldim. Okurken Girit'in sokaklarında dolaşıp hafif esen rüzgarı teninizde hissettirecek, evlerden havalanmış perdeler eşliğinde Hrisula'nın şarkısı çınlayacak kulağınızda ve bu kitap İbrahim'in Cemile'ye duyduğu sevda gibi bitmesin diye yudum yudum okuma gayreti içindeyken acaba ne olacak merakınıza da yenik düşüp elinizden bırakamayacağınız güzellikte bir kitap. Betimlemeler öyle güzel ki  Hanyalı kadınlarla oturup hasbihal edeceksiniz, Doktor Ragıp kurşun yarasını temizlerken ter dökeceksiniz, kurşunun  acısını da teninizde hissedeksiniz. İbrahim'in Cemile'yi toprağa verdiğinde siz de onun sessizliğine ortak olacak.Yüreğini yeniden aşka açtığı  Fatma ile yeniden hayata dahil olacaksınız. Girit'in iltihakı için mecliste siz de bir kenardan olaylara şahitlik edip dayanamayıp "Girit hepinizin" diyeceksiniz. Mübadele sadece akla gelen  rakamlar, siyasal kararlar, imzalanan antlaşmalar değil bir aidiyet duygusunun yitimidir.Ve insan, aidiyetini kaybettiğinde yalnızca geçmişini değil, geleceğini de bir süreliğine kaybeder.En çok da “geri dönemeyecek” olmanın yasını tutar mübadil.Her yere “yabancı” olmak hissi. Ne geldiğin yer tam senindir, ne de gittiğin yer seni karşılar. Göç edenin suskunluğu, sonraki kuşaklara geçer. Ne anlatılır ne unutulur. “Ben nereye aidim?” sorusu, mübadilin içine çöreklenir. İbrahim ailesini alıp Girit'ten Küçükkuyu'ya doğru yola çıkarken ne sorular vardı zihninde bilinmez ama çocuklarından birinin "Ben şimdi, Türkçe mi rüya göreceğim anne?" sorusundaki masumluk yüreğimi ezen son noktaydı. Kitap şiddetle tavsiyedir. Bu topraklar böyle çok
KritimuSabâ Altınsay · Düşbaz Yayınevi · 202254 okunma
9/10
·272 syf.··
2025 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2025 13:13
Saba Altınsay'dan Kritimu Giritim Benim son dönemde okuduğum en iyi roman. Son sayfayı okuyunca bir hüzün bastı, ne güzel bir metindi bu dedim. Başrolde Girit var. Yazar Girit'e bir ağıt yakmış adeta. Doğa tasvirleri, Girit insanlarının ruh tahlilleri beni mest etti. Girit'te günlük yaşamı, insanlararası ilişkileri öyle büyülü, öyle naif anlatmış ki bayıldım. Hristiyan ve müslümanların birlikte uzun yıllardır barış içinde yaşadığı ada Yunanistan'ın Osmanlı'dan bağımsızlığını almasıyla karışıyor. Hristiyanlar Yunanistan'a bağlanmak istiyor. Müslümanlara her türlü baskı ve zulümü reva görüyorlar. Kuyumcu İbrahim ve ailesinin trajik öyküsünü büyük bir merakla okudum. 1923 te Lozan Antlaşmasından sonra Türkiye'ye göçmek zorunda kalıyorlar. Girit'ten ayrılışlarını öyle anlatmış ki Saba Hanım yürek söküyor. Girit mübadelesini anlatan nefis bir roman okumak istiyorsanız kaçırmayın. 10 üzerinden 9 verdim bu şahane romana.
KritimuSabâ Altınsay · Düşbaz Yayınevi · 202254 okunma

Yazar Hakkında

Sabâ AltınsayYazar · 3 kitap
1961’de Çanakkale’de doğdu. Orta öğrenimini T.E.D. Ankara Koleji’nde, lise öğrenimini İzmir, Bornova Anadolu Lisesi’nde tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. İlk romanı Kritimu: Girit’im Benim 2004 yılında yayımlandı. Kritimu Türkiye’den sonra Yunanistan, Bulgaristan ve Hırvatistan’da okurlarıyla buluştu. Giritli mübadil bir ailenin üçüncü nesli olan yazar, Kritimu’da Mübadele’ye uzanan süreci ele alır. Girit’in özerkliğe kavuştuğu 1898 ile Mübadele’nin başladığı 1923 yılları arasındaki dönemi anlatan roman, İbrahim Yarmakamakis ve ailesi ekseninde Giritli Hıristiyanları, Müslümanları, onların ilişkilerini, birbirlerine bakış açılarını, dostluklarını, düşmanlıklarını, dönem dönem yakınlaşıp uzaklaşmalarını, iki toplumun acılarını, öfkelerini, yalnızlığını akıcı bir dille anlatır. Adanın en zor yılları denebilecek zaman aralığında gelişen siyasi olayların iki toplumun günlük hayatına, yaşam biçimine, insanların duygularına, aile ve arkadaşlık ilişkilerine nasıl yansıdığını, korku, yılgınlık ve endişenin onları ne kadar derinden etkilediğini içten, yalın, akıcı bir üslûp ve tarafsız bir gözle ele