"Marx'ın en büyük kızları olan Jenny ve Laura evlenip çocuk sahibi oldular, ama Laura'nın çocuklarından hiçbiri üç yaşından fazla yaşayamadı. Jenny'nin ilk çocuğu bebekken öldü, ama Jenny daha sonra beş çocuk daha doğurdu; bunlardan biri dışında tümü olgun yaşa erişebildi. Marx'ın sevgili eşi de uzun süren bir hastalık sonunda öldü. Marx artık hasta ve yalnızdı. 1882'de kızı Jenny ciddi biçimde hastalandı ve Ocak 1883'te öldü. Marx bu kaybı asla atlatamadı. Bronşit hastalığına yakalandı ve 14 Mart 1883'te öldü.."
Sayfa 27 - Dost Kitabevi - Peter Singer Washington, DC, Haziran 1979.
"Marx, öncü Genç Hegelcilerden aynı zamanda tanrıbilim dersleri veren Bruno Bauer ile yakınlaştı. Bauer'in etkisiyle Marx insanın kendi kendisini anlamasının önünde duran temel yanılsama olarak dini görmeye başladı. Doktora tezinin giriş bölümünde Marx şöyle yazıyordu:
Felsefe bunu bir sır haline getirmez. Prometheus'un duyurusu -tek bir sözle, bütün tanrılardan nefret ediyorum- onun kendi itirafıdır, insanın özbilincini en kutsal şey olarak algılamayan göklerdeki ve yerdeki tüm tanrılara karşı kendi sloganıdır. Bu kutsal şeyin yanında başka hiçbir kutsal şey olmayacaktır."
Sayfa 34 - Dost Kitabevi - Peter Singer Washington, DC, Haziran 1979.
Diyelim ki bir işçiyi bir günlüğüne hayatta ve üretken tutmanın maliyeti 1 sterlin ve diyelim ki bir günlük çalışma on iki saatten oluşmakta. Bu durumda on iki saatlik emeğin değişim değeri 1 sterlin olacaktır. Bu sayının üzerinde gerçekleşecek dalgalanmalar kısa ömürlü olacaktır. Ancak, diyelim ki bu üretim güçlerinin gelişimi bir işçinin emek gücünün yalnızca altı saat içinde bazı hammaddelerin değerine 1 sterlin katmak için kullanılabileceği anlamını taşıyor. Bu durumda işçi kendi ücretini altı saat içinde kazanır. Ama kapitalist 1 sterlin karşılığında onun emek gücünün on iki saatini satın almış durumdadır ve şimdi geri kalan altı saati işçiden artık değer çıkarmak için kullanabilir. Marx'ın savına göre, bu, sermayenin işçi üzerindeki egemenliğini arttırmak için işçinin üretici gücünü nasıl kullanabildiğinin sırrıdır.
"Marx'ın etkisi ancak İsa ya da Muhammed gibi dinsel figürlerin etkisiyle karşılaştırılabilir. Yirminci yüzyılın ikinci yarısının büyük bir bölümünde, yaklaşık her on kişiden dördü kendilerini Marksist olarak gören ve ulusun nasıl yönetileceği konusunda Marksist prensipleri kullanmaya - ne kadar inandırıcı oldukları tartışılsa da- karar veren hükümetlerin yönetimi altında yaşadı. Bu ülkelerde Marx bir tür laik İsa'ydı; onun yazdıkları mutlak gerçek ve otorite kaynağıydı, resimleri her yerde saygıyla sergilenmekteydi. Yüz milyonlarca insanın yaşamı Marx'ın kalıtından derin bir biçimde etkilendi."
Sayfa 11 - Dost Kitabevi - I Bölüm - Bir Yaşam Ve Etkileri
"İnsanın yabancılaşması belirli bir sınıfın sorunu olmadığına, evrensel bir sorun olduğuna göre, onu çözecek şeyin de evrensel bir nitelik taşıması gerekecektir - ve proletarya, Marx'ın savına göre, tamamen mahrumiyet taşıması açısından bu evrensel niteliği taşımaktadır.
Proletarya toplumun belirli bir sınıfını değil, tüm insanlığı temsileder.
Bir durumun kendi içinde kendi çözümünün tohumlarını içermesi ve utkuların en büyüğünün umutsuzluğun en derinlerinden gelmesi - bunlar Hegel ile onun izinden gidenlerin diyalektiğinde bildik temalardır."
Proletarya toplumun belirli bir sınıfını değil, tüm insanlığı temsileder.