Adı:
Kur'an'a Giriş
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
166
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055932640
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Otto Yayınları
Kur’an-ı Kerim hakkında ciddi ve faydalı bilgi edinebilmek için Arapça bilmeye ihtiyaç duyulmayan birkaç saha vardır:
1. Doktrinin mahiyeti; yani bilgi ve hareket gibi iki ezelî problemi çözmek hususunda takdim ettiği çözüm yollarının tamamı.
2. Doktrinin doğruluğunu ispatlamak için kullandığı ikna vasıtaları.
3. Risaletine izafe ettiği ilahi ve mukaddes vasfını ispat ediş şekli.
İyi bir Kur’an tercümesine sahip olmak şartıyla, işte saydığımız bu hususlarda Arapça bilmeden Kur’an-ı Kerim’i tetkik etmek mümkündür.
Bu eser, Kur’an-ı Kerim hakkında yukarıdaki sahalarda bilgi vermeyi amaçlamaktadır.
Eserin yazılmasından bu yana uzun bir süre geçmesine rağmen hâlâ aşılamamasının sebebi bu eserin güçlü bir düşünür tarafından kaleme alınmasıdır.
Draz, bu eserde, Kur’an-ı Kerim hakkında ancak binlerce sayfada anlatılabilecek konuları, yüz küsur sayfada, hem de doyurucu bir biçimde anlatmaktadır.
166 syf.
·10/10
Abdullah Draz’ın 1936’da Sorbonne Üniversitesi’nde savunduğu tezlerden biridir Kuran’a Giriş.

Beni en çok cezbeden konular: Kur’an-ı Kerim’in yazılması ve cem edilmesi, kıraat farklılıkları, Kur’an-ı Kerim’in nasıl tahrif edilmeden günümüze ulaştığı, İslam’ın diğer dinler ile münasebeti, cihad mevzusunun nasıl anlaşılması gerektiği.

..........

Oldukça yaygın olan “İslam’ın sadece kılıç sayesinde yayıldığı” görüşü doğru değildir. Düşman güçler, bu İslâm’ı yok etmek amacıyla zulüm ve işkencelere başvurunca, o gayet tabii, zulme son verebilmek için kendisini savunmak zorunda kalmıştır. Olayları objektif olarak değerlendirecek olursak Muhammed’in bu dönemde İslamiyet’i yaymak istediğine dair bir delil mevcut değildir. İlk on yıllık davet esnasında gerek Hz. Peygamber gerekse müslümanlar, müşriklerin boykotlarına ve işkencelerine bile büyük bir metanet ve müsamaha ile karşı koymuşlardır. Öyle ki bu durum Mekke’nin ileri gelenlerini Habeşistan Kralı’nın yanına hicrete mecbur bırakmıştır.

..........

Arap içgüdüsü üzerinde derinliğine araştırma yapmış âlimlerce Arapların ve hatta bedevilerin kan dökmekten son derece nefret ettiklerini; savaşı, ancak mecbur kaldıklarında utanç ve zillete maruz kalmaktansa tercih ettiklerini söylemektedir. (Lammens, Berceau de L’Islam, s. 2547)

Hz. Peygamber savaşla ilgili işlerden mizacı itibariyle hoşlanmazdı nitekim düşmanlarına müsamahakâr davrandığı içindir ki, çok defa Allah’ın itabını maruz kalmıştır. (Enfal, 65; Tevbe, 80,113) Yine kendisine ve yakınlarına karşı işlenmek istenen alçakça cinayetlerin faillerini dahi affettiğine dair bir çok sahih haber mevcuttur. Bedir Savaşı’ndan sonra kendisini öldürmeye gelen Kureyş elçisini, Hayber’de kendisini zehirlemek isteyen Yahudi kadını ve büyük kızı Zeyneb’i hamile olmasına rağmen iterek çocuğunu düşürmesine sebep olan bir başkasını affetmiştir. Masum zevcesi Hz. Aişe hakkında iftirada bulunanları da bağışladığı bilinmektedir. Mekke’nin fethi ve sonrasındaki son derece barışsever ve bağışlayıcı tutumu da insanı hayran bırakır.

..........

Cihad, “gayret sarf etme” anlamına gelmektedir. Kur’an-ı Kerim’de savaş kelimesinin karşılığı olarak “kıtal” kullanılmıştır. İslam’da savaşın hangi amaçlarla yapıldığını anlamak için Kur’an-ı Kerim’e göz atmak yeterlidir:

“Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, fakat haddi aşmayın! (Ma’sum olanları öldürmeyin, işkence yapmayın)! Şüphesiz ki Allah, haddi aşanları sevmez.”
(2/Bakara, 190) Öyle ki Hz. Peygamber, düşman askerleri kaçmaya başladığında onları takip etmez ve kaçmalarına izin verirdi.

