Bebeğin Evi

Nora

Henrik Ibsen
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal
9/10
·182 syf.··
Beğendi
·
2023 74. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2023 22:04
Norveçli oyun yazarı Henrik Ibsen’in tam 144 yıl önce yazdığı (1879) ‘Nora: Bir Bebek Evi’ adlı eseri, yazıldığı dönemde büyük tartışmalara sebep olmuş. Sebebi, aile yaşantısı içinde evin süs bebeği haline gelen kadının, yaşadığı hayatın yalançılığını, yapaylığını fark edip, evini terk etmesi. Ibsen, böyle bir kadın karakter yaratarak din, ahlak ve toplum ekseninde idealize edilmiş olan kadını gerçeklerle yüzleştirerek yerle bir etmiştir. Nora, hayatı boyunca kendi için düşünmek zorunda kalmamış, çünkü hep başkaları onun adına düşünmüş. Önce babası, sonra da kocası Torvald, daima onun yerine kararlar alırken, Nora’ya düşen, bir yandan kadınca görevlerini yerine getirirken bir yandan da neşe saçmak. Ciddi işlerle uğraşıp kariyerinde yükselen Torvald için, Nora, boş vakitlerinde ilgilendiği bir oyuncak âdeta. Örneğin, dişleri çürümesin diye ona makaron yemeyi yasaklamış. Nora kendi çocuklarına annelik yaparken, bir yandan da Torvald’ın küçük kızı gibi. Her hareketi, her sözü buna işaret ediyor. HELMER: Hadi ama! Benim küçük kanaryam kanatlarını sarkıtmasın böyle. Küçük sincabımın canı mı sıkılmış? (Cüzdanı çıkarır) Nora, bil bakalım elimde ne var? NORA: (hızlıca dönerek) Para! Fakat Torvald, hayatını bu küçük kadına borçlu olduğunu bilmiyor ve Nora bu sırrı büyük bir gururla saklıyor. Ta ki Torvald, neşeli küçük kanayasının ondan habersiz borç alıp bir de imzada sahtecilik yaptığını öğrenene kadar. Bu noktadan sonra Torvald’ın tek düşündüğü, adına sürülecek olan leke. Nora sırrının açığa çıkmasından korkarken, Torvald’ın bu suçu üstlenip kendini feda edeceğine emin, fakat sonuç hiç de düşündüğü gibi olmuyor ve Nora, hayalindekinden çok daha farklı olan gerçek Torvald’la yüzleşiyor. HERMER: Bütün mutluluğumu yıktın, geleceğimi mahvettin. Düşünmesi bile korkunç! Şimdi
NoraHenrik Ibsen · MEB Yayınları · 19771,096 okunma
Puan vermedi·182 syf.··
2022 117. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2022 17:06
Kapitalist-emperyalist sistem kadınları ucuz işgücü olarak kullanmanın yanında, yer yer kobay olarak da kullanmaktadır. Başta kimya ve ilaç sektöründeki sanayi ürünleri emperyalist ülkelerde piyasaya sürülmeden önce, emperyalizme bağımlı birçok yoksul ülke kadını üzerinde denenmektedir. Ataerkil sistem, kadının bedeni ve ev içi emeği üzerinde tahakküm kuran erkek egemen bir toplumsal yapıyı. Ataerki, kapitalizmden yüzyıllar önce var olmuş bir sistemdir. Ataerki ve kapitalizm birbiriyle hemhal olmuş, birbirini belirlemiş iki sistem olarak kadınlar üzerindeki hâkimiyetlerini derinleştirmiş, patriyarkal kapitalizm halini almıştır.  İnsanlara olan bakış açımızın paraya ve içinde bulunduğumuz stres durumuna göre değişeceğini anlatıyor. Başarılı bir tiyatro eseri.