alan yazar, anlattıklarıyla iç burkucu bir gerçeği dile getirir. ….”Tıpkı insanlar gibi milletlerin de kaderleri vardır. Bu kader bazen çok acı yazılır.” Kritimu, okuru bir yandan insanların acılarına tanıklık etmeye çağırırken diğer yandan ötekileştirmenin bedelinin toplumlar ve bireyler için ne kadar ağır olduğunu gözler önüne serer. Yazarın ikinci romanı 2011 yılında Benim Hiç Suçum Yok adıyla yayımlandı. İkinci Dünya Savaşı yıllarını anlatan roman, denize kıyısı olan küçük bir kasabada geçmektedir. Kasabanın sıradan insanlarının yaklaşan savaşın korkusuna, yokluğa, kıtlığa bürünmüş hayatları acı, bencillik, yalnızlık, kin ve öfke ile iyilik, merhamet, sevgi, fedâkarlık arasında gidip gelmektedir. Hepimizin içinde zaman zaman baş gösteren, hayatın akışını değiştirme ve geleceğe müdahale etme arzusunun, alınyazısına karşı verdiği savaşı anlatan roman, bizzat yazgının yerine geçerek gücümüzü sınamanın bizi nasıl bir trajediye sürükleyebileceğini dile getirir. .... “Felek ile facia, ah ile vebal, baht ile kader bazen yan yana gelir. Behice Hanım’ın, Cihan Nedimle Mercan’ı zinhar birleştirmemek için kadere kılıç çekmesi, yazılmış olanı silmesi, yeniden yazması bahtı facia, feleği ah, kaderi vebal ile yan yana getiriyordu ki böylesi mahşerdir.” Klasik roman tarzında yazılmış olan Kritimu: Girit’im Benim ile Benim Hiç Suçum Yok, zengin tasvirleri içermekte, derin karakter tahlillerine yer vermektedir. Sabâ Altınsay’ın romanlarında coğrafya, zaman (dönem) ve doğa önemlidir. İlk romanın baş kahramanı İbrahim Yarmakamakis olduğu kadar Girit’tir. Benim Hiç Suçum Yok’ta ise olaylara üçüncü göz olarak bakan ve zaman zaman anlatıma dahil olan (K), baş kahraman Cihan Nedimle birlikte romanın başat ögelerindendir. Sabâ Altınsay’ın üslûbu benzetmelere açık, renk ve ışıktan çokça yararlanan bir üslûptur. Zaman zaman halk edebiyatından beslendiği hissini yaratır ve masalsı havaya bürünür. Çarpıcı, derinlikli, uzun cümleler, Osmanlıca’dan alınan sözcüklere rağmen akıcılığını yitirmez. Doğaya, bitki örtüsüne, zamana, mekâna önem veren yazarın, aynı zamanda toplum ile bireyin ilişkilerini irdeleyen, neden-sonuç ilişkileri kuran gözlemci bir tavrı vardır ve bunu edebi bir dille okurla paylaşır. Yazarın yayımlanmış iki öyküsü bulunmaktadır. Kadın Öykülerinde İstanbul adlı antolojide “Merhamet, Sevgi, Masumiyet ve İşte Öylesine” adlı öyküsü ile Unser Istanbul, Junge Türkische Literatur adlı antolojide “Kimsecik” adlı öyküsü, Almanca olarak yer almaktadır. Kritimu: Girit’im Benim (2004) yazarın ailesinin yaşamından esinlenerek yazdığı bir tanıklık anlatısıdır. Roman, Osmanlı Devleti’nin zayıflayarak topraklarını kaybetmeye başladığı yıllarda Girit’te yaşanan gelişmeleri ele alır. Girit’te Müslüman ve Hıristiyan birbirine karışmış, gelenekler bile zamanla birbirine benzemiştir. Türkiye ile Yunanistan arasında mübadele antlaşması imzalanınca Türkler adayı gemilerle terk ederler. Girit’li Türk Yarmakamakis ailesi de adadan kopanlardandır. Çanakkale’ye iskan edilerek Altınsay soyadını alan İbrahim Yarmakamakis, Saba Altınsay’ın dedesidir. Romanda benzersiz doğası ve insanın ruhunu çalan kokusuyla konu edilen Girit adası da adeta bir roman kahramanı gibidir. Oruç Aruoba roman hakkında şöyle der: “'Göç sadece gideni değil, kalanı da peşinden sürüklüyordu,' diyor Saba Altınsay; 'insanın doğduğu toprak ile gömüleceği toprak aynı toprak olmayacaksa, ne kalır ki, geriye, ölürken, yaşamdan? Bu soruya bir yanıt bulma çabası bu roman.” Kritimu: Girit’im Benim TEDA desteğiyle Yunanca’ya çevrilmiş ve 2008’de yayımlanmıştır. Benim Hiç Suçum Yok (2011) İkinci Dünya Savaşı yıllarında bir kıyı kentinde geçer. Kadınların hayranlık duyduğu hovarda Cihan Nedim ve onun aşık olduğu hayat kadını Mercan etrafında gelişen romanda Altınsay, seçimlerimizin bizi nasıl sürüklediğini sergilerken iyilik, kötülük, adalet, hakkaniyet, ceza gibi kavramları da sorgulamaktadır.