Puan

8.910 üzerinden
162 kişi
Puan vermedi·924 syf.··
2022 21. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2022 15:25
Kapağı açıyorsunuz. İlk sayfa. Paris’tesiniz. Paris Nazi işgalinden henüz kurtarılmış. Dönemin Parizyen yazar-çizer-teorisyen takımı ile özgürlüğü kutluyorsunuz. Bugün çok beklendi. Herkes çok heyecanlı. Herkes gelecekten ümitli. Öyle mi? Savaş devam ederken işler ne derece boktan olursa olsun, sizin dışınızda ve sizi kısıtlayan bir faktörün varlığı, üzerinizdeki kişisel sorumlulukların bir ölçüde rafa kaldırılmasına da yarıyor. Kimse sizden pek bir şey yapmanızı beklemiyor. Savaş var nihayetinde. Fakat savaş bittiğinde artık “dışarı çıkmanız” ve “hayatınıza devam etmeniz” gerekiyor. Bu savaş sonrası bunalımı, kitabın ana temalarından biri olmamakla beraber, kendim de dahil olmak üzere pek çok kişide gözlemlediğim “korona-sonrası-bunalımı” ile kurduğum bağdaşım sebebiyle benim için merkezi idi. Ana karakterleri hepimiz tanıyoruz. Merkezdeki çiftimiz Anne ile Robert aslında Beauvoir ile Sartre’ın, bir diğer merkezi karakter olan Henri ise Albert Camus’nün izdüşümü. Etraflarındaki diğer eş-dost-aile üyeleri ile birlikte bir sol entelijansiyanın bileşenleri bu ekip. Fakat sol bu, durur mu, bölünmüş elbette. Komünist Parti ile uzlaşım zor. Yeni bir oluşum etrafında, “Sosyalist bir Avrupa ülküsü” için toplanmaya çalışıyorlar. Bir yandan Sovyetler’den gelen haberler sosyalist kalplerini kırıyor, öte yandan Sovyetler’i yermenin onları sağcı kılacağından korkuluyor. Hiç tökezlemeden akan bu muhteşem kurgu, yazmak-yazmamak, edebiyatın gerekliliği-gereksizliği, politik olarak aktif olmanın ahlaki zorunluluğu ve elbette bu aydınların kendi kişisel alanlarındaki ilişkilenme biçimleri etrafında şekilleniyor. Birbirini takip eden bölümlerden bazıları Henri’nin (Camus’nün) merkeze alındığı tanrı anlatıcı ağzıyla, diğer bölümler Anne (Beauvoir) ağzından ve birinci kişi marifetiyle
MandarinlerSimone de Beauvoir · Alfa Yayınları · 2019426 okunma
#1001kitap~~~
8/10
·924 syf.··
2022 221. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2022 13:07
*ZihnimdekilerleGönlümdekilerÇelişti* ~~~“...İnsanın düşlerini her şeyin üstünde tutması, aslında kendini beğenmişliktir. Ama bunun farkına bile varılmaz. Daha ölçülü olunsa da 1yanda gerçeğin, öte yanda da kocaman 1hiçin yer aldığı anlaşılır. Bence en büyük yanılgı da boşluğu gerçeğe yeğlemektir...”~~~ Simone Lucie-Ernestine-Marie-Bertrand de Beauvoir, (9 Haziran 1908 -14 Nisan 1986) Fransız yazar, filozof, gazeteci, postfeminizmin kurucusu. Paris’te dünya­ya geldi. Katolik Enstitüsü’ nde matematik öğrenimi ve Sainte Marie Enstitüsü'nde yabancı dillerde yazın eğitimi gören Beauvoir, daha sonra Sorbonne’da felsefe eğitimi almıştır. 