Edebiyat
NoraHenrik Ibsen · MEB Yayınları · 19771,096 okunma
7/10
·182 syf.··
2025 40. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2025 00:00
Bu tiyatro oyunu 1879’da yazılmış. Nora ismindeki kadın, ilk başta dışarıdan bakıldığında mutlu bir ailesi varmış gibi görünüyor. Ama kocası ona hep küçümseyerek davranıyor ve kendi kararlarını vermesine izin vermiyor. Hikayenin bu kısımları açıkçası çok sıkıcı. Sonlara doğru Nora ailesi için büyük bir fedakârlık yapar. Ama görmek istemediği hayatının gerçeği ortaya çıkınca, yaşadığı hayatın sahte olduğunu fark eder ve sonunda cesurca kendi yolunu seçer. O dönemde böyle bir konuya değinmek çok cesur bir adım olsa gerek.. Akış itibari ile çok sarmasa da sonu güzel bitti diyebilirim
NoraHenrik Ibsen · MEB Yayınları · 19771,096 okunma
9/10
·182 syf.··
2021 5. kitabı
Diyaloglar tabii ki günümüz ifadelerine göre son derece abartılı hatta bazen gülümsetir derecede çocukça ne var ki yazıldığı dönemin dili düşünülmeli ve öyle değerlendirilmeli. Finalde Nora'nın kadının toplumdaki yeri ve dine bakışıyla ilgili yaptığı konuşma tüylerimi ürpertti. Nasıl cesur nasıl ani bir patlama gibi etkileyici ve korkutucu. Korkutucu dedim evet bırakın 1879'u bugün bile tepki alacak tabiri caizse "linç edilecek" bir düşünce o gün o sahnede... İbsen'i düşündüm, oyunun sahnelendiği ilk gece ne düşündü, nasıldı? İnsanlar ona lanetler yağdırırken korktu mu? Cesur muydu? Bu arada okuduğum kitapta bilmem neden (sanırım sansür) orijinal oyundaki şu son cümle yoktu : "Nora bebek evinin kapısını kapatıp çıktığında kadın için hayatın kapısını ardına kadar açar.."
NoraHenrik Ibsen · MEB Yayınları · 19771,096 okunma
Kapı Kapanır... ve Hayat İlk Kez Gerçekten Başlar.
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 14:36
İlk başta şunu düşüneceksiniz: Bu hikâye Nora’nın hikâyesi. Ama değil. Henrik IbsenHenrik Ibsen öyle bir kurgu kuruyor ki, siz merkeze tek bir karakter koyduğunuzu sanarken aslında satranç tahtasına ikinci bir oyun daha yerleştiriyor. Krogstad ve Bayan Linde… Bir tarafta bir evlilik var: dışarıdan kusursuz, içeride bir “rol oyunu”. Diğer tarafta ise bir adamın hayatta kalma mücadelesi: itibar savaşı. Ve bu iki hat birleştiğinde asıl soru sessizce önünüze düşüyor: Toplum insanları gerçekten düzeltir mi, yoksa yalnızca damgalayıp köşeye mi iter? İbsen’in gücü burada başlıyor. Karakterlerini süslemiyor, yumuşatmıyor. Olduğu gibi bırakıyor. Hayatın insanı nasıl pazarlık masasına oturttuğunu gösteriyor. Sevgi çoğu zaman ikinci sıraya düşüyor. Hayatta kalmak ise birinci. Okurken şunu fark ediyorsunuz: Bu oyunda sözlerin pek bir değeri yok. İnsanlar konuşuyor, sevgi sözcükleri söylüyor, roller oynuyor… Ama kaderi değiştiren şeyler sözler değil, eylemler. Ve sonra o kırılma anları geliyor. Hani bazen bir şeyin olmasını beklersiniz… Hatta olursa her şeyin düzeleceğine inanırsınız. İşte o şey gerçekten mümkün olur. Ama düşündüğünüz gibi gerçekleşmez. Ve en acı tarafı şu: Sebebi çoğu zaman sizsinizdir. İbsen burada çok rahatsız edici bir gerçekle yüzleştiriyor insanı: Bir insan sizi gerçekten seviyor mu, yoksa yalnızca kendi rolünü mü seviyor? Koca rolünü. Baba rolünü. Saygın insan rolünü. Rol bozulduğunda sevgi de dağılıveriyor mu? Bu sorular okurken içinizde dönüp duruyor. Ve bir noktada şu kaçınılmaz soru geliyor: Toplum mu haklı… yoksa ben mi? Bu bir tiyatro oyunu gibi başlamıyor aslında. Daha çok yavaş yavaş soyulan bir hayat gibi ilerliyor. Ve sonunda geriye tek bir şey kalıyor: Çıplak gerçek. Ve tam burada, Bir Bebek Evi (Nora)Bir Bebek Evi (Nora) sizi son bir kez vuruyor. İbsen’in kalemi… gerçekten başka bir
Bir Bebek Evi (Nora)Henrik Ibsen · Agora Kitaplığı · 20121,096 okunma
Eril Düzenin Küçük Kanaryası Nora veyahut Kendini Doğurmak.
