Orijinal ismi “The Scarlatti Inheritance” (“Scarlatti Mirası”) olan ve Gül Tahir tarafından çevrilen 313 sayfalık kitabın ilk baskısı 1975 yılında Hürriyet Yayınlarınca yapılmış. Bendeki örnek, Haziran 1982 Kelebek Yayınları’ndan ve 332 sayfadan oluşuyor.
2002 yılında ilki çekilen (2004, 2007 ve 2016 devam etti!) ve başrolünde Matt Damon’un oynadığı “Bourne” film serisi ile ölümünden sonra (2001), daha da ünlenen Robert Ludlum, yaşarken yazdığı otuza yakın kitap ile 1970 ve 1980’lere damgasını vurmuştu.
Kitaplarının senaryoları, tarihsel ve çağdaş komplo teorilerine dayanır. (Çoğu başarılı “en çok satan” yazarında olduğu gibi!) Özellikle 1960’lar ve 1970’lerde giderek artan terörist saldırılar bağlamında, teröristlerin ideolojik motivasyon nedeniyle eyleme geçtikleri savına karşılık, Soğuk Savaş ortamının yarattığı piyonlar olduğunu kitaplarında sıkça işlemiştir.
Bazen okuyucu olarak bağlantıları kurmakta zorlansak da sağlam senaryosunu, güçlü karakterler, durmadan artan gerilimli bir tempo ve iyi bir kurgu destekler. Ancak, bence bir yazarı “çok satanlar” arasına sokan en önemli özelliklerden birisi, okuyucunun zihninde tüm senaryoyu neredeyse görselleştirmeyi sağlayan anlatım tarzıdır. Şahsen, Ludlum’da bu biraz eksiktir.
Bu romanını dikkatle okumak gerekiyor. Daha kitabın ilk iki sayfasına 1926 – 1937 – 1948 – 1951 yıllarına ait dört kısa not ile başlıyor. İlk okuyuşta doğal olarak pek fazla bir şey anlamıyorsunuz. Okumaya devam ettikçe, arada bir bu notlara tekrardan göz atarak gelişmelerle bağlantı kurmanız gerekiyor. Bunun yanında kitabı, kendi içinde dört ayrı kitaba ayırmış. Üçüncü ve dördüncü kitaplar, kendi içlerinde 25 ve 8 sayfadan oluşuyorlar. Bir noktadan sonra, tüm konuya hâkim olunca, neden böyle bir ayırım yaptığını, o bölümleri okurken daha iyi