Liberal İhanet (Siyasal İslam'a Biat Edenler)

·
Okunma
·
Beğeni
·
603
Gösterim
Adı:
Liberal İhanet
Alt başlık:
Siyasal İslam'a Biat Edenler
Baskı tarihi:
Ekim 2014
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054927890
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi
"Döneklik zor şey, bir kez ihanet ettiğiniz zaman herkesi ihanete zorlamaya başlarsınız."
Gazeteci-yazar Merdan Yanardağ, Liberal İhanet'te Türkiye'nin demokratik gerekçelerle siyasal İslamcılara teslim edilmesinde önemli rol oynayan liberalleri ve sol liberallere ayna tutuyor. Son döneme damga vuran siyasi davalarda, manşetlerde ve gazete köşelerinde iktidar ve cemaat tetikçiliği yapanları bir bir ele alan Yanardağ, süreci siyasal ve entelektüel tarihimizdeki en büyük aydın ihaneti olarak tanımlıyor. Ülke ve toplum, küresel sermayenin neoliberal yağma politikalarına teslim edilirken, bu piyasa haydutluğu için "özgürlükçü" gerekçeler üretildiğini vurgulayan yazar, büyük liberal kirlilikten portreler ve ibret verici manzaralar aktarıyor.
"Türkiye, dünyada örneği görülmemiş bir aydın ihaneti yaşadı. Solun bir kesiminin bile celladına âşık olduğu bir dönemden geçildi. Bu süreçte asıl belirleyici rolü 'sağlı sollu liberaller' oynadı. Türkiye hâlâ bu dönemi ve 'yeni gerici tarihsel blok'un hegemonyasını aşmaya çalışıyor. Gezi Direnişi ve Haziran Eylemlerinin tarihsel anlamı budur."
(Tanıtım Bülteninden)
264 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Dikkat spoiler içerir.
Ülkemizdeki liberallerin özellikle 2010 referandumu ve Ergenekon sürecinde yaptıkları ve yazdıkları ile gerçekleştirdiği ihaneti anlatan güzel bir araştırma eseri. Yetmez ama evet diyenler, AKP'yi demokrasi muhafızı olarak görüp ona muhalefet edenleri darbe destekçisi olarak görenler yüzünden ülkenin ne hale geldiğini anlatıyor. En başta liberalizm nedir ve nasıl gelişmiştir diyerek başlayan kitapta sonra kendisini solcu zanneden bazı yazarların açıklamalarına yer veriliyor. Altan kardeşler, Halil Berktay, Hasan Cemal, Ali Bayramoğlu, Ümit Kıvanç, Murat Belge gibi yazarların Ergenekon sürecinde yazdıkları ve söyledikleri inceleniyor. Ayrıca Taraf gazetesinin nasıl kurulduğu, maddi olarak nasıl desteklendiği, Gezi olaylarının toplumdaki yeri, bizzat yazarın katıldığı kanlı 1 Mayıs olaylarına neler yaşandığı, AKP'nin nasıl kurulduğu ve sonrasında neye dönüştüğü gibi konulara da yer veriliyor. Anlatımı biraz kafa yorsa da güzel bir kitap.
264 syf.
·Puan vermedi
"Amerikancı AKP-Cemaat iktidarının 2007-2014 yılları arasındaki başarısı,kendilerinin eseri değildi. Çünkü donanımsız,kültürel birikimden yoksun,Fanatik,dogmaların esiri,yarı cahil,köylü kurnazı ve takiyeci soğuk savaş artığı siyasal İslâmcıların becerebilecekleri bir iş değildi bu...." Tespitler,tasvirler,tanımlar harika. Bir solukta okunuyor.
264 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitap, nasıl bir çağda ülke'de yaşadığımızın resmini çizerken zihinlerdeki bulanıklığı ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bilimsel yalın gerçeğe dayanıyor. Daha önce okuduğum 'Cumhuriyet Senin İçin' kitabıyla birbirini tamamlar nitelikte bir kitaptı. Ayrıca, Postmodernizm nedir? Bu konuda bir kafa karışıklığı varsa gideriyor.
“Modern Türkiye” hızla kendisini inkâr eden bir noktaya doğru savruluyor. Ülke ve bir ulus, uzun ve acılı bir intihar süreci yaşıyor.
Dönemin gazetelerinde İstanbul’un bir semti olan Sarayburnu’ndan söz etmek bile yasaklanmıştı. Çünkü Abdülhamit büyük burunlu biriydi ve muhaliflerin bununla alay ettiği düşünülüyordu. Özetle Abdülhamit, hafiye teşkilatına dayalı koyu bir istibdat (baskı-terör) rejimi kurmuştu.
...bu ülkede Sünni Müslümanlardan kim, ne zaman dini inançlarından dolayı baskı gördü? Kimin oruç tutması, camiye gitmesi, namaz kılması engellendi ya da Kuran okuması yasaklandı. Bu iddia büyük bir yalandan ibaret. Cumhuriyet’in kendisini ve laikliği koruma refleksini baskı olarak sunmaya çalışan İslamcılar, bu yalan üzerinden bir mağduriyet edebiyatı üretmeye çalıştılar. Bu mağduriyet edebiyatı o kadar tekrar edildi ki, neredeyse genel bir kabule dönüştü.
Türkân Saylan ve kurucu başkanı olduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne (ÇYDD) yönelik operasyon, Cemaat’in laik eğitim kurumlarına karşı yürüttüğü saldırının bir parçasıydı. Türkân Saylan’a Ergenekon iddianamesinde yüklenmek istenen suçlardan biri de Kürt kız çocuklarına (evet yanlış okumadınız Kürt kızlarına) burs verilmesiydi. Türkân Saylan Kürt çocuklara burs vermekle, dolaylı olarak “PKK’ye yardım ve yataklık yapmakla” suçlanıyordu. Polis fezlekesinde, savcılık iddianamesinde aynen böyle yazıyordu.
Cumhuriyet’e yönelik gerici itiraz ile devrimci eleştirinin birbirine karıştırılması büyük bir ideolojik hileydi. Oysa her soydan muhafazakâr ve İslamcının Cumhuriyet eleştirisi demokratik bir itiraz değil, tarihsel bakımdan gerici, kategorik olarak ise karşıdevrimciydi. Solun Cumhuriyet eleştirisi ise sosyolojik bakımdan eşitlikçi, tarihsel olarak ilerici ve kategorik bakımdan ise devrimci perspektife sahip bir itirazdı. Her iki eleştiriyi eşitleyen bu ideolojik hile, liberaller ve sol liberallerin üzerinde hareket ettikleri geniş bir zemin oluşturdu, İslamcı gericiliği meşrulaştırdı.
Muhafazakârların ve İslamcıların uluslaşma ve Aydınlanma süreçlerine muhalefetleri tek varsayıma dayanır; onlara göre Türkiye’yi tarihsel ve kültürel bakımdan belirleyen temel etken “İslam medeniyeti” olgusudur. Ancak, Meşrutiyet (1908) ve özellikle Cumhuriyet Devrimi’nden (1923) sonra Türkiye seçkinleri İslam uygarlık havzasından koptu ve Batı uygarlık iklimine iltica etti. Dolayısıyla devleti elinde tutan elitler ile millet arasında bir yabancılaşma oluştu. Bu yabancılaşma giderek kültürel ve siyasal bir çatışmaya yol açtı. Bu anlamda “devlet ile millet” (daha doğru bir ifadeyle millet ile Cumhuriyet) arasında yüzyıldır devam eden siyasal-kültürel bir kopuş ve kavga var.

