Dışarıdan bakınca sade gibi duran ama her cümlesi iç dünyamda yankı bırakan bir yolculuk bu. Maji yalnızca bir kitap değil; hatırlamak, silkelenmek, köklenmek, yükselmek demek. Bana unuttuğum bir şeyi anımsattı: Ben zaten biliyorum. Sadece hatırlamam gerekiyordu.
Her sayfa şunu fısıldıyor gibi:
İçinde bir güç var. Adına ne dersen de... niyet, şifa, enerji, sevgi... O sende. Ve sen onu yönlendirdiğinde dünya da değişir.
Maji bana anlamı sorgulattı. Neden buradayım? Ne hissediyorum? Ne seçiyorum?
Amacı düşündürdü. Sadece var olmak değil, bilinçle var olmak... Gerçekten neye hizmet ettiğimi sezmek.
Ve en çok da gücü.
Gücün dışarıda değil, içeride olduğunu, ve onu her gün, her seçimle harekete geçirebileceğimi.
Güç; yumuşak bir sesle devam et diyebilmektir. Vazgeçmeden, sertleşmeden, şekillenmeden kendin kalabilmektir.
Bu kitap beni parça parça toplamıyor, zaten bütün olduğumu hatırlatıyor.
Ve bu hatırlayış, çok sade ama çok derin.
Artık içimde bir yer biliyor:
Ben bir şeyleri değiştirebilirim. Ama önce bakışımı, önce kendi frekansımı.
Çünkü maji aslında bu:
Kendini fark etmek, sonra niyetle dünyayı yeniden dokumak.