Pierre Loti

Pierre Loti

Yazar
7.3/10
73 Kişi
·
234
Okunma
·
22
Beğeni
·
4.532
Gösterim
Adı:
Pierre Loti
Unvan:
Fransız Romancı
Doğum:
Rochefort Fransa, 14 Ocak 1850
Ölüm:
10 Haziran 1923
Pierre Loti, asıl adı Louis Marie Julien Viaud (d. 14 Ocak 1850 - ö. 10 Haziran 1923), Fransız romancı. Pierre Loti isminin yazara, kimi kaynaklara göre öğrencilik yıllarında; kimi kaynaklara göreyse, 1867 yılında yaptığı Okyanusya seferi sırasında, Tahitili yerliler tarafından verildiği söylenir. "Loti", egzotik iklimlerde yetişen egzotik bir çiçeğin ismidir.

1850 yılında Fransa'nın Rochefort kentinde Protestan bir ailenin en küçüğü olarak doğdu. 17 yaşında Fransız Deniz Kuvvetleri'ne girdi. Denizcilik eğitimini tamamladıktan sonra 1881'de yüzbaşı oldu ve ilerleyen yıllarda da terfi ederek albaylığa kadar yükseldi. Ortadoğu ve Uzakdoğu'da bulundu. Bir deniz subayı olarak romanlarında konu ettiği yabancı kültürünü pek çok yer gezerek tanıma fırsatını buldu. Bu yolculuklarında edindiği deneyimlerini ve gözlemlerini daha sonra kitaplarına yansıttı.
1879'da ilk romanı olan ve o dönemin Osmanlı Türkiye'sinden kesitler veren Aziyadé 'nin (Aziyade) yayınlanmasının ardından 1886'da Pécheur d'Islande'la (İzlanda Balıkçısı)'nı yayınladı. Loti, kendini edebiyat çevresine kabul ettirmiş bir yazar oldu. Daha sonraki yıllarda her yıl bir kitabı çıktı ve kitapları geniş kitlelerce okundu. 1891 yılında Fransız Akademisi'ne seçilen yazar 1910 yılında Légion d’Honneur nişanını aldı. İzlenimci bir yazar olan Pierre Loti'nin oldukça yalın bir dili vardı. Edebiyattaki bu izlenimciliği kişiliğini de derinden etkiledi. Derin bir umutsuzluğu dile getiren yapıtlarında aşkın yanı sıra ölüm duygusu da geniş yer alıyordu. Bütün bu umutsuzlukla birlikte içinde duyduğu insanlığa karşı şefkat ve acıma duygusunu yapıtlarına yansıttı.
İnancını ve namusunu bu derecede korumuş bir ulustan ümit kesilmemelidir.
Pierre Loti
Sayfa 80 - varlık yayınları
Kimsenin dostluğuna inanmadığım gibi, sizin dostluğunuza da asla inanmam. Fakat dünyanın çeşitli yerlerinde karşılaştığım insanlar arasında, birlikte olmaktan zevk duyduğum ve duygularımı kendisiyle paylaşabileceğim insanlardan birisiniz.
Pierre Loti
Sayfa 12 - varlık yayınları-1992
... Dışarıda deniz ve gece olmalıydı, derin ve karanlık suların sonsuz ıssızlığı.
Pierre Loti
Sayfa 13 - Can yayınları
88 syf.
Belki o dönem, kendini Türk olarak tanımlayandan daha Türk,
Kendini Osmanlı olarak tanımlayandan daha Osmanlı olan;
Türkiye ve Türksever, Fransız Asker ve Yazar 'Pierre Loti'.

Pierre Loti 'nin cesur mücadelesinden dolayı, Paşamız Mustafa Kemal kendisine teşekkür mektubu yazmıştır.

Bu yaz İstanbul 'a gittiğim de Eyüp Sultan Hz. Makamının olduğu yerin karşı sırtlarına bi Fransız asker ve yazar olan Pierre Loti' nin isminin verilmesine biraz içerlemiştim;

Kendi topraklarımda yabancı bi askerin ismi, hemde İstanbulumun en güzel manzaraya sahip ve daha da önemlisi Eyüp Mezarlığında yatan mübarek zatların olduğu yere...!

