Bin yılın taş ustası; Mimar Sinan
Bu kitabı okuduktan sonra, Mimar Sinan hakkında ne kadar üstün körü ve kulaktan dolma bilgiye sahipmişim diye düşünmeden edemedim. Bilgim, yaptığı camiler, külliyeler ve Mihrimah Sultan'a olan aşkından öteye gitmiyordu ama Mimar Sinan'i bu kadar yakından tanımaktan çok memnunum.
Mimar Sinan, 1489 yılında Kayseri'de doğmuştur. 1512 yılında Yavuz Sultan Selim'in asker toplama yöntemiyle İstanbul'a getirilmiştir. İstanbul'da Yeniçeri Acemioğlanlar Ocağına katılmıştır.
Yeni çeri ocağında bulunduğu sürece bir çok sefere katılmış, rütbe yükseltmiştir. 1538 yılında yaptığı köprüyle padişahın beğenisini kazanıp, sonrasında da mimarın ölümü üzerine, baş mimarlığa getirilmiştir. (1939)
Mimar Sinan'a devlette üstlendiği görev nedeniyle Mimar Ağa sıfatı verilmiştir, çok yaşamış olması sebebiyle Mühendislerin gozbebegi diyenler ve Çağının Öklidi diyerek onu ananlar da olmuştur.
Mimar Sinan'ın eserlerini kitaptan bir alıntıyla paylaşmak isterim.
" Bu görevde kaldığım 48 yıl içinde, bakınız neler yaptım. 83 büyük cami. 50'den fazla küçük cami, 60 medrese, 31 konak, 19 türbe, 17 imaret 15 kemerli su yolu, 7 okul, 3 hastane, 52 han ve hamam. Hiç birinin planı ötekine benzemez. " (Syf: 23)
Kitabi her ne kadar yazarın dilinden okusakta, Mimar Sinan'ın kendi dilinden ve bazı ünlü sairlerden kesitler de okuyoruz. Kitap hikaye gibi, dili o kadar akıcı ki bölümler kısa, insana kendini çok rahat okutturuyor. Bilim adamlarimizi okuyup, bilgi sahibi olmamiz gerektiğini düşünüyorum. Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye dediği gibi;
Geçmişini iyi bil ki geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini unutma ki nereye gideceğini unutmayasın.
Kitaptaki ilgimi en çok çeken iki şeye değinmek istiyorum.
1. Mimar Sinan'ın Mihrimah Sultan için yaptığı iki külliyenin yılın
Mimar SinanAli Kuzu (Gazeteci) · Paraf Yayınları · 201398 okunma
Mimar Sinan(Bin yılın taş ustası)
Hepimizin sıkça ismini duyduğu ancak hayatı konusunda bilgi sahibi olmadığımız biri Mimar Sinan. En azından ben Mimar Sinanı hiç bu kadar yakından tanımamıştım.Kendi bağrımızdan kopup ta dillere destan olmuş o büyük mimar.Ne denilebilir ki onun hakkında "Çağının Öklid"i olarak anılmış biri.
Kitaba başlarken de denildiği gibi
"Geçmişini iyi bil ki geleceğe sağlam basasın.Nereden geldiğini unutma ki nereye gideceğini unutmayasın." (Şeyh Edebali'den Osman Gazi'ye...).Bu yüzden elimden geldiğince tarihi okumaya gayret ediyorum.
Diline gelecek olursak anlaşılabilir bir dil söz konusu.Bazı yerlerinde Mimar Sinanın kendi ifadeleri mevcut.Bunun dışında içinde Mimar Sinanın eserleri için yazılmış şiirler de var.
Beni en şaşırtan bölüm ise Mihrimah Sultana aşkı Mimar Sinanın.Aşkına kavuşamamış lakin içindekini de eserlerine yansıtmış.
Kısacası okunması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.
Kitapta en ilgimi çeken bölümler
1. Şehzadebaşı Camii ile ilgili bölümdür. Bu bölümde 1990 yılında kemerlerin restore edilmesi gerekmekte fakat geçmiş yıllarda yapılan ve taş ustalığının konuşturulduğu bu kemerleri tekrar nasıl restore edileceği büyük bir boşlukken, çıkarılan kilit taşının altında bulunan cam şişe ve içinde bulunan beyaz kağıda yazılı mektup.
2. Mimar Sinan'ın kafatasına ne oldu?
Tabii gerisi kitapta yazılı
Mimar Sinan 93 cami, 52 mescit, 56 medrese, 7 darül-kurra, 20 türbe, 17 imarethane, 3 darüşşifa (hastane), 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere 410 eser yapmıştır.[19] Ayrıca, Edirne ilindeki Selimiye Camisi Dünya Kültür Mirası listesindedir.
Mimar SinanAli Kuzu (Gazeteci) · Paraf Yayınları · 201398 okunma
100 yıl yaşamış bir insan olan Mimar Sinan'in hayatı hakkinda daha iyi bir kitap yazilabilirdi bence ... Genel bilgi edinmek için okunabilir ama tadı tuzu olmayan bir kitaptı ....
Mimar SinanAli Kuzu (Gazeteci) · Paraf Yayınları · 201398 okunma
Ünlü türk büyüklerimizin hayatlarına şöyle bir göz atmaya devam ediyorum ve sıradaki büyüğümüz Mimar Sinan’dı. En az ibni sina kadar merak ettiğim bir şahsiyetti. Merakım biraz da olsa giderilmiş oldu. 98 yıl yaşayan üstad,elli yıl sarayın mimarbaşılığını yapar. Bu ömre 350nin üstünde eser sığdırır. Ayasofya’dan sonra “yendim sizi” diye bağıran justinyanus’a onu süleymaniye ile sanatsal olarak selimiyeyle hem sanatsal hem de büyüklük olarak “asıl ben seni yendim” diyerek cevap verir. Drina köprüsünün de eserlerinin içinde olduğunu öğrenmek içimi şöyle bir yokladı. Ama asıl şaşkınlığımı 400 yıl sonrasını bile düşünen sorumluluğunda yaşadım. Ey Koca Sinan,ruhun şad olsun. Muradına erdin. Sen öldün ama eserlerin hala yaşıyor ve eserlerin arasında sana da dualar ediliyor.
Umarım sizler de okur istifade edersiniz.
Gazeteci ve Araştırmacı-Yazar Ali Kuzu'nun bu zamanda kadar 100'e yakın araştırma ve inceleme kitabı çeşitli yayınevlerinde yayımlanmıştır. Yazar evlidir ve İstanbul'da yaşamaktadır.