İslam coğrafyası bir zamanlar bilim ve kültür noktasında parlak dönem yaşarken, bunu elinde tutamayışı ve kaybedişi muhakkak bazı sebeplere dayanıyor. Orta çağ denilen zaman biriminde akil ve bilim alanında yol kateden batıdan neden geri kaldık? Neden bu zenginliği takip edemedik? Işte bu kitap bu geri kalmışlığın hikayesidir.
Nizamülmülk’ün devlet düşüncesi yoğunlukla incelenmektedir. Din-Devlet-Toplum üçlüsünü bir arada tutmanın politik gerekliğini takip eden Nizamülmülk’ün stratejisi ileride birçok siyasi otoriteye de kaynak olacaktır. Neydi bu ünlü vezirin stratejisi? Selçuklu devleti birçok milleti ve dolayısıyla farklı farklı inançları ve mezhepleri barındırıyor idi. Bu farklılık Selçuklu devleti için sıkıntı teşkil edebilir düşüncesiyle, „ortak“ inanç ve mezhep yoluyla bu devleti ayakta tutmanın ve iç savaşları önlemenin en doğru adim olacağını Nizamülmülk savunmuştur. Siyasetname eserinde de bunu net bir şekilde açıklamıştır. Yetkiyi elinde tutan vezir Nizamiye medreselerini kurmuş ve başına Eşari itikadini takip eden İmam Gazali’yi getirmiştir. Bu strateji sayesinde Sünni ekol güçlenmiş ve birçok toplumun inanç yapısı haline gelmiştir. Nizamülmülk için devlet ve din bir bütün olmalı, İmam Gazali için de akılcı dini düşüncelerin ve yeni içtihatların yolu kapanmalı, ancak sorgusuz sualsiz vahiy endeksli Kuran ve Sünnet kaynaklı dinin oluşması önemliydi. Bu sayede birçok farklı mezheplerin önü engellenmiş ve akılcı filozofların, İbni Rüşt gibi, düşünceleri İslam coğrafyasında yer edinememişidir. İbni Rüşt’ün düşünceleri ise batıya ışık olmuş ve aydınlanma sürecinde fikirleri yerini almıştır.
Daha çok detay var ama hepsini yazamayacağım, güzel bir eser büyük bir çalışma. Konuyla ilgilenenlere tavsiye ediyorum.
İçtihad KapısıMerdan Yanardağ · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2022115 okunma
Kitap Sn. Merdan Yanardağ'ın Doktora tezinden oluşan bir kitap.
Kitap insanlık tarihinin en büyük entellektüel intiharını ve uygarlık dramlarından birini anlatıyor.
Bu anlamda batı kültür havzasında yaşayan toplumların, Ortaçağı aşıp akıl ve bilim çağını yakalamalarına karşın, islam dünyasının bunu neden başaramadığının hikayesidir.
Nizamiye medreselerini kuran ve başına Gazali'yi getiren Nizam'ül-Mülk'ün devlet felsefesi de kitabın inceleme alanlarından birini oluşturuyor.
Genel olarak Tarihsel süreç içinde Türk islam ülkelerinde Devletin toplumsal temellerinin nasıl oluşturulduğu din-devlet-toplum ilişkilerinin nasıl şekillendiği ve esas olarak devletin meşrulaştırılması siyasal iktidarlara toplumsal bir rıza/onay üretiminde dinin nasıl rol oynadığı belirtilmektedir.
Selçukluklu imparatorluğunun kuruluşu ve yıkılışı arasında geçen süreçteki yaşanan Toplumsal yapının şekillendirilmesindeki Nizamü'l Mülk'ün rolü ve teorik mirasınada yer verilmektedir.
İbn Sina,Ibn Haldun,Farabi ve İbn Rüşd gibi âlimlerin eserleri İslam dünyasında 20. Yüzyıla kadar yasaklanıyor. Onların kitapları medreselerin müfradatından,kütüphanelerinden çıkarılıyor. Bu âlimler ve eserleri Türkiye Cumhuriyeti kurulana kadar nerdeyse unutturuluyor.
Müslümanların bin yıl önce içine girdiği ve hâlâ aşamadığı ortaçağın nedenlerini irdeleyen bir çalışma.
