Kürklü Venüs (Mazoşist Edebiyatın Başyapıtı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.633
Gösterim
Adı:
Kürklü Venüs
Alt başlık:
Mazoşist Edebiyatın Başyapıtı
Baskı tarihi:
Mayıs 2005
Sayfa sayısı:
237
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758086955
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Venüs im Pelz
Çeviri:
Murat Çakır
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Chiviyazıları Yayınevi / Littera
Baskılar:
Kürklü Venüs
Kürklü Venüs
Kürklü Venüs
Kürklü Venüs
"Şimdi kalk!"
Ayağa kalkmayı denedim. "Öyle değil!" dedi, "Diz çök!" İtaat ettim ve o beni kırbaçlamaya başladı. Kırbaç vuruşları hızla ve sertçe sırtıma, kollarıma inmeye başladı, her biri etimi kesiyordu ve yanmaya başladı, ama acılardan zevk alıyordum, çünkü taptığım, her an canımı onun için verebileceğim kadından geliyorlardı.

Durdu. "Yavaş yavaş hoşuma gitmeye başlıyor" dedi, "Bugün için yeterli, ama şeytan bir merak, ne kadar dayanabileceğini soruyor içimde, gaddar bir zevk senin kırbacımın altında sarsılmanı, kıvranmanı görmek ve nihayet inlemeni, sızlamanı duymak istiyor, ta ki merhamet dileyene ve seni acımasızca kırbaçlamaya devam edip, bayıltana kadar. Ruhumdaki tehlikeli duyguları uyandırdın. Hadi, kalk artık."

Eline, dudaklarımı dokundurmak için sarıldım. "Ne edepsizlik" diyerek beni ayağı ile itti. "Gözümün önünden defol! Köle!"
189 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Ah evet Kürklü Venüs. Hani şu kendi içinde meşhur kitap. Ama kimsenin okumaya nedense yanaşmadığı bir kitap. Bu durum beni kitaba daha da çok yaklaştırmıştı. Yapım sebebiyle kenarda köşede olan kitapları keşfetmeyi daha çok sevdiğimden bu derin kucaklaşmayı büyük bir heyecanla karşıladım. Kitapçı da kitabı elime aldığımda kitabın müthiş büyüsü beni derinden sarmaya başlamıştı bile. Çünkü arzu ve tutku, mazoşizmin doğuş nedeni ve algılanması bu kitabın içinde saklıydı. Kitabı almaya karar verdiğimde bütün ön yargılarımı bir kenara bıraktım. Bu kitabı alıp okumalıyım dedim. Çünkü ön yargı her zaman kaybettirirdi. Fakat bu kadar insan nasıl bir ön yargının kurbanı olmuştu bunu anlamakta inanın güçlük çektim. Kitabı okuduktan sonra ön yargılı olan insanların neler kaybettiğine üzülmedim değil.

Kitabın kadın erkek ilişkilerinin temelini oluşturan öğeler taşıyor olması beni kitaba bağlayan ana unsurlardan biri oldu. Kitaba öyle bir sarıldım ki bu kitabın posteri asılmalı diyemeden edemedim. Bu sözleri Sokrates’in Savunması ve Genç Werther’in Acıları içinde söylemiştim. Ama şimdi bu kitap içinde söylüyordum. Şaşırmadım değil bu kitabın bu kadar vurucu olabileceğini hiç tahmin etmiyordum. Ta ki, kitabı okumaya başlayıncaya kadar.

Kitaba dönecek olursak; Wanda Von Dunajew gizemli bir gecede gelen kanatsız bir melek gibi içinize süzülüyor. Sizi seviyor kutsuyor. Wanda karakteri kadının doğasındaki o gizemli kalmış yanları size fazlasıyla gösteriyor. Bunu kitabın her yerinde duyumsuyorsunuz. Kitap sizi asla yarı yolda bırakmıyor. Sürekli içinizde yaşıyor. Kırbaç sesleriyle yatıp, Gregory sesiyle uyanıyorsunuz.

Yazarın dilini klasik anlatımdan dolayı Goethe’nin diline çok yakın bulmakla birlikte Genç Werther’in Acılarını okuduğumdaki aldığım lezzet kadar hatta üstüne basarak söylüyorum daha fazla doyum aldığım bir kitap oldu. Kitabın harfi harfine gerçek hayattan alınması Yazarın “Severin” karakteriyle bir anlamda kendini anlatması ve kitabın içindeki sonsuz aşk acısı kitabı Everest’e çıkaran olgulardan biriydi bana göre. “Wanda von Dunajew” karakteri gizemini koruyan ama kitabın sonunda daha iyi anlayacağınız bir karakter.

