Pierre Loti

Pierre Loti

Yazar
7.1/10
47 Kişi
·
144
Okunma
·
15
Beğeni
·
3.082
Gösterim
Adı:
Pierre Loti
Unvan:
Fransız Romancı
Doğum:
Rochefort Fransa, 14 Ocak 1850
Ölüm:
10 Haziran 1923
Pierre Loti, asıl adı Louis Marie Julien Viaud (d. 14 Ocak 1850 - ö. 10 Haziran 1923), Fransız romancı. Pierre Loti isminin yazara, kimi kaynaklara göre öğrencilik yıllarında; kimi kaynaklara göreyse, 1867 yılında yaptığı Okyanusya seferi sırasında, Tahitili yerliler tarafından verildiği söylenir. "Loti", egzotik iklimlerde yetişen egzotik bir çiçeğin ismidir.

1850 yılında Fransa'nın Rochefort kentinde Protestan bir ailenin en küçüğü olarak doğdu. 17 yaşında Fransız Deniz Kuvvetleri'ne girdi. Denizcilik eğitimini tamamladıktan sonra 1881'de yüzbaşı oldu ve ilerleyen yıllarda da terfi ederek albaylığa kadar yükseldi. Ortadoğu ve Uzakdoğu'da bulundu. Bir deniz subayı olarak romanlarında konu ettiği yabancı kültürünü pek çok yer gezerek tanıma fırsatını buldu. Bu yolculuklarında edindiği deneyimlerini ve gözlemlerini daha sonra kitaplarına yansıttı.
1879'da ilk romanı olan ve o dönemin Osmanlı Türkiye'sinden kesitler veren Aziyadé 'nin (Aziyade) yayınlanmasının ardından 1886'da Pécheur d'Islande'la (İzlanda Balıkçısı)'nı yayınladı. Loti, kendini edebiyat çevresine kabul ettirmiş bir yazar oldu. Daha sonraki yıllarda her yıl bir kitabı çıktı ve kitapları geniş kitlelerce okundu. 1891 yılında Fransız Akademisi'ne seçilen yazar 1910 yılında Légion d’Honneur nişanını aldı. İzlenimci bir yazar olan Pierre Loti'nin oldukça yalın bir dili vardı. Edebiyattaki bu izlenimciliği kişiliğini de derinden etkiledi. Derin bir umutsuzluğu dile getiren yapıtlarında aşkın yanı sıra ölüm duygusu da geniş yer alıyordu. Bütün bu umutsuzlukla birlikte içinde duyduğu insanlığa karşı şefkat ve acıma duygusunu yapıtlarına yansıttı.
Öğrendiklerini hayat ona tesadüfen ve gelişigüzel ayırt etmeksizin sunmuştu.
İnsan kendi içinde olduğu gibi etrafında da her şeyin ne kadar güzel olabileceğini, hayatla saadetin hürriyet sayesinde nasıl tek şey olabileceğini hissetmektir!
Ölen bir aşk ne kadar ıstırap veriyor! Ah, hiç değilse birdenbire ölse! Fakat hayır mücadele ediyor, boğuşuyor. Zalim olan, işte bu can çekişmesidir.
Hem ne fark eder, ister yaşlanmış, ister ölmek üzere olsun... ben onu hâlâ seviyorum.
Aşk, bir ruhun derinliklerinden öteki ruhun derinliklerine giden bakışın çekiciliği her şeyin üstüne çıkar. Şu anda burada yanımda olsaydı gidip elinden tutardım, çekinmeden, gülümseyerek. En sevdiklerimin, en saydıklarımın arasına tutar getirirdim onu.
O benim sevgilimdi; bütün ruhumla kendimi ona verdiğimi, yaşadıkça ve sonsuzlukların ötesinde süreceğini sanıyordum; ona ilişkin hiçbir şey bilmiyorum artık.
Pierre Loti
Sayfa 6 - undefined
Kimsenin dostluğuna inanmadığım gibi, sizin dostluğunuza da asla inanmam. Fakat dünyanın çeşitli yerlerinde karşılaştığım insanlar arasında, birlikte olmaktan zevk duyduğum ve duygularımı kendisiyle paylaşabileceğim insanlardan birisiniz.
Pierre Loti
Sayfa 12 - varlık yayınları-1992
Bu kitap benim için neden önemli?..

Çünki bu kitap bende bir çeşit "zaaflar yıkımı" oldu. Ya da şöyle diyeyim, benliğimi hezeyanlara mahkum eden en büyük engelin bizzat kendi bencilliğim olduğunu ben bu kitapla fark ettim..

Kitabın dramatik bitmesine üzüldüm tabii ki. Ancak aradan geçen birkaç gün içinde, Pierre Loti'ye sonuna kadar hak verdim. Zira insanın hamuru bencillikle yoğurulmuştur. Sürekli sahip olmak, kazanmak ister. Oysa kitapta, emek verdiğin halde kaybetmenin, kaybetmeyi kabullenmenin ve hatta kaybedeceğini bile bile emek vermenin hikayesi anlatılıyor.

