Şafak için nasıl da güzel gidiyordu hayat. İşi, evi, sosyal hayatı derken... Bu aynanın görünen yüzüydü ama kimse bilmiyordu. Birde yaşamına farklı açıdan bakmasını sağlayan terapisti olmasa, gerçekten soluk almanın ne demek olduğunu belki de hiç bilemeyecekti¿
Farkına bile varmadan girdiği depresyon, nefessiz bırakan panik ataklar, onu üç aylık ücretsiz izinle Kaş' a yönlendirdi. Hemde Şafak olarak değil, Ela olarak!
Burada Volkan abisinin meyhanesinde garson olarak çalışacaktı izni süresince. Pansiyoner Ayşe öğretmen ve oğlu Poyraz ile birlikte kalacak, ufaktan onların da sıkıntılarına yer verecekti usul usul. Özgür ise en büyük yarasına, söküp atamadığı Can'ına uzanan bir köprü olacak mıydı acaba?
Evet; Can, kanserle savaşırken yaşamını bir kaza sonucu kaybetmiş ve Şafak'dan bir türlü gidememişti. En büyük hissizliği, nefessiz anlarına sebebi, belki de söküp atamadığı_atmak istemediğiydi. Peki, burada, bu aşk kokan yaz kokan sokaklarda arnavut kaldırım taşları misali tam yerine oturacak mıydı hüzünler?
Kendinizi Kaş'da hissedeceğiniz satırlar, yaz gelsin diyeceğiniz anılar... Sımsıcak bir yaz dizisi misali sürükleyen, soğuk kış günlerini eritecek birlikteliklerle dolu bir dönüm noktası; #mola .
Okurken seneler önce yaşamış olduğum ani stresle gelen sıkıntılarımı hatırladım. Aynı Şafak gibi kendimi dalga seslerini dinlediğim ufacık ve hiç bilmediğim yere atmış ve huzuru bulmuştum orada. Hala aklıma geldiğinde ya da kendimi kötü hissettiğimde yatakta yatarken dinlediğim o denizin sesini düşünür ve toparlarım kendimi. Yaşanmışlıklarımı düşündüren, bunca koşturmacaya, kafaya takmaya değer mi dedirten, çok severek okuduğum bir okuma oldu bu kitap.
@burcununseckileri ile birlikte okudum, #iyiki .