Küçük Köpekli Kadın - Bütün Öyküleri 8 (1895-1900)

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.508
Gösterim
Adı:
Küçük Köpekli Kadın - Bütün Öyküleri 8
Alt başlık:
1895-1900
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
420
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051411750
Çeviri:
Mehmet Özgül
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Küçük Köpekli Kadın
Küçük Köpekli Kadın Bir Hekimin Yaşadıkları Kara Keşiş
Küçük Köpekli Kadın - Bütün Öyküleri 8
Everest Yayınları, edebiyat dünyasının tartışmasız en büyük isimlerinden biri olan Anton Çehov'un tüm yapıtlarını yayımlamaya devam ediyor. Mehmet Özgül'ün Rusça asıllarından yaptığı özenli çevirileriyle kronolojik olarak yayımlanan Çehov kitaplığının sekizinci ve son cildi Küçük Köpekli Kadın, 1895-1900 yılları arasında yazılmış 16 öyküyü kapsıyor. Yazar Küçük Köpekli Kadın'da, şehirli ve köylü kavramlarını irdeleyerek bir kez daha tüm güzellikleri ve çirkinlikleriyle insanı anlamaya çalışıyor.

Yaşadığımız kentte hepimiz sıkıcı, boğucu bir yaşamın içine gömülmüşüz; gereksiz kâğıtlar karalamamız, iskambil oynamamız bizler için de birer kılıf değil midir? Yaşamımızı kimsenin bir işine yaramadan, aylaklık içinde, budala, akılsız kadınlar arasında geçirmemiz, bir sürü saçma sapan şeyler söyleyip başkalarının söylediklerini dinlememiz, hepsi birer kılıf değil mi?
25 syf.
·1 günde·8/10 puan
Kadınları ikinci sınıf olarak nitelendiren yani erkeklerden bir alt sınıfta gören bir adamın hikayesini anlatmaktadır. Ama gelin görün ki o adam evli olmasına rağmen bir kadına aşık olur. Kadın da ona karşı aynı duyguları beslenmektedir. Fakat yine gelin görün ki her ikisi de evlidir. Evli olmaları ya da farklı şehirlerde yaşıyor olmaları yine de aşklarına engel olmadı. Her ikisi de aynı anda iki hayat sürdürdüler. Ve muhtemelen yasak aşkın içinde boğuldular.
Kurgusu gündelik hayatta maalesef sık sık karşılaştığımız bir durum. Yasak aşkları her ne kadar muazzam bir hismiş gibi kaleme alınmış olsa da ihanet üzerine kurulu ikinci bir hayatın ızdırabını çekmektedirler. Nitekim ne evliliklerini sonlandırabilmişler ne de aşklarını kendileri dışında bir başkasına anlatabilmişler.
Kitaptaki olay çok detaylı bir şekilde anlatılmamış ama kalemi etkiliydi. Ben beğendim. Okumanızı tavsiye ederim.
Kitapla Kalın.
25 syf.
·Puan vermedi
Beyazlayan saçlarla gelen küçük bir aşk hikayesi, en güzel yerinde sonlanmış gibi olsada..

İnsanların aslında görülen ve saklanan iki tür yaşamı olduğuna dair küçük fikirleri dışa vuran kısa bir öykü, ne yazık ki çok kısa.. olay yanlızca genel hatlarıyla çizilmişçesine işlenmiş..

En hoşuma giden şey erkek başrolümüzün "ikinci cins" dediği gelir geçer sandığı kadınlardan birine aşık olması..
25 syf.
·1/10 puan
Kitap aslında günlük hayatımızda çok alışık olduğumuz ama asla olmaması gereken yasak aşkı anlatıyor. Çok kısa bir kitap. Içeriği nedeni ile Pek beğendiğimi soyleyemem
İrem Can
İrem Can Küçük Köpekli Kadın Bir Hekimin Yaşadıkları Kara Keşiş'i inceledi.
86 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Detaylı analizim için: https://www.konumuzkitap.com/...sis-anton-cehov.html

Küçük Köpekli Kadın olarak bahsedilen kişi aslında Anna Sergeyevna. Dmitri Dimitriç Gurov ona Küçük Köpekli Kadın olarak tasvir etmektedir. Hikaye bir aşk hikayesi. İlk defa 1899 yılında yayımlanan öykü Yalta'da başlayan bu aşk hikayesi aslında hayatı boyunca kadınlardan “ikinci cins” diye bahsetmiş bir adamın yani Dmitri Dimitriç Gurov'un aşık olmasıyla ilgili. Kahramanlarımızın ikisinin de evli ama mutsuz bir hayat sürmeleri nedeniyle birbirlerine yakınlaşmaları olay örgüsünü şekillendiriyor.

