Geri Bildirim

Mimarlar Neden Hala Çiziyor?Paolo Belardi

·
Okunma
·
Beğeni
·
18
Gösterim
Adı:
Mimarlar Neden Hala Çiziyor?
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
136
ISBN:
9786058495562
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Why Architects Still Draw
Çeviri:
Atilla Erol
Yayınevi:
Janus Yayıncılık
Bu kitapta, sanal üniversite derslerinden oluşan iki metin biraraya getiriliyor. Metinlerden ilki bilinçli çizim, ikincisi de yaratıcı çizim üzerine.

Kitabın amacı, Rönesans İtalyası'ndaki 15. yüzyıl stüdyoları (perspectiva naturalis'in yerine perspectiva artificialis'in geçtiği dönem) ile 16. yüzyılda akademilerin kurulduğu (desinatörün zanaatkâr olmaktan çıkarak öğretmen haline geldiği dönem) zaman dilimleri arasındaki uzun yıllara göndermelerde bulunarak, mimari çizimin en derindeki anlamını bilimsel kodlarına geri döndürmektir.

Kitap boyunca insanlığın bütünlüklü tarihinin içinden geçiyoruz. Aralarında bağ olmadığı sanılan önemli insanların hangi kaygılarla birbirlerine bağlandığını görüyoruz: Michelangelo Buonarroti ve Albert Einstein, Andrea Palladio ve Louis Armstrong, Giacomo Leopardi ve Robert Venturi. Hepsi de bize bildiğimiz üç boyut, yani genişlik, yükseklik ve derinliğin yetersiz kaldığını, bunlara iki boyutun daha, tarihin ve kültürün de eklenmesi gerektiğini söylüyor. Mimarlar işte bunun için hâlâ çiziyor.
-Atilla Bekdemir-
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Bir oğlan çocuğu büyükannesinin mektup yazmasını seyrediyordu. Bir ara şunu sordu: Yaptıklarımızın hikâyesini mi yazıyorsun? Bu benim hikayem mi?
Büyükannesi yazmayı bıraktı ve torununa şöyle dedi:
"Aslında seninle ilgili bir şeyler yazıyorum, ama yazdığım kelimelerden daha önemlisi kullandığım şu kurşunkalem. Umarım büyüdüğün zaman sen de bu kurşunkalem gibi olursun."
Çocuk meraklandı, kurşunkaleme baktı. Kalemin pek özel bir yanı yok gibiydi.
"Ama diğer kurşunkalemlerden hiçbir farkı yok!"
"Bu, her şeye nasıl baktığına bağlı. Beş niteliği vardır bir kurşunkalemin, bunları benimsersen, dünyayla hep barışık biri halini alırsın.
İlk nitelik: Büyük işler başarabilirsin ama asla unutmamalısın ki, adımlarına kılavuzluk eden bir el var. Biz bu ele Tanrı diyoruz ve O her zaman bizi kendi iradesine göre yönlendirir.
İkinci nitelik: Arada sırada, yazmaya ara vermem ve bir kalemtraş kullanmam gerekir. Bu kurşunkalemin biraz acı çekmesine neden olur ama sonrasında daha da keskinleşir. Dolayısıyla, sen de bazı acılara ve üzüntülere katlanmayı öğrenmelisin, çünkü bunlar seni daha iyi bir insan yapacaktır.
Üçüncü nitelik: Kurşunkalem bize her zaman bir silgi kullanarak hatalarımızı silme olanağı verir. Bu, bir şeyi düzeltmenin illa kötü olmadığını gösterir ve adalet yolunda kalmamızı sağlar.
Dördüncü nitelik: Kurşunkalemde asıl önemli olan şey dışındaki tahta değil içindeki grafittir. Bu yüzden, kendi içinde neler olup bittiğine hep dikkat et.
Son olarak, kurşunkalemin beşinci niteliği: Her zaman bir iz bırakır. Aynı şekilde, hayatta yaptığın her şeyin bir iz bırakacağını bil, bu yüzden her eyleminde bunun bilincinde olmaya çalış."
Çizim kehanette bulunmak için gereken bir araç olarak değil, hatırlamamızı sağlayacak bir araç olarak doğmuştur.
Eskiz, hızlı, hemen el altında bulunan, yoğun, kendi kendisini yeniden üreten ve daha da önemlisi, olağanüstü iletişim gücüne sahip bir not alma sistemidir..
Kardeşi Theo'ya yazdığı ilk mektupta Van Gogh, "Kurşunkalem, düşün kilidini çözüp kapısını açan maymuncuktur." der.
En hafif deyimle tuhaf olan bu hikâyeye göre, Stevenson İskoçya' nın Highland bölgesinde Braemar köyünde, üvey oğlu Lloyd Odbourne dahil olmak üzere ailesiyle tatil yapmaktadır. Lloyd suluboya ile bir ada haritası yaparken, Stevenson bu resimden o kadar etkilenir ki haritadaki bütün hayali yerlere isim vermeye başlar, haritanın bir köşesine de "Define Adası" diye yazar. Hikâyeye göre üvey oğlu da,"Bu define adasıyla ilgili bir öykü okumak ne kadar eğlenceli olurdu!" gibi bir şey söyler.
O dönemde tam otuz yaşında olan Stevenson hemen işe koyulur. İlk on beş bölümü peş peşe kaleme alır ve Young Folks adlı dergide bunları tefrika eder. Öyle büyük başarı kazanır ki, Jim Hawkins' in maceraları birkaç yıl içinde her yerde çok satar haline gelir. Hâlâ da çok satıyor. İlginçtir ki, yayıncı kitabın yeni bir baskasında bütün hikâyeyi esinlendiren meşhur haritayı basmak isteyince Stevenson bunu bulamadığı gibi, neye benzediğini bile hatırlayamamaktadır. Şöhrete kavuşan haritayı yeniden çizmek için kendi kitabını satır satır baştan okumak zorunda kalır..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mimarlar Neden Hala Çiziyor?
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
136
ISBN:
9786058495562
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Why Architects Still Draw
Çeviri:
Atilla Erol
Yayınevi:
Janus Yayıncılık
Bu kitapta, sanal üniversite derslerinden oluşan iki metin biraraya getiriliyor. Metinlerden ilki bilinçli çizim, ikincisi de yaratıcı çizim üzerine.

Kitabın amacı, Rönesans İtalyası'ndaki 15. yüzyıl stüdyoları (perspectiva naturalis'in yerine perspectiva artificialis'in geçtiği dönem) ile 16. yüzyılda akademilerin kurulduğu (desinatörün zanaatkâr olmaktan çıkarak öğretmen haline geldiği dönem) zaman dilimleri arasındaki uzun yıllara göndermelerde bulunarak, mimari çizimin en derindeki anlamını bilimsel kodlarına geri döndürmektir.

Kitap boyunca insanlığın bütünlüklü tarihinin içinden geçiyoruz. Aralarında bağ olmadığı sanılan önemli insanların hangi kaygılarla birbirlerine bağlandığını görüyoruz: Michelangelo Buonarroti ve Albert Einstein, Andrea Palladio ve Louis Armstrong, Giacomo Leopardi ve Robert Venturi. Hepsi de bize bildiğimiz üç boyut, yani genişlik, yükseklik ve derinliğin yetersiz kaldığını, bunlara iki boyutun daha, tarihin ve kültürün de eklenmesi gerektiğini söylüyor. Mimarlar işte bunun için hâlâ çiziyor.
-Atilla Bekdemir-

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • İnci Ayten

Kitap istatistikleri