İstanbul'un en güzel tepelerinden birine ismi verilmiş olan "Pierre Loti"nin kaleminden okuyoruz Kudüs'ü. Kendisi bir Hristiyan olarak hac sırasında Kudüs'e gidiyor. 1895 yılında yaptığı bu yolculuğu tatlı bir seyahatname olarak bizlere aktarıyor. O dönemin yaşantısını ve hissettiklerini samimi bir şekilde betimliyor, bu şekilde kendinizi bahsettiği yerlerde dolaşıyor gibi hissediyorsunuz.
O yıllarda Kudüs, Osmanlı egemenliği altında, huzur ortamı hakim. Farklı mezheplerden Hristiyan Hacılar, özellikle Ruslar; kutsal toprakları ziyaret etmek için gelmiş Yahudiler, yerel halk olan Araplar, bedeviler, tesbih ve envai çeşit hediyelik satan satıcılar, Avrupalı turistler, düzeni sağlamak için görevli Türk askerler.. Her şey şimdikinden o kadar farklı ve o kadar ilginç ki... Kaldıkları hanlarda Avrupalı turistlerle kalıyorlar ve Avrupai neşriyatlar var mesela, sonra o dönemde bile sadece gezmeye gelen turistler var.. Kudüs üç din için çok önemli bir mekan, Hz.İsa'nın yaşadığı topraklar, çarmıha gerildiği, Hz.Süleyman'ın hüküm sürdüğü yerler orada, biraz uzağında Sodom ve Gomore'nin yerin altına gömüldüğü ve sonrasında oluşan Tuz Gölü, görüntüsüyle büyüleyen altın kubbeli Hz.Ömer Camii, Mescid-i Aksa.. hepsi aynı yerde ve üst üste inşa edilmiş. O kadar fazla tarihi unsur var ki, Bizanslıların yaptıkları yapılar yeni kabul ediliyor, gerisini siz düşünün.
Pierre Loti bu yolculuğa umutlarla çıkıyor, dininin ilk ortaya çıktığı yerleri görmek ve imanını tazelemek için. Daha sonrasında farklı şeylerle de karşılaşıyor ama sonuç olarak bize tarihi kıymeti çok yüksek bir kitap bırakmış oluyor. Bu arada bu kitabı Vikipedi'de ve Google'da Pierre Loti'nin yazdığı kitaplar arasında bulamadım. Yoksa daha çok araştırma yapıp daha kapsamlı bir inceleme yazmak istiyordum.
Çok kısa, akıcı