En az insanlar kadar eşya da yaşar, eşya da biçimlenir eskidikçe. Bir kapı kolunun üzerindeki çizikler, aşınmışlık, parlama, kırık, çatlak onu sürekli açan elin tutuşundan, tutma biçiminden bağımsız olabilir mi?
Son zamanlarda soluksuz okudugum essiz kalemlerden biri. Cem Mumcu yu bu kadar gec tanidigim icin pismanim. Her bir karakter bu kadar guzel bir Turkce ile betimlemesi cok guzeldi. Kurgu enfesti... Ve sonu... Kapagi kapatirken yureginde ince de olsa bir sizi birakiyorsa o kitap hayatina birsey katmis demektir... iste o kitaplardan biri oldu...
MakberCem Mumcu · Okuyan Us Yayınları · 2016211 okunma
Hayat, kime ne zaman merhamet edeceği, hangi çocuğunun ne zaman başını okşayacağı belli olmayan bir anneydi. Ne zaman ne kadar süt vereceğini bilemediğimiz koca memeli bir anne… Gözünü bile kırpmadan sütüne zehir katacak kadar hain ve memesinden kan çıkarma pahasına süt verecek kadar şefkatli… İri memelerinin üstünde yatırdığı yavrusuna huzur verdiği gibi, aynı memelerle boğabilirdi de onu. Hangi yavrusu ona güvenebilir ya da ona güvenmeden nefes alabilir ki? Emdiği bu memeden zehirlenmeyi göze almayan çocukları, açlıktan ölmeyi peşin kabul edenlerdir. Bu aşüfte annenin kör çocukları, onun bir tarafını görmezler: Ya güven veren kısmını ya da hain kısmını. En acılı çocukları onlardır: Saf güvene kananlarla, hiç güvenmeme tabutuna girenler…” (Kitaptan)
MakberCem Mumcu · Okuyan Us Yayınları · 2016211 okunma
Cem Mumcu penceresi diye bir gerçek var. Ruh tasvirleri o kadar samimi ki... İnce ama yogun bir eser, sindire sindire okunması gerekenlerden. Üstü örtüleni birisi açmış dedirten türden.
Doğumun ve ölümün aynı paydada eşitlendiğini okumak gibi bir deneyim için bile şans vermelisiniz..
Biri beşiğe diğeri mezara konan doğum ve ölüm arasında hayatların paylaşıldığı konaktaki karanlık yüzün tüm çıplaklığı ile ele alındığı bir kitabı okudum diyebilirim. Makber; sapkın inançları,
Dili sade anlaşılır ama ben okurken ürperdim bu da yazarın detayları iyi vermesiyle alakalıydı ki bu yazarın en başarılı olduğu kısım. Kitabı isminden dolayı bambaşka bir içerik olarak düşünüp başladım ama hiç düşündüğüm gibi olmadı yer yer gerildiğim bazen de kendimi içten içe kızarken bulduğum bir kitap oldu. Beğendim mi dersem hayır çünkü gerilim ya da polisiye adı altında bir kitap okusaydım evet derdim ama düşündürücülük açısından etkili bulamadım, dedim ya daha çok gerildim ama okurken gerilmek isteyenler okuyabilir
MakberCem Mumcu · Okuyan Us Yayınları · 2016211 okunma
Ölümden bahsederek bu kadar anlatılabilirdi hayat. İyilik, kötülük, sevgi ve nefret hepsini barındırıyor içinde. Hamam a ne kadar anlam yüklenebilirse o kadar anlam yüklenmiş. İmgelerle bezenmiş bir kitap. Bazı imgeleri biraz rahatsız edici hatta. Kısalığından da mütevelli hızlıca bitiyor kitap. Bir kahve molasında bitecek gibi adeta. Mutlaka okuyun listesinde yer almaz benim için okundu bitti işte listesinde daha çok.
Keyifli okumalar…
MakberCem Mumcu · Okuyan Us Yayınları · 2016211 okunma
Evvela, bana bu kitabı "mutlaka okuyun" tavsiyesi ile hediye eden değerli kitap sever arkadaşıma teşekkür ederim, hem kitap hediyesi için hem de iyi bir hikaye okumamı sağladığı için.
"Hayat, kime ne zaman merhamet edeceği, hangi çocuğun ne zaman başını okşayacağı belli olmayan bir anneydi. Ne zaman ne kadar süt vereceğini bilemediğimiz koca memeli bir anne..."
Coğrafya ne kadar kaderse, doğduğun ev de bir o kadar kaderindir aslında. Seni doğuran ana seni sevgiyle sarıp sarmalarsa, sen de o şevkat ile başlarsın hayata. Şevkati annenizden görüp öğrenemezseniz, yüreğinizdeki o boşluğa kin nefret kolayca yerleşip büyüyebilir. Öyle bir yerleşir ki, anne olduğunda yavruna aktaracağın şevkat yerine işte bu kini nefreti aktarırsın..
"Mesele sevmektir. Sevgi de hırsı, iktidarı barındırmaz içinde. Özlemeyi, çile çekmeyi, beklemeyi, durmayı ister."
.
MakberCem Mumcu · Okuyan Us Yayınları · 2016211 okunma
Yazarın okuduğum il kitabı. Çok beğendim. Okurken korkunun içindeki hüznü görüyorsunuz. Tek solukta bitiyor. Yüreğimizi hissettiren bir eser. İyi okumalar. Var olun.
1966 Akçaabat doğumlu. Çok erken yaşta okumaya ve yazmaya başladı. Hayatı kitap ve edebiyatın etrafında dönüp durdu. Tıp Fakültesini bitirdiğinde kendisini "çuvala tıkılmış gibi" hissetti. "Çuvaldaki delik" dediği psikiyatriden başını dışarı uzattı. Psikiyatride de artistik yaratıcılık ve duygudurum ile ilgili bilimsel araştırmalar yaptı. Şiir, öykü, roman, deneme ve eleştiri türlerinde eserler üretti. Yazar olmanın dışında yayıncı, editör ve kitapçı olarak da deliliğinin peşinden sürüklendi. 2001 yılında 1001 tane olmasını düşündüğü Binbir İnsan Masalları isimli Edebiyat projesine başladı. Hiçbir ödüle eser göndermedi. Doruktakiler 2004 Öykü Yazarı ödülü kendisine verildi. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Artistik Yaratıcılık ve Sanat Psikolojisi dersi veriyor. Vatan Gazetesi'ne her pazar köşe yazıyor. Okuyan Us Yayınevi'nin Genel Yayın Yönetmeni.