Bir Hekimin Yaşadıkları
Anton Çehov'un bir doktor olması eserlerine de yansımış. Tıp ile ilgili terimler olsun, betimlemeler olsun mesleğini eserlerine yansıtmış bir yazar. Bir Hekimin Yaşadıkları da kısa ve öz bir hikaye idi. Hikaye Lyalikov fabrikasından gelen bir telgrafla başlıyor. Başkarakterimiz asistan doktor olan Korolev, profesörü tarafından fabrikaya doğru yola çıkıyor. Gerisi sayfamda!

Kara Keşiş kısaca delilikle dahilik arasındaki ince çizgi diyebilirim. İnsanın delirmesi konusu bakımından Çehov'un Altıncı Koğuş adlı kitabına benziyor. Bu öyküde şunu sorguluyorsunuz: Normal olan ne, sıradan olmak ya da insanlığın yararı için çalışan ve deliren biri olmak, hangisi doğru? Ya da şöyle sorayım, insanlık için deli olmayı göze alır mısınız?
102 syf.
·2 günde·9/10 puan
Bir objeyi tasavvur ettirmenin dolayısıyla dolaylı olarak göstermenin iki yöntemi bulunur. Bunlardan ilki malum objeyi diğer bütün objelerden tenzih etmektir (olumsuzlama da denir buna). - O şuna benzemez, o buna benzemez, o şurdaki şeye de hiç benzemez gibi-.
Diğer yöntem ise malum objeyi diğer objelere benzeterek tasavvur ettirmektir. (Olumlama, sembolik anlatım, alegori de denilebilir buna). -O aynı şunun gibidir, o bu şeye benzer, o şurdaki şeye çok benzer gibi.

Bu iki yöntemin haricinde üçüncü bir yöntem yoktur.
...
Bilgi de her obje gibi gerçektir. Öyle ki zihnimizdekiler ile dışımızdakiler arasındaki fark benliğimizden kaynaklanır. Oysa benlik; aşılması gereken bir tuzaktır, o aşıldığında dıştakiler ve içtekiler arasında hiç bir fark kalmaz.

Dolayısıyla bilinç var olduğundan beri bilinç sahipleri hakikatin bilgisini (ki buna metafizik bilgi de denilebilir) bu iki yöntemden biriyle anlatmaya çabalamışlardır.

Felsefede rasyonel filozoflar, ilk yöntemi tercih ederken Mistik filozoflar ikinci yöntemi tercih etmişlerdir.

Bu çabanın nihai bir sonucu olarak rasyonalistlerin sonucu çok daha ağır ve muğlak bir hal alırken mistiklerin çabası çok daha hafif ve somut bir sonuca ulaşmıştır. Hali sebepten halka hitap edenler de mistiklerin yöntemini kullanmak mecburiyetinde kalmışlardır.

Dinler de bu dil üzerinden haklarını -doğal olarak- almışlardır.

...
Bahsi geçen eserin son hikayesi “kara keşiş” tam olarak bu mistik usulün bir örneğidir.

Dolayısıyla onu idrak edebilmek için içerisindeki sembolleri evvela belirlemek sonrada çözümlemek gerekir. Bu, benzerleri üzerinden zihinde canlandırmak istenilen bilgi için zaruridir.