9/10
·144 syf.·
2020 86. kitabı
Henrik Ibsen listemde olan bir yazardı. Aslında okumaya niyetlendiğim ilk kitabı 'Yaban Ördeği' olmuştu lakin sanırsam onu bir yerlere not edip sonrasında unutmuşum. Okumaya niyetlendiğim ikinci kitabı ise "Hayaletler"di André Gide bu kitap için "Günlük" kitabında tekrar okuduğu zamanda da çok etkileyici bulduğunu ifade etmişti ve bu dikkatimi çekti kitaba okuyorum ibaresini ekleyince https://1000kitap.com/SiO2 "Nora"yı mutlaka okumalısın diye ekledi ve sonuç biraz dış biraz iç destekle Henrik İbsen'e adım atmış bulunuyorum. Ülkemizde az okunan bir yazar ve ben bugüne kadar okumamış olduğuma pişmanım.. "Batı tiyatrosu üstünde derin etkiler bırakan ve dram sanatının en büyük ustalarından sayılan Ibsen, kendi konumunu şu sözlerle yansıtır:"Yeni bir evrenin yaratılışına katkısı olanların başında geldiğim söyleniyor. Bense, tam tersine, yaşadığımız çağın birçok nedenden ötürü ancak birtakım yeni şeyler doğurabilecek, sona ermiş bir çağ olarak nitelenebileceğine inanıyorum." tr.m.wikipedia.org/wiki/Henrik_Ibsen Yeni şeyler doğurabilecek çağın "öncelikle İskandinav bölgesi için" tetikleyicilerinden biri olmuştur Ibsen. NORA kitabından önceki yapımlarında da aile hayatının çarpıklığına değinen Ibsen bu nedenle rahatsızlık duyan rahiplerin içinden bir sürü düşman edinmiş. Ona uygulanan bu toplum kökenli düşmanlık kalemini daha fazla sivriltmeye yaramış ve ilerleyen oyunlarında (başta Nora sonra Hortlaklar) sosyal sorunları daha fazla tenkit etmiş ve Kadınların özgürleşme mücadelesinin öncü ismi olarak tarihe adını yazdırmıştır. Ve modern Norveç kadınının ilki Nora olacaktır. Az okunan ve çok sevdiğim eserlere uzun uzun yazıyorum ve bir eser içerikten bağımsız incelenemez o yüzden içerik illa ki olacak bu durumdan hoşlanmayanlara duyurulur. Eser 3 perdeden oluşur 144
Bir Bebek Evi (Nora)Henrik Ibsen · Agora Kitaplığı · 20121,096 okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2026 00:09
Her şey yolundaymış gibi görünen bir evliliğin aslında ne kadar kırılgan ve yapay olduğunu görmek, Nora’nın yavaş yavaş kendi gerçekliğini fark etme süreci, sadece bir eş ya da anne değil, önce bir birey olduğunu fark etmesi kitabın en güçlü yanlarından biri. Nora’nın sevgi sandığı şeyin aslında bir alışkanlık ve kontrol olduğunu anlaması çok sarsıcıydı. Toplumun ve evliliğin kadına biçtiği rolleri sorgulaması, cesur bir yüzleşme gibiydi. Finali ise beni hem sarstı hem de hayran bıraktı. Bu yüzden Bir Bebek Evi, okuduktan sonra uzun süre aklımdan çıkmayan ve beni gerçekten etkileyen bir kitap oldu. Çünkü bazen kalmak, insanın kendinden vazgeçmesi demek. Mutlaka okunması gereken bir eser. Keyifli okumalar.