Sonra Pierre Loti kimmiş diye araştırtıkça,
Haklılığımızı, kendi ülkesi Fransa dahil tüm Namussuz Avrupa 'ya (vatan haini yaftasını yiyeceğini bildiği halde) duyurmak için elinden geleni yaptığına şahit olunca Pierre Loti Tepesi' nin onun ismiyle anılmasının az bile kaldığını düşünenlerdenim.

Onun bakışından bu kitabı okumak güzeldi. Ve maalesef kitabın bir çok yeri o dönemki Fransız Yöneticiler tarafından sansürlenip çıkartılmış. İkiyüzlü Avrupa işte ne olacak ...!
Hâlâ aynı kafa yapısı mevcut ya..!
Bunlardan bir....olmaz.
Olsada bize hayra dokunmaz..
56 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Çocukluğumun geçtiği Bursa'daki Yeşil Camiyi ve türbesini çok iyi biliyor olmam bu kitabı daha heyecanlı okumamı sağladı. O kadar güzel o kadar detaylı anlatmış ki Kendinizden geçiyorsunuz. Şible semtindeki Yeşil Cami ve Türbesi gerçekten Bursa'nın en iyi tarihi mekanlarından biridir. O altından dereler akan tarihi köprüyü geçtikten sonra yaklaşık 500-600 metre ileride olan türbeden sonra gelen Yeşil Cami Osmanlı'nın yaptığı en gizemli camilerinden biridir.

Şible semti dereleri ile meşhur bir semttir. Yeşil Camii çini işlemeleri ve gözü yormayan huzur veren atmosferi ile gerçekten müthiş bir camidir. Kitapta hiçbir detay atlanmamış ve gözlemler çok iyi yazıya dökülmüş. Yeşil Camii imamlarıyla olan diyaloglarda gerçekten çok güzeldi.