Bazı kitapları iyi ki alıp okumuşum diyorum Kürklü Venüs bunlardan biri oldu… Eğer bugün bir işiniz yoksa kitapçıya gidip ısrarla isteyin. Veya internetten alıyorsanız hemen sepete atın. Kitabı gördüğünüz yerde kalmaz ümidiyle ilk alan siz olun. Şahsen ben tükenen baskıların uzun süre gelmediğini görünce keşke gördüğümde alsaydım dediğim çok kitap oldu. Bu kitabı okuyun. Kırmızı bir kitap hemen orada duruyor. İçi beni, dışı sizi yakar.

Kitabın içinde bir adamın aşk dolu yakarışları acıdan kıvranışları var. Bu adam bütün âşık adamların özeti gibi. Bu adam Severin karakteriyle karşınıza çıkıp Gregory oluyor. Bu adam hem Gregory hem âşık. Bu adam aşkı için her şeyi yapmaya hazır. Bu adam bütün adamlar gibi aşka inanıyor. Bu adam hakkında yazılacak çok şey var ama ben burada kesiyorum. Uzun bir yazı oldu ama başka türlü anlatamazdım. Umarım faydalı olmuştur. :) Keyifli okumalar olsun…

Son Olarak Wanda seni hiç unutmayacağım. Şeytan seni!
192 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Mazoşizmin isim babası Avusturyalı ünlü yazarın, 1870 yılında yazdığı, kendi yaşamı ve hayatına renk katacağını hissettiği fantastik hayal gücünün itkisiyle ortaya çıkardığı biyografik romanıdır.

Masoch bu kitabıyla kendi yaşamından kesitler sunarken, bir kısmı ilk eşi, bir kısmı sevgilisi, bir kısmı onların diğer sevgilileriyle olan ilişkilerinden örmüş bu kitabı. Aşk, sadakat, aidiyet, sahiplenme, kıskançlık, aşağılama-lanma, tutku, fetişleştirme üzerine yazılan kitap, kesinlikle insan doğasını anlamak adına okunmalıdır. Kitapta büyük oranda Yunan tregedyasının önemli tanrılarının adları geçtiği için bir parça bu konuda bilgi sahibi olmanız, kitap içinde geçen diyalog ve anlatıdaki duyguları anlayabilmek adına aradaki kopukluğu engelleyecektir.

İlk olarak filmini izlemiştim, Roman Polanski tarafından çekilen versiyonunu, sonra Lviv de Sacher-Masoch adlı kafeye giderek, kafenin konseptinden nasibimi almış ve girip çıkarken fetiş kıyafetler içindeki çalışanlarca kırbaçlanmıştım (sizin bu konudaki fikrinize bakmaksızın hiç ummadığınız bir anda, bacaklarınızda veya kaba yerlerinizde anı bir kırbaç sesi duyabilir ve teniniz acıyabilir). Şimdi kitabını okudum ve çok da beğendim. Allah sonumu hayır etsin artık!

-- alıntı --

“Erkek arzulayan, kadın da arzulanandır. İşte bu da kadının bütün, ama nihai avantajıdır. Doğa ona erkeği, tutkusu üzerinden teslim etmiştir ve erkeği kendi kulu, kölesi, hatta oyuncağı yapmayı ve onu gülerek aldatmayı bilmeyen kadın, akıllı değildir.”

Öfkelenerek, “sizin ilkeleriniz, hanımefendi,” dedim.

“Bin senelik deneyime dayanıyor,” dedi madam iğneleyici bir şekilde. Beyaz parmakları kara kürkü ile oynarken devam etti, “Kadın kendini ne kadar teslim olucu gösterirse, erkek o kadar çabuk kendine gelir ve amirane davranır; ancak, kadın ne kadar sadakatsız olursa, ona ne kadar kötü muamelede bulunur, onunla ne kadar taşkın oynar ve ne kadar az merhamet gösterirse, erkeğin şehveti o denli artacak, erkek tarafından o denli sevilecek ve tapılacaktır. Bu her zaman böyle olmuştur, helena ve delila’dan, ıı. katerina ve lola montez’e ve daha ilerilere kadar.”

“Bunu yalanlayamam,” dedim, “bir erkeği, gözdelerini küstahça ve merhametsizce keyfine göre değiştiren şehvetli ve gaddar güzel bir despot kadından daha çok cezbedebilecek bir şey yoktur.”

