Size yazılan feminist bilim kurgunun ilk eseri 1881 yılında yazılan Mizora ile geldim. Kitap, yazarın yaşadığı dönemde dergilerde yayınlanmış, defalarca izin istenmesine rağmen kitap olmasını istememiştir.
Ölümünden sonra kitap olarak yayınlanabilmiş.
Erkeklerin olmadığı, kadınların kendi kendilerine yetebildiği, üreyebildikleri, bilim ve sanatta gelişmiş, sarışın, mavi gözlü, beyaz tenli kadınların oluşturduğu bir ütopya.
Vera isimli bir kadının siyasi suçu yüzünden kaçarken , Kuzey Kutbu yakınlarında denizde kadınlara rastlamasıyla ütopik bir dünyayı keşfe başlar. Bu yer Mizora’dır. Burada para değersizdir , kadınlar hastalanmazlar, eğitim ücretsizdir, kadınlar oldukça zekidir, hiç suç işlenmemiştir. En yüce mevki anneliktir. Çok uzun zaman önce çocuğuna el kaldıran kadın, ömür boyu hapsedilmiştir.
Vera, bu yerde 20 yıl boyunca kalmıştır. Sürekli erkeklerin nerede olduğuna dair aklında soru işaretleri vardır. Sorarak öğrenemez. Büyük çaba harcar.
Hayal edilen Mizora, öyle bir yerdir ki çoğu zaman Vera etrafında olup biteni anlayamaz. Sürekli soru işaretleri oluşur kafasında. Arkadaş edindiği Wauna ona rehberlik etmeye başlar. Sorduğu sorulara cevaplar bulmaya başlar.
Kendisine farklı ve mantıklı gelen şeyleri detaylı inceleyerek ülkesine götürmeyi hedefler. Wauna ile bir maceraya atılırlar.
Vera sorularına cevap bulabiliyor mu ? Wauna ile neler yaşıyorlar ? Ülkesine yararlı bilgiler götürebiliyor mu ? Hepsinin cevabı bu muazzam eserde.