Şimdilerde olmayan asırlık Çınarı geçtikten sonra köşedeki Roma Dondurmacısı şu an maalesef yok. Oradaki dondurma belki de dünyanın en güzel dondurmasıydı diyebilirim. Rengarenk top top olan dondurma kakaolu külahla birlikte harikaydı. Bursa'yı ne kadar anlatırsanız anlatın yaşamadıkça gerçekten o atmosferi anlayamazsınız. O lezzetler tatlar Osmanlı'nın mutfağını çok iyi yansıtır. Mutlaka görmenizi tavsiye ediyorum. İskender yemeği de unutmayın :)
185 syf.
·8/10
Osmanlının son dönemlerinde yazılmış olan ve istanbulda görevli bir fransız subayın haremdeki aşkı. yasanmış bir hikaye ve çok etkileyici bir dille kaleme alınmış kesinlikle tavsiye ediyorum.
127 syf.
·Beğendi·7/10
Selanik’te başlayan bir aşkın ilk zamanlarından başlayan bir kitap. Selanik! Benim de büyük aşkım, büyük sevdam orada doğdu. Hatta bir çoklarımız için de durum böyledir. Sonra İstanbul yolu başlar, iki sevgili ayrı ayrı gelip İstanbul’a yerleşir. Ancak bir ihtilaf vardır burada. Bir erkeğin haremindeki Müslüman bir kadın nasıl olurda bir Hristiyan ile birlikte olurdu? Hatta bundan ötesi de vardır. Aziyade yoksa bir erkek miydi?
Zaten bende okurken bundan ötesine odaklandım. Çocuklar, ihtiyarlar, zenciler, kadınlar, erkekler hep bir konu edinirken nedense Aziyade için gerçek isim gizli tutuluyordu. Bu büyük merak beni derinden etkiledi. Aslında araştırsam da bir şey bulamadım. Bu yüzden de bilmediğim noktaya dair sadece şüphelerimi belirtip ötesini anlatamam. Mutlu geceler diliyorum. Arzu edenler olursa bu eseri, 1940ların o meşhur dönemi baskısıyla hem de Kahverengi sayfalı orijinal baskısıyla gönderebilirim. Bol keyifli okumalar diliyorum..
120 syf.
·8 günde
Julien Viaud, sanırsam herkesin mutlaka duyduğu Pierre Loti. Çoğumuz kendisini İstanbul’da Eyüpsultan ilçesinde ki Pierre Loti Tepesi’nden duymuşuzdur. O tepeye 1800’lü yılların ikinci yarısından sonra geldiğini o manzaraya nazır nargilesini ve kahvesini içtiğini, kendisinin Türk hayranı ve dostu olduğunu… Ve de dillere destan sevgilisi Aziyade’yi… Loti aslında bir deniz subayıdır. Loti, Deniz Harp Okulu sınavlarına giriş sınavına hazırlanmak için gittiği Paris’te 1866 yılının Kasım ayından itibaren tutmaya başladığı günlükleri ileride oldukça işine yarayacaktır. Loti’nin, Türkiye’ye ilk gelişi asteğmen olarak uygulama gezisine çıktığı Jean-Bart gemisiyle 20/25 Şubat 1870 tarihleri arasında İzmir’e ayak basarak başlar. Fakat bu gelişinden çokta bir şey anladığı söylenemez. Bir sonraki gelişi 1876 yılına denk gelir. Bu 6 senelik arada ise kendisi Tahiti’ye oradan da Senegal’e geçer. Tahiti kraliçesinin nedimeleri bu deniz subayına tropikal bir çiçeğin ismi olan ‘’Loti’’ ismini takarlar. Senegal’de yaşadığı bir gönül davası da düş kırıklığı ile sona erer. Selanik’te bazı karışık olaylar yaşanmaktadır. Fransız ve Alman konsoloslarının öldürülmesi ile katiller idam ile cezalandırılmış ve Loti’nin de içinde bulunduğu bir gemi filosu Selanik’e bu idamı izlemek üzere gönderilmiştir. Suçluların idamından üç gün sonra subaylara kentte gezme izni verilmiştir. İşte ne olduysa ve bundan sonrasında neler olacaksa bu kent gezisi sırasında camii önünde iki leyleğin dövüşünü izlerken kendisine çevrilmiş iki iri yeşil gözün farkına varır. Bu gözler, yaşlı tüccar Abeddin’in dört karısından biri olan on sekizinde bir Çerkez kızın gözleridir. Bu kız ki, Loti’yi seneler sonra bile Türkiye’ye getirecek ve onun mezarını aratacak olan güzeller güzeli kızdır. O bakışmadan sonra artık buluşmak kalır geriye ve Aziyade’nin hizmetçisi Hatice ve Loti’nin rıhtımda tanıştığı Musevi kayıkçı Samuel’in yardımları ile gizli buluşmalar başlamıştır. Olaylar gittikçe aşka dönüşmüş bu arada Loti’nin, Senegal’deki hayal kırıklığından eser kalmamıştır. Bir süre sonra Loti, İstanbul’da ki Gladiateur Gemisi’nde göreve atanır. Bu durumdan ötürü ayrılık beklenirken, Aziyade’nin de sonbaharda başkente taşınacağı belli olur. Kocası evini İstanbul’ a taşıyordu. Kader ağlarını ördükçe örmeye devam ediyordu. Loti’nin İstanbul’da ki ilk görev süresi 1 Ağustos 1876 ile 17 Mart 1877 tarihleri arasındadır. Loti, bu süreler içersinde gün geçtikçe bir Türk gibi giyinir, yer-içer hatta Karagöz seyretmeye gider olmuştu. Önceleri Beyoğlu’da bir otelde kalsa da zaman içersinde Eyüp'te bir ev tutar ve yerleşir. Bu süre zarfında Aziyade’de İstanbul'a yerleşir. Aziyade’nin kocası iş sebebi ile sıklıkla İstanbul dışında bulunur. Bunu fırsat bilen Aziyade , bu anlarda hemen sevgilisi Loti’nin evine gelir ve birkaç gün orada kalır.