---

“Kadın, hürmet edeceği bir erkek ister, senin gibi kendi isteğiyle kadının ayağını koyması için ensesini sunan birini, sadece oyuncak olarak kullanır ve artık canını sıkmaya başladığında, onu atar.”


“Kadının bütün gücü nerededir bilir misin? Erkeğin ona olan tutkusunda ve kadının da bu tutkudan yararlanmayı bilmesinde. Gerçek şudur: ya zorbalığı seçeceksin, ya köleliği.”
192 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Leopold Von Sacher-Masoch tarafından 1870 yılında yazılmış, Mazoşizm'e adını vermiş, tıpkı Marquis de Sade'ın Sadizm'e adını verişi gibi..
Aşk, sadakat, aidiyet, sahiplenme, kıskançlık, aşağılama/aşağılanma, tutku, fetişleştirme üzerine kurulu, kitap genel olarak severin'in walda adlı bir kadına olan aşkı ve bu aşktan acı çekmesi, acı çektikçe de ona duyduğu aşkın ilahi bir boyut kazanması üzerine kurulu. mazoşist bir eser olarak tanımlansada aslında eser daha modern bir tanımla sado mazoşizm örneği. çünkü walda da severin'e verdiği acılardan zevk alacak böylece daha da zalimleşmektedir...
192 syf.
·Beğendi·9/10
Kitap tam anlamıyla cüretkar, tedirgin edici ve ihtişamlı..

" Şimdi, Florensa’daki o geceden bu yana üç yıldan fazla bir süre geçtikten sonra, size tekrar, sizi çok sevdiğimi itiraf etmeme müsaade ediniz, siz ama duygumu o hayalperest teslimiyetinizle, çılgın ihtirasınızla boğdunuz. Kölem olduğunuz andan itibaren, artık erkeğim olamayacağınızı hissetmiştim. "

