Liberal İhanet (Siyasal İslam'a Biat Edenler)

·
Okunma
·
Beğeni
·
500
Gösterim
Adı:
Liberal İhanet
Alt başlık:
Siyasal İslam'a Biat Edenler
Baskı tarihi:
Ekim 2014
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054927890
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi
"Döneklik zor şey, bir kez ihanet ettiğiniz zaman herkesi ihanete zorlamaya başlarsınız."
Gazeteci-yazar Merdan Yanardağ, Liberal İhanet'te Türkiye'nin demokratik gerekçelerle siyasal İslamcılara teslim edilmesinde önemli rol oynayan liberalleri ve sol liberallere ayna tutuyor. Son döneme damga vuran siyasi davalarda, manşetlerde ve gazete köşelerinde iktidar ve cemaat tetikçiliği yapanları bir bir ele alan Yanardağ, süreci siyasal ve entelektüel tarihimizdeki en büyük aydın ihaneti olarak tanımlıyor. Ülke ve toplum, küresel sermayenin neoliberal yağma politikalarına teslim edilirken, bu piyasa haydutluğu için "özgürlükçü" gerekçeler üretildiğini vurgulayan yazar, büyük liberal kirlilikten portreler ve ibret verici manzaralar aktarıyor.
"Türkiye, dünyada örneği görülmemiş bir aydın ihaneti yaşadı. Solun bir kesiminin bile celladına âşık olduğu bir dönemden geçildi. Bu süreçte asıl belirleyici rolü 'sağlı sollu liberaller' oynadı. Türkiye hâlâ bu dönemi ve 'yeni gerici tarihsel blok'un hegemonyasını aşmaya çalışıyor. Gezi Direnişi ve Haziran Eylemlerinin tarihsel anlamı budur."
(Tanıtım Bülteninden)
264 syf.
·Puan vermedi
"Amerikancı AKP-Cemaat iktidarının 2007-2014 yılları arasındaki başarısı,kendilerinin eseri değildi. Çünkü donanımsız,kültürel birikimden yoksun,Fanatik,dogmaların esiri,yarı cahil,köylü kurnazı ve takiyeci soğuk savaş artığı siyasal İslâmcıların becerebilecekleri bir iş değildi bu...." Tespitler,tasvirler,tanımlar harika. Bir solukta okunuyor.
264 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitap, nasıl bir çağda ülke'de yaşadığımızın resmini çizerken zihinlerdeki bulanıklığı ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bilimsel yalın gerçeğe dayanıyor. Daha önce okuduğum 'Cumhuriyet Senin İçin' kitabıyla birbirini tamamlar nitelikte bir kitaptı. Ayrıca, Postmodernizm nedir? Bu konuda bir kafa karışıklığı varsa gideriyor.
Postmodernizm, liberalizmi kabullendirmeye ve meşrulaştırmaya yarayan ideolojik bir söylemdir. (…) İçinde bulunduğumuz dönemin şaşkınlıklarının ürettiği kimi önyargılar da kullanılıyor, evrenselcilik ve ilerleme kavramlarına karşı güvensizlik yaratılıyor. Aslında yapılan Aydınlanma kültürünün, burjuva tarihinin ve düzeninin eleştirisi değil. Bunak kapitalizmin daha da azdırdığı tablonun tutarlı bir eleştirisini yapmak yerine, liberal Amerikan ideolojisinin önermeleri ikame ediliyor.
Geçmişin mirası olan kültürel farklılıkların yüceltilmesi ve ona eşlik eden güdük burjuva evrenselciliğinin postmodern eleştirisi, çağdaş emperyalizmin küreselleşme projesiyle tam bir uyum içindedir.
Liberalizm, serbest piyasa ekonomisi ile demokrasi arasında doğrudan bir bağ kurar. Daha da
önemlisi demokrasiyi sınıflar üstü bir rejim diye sunar. Murat Belge gibi sol liberalleri baştan
çıkaran ezber de budur. Oysa serbest piyasanın ruhu özel mülkiyettir ve bu ruhu korumak için
piyasa tanrısı her zaman kolaylıkla gerçeğin üzerindeki “demokrasi şalını” kaldırıp atabilir.
Faşizmle liberalizm arasındaki mesafe sanıldığı kadar uzun değildir. İnsanlık bu barbarlığı
defalarca yaşadı.
Bir dönem iş öyle şirazesinden çıktı ki, insan inanamıyor. Örneğin AKP iktidarını hukuk
zemininde kalmadığı için eleştiriyor ve bu konuda suçluyorsanız, diyelim ki ortaya iktidarın
hoşlanmadığı bir anayasa yorumu atıyor ve tartışıyorsanız siz de pekâlâ darbeci ve Ergenekoncu
olabilirsiniz. Bu durumda sizin hukukunuz çiğnenebilir. Şaşırtıcı ama liberal şirretlik gerçekten bu
boyuta ulaştı. Yani egemen yönelimden farklı ya da iktidara aykırı bir fikir ileri sürüyorsanız sizin
haklarınız ve hukukunuz çiğnenebilir. Çünkü ya AKP hükümetini destekleyeceksiniz ya da
darbecisiniz! Size sunulan ikilem bu.
Yalçın Küçük, kendisiyle yapılan bir televizyon programında “Siz demokrat değil misiniz?” diye sorulan soruyu, “Ben demokrat değilim, bana demokrat denilmesini de anneme küfür edilmiş sayar ve ‘ben de senin ananı’ derim,” diye yanıtlamıştı. Ardından da ekliyordu; “sosyalistler demokrat değil, devrimci olur”...
Aydınlanma geleneğinin “negatif özgürlük” kanadında yer alan liberalizme göre, serbesti ilkesi
ancak bireylerin fikir, ifade ve hareketlerinin dışarıdan müdahaleler (sonucu) kısıtlanmamasyla
mümkündür. Liberalizme göre bireylerin özgürlüğünü tehdit eden üç temel kaynak vardır:
1) mutlakıyetçi iktidar; 2) teokratik iktidar (din erki); 3) kapitalizm karşıtlığı.