Bir Bebek Evi (Nora)Henrik Ibsen · Agora Kitaplığı · 20121,096 okunma
Benim Küçük Kuşum
10/10
·144 syf.··
2021 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2021 00:41
Bir kadını toplumda kadın yapan nedir? Anne olması mı, eş olması mı, iyi ailesinin sözünü dinleyen bir kız çocuğu olması mı? İşte kitabın baş karakteri Nora, başına gelen bir takım olaylarla birlikte ilk kez kendi benliğini hiç tanıyamadığını fark eder ve hayatında adeta bir devrim yaratır. Nora, Helmer ile evliliğinin ardından kocasının sözünden çıkmayan hatta kocası tarafından aşırı narin “tarla kuşum, bülbülüm” diye seslenilen bir kadındır. Kocası aynı zamanda onu bir kuş kadar aptal ve saf bulmaktadır belki bu yüzden ona kuş türleriyle seslenmektedir. Nora’nın hayatına girdiğinden beri Helmer her şeyi nasıl yapması gerektiğini ona psikolojik bir baskı ile güçsüz hissedebileceği bir hayat kurmuştur. Nora sadece bu baskıyı eşinden değil evlenmeden öncede babasının sözünden çıkmayan bir kız çocuğu olarakta hayatını sürdürmüştür. Fakat karakter sayfalar ilerledikçe kendini geliştiren güçlü bir bireye dönüşür. Bir Bebek Evi (Nora)Bir Bebek Evi (Nora) Henrik IbsenHenrik Ibsen
Edebiyat
Bir Bebek Evi (Nora)Henrik Ibsen · Agora Kitaplığı · 20121,096 okunma
9/10
·130 syf.·
Beğendi
·
2026 31. kitabı
Kapıyı çarpıp giden bir kadının sesi, yüzyıllar boyunca yankılanır. Henrik IbsenHenrik Ibsen ’in Bir Bebek Evi, yalnızca bir aile hikayesini anlatmıyor. Eser, evlilik kurumunu, kadınların toplumdaki konumunu, “namus” ve “onur” gibi değerlerin erkek egemen sistemde nasıl kullanıldığını okuyanın yüzüne çarpan bir sorgulamadır. Nora Helmer, kocası Torvald ile sekiz yıllık evliliğinde üç çocuğuyla birlikte dışarıdan bakıldığında huzurlu bir aile tablosu çizer. Ancak bu parlak görüntü, geçmişte yaptığı gizli bir fedakarlığın gölgesiyle çatırdamaya başlar. İşte o anda, bir kadının özgürlük arayışıyla evlilik kurumunun sınırları arasındaki derin çatışma görünür hale gelir. Bu üç perdelik oyunda ön planda olan temalar; kadın kimliği ve özgürlüğü, evlilikte rollerin sorgulanması, ahlak ve bireysel sorumluluk ile toplumsal kalıplardır. Nora’nın yolculuğu ise, bir kadının “oyuncak bebek” olmaktan çıkıp kendi sesini bulma cesaretidir. Ve İbsen bütün bunları, yalın ama derinlikli bir dil ile yapar. Gündelik konuşmaların sadeliği içinde saklı psikolojik yoğunluk, karakterlerin dönüşümünü daha da çarpıcı kılıyor. Bir Bebek Evi (Nora)Bir Bebek Evi (Nora) , çok severek okuduğum, her seferinde yeniden düşündüren ve beni etkileyen bir eser oldu. Tıpkı Yaban Ördeği ve Bir Halk Düşmanı gibi görünürdeki düzenin altındaki gizemi açığa çıkaran bir oyundur. Kısacası Bir Bebek Evi, sadece bir dönemin tiyatrosu değil, insanlığın en derin çatışmalarından birinin sahneye taşınmış halidir: Bireyin kendisi olma hakkı. Henüz İbsen ile tanışmadıysanız; insan ruhunun derin çatışmalarını sahneye taşıyan eserlerini keşfetmeyi ertelemeyin.
Bir Bebek Evi (Nora)Henrik Ibsen · Agora Kitaplığı · 20121,096 okunma
Kadın Gibi Kadın
10/10
·116 syf.··
2025 9. kitabı
Henrik IbsenHenrik Ibsen A Doll's HouseA Doll's House Bernard Shaw "İbsenciligin Özü" eserinde idealist papağanlar ve akılcı papağanlar örneğini verir. Papağan bu içerik altında 'kadın olmak' olarak adlandırılabilir. İdealist papağanlar başkasının mutluluğu için kafeslerinde hoş sesler çıkarırken akılcı papağanlar kedilere yem olmaktan kaçınıp özgürlük arayışına girer. Shaw, kadın gibi kadın kavramını şu şekilde tanımlar; kadın iyi bir eş ve anne rollerinden sıyrılmış olursa ancak o zaman kendi kimliğini bulur. İbsen'nin bu eserinde de Nora karakteri "kadın gibi kadın" olmanın en ünlü ve en önemli örneklerinden biridir. Eserin başında Nora, aile idealine uymaya çalışan ve görev bilinciyle kendi dışında herkese yaranmaya çalışan bir kadındır. Nora'nın kendini bulması ancak kocasını ve çocuklarını terk etmesiyle gerçekleşir. Çünkü artık ideal eş ve anne değildir, kadın gibi kadın olmuştur. Shaw'ın ne kadar feminizm kavramıyla tartışmalı bir geçmişi de olsa , eserlerinde bu elementleri görmezden gelmek imkansızdır. İbsen ve Shaw ne kadar 'feminizm" adı altında eser vermeseler de, bu akıma kattıkları görüşler göz ardı edilemez. Sonuçta kadın ataerkil toplumun hegemonyasından ancak 'toplumsal rollerini' redderek kurtulur. Türkçe'ye "Bir Bebek Evi" olarak çevrilen bu eser, bütün kadınlara yeni bir bakış açısı katar ve sosyal kimliklerin sorgulanmasını sağlar.
1000Kitap
A Doll's HouseHenrik Ibsen · Gece Kitaplığı · 20141,096 okunma

Yazar Hakkında

Henrik IbsenYazar · 19 kitap
'Eleştirel gerçekçi' edebiyat anlayışının tiyatrodaki öncüsü, çağdaş tiyatronun kurucularından, Norveçli oyun yazarı ve şair. Mali bunalıma düşmüş Norveçli bir tüccarın oğlu olan Ibsen, Kristiana'ya girerek üniversite adayları için düzenlenen eğitim kurslarına katılır. İlk oyunu Catiliana'yı 1850'de yazar. 1851'de Bergen'de Den Nationale Scene'ye Sahne Ozanı olarak atandıktan sonra oyun yazarlığı daha ağırlık kazanır. 188 oyunun sahnelenmesinde yer alır. Norveç Tiyatrosu'nun sanat yönetmeni olur. Tiyatro iflas edince maddi güçlükler yaşar ve kendisine yardım bağlanması için Meclis'e başvurur. 1863'te Norveç'te Kristiana Tiyatrosu'nda sanat danışmanı olur; burs için yine hükümete başvurduğunda kendisine 'burs değil, iyi bir dayak gerektiği' yanıtını alır. Tatlı İsteyenler adlı oyunun başarı kazanması üzerine hükümet yurt dışına geziye gidebilmesi için kendisine bu sefer mali yardımda bulunur. Dönemin en ünlü yazarı Bjornson'dan mali destek görerek 1864'te İtalya'ya gider ve zaman zaman Norveç'e dönse de 27 yıl yurt dışında kalır. Batı tiyatrosu üstünde derin etkiler bırakan ve dram sanatının en büyük ustalarından sayılan Ibsen, kendi konumunu şu sözlerle yansıtır: 'Yeni bir evrenin yaratılışına katkısı olanların başında geldiğim söyleniyor. Bense, tam tersine, yaşadığımız çağın birçok nedenden ötürü ancak birtakım yeni şeyler doğurabilecek, sona ermiş bir çağ olarak nitelenebileceğine inanıyorum.' 19. yüzyılın diğer büyük oyun yazarları gibi romantik, bireyci ve anarşist bir dünya görüşünün etkisinde yapıtlar vermiş olan Ibsen, yazdığı eleştirel gerçekçi oyunlarda toplum bireylerinin yanılsamalarını, nevrotik ve ruhsal çalkantılarını açığa sermiş; bireyin boşa çıkan yaşam uğraşını, toplumun dış yüzü ile iç yüzü arasındaki karşıtlığın yol açtığı çelişkilerin üstesinden gelemeyişini irdelemiştir.