İncelemeye, hikayenin anlamına dair yazarın kendi çıkarımıyla başlayalım.
Defteri masanın üzerine bıraktım; sordum Severin'e:
"Şimdi bana bu öykünin ahlâksal yanını açıkla bakayım."
Sırtınü dönmüştü bana; hiç kıpırdamadan, sıkıntılı bir sesle
"Ben bir eşektim, hepsi bu kadar" dedi ve ekledi: " Hic degilse kırbaçlayan ben olaydım..."
iğneli bir avutmayla:
"Canm"dedim, "Çiftliginde bunca kadın - kız ırgat çalşıyor..."
Hemen atıldı: "Onlar dayağa alışkın... Bizim sinirli isterik kibar bayanlarımız üzerinde denemeli ki krbacın etkisini, değsin..."
"Öykünün ahlâksal yönünü bir türlü açıklamyorsun."
"Üsteliyorsun. madem, söyleyeyim:
Doğa'nın yoğururken kattığı mayayla ve erkeğe attığı albeni kancasıyla, kadın erkeğin düşmanıdır. Düşmanı olduğu için de ya onun kölesi olur, ya da onun başıa zorba kesilir; asla ona arkadas olamaz. Ama sosyal kosullar değişir de, erkekle eşit haklara sahip olursa ve, yetenekleriyle, çalışkanlğıyle bu haklara lâyık olduğunu gösterirse, iste ancak o zaman, erkegin hayat yoldası olabilir kadın, Bugün için, kadın -erkek ilişkilerinde ancak iki alternatif var: Ya cekiç olacaksın, ya da örs... Ben eseklik ettim; bir kadının
kölesi oldum. Anlıyorsun, değil mi? Özün özü olarak kıssadan hisse çıkarmamızı istiyorsan al sana: Boynunu büiken, kırbaçlanır. Fakat, görüyorsun, şükür, ben, dayanıklymısım; postu kurtardım, Hayal gücümün pembe sisleri dağıldı. Artık hiç kimse bana Benares'in maymunlarını*² ya da Eflâtun'un horozunu*² Tanrı simgesi diye yutturamaz.
*¹ — Schopenhauer'in kadınlar için kullandığı metafor
*² — Diyojen Platon'un akademisinin avlusuna yolunmuş bir horoz atar, dişilliğine atfeder 'işte platonun erkeği' der.
Hikaye Masoşizme ismini veren yazarın kavramı kurgu içerisinde açması aslında. Bu patolojik tutumu sanırsam bütün sebepleri,