Bu bir aşk, arkadaşlık veya herhangi bir şey olabilir. Burada söz konusu olan aşkın çarpıcılığı değil, bir yenilginin doğuracağı travmatik sonuçlara benliğimizi hazırlayabilme becerisidir. En azından ben öyle bir çıkarsama yaptım.

Kitabın bende bıraktığı etkiyse, bir şeyi elde etme refleksi geliştirmeden emek vermeyi öğrenmek oldu. Bu, aşk için de geçerli. Aşk, çok sevince maşuku elde edebileceğimiz bir alış-veriş değildir. Aşk, alışveriş değildir zira.

Onu yaşarsınız. Ancak kural bu kadar basitken insanların analitik hesaplarına kurban gitmiştir ne yazık ki..

Sizlere -bu kitabı okuyacak olanlara- tavsiyem, başka hiçbir mühendislik hesaba meydan vermeden, aşkı sadece yaşayın. İnanın bu fazlasıyla yeter, yetecektir.
Çocukluğumun geçtiği Bursa'daki Yeşil Camiyi ve türbesini çok iyi biliyor olmam bu kitabı daha heyecanlı okumamı sağladı. O kadar güzel o kadar detaylı anlatmış ki Kendinizden geçiyorsunuz. Şible semtindeki Yeşil Cami ve Türbesi gerçekten Bursa'nın en iyi tarihi mekanlarından biridir. O altından dereler akan tarihi köprüyü geçtikten sonra yaklaşık 500-600 metre ileride olan türbeden sonra gelen Yeşil Cami Osmanlı'nın yaptığı en gizemli camilerinden biridir.

Şible semti dereleri ile meşhur bir semttir. Yeşil Camii çini işlemeleri ve gözü yormayan huzur veren atmosferi ile gerçekten müthiş bir camidir. Kitapta hiçbir detay atlanmamış ve gözlemler çok iyi yazıya dökülmüş. Yeşil Camii imamlarıyla olan diyaloglarda gerçekten çok güzeldi.

Şimdilerde olmayan asırlık Çınarı geçtikten sonra köşedeki Roma Dondurmacısı şu an maalesef yok. Oradaki dondurma belki de dünyanın en güzel dondurmasıydı diyebilirim. Rengarenk top top olan dondurma kakaolu külahla birlikte harikaydı. Bursa'yı ne kadar anlatırsanız anlatın yaşamadıkça gerçekten o atmosferi anlayamazsınız. O lezzetler tatlar Osmanlı'nın mutfağını çok iyi yansıtır. Mutlaka görmenizi tavsiye ediyorum. İskender yemeği de unutmayın :)
Julien Vialud. Bizim bildiğimiz Pierre Loti. ( 14 Ocak 1850 _ 10 Haziran 1923 ) Asıl mesleği deniz subayı. Öldüğünde ardında 40 eser bıraktı.
Türkiye ye ilk gelişi 1970 ve İzmir olmak üzere muhtelif tarihlerde tam yedi defa daha gelir ve kalış süreleri de çok farklıdır. Ama hepsinde geldiği yer İstanbul dur. Onda İstanbul bir tutku olmuştur Kitabından anladığımız kadarı ile geldiği zamanlar bizlerden biri gibi yaşamayı tercih etmiş. Ama Payitaht ile de arası daima iyi olmuştur. Zaten diğer ülkelerle de yönetim bazında hep yakın ilişkiler içindedir.
Araştırmalara da konu olmuş bir husus vardı;r henüz netleşmiş olup olmadığını bilmiyoruz. Şöyle ki İstanbul'a geldiğinde Evli ve Müslüman bir kadın olan Aziyade ye aşık olur. İlk eserinin adı da Aziyade dir. Bu kitapta ondan da, bu aşktan da uzunca bahsedilmekte. O kitabı da kısmet olur okursak derinlemesine bilgi sahibi de olacağız. Loti Türkiye'nin uluslar arası sıkışıklığın da hep Türkiye den yana tavır almış. Padişah tarafından da madalya ile ödüllendirilmiştir.
Bu kitabını tarihlerini de düşerek bir hatırat gibi kaleme almış.
Zevk ile okunacak bir kitap olduğunu teyit etmeliyim.
İzlanda balıkçısı hem bir aşk romanı hem de denizcilerin yaşam öyküsüdür.Bu kitap Yann ile Gaudun yaşadığı aşkı ve aşkı için bekleyişi sabrı ögretir aynı zaman da Yvonne ninenin yaşam hikayesini ardı arkasını gelmeyen ızdırabı anlatıyor bize.Pierre loti bu kitapda insan yüreğinin en derin duygularına büyük bir ustalıkla seslenmiştir.
Kitap izlandalı gemicilerin hayatını sabırlı bir aşk üzerinden anlatan yaşam öyküsü. Kitap hakkında beklentimin fazla olmasından mı bilmem ama incecik kitabı zorla bitirdim. Özet olarak beni yoran hayal kırıklığına uğratan ortalama bir eser olduğunu söyleyebilirim.
Osmanlının son dönemlerinde yazılmış olan ve istanbulda görevli bir fransız subayın haremdeki aşkı. yasanmış bir hikaye ve çok etkileyici bir dille kaleme alınmış kesinlikle tavsiye ediyorum.
İnstegramda bir sahaftan aldım kitabı 1951 yılında basılmış. Kitabın sarı sayfalarını koklaya koklaya okudum.
Aşk varsa hüzün mutlaka yanı başındadır ve evet denizlerin denizciye olan aşkı hep daha büyük olmuştur...
Mavilikleri dalıp gittigimiz o deniz manzarasının bir diğer yüzü.Hırçınlığı,acımasızlıgı iki sevgiliyi birbirinden ayıran masum görünen kurulmuş en büyük tuzak DENİZ..
Gaud ve Yann’ın aşkını anlatan kitap. Üzgünüm spoiler vereceğim. Son paragraftaki bir kaç satır, yıllardır bu kitabı unutamama sebebim oldu. “Gaud, ümitle Yann’ın gemisinin dönmesini beklerken; Yann’ın, kara sevdalısı denizlerle nikahının çoktan kıyıldığından habersizdi... “ böyle birşeydi sanırım. İçinde bir çok duyguyu gercekçi ele alıp, aynı zamanda her bekleyişin, emeğin, sevginin ve hatta hak etmenin daima mutlu sonla bitmediğini üzücü bir şekilde vuruyor yüze. Aynı hayat da böyle değil mi?