Öyleyse biz de sembol çözümlemeleri ile değerlendirmeye başlayalım.:

Hikayede bizim naçizane tespitimize göre yedi tane sembol bulunmaktadır. (Hristiyanlıktaki yediye işaret olabilir) Bunlar:

Bahçe Sahibi: Tanrı/ Baba
Bahçe: Cennet
Dâhi: Adem
Bahçe sahibinin kızı: İlmiyet bilgisi/Nübüvvet/ kurumsal din
Keşiş: Havva / kutsal ruh
Keşişin öğretisi: Yasak meyve; Velayet bilgisi=İrfaniyet
Normal insan: Âlim

Hikayede Adem ile Havva’nın cennetten kovulma hadisesi işlenmiş olup bu olayın gerçekte tamamen bir tuzak olduğu üzerinde durulmuş. Öyle ki hikayedeki bahçe sahibi (Tanrı) bütün muhabbetini bahçesi üzerine bina ederek ondan başkasını düşünmez olmuş. Bahçesi ve bahçe ürünleri hakkındaki fikirleri (makaleleri) bahçe sahibin kızı üzerinde vücut bulmuş. O kıza da bu yüzden ilmiyet yani kurumsal din diyoruz. Üstelik Bahçe sahibinin dışa karşı tavrı kavgacı olmasını da din için savaşa (siyasal dincilik-cihat) benzetebiliriz.

Bu hikaye ile adem havva kıssasına gönderme yapılarak, cennetin nasıl bir zenginlik (dünyalık) arzusu olduğuna da dikkat çekilmiş.

Dahinin keşiş ile olan muhabbeti ortaya çıkınca, hem baba tarafından hem de babanın kızı tarafından büyük tepkilerle karşılaşması; batini bilginin nasıl zahiri bilgi tarafından tenkit edildiğine bir işaret olsa gerektir. Nihayetinde kurumsal din, doğal olarak halk nazarında asıl olan bilgi budur. Diğeri her ne kadar teoride bulunsada onu elde eden mecnun olarak tanınır.

Bu duruma en güzel örnek hikayede geçen şu sözdür:
“Sevgili yakınları ve doktorları coşkularını ve fikirlerini tedavi etmeye kalkmadıkları için Buda, Muhammed ve Shakespeare ne şanslı insanlarmış!” (S:89)

Doğal olarak şu yorumu yapabiliyoruz:

Kara keşiş hikayesi baştan sona sembollerle dolu bir hikaye. Bizim o sembollerden çıkarttığımız sonuç ise şu:

“Hakikatin bilgisi normal insanlar tarafından hiç bir zaman anlaşılamayacak ve değer görmeyecek. Doğal olarak bu bilgiyi idrak edenler ise normal insan olarak karşılanamayacak”.

Eseri bütün kitap severler muhakkak öneriyoruz.
25 syf.
·1 günde
Tatil sırasında tanışan Dimitri (kadınları ikinci sınıf olarak gören bey) ve Anna’nın (kocasına dalkavuk ismini takan hanım) hikayesi. İkisi de mutsuz evliliklere sahip. Aşktan ziyade hoşlanma ve heyecan olarak nitelendirdiğim küçük bir olay.
İlle de okunması gerekiyor denilecek kitaplardan değil, taş çatlasın 20 dakika içinde okunup biter. Sıkıcı değildi, çünkü bir an da bitti. Ama yazar için, diğer bir çok kitabında bu kitapta kullandığı dili kullansaymış keşke dedirtti.
İzlediğiniz bir program ve ya film varsa mola sırasında bile okuyabilirsiniz.
53 syf.
·1 günde·7/10 puan
Dmitri Dimitriç Gurov ile Anna Sergeyevna isimli bir kadının Yalta'da bir otelde yaşadıkları aşk anlatılıyor. Anton Çehov'dan küçük bir öykücük diyebiliriz. Karakter sayısı çok az , mekan desen sınırlı , betimleme , aforizma hiç yok .. Anton Çehov'dan bekletilerinin altında bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Okumazsanız hiçbir şey kaybetmiş olmazsınız . Ama vaktinizi alacak bir kitap da değil . 25 dakika da bitecek bir kitap .
25 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Hikaye bir aşk hikayesi.
Sevgiye, aşka inanmayan Dimitri Dimitriç ve anna Gurov ile Anna Sergiyevnanin hikayesi.
İkiside evli ama bir birine aşıklar.
25 syf.
·Puan vermedi
Sevgi insanın qapısını nə zaman döyər? İnsan nə zaman bütün yaşamından imtina edib sevginin arxasınca düşə bilər? Hamımız bir gün sevgini tapacaq qədər şanslıyıqmı? Yaltada otelə gələn küçük köpekli kadın Anna Sergeyevna ilə qadınlardan hər zaman "ikinci cins " deyə bəhs edən Gurovun eşq hikayəsi.
25 syf.
Küçük Köpekli Kadın yazarın okuduğum ilk öyküsü. Öykü Yalta'da tatil yaparken karşılaşan, mutsuz evlilikleri olan Moskovalı bankacı Dimitri Dimitriç Gurov ile Anna Sergeyevna Von Diderits'in birbirlerine aşık oluşlarını anlatıyor. Kitap yarım saatte okuyup bitirilebilecek bir kitap. Fazla betimlemeleri olmayan, akıcı bir dile sahip bir öykü.
25 syf.
·1 günde
Yalta’da başlayan hikaye aslında hayatı boyunca kadınlardan “ikinci cins” diye bahsetmiş bir adamın aşık olmasıyla ilgili.
Kahramanlarımızın ikisinin de evli ama mutsuz bir hayat sürmeleri nedeniyle birbirlerine yakınlaşmaları olay örgüsünü şekillendiriyor.
Aşkın hangi yaşta, ne zaman kapımızı çalacağı bilinmez belki saçlarımız beyazlaşınca belki genç yaşta...
Kahramanlarımız mutluluğu birbirlerinde buldukları için hikayelerini beraber yazmaya karar vermiş durumdalar.
Şimdiden iyi okumalar :)
56 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Hazır okullar tatil edilmişken kendime Harika bir okuma programı uyguladım Sabahtan akşama akşamdan sabaha kadar okumak Var mı bundan daha güzel Çalıştığım günlerde nasıl da çırpınırdım okuyacak bir vakit bulabilsem diye Ama öğretmen olunca ya da fazla boş vakit içermeyen bir mesleği olunca okumak için kalan vakit az oluyor

