Nükleer Felaketlerle Yaşamak (Çernobil ve Fukuşima’nın Sağlık Üzerine Etkileri)

·
Okunma
·
Beğeni
·
222
Gösterim
Adı:
Nükleer Felaketlerle Yaşamak
Alt başlık:
Çernobil ve Fukuşima’nın Sağlık Üzerine Etkileri
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055895846
Orijinal adı:
PPNW Report Gesundheitliche Folgen der Atomkatastrophen von Fukushima und Tschernobyl 30 Jahre Leben mit Tschernobyl
Çeviri:
Alper Öktem
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yeni İnsan Yayınları
Nükleer santral kazaları tüm gezegeni tehdit ediyor. Gelişmiş geçinen Rusya’sından, Japon-yası’na, ABD’sinden Fransa’sına kadar, herhangi bir kaza sonrası santralde çalıştırılan işçiden, bölge halkına ve hem o ülkenin hem yakın coğrafyadaki ülkelerin vatandaşlarının hem de konta-mine olmuş ürünleri satın almak zorunda bırakılan çok uzak ülkelerin tüketicilerine kadar herkes büyük yalanlar, bilgi saklamaları ve en temel sağlık haklarından dahi mahrum bırakılmaktadır. Bütün bunları değerlendirmek için, üzerinden geçen makul sürelerle verilerin daha belirginleştiği Çernobil ve Fukuşima kazalarında nasıl uygulandığını bu kitapta okuyacaksınız. Öylesine ki Japonya gibi bir ülkede, nükleer kazadan sonra yapılacak ilk iş olan iyot tabletlerin dağıtımı bile yapılmamıştır ve sonuçları daha şimdiden çok ağır olmuştur.

Peki Çernobil’de yaşananlar, Fukuşima’da başarıya alışmış ve teknolojiye belki de dünyada en çok inanan Japonlara ders oldu mu? Kitap bu karşılaştırmanın da izini sürerek, bir yanıyla da güç sahiplerinin eğilimlerinin, sivil toplumun etkililiğinin, tıp camiasının örgütlüğünün, bilim insanlarının bağımsızlığının ve gazetecilerin cesaretinin önemini sorguluyor. Biz özellikle Türkiye’de artık çok iyi biliyoruz ki vatan hainliği ile sevgisi arasındaki çizgi, iktidarın tercihine kalmıştır. Bir şekilde her iki kazadan da en çok zararı görme ihtimali olan insanların, örtbas etmelere değil, sonuçlarıyla oynanmış raporlara değil, nükleer lobisinin finanse ettiği araştırmalara ve boş umutlara değil, güvenilir bilgilere ve desteğe ihtiyacı vardır. Kaldı ki bütün kazanın 300 yıla kadar sürecek etkilerini ortadan kaldırmak için, yine bu en çok zarar gören yurttaşların vergileri kullanılıyor.

Nükleer serpintinin cinsi, yarılanma ömrü ve bunların bitkiler, hayvanlar genel olarak doğal ekosistem üzerindeki etkileri ise insan merkezli düşünenlerin dahi ihmal edemeyeceği düzeydedir çünkü bunların çoğu dönüp dolaşıp besin ya da su olarak insanlar tarafından tüketilmektedir. Ancak dünyaya başka bir gözlükle bakmayı becerebilenler için, ömürleri çok kısa olan mavi kelebeklerin nasıl etkilendiği de önem taşır. Ömürlerinin kısalması, kanat uzunlukların azalmasının yanı sıra yeni nesillerdeki mutasyonlar, gelecek için çok kaygı vericidir.

İronik bir gelişme ise, nükleerden elde edeceğimiz enerji olmazsa yaşam durur sloganları atan lobicilerin söylediklerin tam tersine, kazadan sonra 17 adet nükleer güç santralini (toplam reaktör sayısı 48) kapatan, hem de bu kadar teknoloji ve elektrik bağımlısı bir ülke olan Japonya o zamandan beri nükleer enerjiye muhtaç olmadan yaşamıştır ve bugün de tekrar çalıştırılan 2 reaktör dışındanükleersiz yaşamaktadır.