1929'da Sartre ile tanışan, de Beauvoir, ikinci Dünya Sa- vaşı’ndan sonra, Sartre'ın Maurice Merleau-Ponty ve diğer arkadaşları ile kurdu­ğu Modern Zamanlar (Les Temps Modemes) adlı politik gazetede çalışmaya baş­lamış, bu gazetede kendini geliştirmiş ve ölümüne kadar editör olarak çalışmaya devam etmiştir. Kadınların gördüğü baskıların bilimsel incelemesini yapağı ve modern feminizmin temellerini kurduğu İkinci Cins adlı eseri ile üne kavuştu. Paris’ de Sartre ile yan yana gömülüdür. (Kitapta geçen yazar bilgisidir, İmgeKitapevi) "Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü"ne layık görülen Mandarinler, Beauvoir'ın romanının temelinde yatan, savaş sonrasında dönem Fransa'sında değişen kimlik yapıları ve sanatsal pratik kavramları irdeleyen sorgulamadır. Paris'te 1grup entelektüele odaklanan Mandarinler, Fransa'nın korkunç savaş ve Nazi işgali mirasıyla Avrupa'nın yeniden yapılanma­sının ve Soğuk Savaş'ın başlamasının sonucu olarak ortaya çıkan yeni meselelerle boğuşmanın yarattığı yan etkileri ele alır. Kahramanlar arasında Jean-Paul Sartre, Albert Camus ve kendisini de kitapta işleyerek otobiyografik öğeler sunan yazar 1dönem Avrupa aydınlarını
Edebiyat
MandarinlerSimone de Beauvoir · Alfa Yayınları · 2019426 okunma
Reklam
10/10
·924 syf.·
2021 57. kitabı
Kitap Almanların Fransa'dan geri çekilmesinden sonra başlıyor savaş bitiyor siyasi çekişmeler başlıyor. Savaştan sonra komünist olan bir kişi kişi belli bir zaman sonra Antikömünist oluyor. Bir bölüm Henri Perron sonra da Anne Dubreuilh sırasıyla gidiyor. Henri açısından yazılan bölümler üçüncü göz ile yazılıyor. Anne olan bölümler ise Anne'in gözünden Anne'in kendisi yaziyor. Kitaptaki isimler ve gerçek karşılığı Anne Dubreuilh; Simone de Beauvoir Anne Dubreuilh eşi olan Peter Dubreuilh; Jean Paul Sartre, Herrin Perron; Albert Camus Anne Dubreuilh aşık olduğu Amerikalı Yazar olan Lewis ise Nelson Algren. Yarı otobiyografik kitap diyebiliriz. Kitapta Dubreuilh ile Perron kavgalı olur, gerçek hayatta Sartre ile Camus bir kitap yüzünden kavga eder ve barışmazlar. Kitapta barışıyorlar, Beauvoir'un istediği ikilinin barışması. Sartre ve Beauvoir uzun süre birlikte yaşarlar ama çocukları olmaz. Ama kitaptaki evli çiftin Nadine adlı kızları olur. Kitabın son bölümü en sarsıcı bölümü kadının çaresizliği ölüme ne kadar yakın olduğunu ve intihar düşüncesine bir adım uzaklıkta. Kitapta geçen bu söz: Ne tuhaf! Yalnız öleceğim, ama yine de ölümünü başkaları yaşayacak. İnsanlar ölür ve biter herşey ölen için ama kalanlar ölümü her gün yaşarlar ve acılar içinde boğulurlar. Kim bilir belki hayata bağlanabiliriz?