İçtihad KapısıMerdan Yanardağ
Doğu batı arasında (batı İslam toplumları da denebilir) yaşamın her boyutunda görülen kalite farkının sebeplerini irdeleyen, çözümün yoluna işaret eden güzel bir inceleme kitabı olmuş. Yazar tarihsel ve sosyolojik incelemeler yaparak "Neden böyle?" sorusunun köküne iniyor ve soluğu Selçuklu'da alıyor. Sonra da oradan başlayarak bugüne kadar geçen sürede olan biteni kronolojik olarak inceleyip, doğru ve tutarlı saptamalarda bulunuyor. Bahsettiği konular özellikle kendi saptamalarına varacak ve onları destekleyecek şekilde. Örneğin adı geçen kişilerin başka çalışmalarına değinmiyor (ki değinirse kitap 1500 sayfa olacağı için haklılık payı var). Dolayısıyla kitabın yönlendirici bir tarafı var. Yine de insan gerek kaynakça kullanılması, gerek kendinin objektif düşünmesi ile saptamaların doğruluğunu teyit edebilir diye düşünüyorum. Şahsen ben bu şekilde düşündüm. Zira kitapta sunulan sebep sonuç ilişkileri son derece mantıklı. Oldukça doyurucu, derli toplu bir kitap olmuş. Neden böyleyiz sorusunun cevabını öğrenmek isteyenlerin okumasını tavsiye ederim. Yazar ilk 70-80 sayfada konuyu inceleyeceği yöntemleri ve metotları açıklıyor, bu yüzden başlangıçta kitap akademik zannedilebilir. Bu kısım bittikten sonra ise daha akıcı ve herkesin anlayabileceği şekilde anlatımını sürdürüyor. İyi okumalar dilerim.
İçtihad KapısıMerdan Yanardağ · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2022115 okunma
Dolayısıyla Yanardağ'in kitabı , aslında güncel bir soruna , hepimizin hikâyesine, Islam dünyasının içinde bulunduğu karanlığın nedenlerine ışık tutmaya çalışıyor.
İçtihat kapısı aslında İslamın doğumundan başlayan bir süreç. Bu kapsamda daha sornaki İslami devletler (Emevi, Abbasi) in İslam'ı devletin ayakta kalma direği olarak kullandıkları için ve her yenileşmeye yüz çevirdikleri için içtihat kapısı 7. YY dan beri kapalı.
Bu kapanışta Türklerinde payı var. Özellikle Selçuklu döneminde saraya Vezir yapılan İran kökenli Nüzamül Mülkün katkısı çok fazla. Çünkü Şafi-Eşari çizgisini benimsemiş olan İmam Gazaliyi Saraya Danışman olarak almakla başlar tüm olay.
İmam Gazali, Akılcı düşünmeyi öneren Mutezile mezhebine karşı, eşariliği karşı tez olarak doktirine ediyor. Ayrıca Mutezilere "kafir" yaftası yapıştırıp felsefyle uğraştılar diye din dışı olduklarını ilan ediyor. Ve İbni Sina, Farabi, Hasan Sabbah ve İbni Rüşt'ü İslamın kafirler olarak tanımlıyor ve bu kişilerin kitapları 19. YY da Osmanlı da Hüriyyetçiler döneminde, birde Türkiye Cumhuriyeti dönemi dışında hiç bi zaman okutulmuyor.
Bu arada 10. ve 11.YY da bu felsefeci İslamcı alimlerin kitapları Batı Avrupa da kilise okullarında okutukuyor. Hatta Arapça dan Latin harflerin çevirerek Grek biliminin temelini atıp Rönesansı gerçekleştiriyorlar.
Aydınlanmacı bilim insanlarını kafir ilan edenler ise Ortaçağ karanlığından bi türlü çıkamıyorlar ve günümüzde hala Ortaçağ karanlığında yaşamaya ve radikal kökten dinci-islamcılarla ve onların bağnaz ve mantık dışı fikirlerini meşru kabul ediyorlar.
Yazarın bir tez çalışması olarak gördüğü eser Selçukludan başlayıp günümüz Türkiye’sine kadar din- devlet -toplum ilişkisini ayrıntılı olarak işlemekte.
Selçuklu veziri Nizamü’ül Mülk ve baş müderis Gazali’nin Devlet yapısını dini temel alarak oluşturmaları islam coğrafyasındaki diğer ülkelerin bunu izlemeleri bilim, aydınlanma çağının ve sanayi devriminin gerisinde kalmalarına bu da bu ülkelerin halen ortaçağ döneminde yaşatmalarına neden olduğu ayrıntılı şekilde işlenmekte.