Bütün bu kazaların bize öğrettiği bir önemli unsur ise, tıpkı küresel iklim değişikliği gibi, nükleer santraller de bulundukları devletlerin sorumluluğundan fazlasını, yani bütün gezegende yaşayanları ilgilendiriyor. Bu nedenle hangi ülkede yapılırsa yapılsın, yarın onun olumsuz etkilerine maruz kalacak tüm insanların bunlara direnmeye hakkı vardır.
160 syf.
·Puan vermedi
Kitap Çernobil Faciası(1986) ve sonrasında yaşanılanlar ile Fukuşima Nükleer kazası(2011) sonrasında yaşanması muhtemel durumları anlatmak ve bilgilendirmek amacıyla yazılmış. İçinde bilimsel veriler,istatistiki bilgiler,bu alanlarda yapılan araştırmalar ve araştırma sonuçları bizlere sunulmuş.
## Açıkçası ben bu kitabı okumadan önce üzerine çok düşündüğüm bir konu değildi o açıdan iyi ki okudum dediğim bir kitap oldu zira bilmediğimiz o kadar çok zarar anlatılmış ki. Nükleer enerji yarışı içinde olan bir dünyadayız ve dünya üzerinde şuan 450 civarı nükleer santral var ancak bunlarda meydana gelebilecek olası bir kaza sadece o alanı değil hemen hemen bütün dünyayı etkilecek ve sadece o dönemde yaşayan insan ve canlıları değil sonraki nesilleri de ciddi ölçüde etkileyecek. Rusya ve Japonya da yaşanan felaketler ortada her ne kadar üstü kapatılmaya çalışılsa da gizlenemeyecek kadar ciddi olaylar yaşanmış yaşanıyor ve yaşanacak peki biz bu konuda ne kadar bilinç sahibiyiz. Bizi , içinde bulunduğumuz bu çağın önemli bi sorunu hakkında bilinçlenmek açısından okunması gereken bir kitap kesinlikle faydası olacaktır bize .Hele ki Türkiyede bir değil iki değil tam üç tane Nükleer Santral inşası için çalışmalar yapılıyorken hepimizin konu hakkında bilgi sahibi olması lazım . Çernobil faciasından etkilenen ülkelerdeniz hâlâ o facianın etkilerini kusuyorken kendi ülkemizde zeminimiz,bilgimiz ve yeterliliğimizden emin olmadan bu riski almaya neden bu kadar meraklıyız. Bu konular hakkında daha detaylı bilgi için ve düşünmeye, konuyu araştırmaya sevk etmek için okunacak güzel bir kitaptı. Herkese keyifli okumalar ...
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nükleer Felaketlerle Yaşamak
Alt başlık:
Çernobil ve Fukuşima’nın Sağlık Üzerine Etkileri
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055895846
Orijinal adı:
PPNW Report Gesundheitliche Folgen der Atomkatastrophen von Fukushima und Tschernobyl 30 Jahre Leben mit Tschernobyl
Çeviri:
Alper Öktem
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yeni İnsan Yayınları
Nükleer santral kazaları tüm gezegeni tehdit ediyor. Gelişmiş geçinen Rusya’sından, Japon-yası’na, ABD’sinden Fransa’sına kadar, herhangi bir kaza sonrası santralde çalıştırılan işçiden, bölge halkına ve hem o ülkenin hem yakın coğrafyadaki ülkelerin vatandaşlarının hem de konta-mine olmuş ürünleri satın almak zorunda bırakılan çok uzak ülkelerin tüketicilerine kadar herkes büyük yalanlar, bilgi saklamaları ve en temel sağlık haklarından dahi mahrum bırakılmaktadır. Bütün bunları değerlendirmek için, üzerinden geçen makul sürelerle verilerin daha belirginleştiği Çernobil ve Fukuşima kazalarında nasıl uygulandığını bu kitapta okuyacaksınız. Öylesine ki Japonya gibi bir ülkede, nükleer kazadan sonra yapılacak ilk iş olan iyot tabletlerin dağıtımı bile yapılmamıştır ve sonuçları daha şimdiden çok ağır olmuştur.

Peki Çernobil’de yaşananlar, Fukuşima’da başarıya alışmış ve teknolojiye belki de dünyada en çok inanan Japonlara ders oldu mu? Kitap bu karşılaştırmanın da izini sürerek, bir yanıyla da güç sahiplerinin eğilimlerinin, sivil toplumun etkililiğinin, tıp camiasının örgütlüğünün, bilim insanlarının bağımsızlığının ve gazetecilerin cesaretinin önemini sorguluyor. Biz özellikle Türkiye’de artık çok iyi biliyoruz ki vatan hainliği ile sevgisi arasındaki çizgi, iktidarın tercihine kalmıştır. Bir şekilde her iki kazadan da en çok zararı görme ihtimali olan insanların, örtbas etmelere değil, sonuçlarıyla oynanmış raporlara değil, nükleer lobisinin finanse ettiği araştırmalara ve boş umutlara değil, güvenilir bilgilere ve desteğe ihtiyacı vardır. Kaldı ki bütün kazanın 300 yıla kadar sürecek etkilerini ortadan kaldırmak için, yine bu en çok zarar gören yurttaşların vergileri kullanılıyor.

Nükleer serpintinin cinsi, yarılanma ömrü ve bunların bitkiler, hayvanlar genel olarak doğal ekosistem üzerindeki etkileri ise insan merkezli düşünenlerin dahi ihmal edemeyeceği düzeydedir çünkü bunların çoğu dönüp dolaşıp besin ya da su olarak insanlar tarafından tüketilmektedir. Ancak dünyaya başka bir gözlükle bakmayı becerebilenler için, ömürleri çok kısa olan mavi kelebeklerin nasıl etkilendiği de önem taşır. Ömürlerinin kısalması, kanat uzunlukların azalmasının yanı sıra yeni nesillerdeki mutasyonlar, gelecek için çok kaygı vericidir.

İronik bir gelişme ise, nükleerden elde edeceğimiz enerji olmazsa yaşam durur sloganları atan lobicilerin söylediklerin tam tersine, kazadan sonra 17 adet nükleer güç santralini (toplam reaktör sayısı 48) kapatan, hem de bu kadar teknoloji ve elektrik bağımlısı bir ülke olan Japonya o zamandan beri nükleer enerjiye muhtaç olmadan yaşamıştır ve bugün de tekrar çalıştırılan 2 reaktör dışındanükleersiz yaşamaktadır.

Bütün bu kazaların bize öğrettiği bir önemli unsur ise, tıpkı küresel iklim değişikliği gibi, nükleer santraller de bulundukları devletlerin sorumluluğundan fazlasını, yani bütün gezegende yaşayanları ilgilendiriyor. Bu nedenle hangi ülkede yapılırsa yapılsın, yarın onun olumsuz etkilerine maruz kalacak tüm insanların bunlara direnmeye hakkı vardır.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Atalay Tarakcıoğlu
  • Helin Örde
  • Ezgi Göktürk

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0