Kitaplara olan susuzluğum hiç bitmiyor okudukça daha da artıyor sanki
Ama iyi ki böyle sevgili okur çünkü okumak bizi karanlığın kötülüğünden koruyor kalbimizin insan kalmasını sağlıyor
Varolun...
Hep aynı konudaki faydasız arayışlar ve konuşmalar insanların zamanının en değerli bölümünü dolduruyor ve gücünün en büyük kısmını tüketiyordu. Ve sonunda geriye değersiz, önemsiz, kısa ve rezil bir hayat kalıyordu ve bundan hiç kaçış yoktu. Sanki insan hapishanede ya da tımarhanedeymiş gibi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Küçük Köpekli Kadın - Bütün Öyküleri 8
Alt başlık:
1895-1900
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
420
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051411750
Çeviri:
Mehmet Özgül
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Küçük Köpekli Kadın
Küçük Köpekli Kadın Bir Hekimin Yaşadıkları Kara Keşiş
Küçük Köpekli Kadın - Bütün Öyküleri 8
Everest Yayınları, edebiyat dünyasının tartışmasız en büyük isimlerinden biri olan Anton Çehov'un tüm yapıtlarını yayımlamaya devam ediyor. Mehmet Özgül'ün Rusça asıllarından yaptığı özenli çevirileriyle kronolojik olarak yayımlanan Çehov kitaplığının sekizinci ve son cildi Küçük Köpekli Kadın, 1895-1900 yılları arasında yazılmış 16 öyküyü kapsıyor. Yazar Küçük Köpekli Kadın'da, şehirli ve köylü kavramlarını irdeleyerek bir kez daha tüm güzellikleri ve çirkinlikleriyle insanı anlamaya çalışıyor.

Yaşadığımız kentte hepimiz sıkıcı, boğucu bir yaşamın içine gömülmüşüz; gereksiz kâğıtlar karalamamız, iskambil oynamamız bizler için de birer kılıf değil midir? Yaşamımızı kimsenin bir işine yaramadan, aylaklık içinde, budala, akılsız kadınlar arasında geçirmemiz, bir sürü saçma sapan şeyler söyleyip başkalarının söylediklerini dinlememiz, hepsi birer kılıf değil mi?

Kitabı okuyanlar 458 okur

  • Beril
  • Morissssssssss
  • Xnaxnxamxjanxnajxjs173737292272818181829393918
  • Gizem Doğan
  • Sonya
  • Blumfeld D.
  • Havva pinar erden
  • antoncehov
  • Elayı..takip..et
  • Şahin Hacıoğlu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.9 (4)
9
%0
8
%2.9 (4)
7
%1.4 (2)
6
%1.4 (2)
5
%0.7 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0