Selçuklu veziri Nizam-ül Mülk imam Gazali’yi saraya danışman yapmasıyla başlayan bu süreç. Ünlü devlet adamı Nizam - ül Mülk itaatkar , siyasal otoriteye boyun eğen ve kutsal metinlerin anlamına teslim olan bir topluluk tasarlıyor. Siyasi anlamda mücadele eden baş vezir kurumsal temelin atılması içinde Gazali’yi saraya alıyor. Gazali akli değil , itikadi ( inanca dayalı) bir islam çağını başlatıyor.
Batı toplumlarında din siyasi yönetimin içinde çıkarılırken özel hayatın içine alınırken doğu toplumda ise din siyasi yapını merkezine oturtulmuş. Böylece ortaçağ döneminde kalmaya devam eden bir islam coğrafyası örneklerle anlatılmakta.
Eserde ayrıca Nizam-ül Mülk ün baş yapıtı Siyasetname hakkında detaylı bilgi vermekte,
Batıni tarikat önderi Hassan Sabbah ve Alamut kalesi hakkındada aydınlatıcı bilgiler içermekte.
Son olarak belirtmek istediğim Gazali ve İbni Rüşd arasındaki farklılıklar dile getirilmekte Gazali Teolojiyi (tanrı bilimi) temel alırken İbni rüşt akıl ve bilimi
Kitabı bitirince şu soruyu sordum kendime acaba Selçuklu Devletinde Gazali düşüncesi yerine İbni Rüşt düşüncesi kabul görseydi islam coğrafyası nasıl bir durumda olurdu ?
Halkı din ile yönetmenin kolaylığı, ucuzluğu üzerine bir çalışma. Nizamül Mülk'ün temellerini attığı Gazali'nin yürürlüğe koyduğu koşullar bin yıldır geçerli. Batı dini bireyselde yaşayıp toplumu akıl, bilim ile yönetirken İslam dünyası bunu yapamıyor. M. Yanardağ doktora tezinde bu süreci en başından bu günlere enine boyuna incelemiş. Ve çok bilgilendirici. Sözcükleri, akımları tek tek açıklıyor. Ders kitabı olabilir.
İçtihad KapısıMerdan Yanardağ · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2022115 okunma
“…bu kitap, insanın muhakeme ve akıl yoluyla gerçeğin bilgisine ulaşma yeteneğini yok eden, Müslüman dünyayı kendine özgü bir ‘Ortaçağ’ karanlığının içine iten tarihsel kırılma noktasını açığa çıkarma çalışmasıdır.”
Kitabın yazılış amacını kitap dan bir alıntı ile yapacağım.
''Bugün , siyasal İslamcı terör örgütlerini ve eylemlerini anlayabilmek için, bu inanç sistematiğinin akıl ve bilimden koptuğu tarihsel kırılma noktasına gitmek ve bu büyük akıl kapanmasının nedenlerini bulmak bir zorunluluktur. Bu anlamda elinizdeki kitabın amaçlarından biri de; günümüzde ürkütücü bir boyut ve ilkel bir görünüm kazanan; dolayısıyla modern insanın ve dünyanın anlamakta güçlük çektiği İslamcı terörün tarihsel ve ideolojik kaynaklarına inerek anlamaya çalışmaktır. Bu kaynaklar açığa çıkarılmadan, Müslüman dünyanın sefaletini, geri kalmışlığını, akıl ve bilimden kopma nedenlerini, seküler kültürler karşısındaki çaresizliğini ve yenilgisini kavramak mümkün değildir. Müslüman aklının neden kapandığını, tarihsel kırılmanın nasıl yaşandığını saptamadan İslam'ın günümüz dünyasını da içine alarak devam eden büyük Orta Çağı'nı aşmak imkansızdır.''
Bunun dışında Nizamül Mülk'ün Siyasetname adlı eserinin incelenmesi ve Machiavelli'nin ''Hükümdar'' adlı eseriyle karşılaştırmasının yapılması da önemli ayrıntılardan. Dinin de, devletin başında olanların düşüncesine paralel olarak nasıl şekillendiğini göstermesi açısından okunması gereken bir eser.