Bu yabancılaşmanın başlangıç tarihi olarak kimi muhafazakârlar ve İslamcılar Tanzimat’ı alırken, büyük çoğunluğu da 1908 Hürriyet Devrimi’ni (İkinci Meşrutiyet) ve onun bir devamı olarak Cumhuriyet’i gösteriyor.
Tarih tezi böyle olunca, hedef de “devlet ile milleti barıştırmak” şeklinde belirleniyor. Devleti görece İslami ilkelere dayandırmak, laikliği tasfiye etmek ve toplumu din odaklı bir şekilde yeniden örgütlemek de bu barışın yegâne yolu ve gereği sayılıyor.

Oysa bu yaklaşım tam bir tarihsel ve siyasal sahtekârlığa dayanıyor. Çünkü hem temelinden yanlış hem de bilimdışı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Liberal İhanet
Alt başlık:
Siyasal İslam'a Biat Edenler
Baskı tarihi:
Ekim 2014
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054927890
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi
"Döneklik zor şey, bir kez ihanet ettiğiniz zaman herkesi ihanete zorlamaya başlarsınız."
Gazeteci-yazar Merdan Yanardağ, Liberal İhanet'te Türkiye'nin demokratik gerekçelerle siyasal İslamcılara teslim edilmesinde önemli rol oynayan liberalleri ve sol liberallere ayna tutuyor. Son döneme damga vuran siyasi davalarda, manşetlerde ve gazete köşelerinde iktidar ve cemaat tetikçiliği yapanları bir bir ele alan Yanardağ, süreci siyasal ve entelektüel tarihimizdeki en büyük aydın ihaneti olarak tanımlıyor. Ülke ve toplum, küresel sermayenin neoliberal yağma politikalarına teslim edilirken, bu piyasa haydutluğu için "özgürlükçü" gerekçeler üretildiğini vurgulayan yazar, büyük liberal kirlilikten portreler ve ibret verici manzaralar aktarıyor.
"Türkiye, dünyada örneği görülmemiş bir aydın ihaneti yaşadı. Solun bir kesiminin bile celladına âşık olduğu bir dönemden geçildi. Bu süreçte asıl belirleyici rolü 'sağlı sollu liberaller' oynadı. Türkiye hâlâ bu dönemi ve 'yeni gerici tarihsel blok'un hegemonyasını aşmaya çalışıyor. Gezi Direnişi ve Haziran Eylemlerinin tarihsel anlamı budur."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 29 okur

  • Talip Toktamış
  • Bayram Aktaş
  • Ercan Ataseven
  • Enes Koyun
  • Levent Vural
  • Ismail Kayacan
  • Erkut Kekeç
  • Kaan
  • Eren Bulut
  • İlhan Çağlar

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.4 (3)
9
%21.4 (3)
8
%14.3 (2)
7
%14.3 (2)
6
%21.4 (3)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%7.1 (1)