Akıma davetini kabul ediyorum @irem_korpe ve artırıyorum
Geçen her gününde acı haberler aldığımız, hüznümüz kaygımız korkularımız ve öfkemizin başı çektiği şu karantina günlerinde ismi bile mutluluğu bilmem ama umut verici değil mi? "Mutluluğun Kitabı",,,
Bir arkadaşım “Mutluluğu kitaplarda mı aramaya başladın artık?” demişti bunu elimde gördüğünde. Öyle miydi gerçekten, mutluluk sevinç bunlar aranır mıydı? Aranınca bulunur muydu? Hadi bulduk diyelim ya sonrası,,,? Falan filan,,, Sorularımın cevabını bulabilmiş değilim, var mı onu da bilmiyorum. Bildiğim hissettiğim birşey var ki o da; her şey, herkes, her andan bana mesajlar olduğu ve zaten bunun bana mutluluğu ve tabi huzuru getirdiği gerçeği.
Çok kısa süredir değil ülkemizce tüm dünyaca yaşanan savaş, deprem, çığ, yangın, hastalık gibi üzücü şu süreçlere dair bu kitabın insalığa söylemek istedikleri; beni düşündüren beni dirilten kendime getiren, bana anlık mutluluk daimi huzur veren cümleleri var : " Modern dünya şefkatten kuşkulanır çünkü doğanın vahşi ve acımasız bir çekişme ve rekabet içerdiği, aslında herkese ve her şeye karşı rekabet ettiğimiz inancını kabul etmişizdir. Bu bakış açısına göre şefkat, elde etme ve harcama bakımından hayatlarımızda en iyi ihtimalle bir lüks en kötü ihtimalle de zayıfların kendi kendilerine sorun çıkaran ahmaklığıdır. Ancak evrim bilimi, işbirliğini ve onun ana duyguları olan empati, şefkat, cömertliği türümüzün hayatta kalması için esas olarak görme noktasına gelmiştir. Dalay Lama'nın şefkatin bizim kendi yararımıza olduğunu açıklarken tarif ettiği şeye, evrim biyologları 'karşılıklı özgecilik' demişlerdir. Bugün ben seni kollarım yarın da sen beni,,, Bu düzen hayatta kalmamız için o kadar esastı ki altı aylık çocukların bile engellemeyi yansıtanlardansa yardımlaşmayı yansıtan