Merdan yanardağ aynı zamanda doktora tezi olan bu kitabında, islam dünyasının bir türlü gelişememesinin, ilerleyememesinin, aydınlanma yaşayamamasının, terör, şiddet
ve cehalet sarmalından çıkamamasının tarihsel nedenlerini anlatmış. Günümüzde Arap yarımadası, Ortadoğu ve ülkemizin hala içinden çıkamadığı sorunların kaynaklarını bir bir ortaya çıkarmış. Bu nedenle son derece önemli bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Kitaba göre “İçtihad kapısı” (“akıl kapısı” veya “akıl yolu”) nun kilitlenmesi iki yolla yapılıyor:
1) İnsan aklının gerçeği bulma ve gerçeğin bilgisine ulaşma yeteneğinin sınırlı olduğunu kabul etmek.
2) Gerçeğin bilinemez olduğunun kabulü ya da insan aklı ve bilimin gerçeği tam olarak bilemeyeceği şeklindeki dogmanın egemenliği. Bir başka değişle, “akıl zaten bilemez” , ya da “ortada zaten bilinmesi gereken bir şey yoktur” tutumu, inanışı.
Yazar bu iki kabulün Müslüman aklını kapatan kutsal kabuller olduğu tespitini yapıyor. Aynı zamanda Sünni İslam’daki Eş’ari okulunda bu her iki anlayışın yerleşip kalıcı hale getirildiğini belirtiyor. En önemlisi insan aklıyla - tanrı arasında bir uçumun oluştuğunu, Sünni İslam’ın en büyük dramının kaynağının bu kopuş olduğunu belirtiyor.
Müslüman aklın kapanması ya da kapatılmasının , modern dünyada İslamcı terörizm krizinin de nedeni olduğunu, dolayısıyla İslam dünyasında demokratik ve anayasal rejimler kurulmasının önündeki en büyük engelin de bu durumun oluşturduğunu vurguluyor. Bütün bu geri kalmışlık ve akıl dışı ilkelliklerin nedeni olarak müslüman aklının kapanmasını gösteriyor.
İslam dünyasının en büyük problemlerinden bir diğerinin; geri kalma nedenlerini, dinden
uzaklaşmanın sonucu olarak görmeleri, çözüm olarak ise daha çok İslam’a sarılmayı önermeleri olduğunu belirtiyor. Sorunun temelini kavramaktan
İçtihad KapısıMerdan Yanardağ · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2022115 okunma
Sivas'ın Divriği ilçesinde dünyaya geldi. Eğitim hayatı İstanbul'da 12 Eylül Darbesin den sonra tutuklandı ve hapis yattı. Gazeteciliğe 1985 yılında başladı. Gazetecilik hayatı Günaydın Gazetesi'n de muhabir olmasıyla başlayan Yanardağ; Sabah, Güneş, Gündem, Aydınlık gazetesinde ve Söz dergisinde çeşitli görevlerde bulundu. Birçok televizyon kanalında editör, program yapımcısı/sunucusu, haber müdürü, genel yayın yönetmeni ve genel müdür gibi farklı görevlerde bulundu. Bianet'e makaleler yazdı. 1996 senesinde ÖDP'nin kurucuları arasında Yanardağ da vardı. Bu partiden 2001 yılında ayrıldı. SoL gazetesinde de köşe yazarlığı yapan Yanardağ, halen Yurt gazetesinin Genel Yayın Yönetmenidir.
5 Ağustos 2013'te İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından karara bağlanan Ergenekon davasında 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Hüküm Yargıtay'da kesinleşmemiş olmasına rağmen tutuklandı Muğla Cezaevinde 1 yıl yattıktan sonra serbest bırakıldı. Basın ve yayın hayatına devam etmekte.
Eserleri
Kadro Hareketi (1988-2009, 2 Baskı)
MHP Değişti mi? / Ülkücü Hareketin Analitik Tarihi (Gendaş Yayınları, 2002)
Milliyetçilik MHP Faşizm (Aykırı Yayınları, ortak kitap, 2002)
Yeni Muhafazakarlar (Çivi Yazıları, 2004)
Türkiye Nasıl Kuşatıldı / Fethullah Gülen Hareketinin Perde Arkası (Siyah Beyaz Yayınları, 2006, 21 Baskı)
Bir ABD Projesi Olarak AKP (Siyah Beyaz Yayınları, 2007, 3 Baskı)
Medya Nasıl Kuşatıldı? (Siyah Beyaz Yayınları 2008, 3 Baskı)
Ergenekon ve Sosyalistler (Siyah Beyaz Yayınları, 2009, 2 Baskı)
Türkiye Neden Feda Edildi? (Destek Yayınları, Eylül 2013)