Burada ki en büyük sorulardan biri, bir Müslüman kadının Loti’nin evine bu kadar rahatça girip çıkması nasıl oluyordu. Burada devreye üç ihtimal giriyor. Birinci ihtimal; Loti’nin dediği gibi : ‘’Bu durum çevrede üstü kapalı kabul edilmişti.’’ İkinci ihtimal; Aziyade’nin hayali bir sevgili olduğudur. Üçüncü ve son ihtimal ise; Loti’nin bir eşcinsel olduğu ve Aziyade’nin kadın değil erkek olduğu iddialarıdır.
Hangi ihtimal doğru bilemiyorum. Fakat, Aziyade’nin aşkı sonrası Loti’ye Türk Dünyası kapıları açılmıştır. Bu aşk ile Türkleşmeye başlayan Loti, Türkiye’nin savaş durumlarında kendi ülkesi için duyduğu her şeyi Türkiye içinde duymaya başlar ve bunu kendisi de ifade eder: ‘’Gönlü(nün) haritasından silinmek istenen bu güzel ülkeden yana (olduğunu), hiç farkına varmaksızın yavaştan Türkleş(tiğini) itiraf eder. Artık, kendi memleketi tehditle ve ölüm tehlikesiyle karşılaştığı zaman duyacağı coşkuyu biraz Türkiye için de duy(mamaktadır).’’ Bir gün görevinin İstanbul’da biteceğinin farkındadır Loti ve 1877/1878 (93 Harbi) çıkmasından bir süre öncede 17 Mart 1877’de sevgilisine geri geleceğine dair sözleri verip gider. Türkiye’den gidişi ile birlikte içini keder ve özlem kaplar. Bunun çaresi olarak yazmayı özellikle de Aziyade’yi yazma yolunu tutar. Bu düşünceler ile Loti ilk eserini Aziyade ismi ile 1879 yılının Ocak ayında verir.
Doğu'daki Hayalet eseri ise Türkiye on sene sonra Aziyade’nin mezarını bulmak için dönüşünde çektiği sıkıntı ve pişmanlıkları ele aldığı eseridir. Eser uzun olmamak ile birlikte fazlaca betimle ile sizi sıkmaya başlıyor fakat bu hikayenin sonu nereye varacak ve acaba Aziyade hayatta mı soruları yüzüne sonuna kadar okutturuyor. Loti’yi bu eserinde ciddi manada Türkleşmiş, bu toprakların gerekliliklerine oldukça hakim olarak göreceksiniz.
Loti’nin, bir Türk dostu mu yoksa ajan ve misyoner mi olduğu hala tartışılan konulardır. Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasına yakın dönemlerde kendisinin Osmanlı Ordusunun Başkomutanvekili olan Enver Paşa’ya gönderdiği, Almanlar ile ittifak edilmemesi lazım tarzında ki mektubu ve devlet büyükleri ile iletişimi Cumhuriyet ile de devam etmesi bu sorulara sebeptir. Bugün, Pierre Loti Tepesi olarak anılan tepenin 1932’ye kadar İdris-i Bitlis Tepesi olarak anıldığı 1932’de Gazi Paşa’nın emriyle değiştirilmesi Loti’ye ajan gözüyle bakanların hışmına uğrarken Loti’yi Türk dostu olarak görenlerin hoşuna gitmiştir.
120 syf.
·Beğendi·7/10
Julien Vialud. Bizim bildiğimiz Pierre Loti. ( 14 Ocak 1850 _ 10 Haziran 1923 ) Asıl mesleği deniz subayı. Öldüğünde ardında 40 eser bıraktı.
Türkiye ye ilk gelişi 1970 ve İzmir olmak üzere muhtelif tarihlerde tam yedi defa daha gelir ve kalış süreleri de çok farklıdır. Ama hepsinde geldiği yer İstanbul dur. Onda İstanbul bir tutku olmuştur Kitabından anladığımız kadarı ile geldiği zamanlar bizlerden biri gibi yaşamayı tercih etmiş. Ama Payitaht ile de arası daima iyi olmuştur. Zaten diğer ülkelerle de yönetim bazında hep yakın ilişkiler içindedir.
Araştırmalara da konu olmuş bir husus vardı;r henüz netleşmiş olup olmadığını bilmiyoruz. Şöyle ki İstanbul'a geldiğinde Evli ve Müslüman bir kadın olan Aziyade ye aşık olur. İlk eserinin adı da Aziyade dir. Bu kitapta ondan da, bu aşktan da uzunca bahsedilmekte. O kitabı da kısmet olur okursak derinlemesine bilgi sahibi de olacağız. Loti Türkiye'nin uluslar arası sıkışıklığın da hep Türkiye den yana tavır almış. Padişah tarafından da madalya ile ödüllendirilmiştir.
Bu kitabını tarihlerini de düşerek bir hatırat gibi kaleme almış.
Zevk ile okunacak bir kitap olduğunu teyit etmeliyim.
208 syf.
·7 günde
İzlanda balıkçısı hem bir aşk romanı hem de denizcilerin yaşam öyküsüdür.Bu kitap Yann ile Gaudun yaşadığı aşkı ve aşkı için bekleyişi sabrı ögretir aynı zaman da Yvonne ninenin yaşam hikayesini ardı arkasını gelmeyen ızdırabı anlatıyor bize.Pierre loti bu kitapda insan yüreğinin en derin duygularına büyük bir ustalıkla seslenmiştir.
194 syf.
·6 günde·5/10
Kitap izlandalı gemicilerin hayatını sabırlı bir aşk üzerinden anlatan yaşam öyküsü. Kitap hakkında beklentimin fazla olmasından mı bilmem ama incecik kitabı zorla bitirdim. Özet olarak beni yoran hayal kırıklığına uğratan ortalama bir eser olduğunu söyleyebilirim.
56 syf.
Türkiye, İstanbul Aşığı bi Fransız Yazar 'dan; Ooo güzelim Bursa, Bursa Halkı ve Yeşil Cami hakkında hoş şeyler okumak çok güzeldi.