Buradaki kritik öge “kapitalizm karşıtlığı” diye ifade edilen tehdittir. Liberaller, kapitalizm
karşıtlığını, hatta eleştirisini doğrudan özgürlük ve demokrasi düşmanlığı, dolayısıyla totaliter bir
anlayış olarak yaftalar. Liberallere göre adeta tanrısal bir düzen olan kapitalizm, mutlak ve
ebedidir. Tomas Hobbes (1588-1679), John Locke (1632-1704), Alexis de Tocqueville (1805-
1859), Adam Smith (1723-1790), John Stuart Mill (1806-1873) gibi liberal ideolojinin ve iktisat
teorisinin temellerini atan düşünürler ile Immanuel Kant (1724-1804) gibi Aydınlanmacı
felsefeciler, birey özgürlüğüne yönelik en büyük tehdidin mutlak iktidarlardan geldiğini ifade eder.
Bütün bu düşünürler kapitalizmi insanlığın son ekonomik ve toplumsal tecrübesi, bir tür doğal
düzen olarak görür. Zaten Francis Fukuyama da (1962-…) tam bu nedenle, Soğuk Savaş
sonrasında, kapitalizmin sosyalizm karşısında nihai bir zafer kazandığını varsayarak tarihin
sonunu ilan edecekti.
Solculuğu, maddi temelleri olmayan soyut bir özgürlükçülük ve demokrasi savunuculuğuna;
demokrasiyi de etnik ve dinsel kimliklerin serbestisine indirgeyen sol liberaller, bir anlamda aynı
şeyi yapar ve kapitalizmi yok sayarlar. Kaçınılmaz olarak ekonomik ve sosyal eşitlik ilkesini de
bir tarafa bırakan sol liberaller, tıpkı burjuva liberaller gibi hukuksal-siyasal eşitlik ilkesiyle
yetinirler. Sermaye sınıfının tarihsel olarak gericileşmesi ve siyasal bakımdan daha totaliter bir
zemine kayması da sol liberallere yerleşecekleri bir alan açmıştır. İşte sol liberallerin
yerleştikleri bu alan, onların düzenin bir parçası haline gelmelerine neden oldu. Daha da önemlisi
ruhlarını kurtaracaklarını düşündükleri, “iyiliksever bir kapitalizm” için mücadele zemini sağladı.
Tahmin edilebileceği gibi, liberallere göre bireylerin özgürlüğüne karşı en büyük saldırı,
onların iktisadi etkinliklerine ve en büyük doğal haklarından biri olan mülkiyet hakkına yönelik
tehdit ve saldırıdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Liberal İhanet
Alt başlık:
Siyasal İslam'a Biat Edenler
Baskı tarihi:
Ekim 2014
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054927890
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi
"Döneklik zor şey, bir kez ihanet ettiğiniz zaman herkesi ihanete zorlamaya başlarsınız."
Gazeteci-yazar Merdan Yanardağ, Liberal İhanet'te Türkiye'nin demokratik gerekçelerle siyasal İslamcılara teslim edilmesinde önemli rol oynayan liberalleri ve sol liberallere ayna tutuyor. Son döneme damga vuran siyasi davalarda, manşetlerde ve gazete köşelerinde iktidar ve cemaat tetikçiliği yapanları bir bir ele alan Yanardağ, süreci siyasal ve entelektüel tarihimizdeki en büyük aydın ihaneti olarak tanımlıyor. Ülke ve toplum, küresel sermayenin neoliberal yağma politikalarına teslim edilirken, bu piyasa haydutluğu için "özgürlükçü" gerekçeler üretildiğini vurgulayan yazar, büyük liberal kirlilikten portreler ve ibret verici manzaralar aktarıyor.
"Türkiye, dünyada örneği görülmemiş bir aydın ihaneti yaşadı. Solun bir kesiminin bile celladına âşık olduğu bir dönemden geçildi. Bu süreçte asıl belirleyici rolü 'sağlı sollu liberaller' oynadı. Türkiye hâlâ bu dönemi ve 'yeni gerici tarihsel blok'un hegemonyasını aşmaya çalışıyor. Gezi Direnişi ve Haziran Eylemlerinin tarihsel anlamı budur."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 18 okur

  • Ulaş Üstündağ
  • Pınar
  • tekinsiztelkin
  • Mustafa Demir
  • Uğur Barun
  • Selim
  • Sinan Kurt
  • Bahadır Özel
  • Niyazi Budur
  • Genel Sekreter

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (2)
9
%42.9 (3)
8
%14.3 (1)
7
%14.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0