Edebiyat
MandarinlerSimone de Beauvoir · Alfa Yayınları · 2019426 okunma
10/10
·924 syf.··
2022 84. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2022 00:00
Selamlar! Bugünün kitabı uzun zamandır ertelediğim, bir türlü kendimi hazır hissettiğime inanmadığım ama elime alınca neden daha önce okumadım diye hayıflandığım bir kitap olan Beauvoir'ın Mandarinler'i. İlkay Kurdak'ın şahane çevirisi ile su gibi aktı kitap. Mayıs sonunda başladım Mandarinler'e ve hazirana sarkar diye düşünüyordum ama mayısın son günü biten bir okuma oldu. Savaş zamanı Paris'indeyiz. Alman işgali sona ermiş ve bunun sonucunda kutlama yapmak amacıyla toplanmış bir grup arkadaşın hayatına konuk oluyoruz. Bu kutlama hem karakterleri ilk kez bize tanıtıyor hem de İkinci Dünya Savaşı sonrası Alman işgali ve Nazilerin yaptıkları hakkında da bilgi sahibi olmamızı sağlıyor. Karakterlerin bazıları, Beauvoir'ın hayatına dokunan kişilerden esinlenilmiş. Kitaba başlamadan önce bir araştırma yapıp öğrenmiştim bunu. Anne karakteri Simone'un kendisi, Robert ise hayatında önemli bir yeri olan Sartre'dan başkası değil. Ayrıca Albert Camus da Henri olarak çıkıyor karşımıza. İçlerinden geldiğince edebiyatla ilgilenemeyen, savaşın gölgesinde zorunlu bir duraksama ile yazdıklarına ara veren grubun artık özgürce yazmak için önlerinde hiçbir engel yoktur. Ancak savaş ne kadar bitmiş olursa olsun kayıplar vardır, ölümler işkenceler unutulacak gibi değildir. Dolayısıyla kitap yazma uğraşı yerini siyasete bırakır. Kitapta özellikle dikkatimi çeken karakter ise Paule oldu. Bir kadının, aşk uğruna hattâ saplantılı bir aşk uğruna kendi hayatından verdiği ödünler beni bazen öyle yordu ve kızdırdı ki ara vermek zorunda hissettim kendimi. Henri ile arasında geçenlerin aşk dışında bir şey olduğunu kabullenemeyen bir kadın Paule. Ve kitapta kadının öylesine üstün, özgüvenli ve hayatta istediği birçok şeyi başarmış olarak aktarılıp Paule'de bunun tam tersinin olması çok düşünürdü
MandarinlerSimone de Beauvoir · Alfa Yayınları · 2019426 okunma
9/10
·924 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2025 00:00
‘Madem ki yüreğim çarpmaya devam ediyor, bir şeyler için, birileri için çarpmak zorunda. Sağır olmadığıma göre yeniden çağrılar alacağım. Kim bilir! Belki bir gün yeniden mutlu olacağım. Belki de.. Kim bilir?’ . Yıkılmış Kadın ve İkinci Cins’ten sonra yeniden Beauvoir okuyacağımı biliyordum, peki okuyacağım eserden bu denli etkileneceğim? Hayır. Sanırım bilhassa Mandarinler gözümü korkutuyordu. O yüzden 2025 okuma grubumuzun listesine eklemek istedim, birlikte okumanın büyüsüyle endişem de silinir diye düşündüm, öyle de oldu~ Simone De Beauvoir, Mandarinler’de bir grup entelektüel arkadaşın İkinci Dünya Savaşı sonrasında yer yer bireysel, yer yer birbirine temas eden hikayelerini anlatıyor. Kuru bir kurguyla yapmıyor bunu, nefes alan bir hikayesi var Mandarinler’in. Felsefeye, özgürlüğe, sadakate, ikili ilişkilere pek çok noktada değiniyor. Kitabı okudukça açılıyor bir çiçek misali. Dokuz yüz sayfadan fazla olan bu kitap ağırlık hissettirmiyor çünkü merak unsurunu hiç elden bırakmıyor. Görüş ayrılıklarının bir bataklığa dönüştüğü, savaş sonrası gelen rahatlamanın kutlamalar bitince ‘şimdi ne olacak’ endişesine dönüştüğü, aşkın zaman ve mekandan soyutlandığı dolu dolu bir kitaptı. . Her ne kadar Beauvoir gerçek kişileri bire bir referans almadığını söylese de okudukça okurun aklında karakterler beliriyor, bunun önüne geçmek de istemiyorsunuz açıkçası~ . Kitabı okumadan önce Selin Şanbay ile Beauvoir üzerine bir söyleşiyi, Deniz Yüce Başarır ile Filiz Aygündüz’ün Mandarinler hakkındaki podcastini dinlemek bana çok iyi geldi. Okumak isterseniz bir göz atmanızı tavsiye ederim. . Peki yazarla tanışma eseri olmalı mı? Buna cevabım hayır olurdu. Simone de Beauvoir hakkında hiçbir şey bilmeseydim (yaşamı, yaşamına etki eden isimler-olaylar ve mekanlar gibi) büyük ihtimalle
MandarinlerSimone de Beauvoir · Alfa Yayınları · 2019426 okunma
Reklam
Reklam