Bir gün mutlaka okuyun!
1876-77 yılları arasında Osmanlı hizmetine girmiş olan bir İngiliz bahriye tegmeninin not ve mektuplarından derlenen bir kitap.Türkiye'ye gelmiş ve "Türk dostu" diye tanınan Pierre Loti'nin en bilinen kitabıdır "Aziyade"...İyi okumalar..

Yazarın biyografisi

Adı:
Pierre Loti
Unvan:
Fransız Romancı
Doğum:
Rochefort Fransa, 14 Ocak 1850
Ölüm:
10 Haziran 1923
Pierre Loti, asıl adı Louis Marie Julien Viaud (d. 14 Ocak 1850 - ö. 10 Haziran 1923), Fransız romancı. Pierre Loti isminin yazara, kimi kaynaklara göre öğrencilik yıllarında; kimi kaynaklara göreyse, 1867 yılında yaptığı Okyanusya seferi sırasında, Tahitili yerliler tarafından verildiği söylenir. "Loti", egzotik iklimlerde yetişen egzotik bir çiçeğin ismidir.

1850 yılında Fransa'nın Rochefort kentinde Protestan bir ailenin en küçüğü olarak doğdu. 17 yaşında Fransız Deniz Kuvvetleri'ne girdi. Denizcilik eğitimini tamamladıktan sonra 1881'de yüzbaşı oldu ve ilerleyen yıllarda da terfi ederek albaylığa kadar yükseldi. Ortadoğu ve Uzakdoğu'da bulundu. Bir deniz subayı olarak romanlarında konu ettiği yabancı kültürünü pek çok yer gezerek tanıma fırsatını buldu. Bu yolculuklarında edindiği deneyimlerini ve gözlemlerini daha sonra kitaplarına yansıttı.
1879'da ilk romanı olan ve o dönemin Osmanlı Türkiye'sinden kesitler veren Aziyadé 'nin (Aziyade) yayınlanmasının ardından 1886'da Pécheur d'Islande'la (İzlanda Balıkçısı)'nı yayınladı. Loti, kendini edebiyat çevresine kabul ettirmiş bir yazar oldu. Daha sonraki yıllarda her yıl bir kitabı çıktı ve kitapları geniş kitlelerce okundu. 1891 yılında Fransız Akademisi'ne seçilen yazar 1910 yılında Légion d’Honneur nişanını aldı. İzlenimci bir yazar olan Pierre Loti'nin oldukça yalın bir dili vardı. Edebiyattaki bu izlenimciliği kişiliğini de derinden etkiledi. Derin bir umutsuzluğu dile getiren yapıtlarında aşkın yanı sıra ölüm duygusu da geniş yer alıyordu. Bütün bu umutsuzlukla birlikte içinde duyduğu insanlığa karşı şefkat ve acıma duygusunu yapıtlarına yansıttı.

Yazar istatistikleri

  • 15 okur beğendi.
  • 144 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 115 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.