Merhaba arkadaşlar. İstanbul’un sevgilisi olan bu değerli -ve nadir- Fransızlardan Pierre Loti ile 6 kitaplık çok hoş bir yolculuğun ilk durağındaydık. Hep birlikte Türkiye ve Türkler hakkında dar bir pencereden bakmak yerine objektif bakmaya çalışan, bu sebeple bizlerin sıcak kanlı olduğunu öğrenen, öğrendikten sonra buradan kopamayan bu değerli insanın (kimilerine göre yalnızca bir subay) bu kitabında neleri kaleme aldığını hep beraber inceleyelim.
Pierre Loti’nin her zaman Türk dostu olduğunu yinelemesi yalnızca lafta da değildir. Bunu 6 incelemenin de başına tutturacağım. O hem Balkan Savaşları hem 1. Dünya Savaşı hem de İstiklal Savaşımızı yapacağımız Anadolu işgalinde kolay olan güçlü tarafı savunmak yerine her daim sıcak karşılandığı ve kimseye zararı olmayan aziz Türk milletini savundu. Milli mücadele dönemlerimizde kendi devleti de dahil işgalci olan ve hata yapan Fransa’ya karşı çıkarak bizimle aynı safta yaşadı. Bu ise ona yaşadığı Eyüpsultan’daki Pierre Loti Kahvesinin bulunduğu tepenin hatırına Pierre Loti Tepesini kazandırdı. Ayrıca bir de Nazım Hikmet’in ona sataştığı bir bölüm var ki, Nazım Hikmet şiirleriyle gönüllerde taht kurmuş bir insan olsa da benim için en değerli şahıslardan birine ‘Burjuva Kemal’ ve ‘Köpek’ dediği için gözümde zerre değeri olmayan biridir. Pierre Loti’nin yanından geçemez. Şiir yazan çok insan var. Ancak bunların neye ve kime hizmet ettiğini iyi bilmek lazım. Her ekrana çıkıp dostluk & kardeşlik türküsü söyleyenlerin aslında ne istediklerini de iyi bilmek gerek. Sanırım kimden bahsettiğim anlaşılmıştır.
Hikayeye baktığımızda ise bizler şunu net olarak görüyoruz ki bu yaşamış insanların yaşanmış bir öyküsüdür. Nasıl? 2. Abdülhamid döneminin devlet adamlarından olan Hariciye Katibi Mehmed Nuri Bey’in kızları Zinnur ve kardeşi
Okunması gereken kitaplar arasında yer almalı Hayal Kadınlar en çok hoşuma giden yönü Müslümanlığı ve kapalı kadınları hoş/görüyle ve takdir ederek anlatması beni son derece huzurlu etti. Hele bir de İstanbul'u anlatması yokmu apar topar İstanbul'u gezmeye gidesim geldi. Sıkılmadan büyük bir keyifle okuyabileceğiniz bir kitap ve yazar Pierre Loti
kısa kısa mektuplar halinde gezdiği gördüğü yerleri anlatan bir eser.
Bakış açınızın hoş görü ve
Sevgiyle daim olması dileğiyle..
Keyifli okumalar..
Sevgiyle kalın her daim..
.......
Hayal KadınlarPierre Loti · Halk El Sanatları ve Neşriyat · 196973 okunma
Pierre Loti bir İstanbul hayranı fransız yazar. Eyüp sırtlarında bir kahveden istanbulu seyredermiş. O yüzden hala onun ismi ile anılır bu bölge.
20. Yüzyılın başlarında yaşadığı istanbulu ve istanbuldaki hayatı anlatan bir eseri.
Çerkez asıllı üç kuzen kızla fransız elçiliğinde görevli bir yazarın arasında geçen arkadaşlık.
Kadınların tek başına cumbaya bile çıkamadığı, tek başına sokağa çıkmanın çok zor olduğu bir dönemde bir fransız yazara gönderilen bir mektupla başlayıp daha sonra her şeyi göze alıp gizli gizli buluşup osmanlı ev hayatını ve bu hayattaki kadının durumunu, rolünü, konumunu anlatmak istediği bir roman yazılmasını telep eden üç kuzenin dramı.