Bi kaç ay evvel gidipte ömrümde ilk kez gördüğüm,
Ve gördüğüm gibi de aşık olduğum ender bi kaç şehirden biri "Bursa' yı" sanki bu kitap ile tekrar yaşadım.

Eski Bursa tabi ki daha güzelmiş.
Yemyeşil.

Şehrin ortasına saçma sapan yüksek bina dikip şehrin estetiğini bozan AHMAKLARA, betona sevdalı yandaş vurguncu zihniyete rağmen Bursa hâlâ güzel.

Bi yanda Bursa ve Türkler için yüreğiyle yazan gerçek Türksever bi kaç Avrupalı yazar ve gezginden biri olan Pierre Loti.

Diğer yanda ise Türk-Müslüman olduğuyla övünüp şehirlerimizin güzelliklerini katleden gözü para hırsı bürümüşler...

Bana kalırsa asıl memleket sevdalısı şehirleri betona boğanlar değil, memleketin güzelliklerini yazan Pierre Loti gibi insanlar..

Neyse.
İyi Okumalar. Bursalı olan ve de Bursa 'da yaşayan herkese de Selamlar ‍️

Yazarın biyografisi

Adı:
Pierre Loti
Unvan:
Fransız Romancı
Doğum:
Rochefort Fransa, 14 Ocak 1850
Ölüm:
10 Haziran 1923
Pierre Loti, asıl adı Louis Marie Julien Viaud (d. 14 Ocak 1850 - ö. 10 Haziran 1923), Fransız romancı. Pierre Loti isminin yazara, kimi kaynaklara göre öğrencilik yıllarında; kimi kaynaklara göreyse, 1867 yılında yaptığı Okyanusya seferi sırasında, Tahitili yerliler tarafından verildiği söylenir. "Loti", egzotik iklimlerde yetişen egzotik bir çiçeğin ismidir.

1850 yılında Fransa'nın Rochefort kentinde Protestan bir ailenin en küçüğü olarak doğdu. 17 yaşında Fransız Deniz Kuvvetleri'ne girdi. Denizcilik eğitimini tamamladıktan sonra 1881'de yüzbaşı oldu ve ilerleyen yıllarda da terfi ederek albaylığa kadar yükseldi. Ortadoğu ve Uzakdoğu'da bulundu. Bir deniz subayı olarak romanlarında konu ettiği yabancı kültürünü pek çok yer gezerek tanıma fırsatını buldu. Bu yolculuklarında edindiği deneyimlerini ve gözlemlerini daha sonra kitaplarına yansıttı.
1879'da ilk romanı olan ve o dönemin Osmanlı Türkiye'sinden kesitler veren Aziyadé 'nin (Aziyade) yayınlanmasının ardından 1886'da Pécheur d'Islande'la (İzlanda Balıkçısı)'nı yayınladı. Loti, kendini edebiyat çevresine kabul ettirmiş bir yazar oldu. Daha sonraki yıllarda her yıl bir kitabı çıktı ve kitapları geniş kitlelerce okundu. 1891 yılında Fransız Akademisi'ne seçilen yazar 1910 yılında Légion d’Honneur nişanını aldı. İzlenimci bir yazar olan Pierre Loti'nin oldukça yalın bir dili vardı. Edebiyattaki bu izlenimciliği kişiliğini de derinden etkiledi. Derin bir umutsuzluğu dile getiren yapıtlarında aşkın yanı sıra ölüm duygusu da geniş yer alıyordu. Bütün bu umutsuzlukla birlikte içinde duyduğu insanlığa karşı şefkat ve acıma duygusunu yapıtlarına yansıttı.

Yazar istatistikleri

  • 22 okur beğendi.
  • 234 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 170 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları