Bize miras kalan sadece mülkiyet midir?
Aileden gelen sırlar,travmalar,hastalıklar,akrabalıklar hatta huylar bile miras değilmidir?
Herşey Fadime'nin babasının onları terk etmesiyle, annesinin ölümünün ardından halasıyla yaşarken onuda kaybetmesiyle başlar. 16 yaşında ortada kalmıştır tabiri caizse,köylüsü Bekir onun bu haline üzülür ve çiftlik sahibi Zeynel bey ve Mihriban hanımın yanına getirir hizmetlisi olmak üzere. Bir oda verilir ,kıyafetler alınır maaş bağlanır. Bu çiftin iki kızları evlenmiş geride haylaz çocukları Kutay kalmıştır. Kutay 4 yaş küçüktür Fadime den yardım eder derslerinde ama bir zaman sonra olanlar olur. Fadime iyi niyetinin kurbanı olur ve uğradığı taciz sonrası hamile kalır ve apar topar evlendirilir ve hikayemiz başlar.Hikaye bundan sonra , üç kuşak kadının Fadime, kızı Zühre ve torunu Sema hayatı etrafında şekillenir. Temelde, yıllarca saklanan bir sırrın ve bu sırrın getirdiği sessizliğin, genç bir kadının savcı olduktan sonra geçmişi sorgulamasıyla nasıl gün yüzüne çıkar.
Roman boyunca karakterlerin içine gömdüğü, "namus" ve "toplum baskısı" nedeniyle dışarı vuramadığı acılar, Sema’nın adaleti temsil eden kimliğiyle çarpışır.
Bir kadının, annesinin ve anneannesinin susturulduğu bir düzende savcı olup hesap sorması, kitabın en güçlü katarsisi (duygusal boşalımı) olarak öne çıkar.
Sema'nın mesleki disiplini ile ailesine olan duygusal bağlılığı "Gerçekler her zaman özgürleştirir mi?" sorusunu sordurur.Özellikle aile büyüklerinin sakladığı sırların, aslında onları korumak için değil, birer hapishaneye dönüştüğü gerçeğiyle yüzleşmek kitabın kalbidir bana göre.
Kitapta geçmişte yaşanan taciz ve haksızlıkların, sadece yaşayan kişiyi değil, ondan sonra gelenlerin de psikolojisini ve hayata bakışını nasıl zehirlediği çok vurucu işlenmiştir.
Yazar,