“Sonunda (küfürden) vazgeçerlerse, artık muhakkak ki Allah, Gafûr (çok bağışlayıcı)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir. O hâlde bir fitne (zorbalık) kalmayıncaya ve din sâdece Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın! Fakat (küfürden) vazgeçerlerse, o takdirde zâlimlerden başkasına düşmanlık yoktur.”
2/Bakara, 192-193

“Ancak kendileriyle aranızda andlaşma bulunan bir kavme sığınanlar yâhut sizinle savaşmaktan veya kavimleriyle savaşmaktan (hoşlanmayarak) göğüsleri daralmış hâlde size gelenler müstesnâ. Hâlbuki Allah dileseydi, muhakkak ki onları size musallat ederdi de elbette sizinle savaşırlardı. Fakat sizi bırakırlar da sizinle savaşmazlar ve size barış teklîf ederlerse, o takdirde Allah, size onlar aleyhinde bir yol (bir müsâade) vermemiştir.”
4/Nisa, 90.

Kur’an-ı Kerim’de “Sizinle bilfiil silahlarıyla savaşanlarla savaşın.” deniyor. Nitekim Hz. Peygamber bu konuda yanlış anlamaya mahal vermeyecek şekilde şartlar vazetmiştir. Burada her türlü düşmanca hareketlerden muaf olacaklar arasında “ibadet yerlerinde bulunan keşişler” de yer almaktadır. Gerçekten din ile savaşma söz konusu olsaydı bu takdirde hedef olarak özellikle din adamları seçilmiş olmaz mıydı? İslam tahrip ruhuna ve tahakküm (zorbalık) ruhuna karşıdır. Hatta evrensel bir ideolojinin empoze edilmesini (zorla kabul ettirilmesini) de istemez.

..........

Kur’an-ı Kerim’in ilk hedefi: Eski dinlerden kalmış mirası koruyup emniyet altına almaktır. Fakat başka mühim bir görevi daha vardır. Bu da Hz. Peygamber’in bizzat ifade ettiği gibi kendisinden önceki peygamberlerin geliştirdikleri güzel ahlakı tamamlamak ve Kur’an-ı Kerim’in bildirdiği veçhile insanlara en doğru hareket tarzını göstermektir. (İsra, 9)
Küfrün imana zulmetmek veya onu tamamen ortadan kaldırmak için hücuma geçtiği bir sırada, dinin elleri bağlı bir şekilde oturarak akıbetine seyirci kalması düşünülebilir mi?
Faziletli bir insanın varmak istediği hedef, ne göğün ne bu dünyanın krallığıdır. Bu hedef, bunlardan daha yüce olan mutlak iyiliği, yani her işte sadece Allah'ın rızasını aramaktır.
Her birimizin içinde yaradılıştan gelen bir ahlakçı vardır. İçine düşebileceğimiz acziyet ve ahlaksızlık ne kadar büyük olursa olsun -bir şuur hatasıyla ortaya çıkabilecek istisnai durumlar hariç- kendimiz fazilet dercesine erişemesek bile, başkalarında bulunan fazileti kabul eder, sever, ona hayranlık duyarız.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kur'an'a Giriş
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
166
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055932640
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Otto Yayınları
Kur’an-ı Kerim hakkında ciddi ve faydalı bilgi edinebilmek için Arapça bilmeye ihtiyaç duyulmayan birkaç saha vardır:
1. Doktrinin mahiyeti; yani bilgi ve hareket gibi iki ezelî problemi çözmek hususunda takdim ettiği çözüm yollarının tamamı.
2. Doktrinin doğruluğunu ispatlamak için kullandığı ikna vasıtaları.
3. Risaletine izafe ettiği ilahi ve mukaddes vasfını ispat ediş şekli.
İyi bir Kur’an tercümesine sahip olmak şartıyla, işte saydığımız bu hususlarda Arapça bilmeden Kur’an-ı Kerim’i tetkik etmek mümkündür.
Bu eser, Kur’an-ı Kerim hakkında yukarıdaki sahalarda bilgi vermeyi amaçlamaktadır.
Eserin yazılmasından bu yana uzun bir süre geçmesine rağmen hâlâ aşılamamasının sebebi bu eserin güçlü bir düşünür tarafından kaleme alınmasıdır.
Draz, bu eserde, Kur’an-ı Kerim hakkında ancak binlerce sayfada anlatılabilecek konuları, yüz küsur sayfada, hem de doyurucu bir biçimde anlatmaktadır.

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • ruiseñor
  • Osman
  • Dilan️
  • Enes Karakuş
  • zeynopotamya
  • Ayşe Nur
  • Mir'ât-ı Cünûn
  • Fatih Örnek
  • Şaşkan#

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (3)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0