Kitap çok güzel bir gözlemin sonucu. Yazar cenaze töreni, kabir ziyaretleri, kadının toplumdaki konumu, ramazan eğlenceleri, cumalık gezmesi gibi o dönemin günlük yaşantısını gözler önüne seriyor.
Bana göre ufak tefek abartılarda olsa bir dönemin osmanlısında kadınların durumunu objektif bir şekilde gözler önüne seriyor.
Hayal KadınlarPierre Loti · Halk El Sanatları ve Neşriyat · 196973 okunma
Yazıldığı dönemi çok güzel anlatan bir roman. Piyer Loti’nin tasvirleri çok canlı. Eseri okurken içindeymişim gibi hissettim. Uzun zaman geçmesine rağmen bende çok güzel bir etki bırakan bir kitap.
Çokk eskilerden bir kitap o dönemlerde ki kadınların yaşantısını anlatıyor su an basımı yok sanırım ama ikinci el olarak bulunabilir.Eleştirenler olsada okunabilir.
Hayal KadınlarPierre Loti · Halk El Sanatları ve Neşriyat · 196973 okunma
Uzun kış gecelerinde soba yanında okumak için paha biçilmez bir kitap.
Yazar,hem betimlemeleriyle hem de döneme hâkimiyetiyle bize 1900’lü yılların Türk kadınını tasvir etmiş,içinde yaşadığı isyanı ve aynı zamanda da aşkını gün yüzüne çıkarmış.Bir Türk kadınının yaşayacağı aşkın ya kaçışla ya da ölümle biteceğini ifade etmişti küçük kadın kahramanımız;sonunda ne olduğunuysa okumadan anlamak mümkün değil….
Pierre Loti, asıl adı Louis Marie Julien Viaud, Fransız romancıdır. Pierre Loti isminin yazara, kimi kaynaklara göre öğrencilik yıllarında; kimi kaynaklara göreyse, 1867 yılında yaptığı Okyanusya seferi sırasında, Tahitili yerliler tarafından verildiği söylenir. "Loti", egzotik iklimlerde yetişen egzotik bir çiçeğin ismidir.
1850 yılında Fransa'nın Rochefort kentinde Protestan bir ailenin en küçüğü olarak doğdu. 17 yaşında Fransız Deniz Kuvvetleri'ne girdi. Denizcilik eğitimini tamamladıktan sonra 1881'de yüzbaşı oldu ve ilerleyen yıllarda da terfi ederek albaylığa kadar yükseldi. Ortadoğu ve Uzakdoğu'da bulundu. Bir deniz subayı olarak romanlarında konu ettiği yabancı kültürünü pek çok yer gezerek tanıma fırsatını buldu. Bu yolculuklarında edindiği deneyimlerini ve gözlemlerini daha sonra kitaplarına yansıttı.
1879'da ilk romanı olan ve o dönemin Osmanlı Türkiye'sinden kesitler veren Aziyadé 'nin (Aziyade) yayınlanmasının ardından 1886'da Pécheur d'Islande'la (İzlanda Balıkçısı)'nı yayınladı. Loti, kendini edebiyat çevresine kabul ettirmiş bir yazar oldu. Daha sonraki yıllarda her yıl bir kitabı çıktı ve kitapları geniş kitlelerce okundu. 1891 yılında Fransız Akademisi'ne seçilen yazar 1910 yılında Légion dHonneur nişanını aldı. İzlenimci bir yazar olan Pierre Loti'nin oldukça yalın bir dili vardı. Edebiyattaki bu izlenimciliği kişiliğini de derinden etkiledi. Derin bir umutsuzluğu dile getiren yapıtlarında aşkın yanı sıra ölüm duygusu da geniş yer alıyordu. Bütün bu umutsuzlukla birlikte içinde duyduğu insanlığa karşı şefkat ve acıma duygusunu yapıtlarına yansıttı.