Bu kitap sadece mazoşizmi değil bunun altında yatan sebepleri psikolojik olarak ta iyi anlatan bir eser. Okumak isteyebilirsiniz ama Kürklü Venüs ve Apollo tarafından terbiye edilmek isterseniz tabi..
192 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Cinselliğin hayatımızda bu kadar yer kapladığı bir dünyada cinsellik hakkında konuşmanın günümüzde bile bu kadar ayıp karşılanmasına rağmen bu ayıpla(!) yaklaşık 200 sene önce korkusuzca yüzleşen ve en derinlerine kadar sorgulamamızı sağlayan Sade ve Masoch gibi yazarlar iyi ki var. Daha önceden Sade’ın 2 kitabını okumuştum ve Justine (Erdemle kırbaçlanan kadın) kitabıyla en sevdiğim 3 yazar arasına girmeyi başarmıştı. Hâl böyle olunca Sadizmden sonra Mazoşizmin de isim babasıyla tanışmak gerekiyordu benim için. Ve benim için iki tip kitap vardır; birincisi bittiğinde biten kitaplar, ikincisi bittiğinde başlayan kitaplar ve güzel kitabın ayrımı benim için budur. Kürklü Venüs de benim için iyi kitaptır, okumak gerekir. Ama yine de şunu söylemeyelim ki Sade’ın çarpıcılığı ve yıkıcılığını Masoch’ta bulamadım. İkisi de Hristiyanlığın insanın masumca ve en doğal duygularına karşı olan düşmanlığını gaddarca bulur ve Hristiyan ikiyüzlülüğüyle alay eder. Duygulara ve tutkulara savaş açmayı alçakça bulur ve “varoluşu sadece zevk değerli kılar” der. Hristiyanlık sufizmi eleştirisini ağır sahnelerle gözler önüne serer. Ama Masoch, Sade kadar cesur olamayıp daha çok aşkta eşitlik ve egemenlik konusunu gerçekçi bir şekilde işlemiş. Kadını bir defne gibi gömmek isteyen erkek egoizmine karşı çıkarak kadının pagan zamanlarda olduğu kadar sekste özgür olmasını istemiş. Doğal olan hiçbir şeyi kulak ardı etmemeyi savunmuş ve kadının köle ya da efendi durumunda olması zorunluluğuna şu şekilde karşı çıkmış: “Kadın, erkeğin düşmanıdır ve erkeğin sadece kölesi veya despotu olabilir ama asla dostu olamaz. Kadın bu konumuna ancak, erkekle eşit haklara sahip olduğunda, eğitim ve iş yoluyla erkeklerle aynı düzeye geldiği zaman ulaşacaktır” der. Kadının eşitliğini ve sağlıklı bir şekilde aşk hayatı yaşamasını savunan Masoch zararlı ve tehlikeli bulunurken, kadını sosyal hayattan dışlayan İş hayatından yoksun bırakan miras hakkını bile çok gören kadına hak olarak dayak yemeyi, kuma olmayı, adet görür görmez evlenmeyi, erkeğin tarlası olmayı, yarım şahitlik hakkını veren kitaplar kutsal kabul edilip sürekli tapınılıyor. Hadi kitaba geri dönelim, kitabın sonunda Deleuze’un son sözü benim görmediğim bazı şeyleri görmeme yardımcı oldu ve bence son sözü kitaba başlamadan önce okusaydım daha faydalı olurdu. Siyasi olduğunu hiç düşünmemiştim. Masoch ve Sade’ın bir şekilde yasaları, devlet otoritesini, kanunların bağlayıcılığını insanların seks ilişkileriyle ilişkilendirerek anlatmış. Kitabın bitince başladığını söylemiştim ve benim için kitaptan sonraki bazı sorular:
1. Ahlakın sınırları var mıdır varsa bunu ne belirler?
2. Neden ahlaklı olmalıyız? Yoksa olmamalı mıyız?
3. Neden rough seks severiz? Bu acı duyuş ya da verişin verdiği haz hayatın diğer alanlarında da var mı?
4. Aşk ilişkisinde hiyerarşi kaçınılmaz bir sonuç mudur? Homoseksüel olsun heteroseksüel olsun aktif ve pasif rollerini oynamak zorunda mıyız?
5. Erken çocukluk dönemimizden itibaren bize çekici gelen bazı kıyafet takı vs. gibi unsurlar (Bu kitapta kadının kürküydü) neden bu kadar çekici geliyor?
237 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Her insanın az da olsa kendinde barındırdığını düşündüğüm bazı duyguları içtenlikle bizlere anlatan yazar belki de çoğumuzun bastırdığı duygularını kitabını okurken yaşamamıza izin veriyor. Aşkı ve hazzı çok farklı anlamlara büründüren bu kitap bazılarımıza rahatsız edici gelse de aslında kendimizden rahatsız olduğumuzu unutmamamız gerektiğini bize bir kez daha gösteriyor.
237 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Bir nesneye, bir sanat eserine; bir heykele veya bir tabloya duyulan nevrotik aşkın eyleme geçirilme telaşesi, edebiyatta zaman zaman karşılaşılan bir mevzudur, ülkemiz edebiyatında ünlü bir örneği de vardır bu konunun. 'Kürklü Venüs'deki roman karakterimiz Severin'in eylemini sıradışı kılan ise karakterin aşkının kendisinin acı çekmesi ve aşağılanması ile doğru orantıda olmasıdır. Yazar Leopold Von Sacher-Masoch'un da dünya ve edebi fikirleri, her daim acı çekmenin yüklediği sözümona hazlar içeriğiyle seyir etmiştir. ''Mazoşizm'' kavramı da yazarın soyismiyle özdeşleştirilerek oluşmuştur. Aynen ''sadizm'' kavramının düşünür olduğu varsayılan yazar, 'Marquis De Sade'ın soyisminden türediği gibi. Bu iki yazarda da ''şiddet'' erotik bir objedir. İki yazar veya iki kavram birbirinin karşıtı olsa da tamamlayıcısıdır aynı zamanda.

Psikiyatrinin usta ismi Sigmund Freud'a göre Mazoşizm, homoerotik unsurlar barındırıyormuş. Freud, mazoşizmin doğrudan ölüm dürtüsüyle ilişkili olduğunu söylüyor dahası Freud sevme-sevilme arzusunun mazoiştin beyninde cezalandırılma isteği ile yer değiştirdiğini savunuyor ve bütün bunlar kişide çocuklukta yaşanılan gizli veya aleni travmalardan kaynaklanıyormuş...

Neyse ney, mazoşizm sapkın bir durum olsa da ben bu romanın bir başyapıt olduğunu iddia edeceğim. Ayrıntı Yayınları'nın çevirmeni Semih Uçar'ın tabirine göre Leopold Von Sacher-Masoch, yanlış anlaşılmış, bir kenara itilmiş ve en kötüsü de unutulmuş yazarlar mezarlığının sakinleri arasındadır. Bence haklı ve dediğim gibi bence bu roman bir başyapıt ve tamamıyla bir sanat eseridir. Kuvvetle tavsiye olunur...
237 syf.
*spoiler içerir*
Sinirimden inim inim inlediğim bir kitap oldu. Evet, Severin'in mazosişt olduğunu ve köleliğini kabul etme sebebinin bu olduğunu başından beri biliyorduk, ama buna rağmen saflığı ve tapınmasından kör olması beni delirtti. Wanda'yı öldüresim, Severin'i de soğuk sulara atasım geldi kendini toparlaması için. Sinir olarak bitirdiğim bir kitaptı benim için. Tekrar okuyacağımı zannetmiyorum. Kadın erkek ilişkilerinde iki tarafın eşit olursa asla mutlu olamayacağı vurgulanmış.
192 syf.
·17 günde·9/10
“Aşk insanın tutkularından , özellikle de egemenlik hırslarından bağımsız bir ruh hali değil; hatta efendi ve köle arasındaki kadim ilişki aşkı da belirleyen bir ilişki...” diyor Masoch 1870 yılında kaleme aldığı “Kürklü Venüs” kitabında .
Mazoşizm tabirini ilk kez ortaya koyan Masoch, kadın- erkek arasında ki ilişkinin, çekimin ve itimin en güzel biçimde ele alındığı mühim bir kitap kaleme almış. Benim için kadın-erkek arasındaki ilişkiyi en güzel anlatan bir kitap, öyle ki daha evvel kadın-erkek ilişkisi üzerine okuduğum bütün kitapları da anlamlı kıldı.

Her insan okuyacağı kitaba kendisi ulaşır düşüncesinde olduğum için tavsiye , öneri kitabım yoktur lakin “Varoluş arzusu ve ölüm isteğinin haz ile bağlantısı…” bunu merak edenler göz atsınlar .
güzel günler dilerim :)
237 syf.
·5 günde·5/10
Mazoşist Edebiyatın Başyapıtı mı bilemem ama Severin işkenceden haz alan bir adam. Kendince nedenleri var. Aynı sahnelerin anlatımı paragraf tekrarları olarak çıkıyor karşımıza. Zaman zaman sıkılarak tamamlamış oldum.
«senin bu çılgınlığın sadece şeytanî ve doyumsuz bir şehvaniyet. Bizim gayri tabiîliğimiz böylesi hastalıkları yaratıyor.»
Leopold von Sacher-Masoch
Chiviyazıları Yayınevi Mayıs 2005 Çeviren: Murat Çakır (PDF)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kürklü Venüs
Alt başlık:
Mazoşist Edebiyatın Başyapıtı
Baskı tarihi:
Mayıs 2005
Sayfa sayısı:
237
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758086955
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Venüs im Pelz
Çeviri:
Murat Çakır
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Chiviyazıları Yayınevi / Littera
Baskılar:
Kürklü Venüs
Kürklü Venüs
Kürklü Venüs
Kürklü Venüs
"Şimdi kalk!"
Ayağa kalkmayı denedim. "Öyle değil!" dedi, "Diz çök!" İtaat ettim ve o beni kırbaçlamaya başladı. Kırbaç vuruşları hızla ve sertçe sırtıma, kollarıma inmeye başladı, her biri etimi kesiyordu ve yanmaya başladı, ama acılardan zevk alıyordum, çünkü taptığım, her an canımı onun için verebileceğim kadından geliyorlardı.

Durdu. "Yavaş yavaş hoşuma gitmeye başlıyor" dedi, "Bugün için yeterli, ama şeytan bir merak, ne kadar dayanabileceğini soruyor içimde, gaddar bir zevk senin kırbacımın altında sarsılmanı, kıvranmanı görmek ve nihayet inlemeni, sızlamanı duymak istiyor, ta ki merhamet dileyene ve seni acımasızca kırbaçlamaya devam edip, bayıltana kadar. Ruhumdaki tehlikeli duyguları uyandırdın. Hadi, kalk artık."

Eline, dudaklarımı dokundurmak için sarıldım. "Ne edepsizlik" diyerek beni ayağı ile itti. "Gözümün önünden defol! Köle!"

Kitabı okuyanlar 208 okur

  • Şəfəq Mustafayeva
  • Tamara
  • Melike
  • Umay
  • Cansu Çilbaş
  • Activist
  • Maria_Puder
  • Kokoro
  • Poetice et eleganter
  • sevde

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%12.5
25-34 Yaş
%25
35-44 Yaş
%50
45-54 Yaş
%6.3
55-64 Yaş
%6.3
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%42.9
Erkek
%57.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.1 (8)
9
%1.4 (1)
8
%11.1 (8)
7
%8.3 (6)
6
%6.9 (5)
5
%1.4 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0